10 Mart 2019 Pazar

Jaguar

Archie Comics semsiyesi altinda 60'larda yaratilan bir dizi super kahramandan biridir Jaguar. Guney Amerika'ya (Peru'ya) arkeolojik kazilar yapmak icin giden Ralph Hardy bir dizi olay sonunda buldugu Inca'larda kalma mistik bir kemer sayesinde super guclere kavusur. Tum hayvanalara telapatik olarak hukmedebilir ve onlarin guclerine misliyle sahiptir. Bu orjinal seriyi okumadim hic ama donemin ruhunu herseyiyle yansittigi ortada. 

























Yillar sonra -90'larin basinda- DC, Archie comics karakterlerini Impact Comics basligi altinda yeniden dolasima sokmaya calisir. Yeni Jaguar bir kadindir: Maria DeGuzman. Amerika'ya Brezilya'dan okumak icin gelmis bir universite ogrencisidir. Kokeni Peru yerine Brezilya'ya tasinmis olsa da gucun kaynagi yine atalardan gelen mistik bir baglantidir ve etnik olarak beyaz Amerikali bir erkek degil de Latin kokenli olmasi enteresandir. Maria istedigi an insanustu fiziksel guce, hiza, ceviklige ve dayaniklilaga sahip Jaguar'a donmektedir.

 




Bu haliyle bana fazlasiyla Orumcek Adam'daki Puma karakterini hatirlatti, Puma da ustun fiziksel guclere, reflekslere sahiptir ve guclerinin kokeni atalarinin kizilderili mitolojisine sikisikiya baglidir. Ikisi de mitolojideki kutsal "buyuk kedi"dir, Guney Amerika yerlileri kendi cografyalarindaki buyuk kediler hem jaguari hem pumayi mistifike ederken -hatta bazen tanrilastirirken- benzer surec Kuzey Amerika'da kizilderilerde (bizde dag aslani olarak da adlandirilan) puma icin yasanmistir. 



Maria hem Latin kokenli hem de kadin olan ilk super kahramanlardan biridir. Ayrica cogu macerasi siradan super kahraman hikayeleri olsa da son derece siyasi bazi hikayeleri de vardir. Amerika'da Trump donemiyle yeniden gundeme oturan yabanci dusmanligi, irkcilik, Latin Amerika kokenliler tartismalari 30 yil once bir hikayeye konu olmustur.



Malesef bu seri kisa omurlu olur - yanlizca 14 sayi surer. Yillar sonra DC evreni Archie evrenini tamamen yutar, bu karakterleri dogrudan kendi evrenine dahil eder. Bu yapilirken de elbette karakterler yeniden dizayn edilirler, cinsiyetleri tekrar degistirilir. Ara sira gorunse de artik Jaguar omrunu tamamlamis, emekli olmus diyebiliriz rahatlikla. 

Ama Puma/Jaguar'a benzer baska bir karakter vardir ki baska bir evrende (Hellboy'un yaraticisi Mignola'nin evreninde) hala yasamaktadir. Ve yakinda gosterime girecek yeni Hellboy filmiyle ilk kez cizgi romanin kucuk okuyucu kitlesinden siyrilip buyuk kitlelerce taninacak: Ben Daimio. 


Hellboy evrenindeki Paranorma Arastirmalar Burosu BPRD'nin uzun sure istikrarli bir uyesi olmustur Daimio. Ama Jaguar cizgi romaninda Maria'nin surekli bastirmaya calistigi icguduleri/vahsi durtuleri Daimio'da zirveye cikmistir, Jaguar ruhun kendisine verdigi yeni yasamin ve super guclerin bedelini cok daha karanlik bir bicimde odemektedir. Dah fazla spoiler vermeyelim ama bakalim yeni Hellboy filminde Daimio'nun karanlik yuzu perdeye ne kadar yansiyacak?

Kaynaklar: 
https://en.wikipedia.org/wiki/Jaguar_(Archie_Comics)

Kapaklar:





3 Mart 2019 Pazar

Savage Dragon

1992 yilinda Amerikan cizgi roman piyasasi buyuk bir kirilma yasadi. Marvel'in (ve tabi DC'nin de) cizgi roman ureticilerine emeklerinin karsiligini yeterince vermemesi ve yaratici serbesiyet tanimamasi suclamasiyla 6 populer sanatci kendi karakterlerini yaratmak, yazip cizmek amaciyla Image Comics semsiyesi altinda birlesti. Bu sadece bir semsiye sirketin adiydi zira her sanatcinin bir studyo-sirketi vardi ve tum urettiklerine boylece direkt olarak sahip oldular. 

Bunlar arasinda en bilinen sanatcilar olarak  sanirim Jim Lee'yi ve sonrasinda da Todd McFarlane'i saymak gerek. 

Bir de McFarlane'den sonra gelen Orumcek Adam cizeri olarak adini duyuruan Eric Larsen var elbette.  Orumcek Adam cizeri olarak buyuk populerlik kazanan Larsen de bu yildan itibaren kendi yarattigi, yazip cizdigi Savage Dragon ile okuyucunun karsina  cikti. 

Image'in ilk kurulus yillarinda bu studyolarda yaratilanlardan Spawn belki de en meshuru, istikrarlisi oldu. Savage Dragon ise o yilllardan beri istikrarli bir sekilde yayinlanmasina ragmen buyuk bir cikis yapamadi bir turlu. Yillardir bu basligi cizgi roman dukkanlarinda, internet sitelerinde gormeme ragmen pek de merak etmemistim acikcasi. Kismet buguneymis. 

Larsen benim okudugum ilk sayilarda o cok bilinen Orumcek Adam cizgilerinin istikrarli bir devamini sunmakta:  Savage Dragon'un yuzune dikkatli bakinca Peter Parker'i, kitapdaki kimi kadin karakterlere bakinca da Larsen'in MJ'ini gormemek olanaksiz. 

Peter Parker mi o ? 

MJ ??

Savage Dragon'a supheyle bakan atesli gazete sahibi... bir yerden tanidik ama :)

Larsen'in cizgileri superhero genresi icin bicilmis kaftan; abartili kaslar, devasa silahlar, harika aksyon sahneleri, mukemmel gokdelen manzaralari-perspektifleri ve bol bol splash sayfalar ciziyor. Sayfalarca superhero kapismasi okumak icin birebir Savage Dragon.





Ama yine de eksik birseyler var; Dragon super guclere sahip bir polis memuru. Gecmisi bilinmiyor, hafizasini yitirmis durumda. Kostumlu super kahramanlarin ve kotulerin dolu oldugu bir evrende kotulerle mucadele ettigi kadar cevreye verdikleri zarari dusunmeyen super kahramanlarla da karsi karsiya gelmekte. Tek orjinal yonu bunu polis uniformasiyla yapmasi. Ama hepsi bu iste. Cok orjinal bir hikaye, plotlar cikmiyor Dragon'in sayfalarindan. 

Zaten pek coklari halihazirda olan superkahraman evrenlerinin yetersiz bir kopyasi olmaktan oteye gecemiyor Dragon'un evreni. Busiek'in Astro City, Ennis'in The Boys, Mignola'nin Hellboy ya da  Ellis'in The Authority evrenleri superkahraman turune farkli yonlerden birseyler kattilar, bu turu donusturduler ama Savage Dragon evreni bunlara yaklasmaktan oldukca uzak, oldukca yuzeysel bir evren.

Hal boyle olunca da asli varken niye kopyasini okuyalim sorusuna cevap vermekte zorlaniyor Larsen. Sonuc olarak kendine has kucuk bir fan kitlesi sayesinde bugune dek yayin hayatina devam etmis olsa da , gecen 30 yilda crossoverlarla birlikte belki 250 sayi kadar uretilmis olsa da (su aralar satislari 3-5 bin dolaylarina galiba) cok da uzayip kisalmayacak, albenisi olmayan bir eser Larsen'inki. Superkahramanlara hayran bir fanboy'un amator bir hevesle  kendi evrenini yaratmasinin bir adim ilerisine gecemiyor. 

Keske 'author'luga soyunmasaydi dedirtiyor, her guzel cizgisi olan sanatcinin guzel hikayeleri, orjinal fikirleri olmasi imkansiz ne de olsa. 

Kapaklar: 











24 Şubat 2019 Pazar

Kazikli Voyvoda

Dark Horse International basligi altinda 93 yilinda sadece 10 sayi cikabilmis Bram Stoker's Dracula dergisi korku turunu sevenler icin gercek bir cevher. 

Herseyden once dergiye ismini veren cizgi roman ve ilk sayilarin kapaklari sonralari Dark Horse'le beraber cok meshur olacak Hellboy'un yaraticisi Mignola'ya ait. Mignola imzasini kendi Mignolaverse'i disinda korku turunun boyle klasik bir uyarlamasinda gormek cok guzel. 

Dergide pin-uplar, kisa hikayerin disinda 4. sayidan itibaren yayinlanmaya baslayan bir baska cizgi roman ise klasik siyah-beyaz Vampirella.




Bunlari disinda benim en cok ilgimi ceken ise Kazikli Voyvoda (Vlad the Impaler) cizgi romani oldu. Derginin 6. sayisinda baslayan cizgi roman Vlad'in cocuklugundan itibaren Turklerle ve sonradan Fatih Sultan Mehmet olacak Sehzade Mehmet'le olan iliskilerini gercekci bir tarihi arkaplana oturtarak anlatmis. Sonrasinda da elbette meshur Drakula mitiyle baglantisini ustalikla kurmus. Burada seneryonun Marvel'in unlu editoru ve Conan yazari Roy Thomas'a ait oldugunu belirtelim. Cizer ise harika cizgilere sahip Korku turunun meshur ismi (benim ilk kez tanistigim) Esteban Maroto. 






Eli kilicli yerli cizgi roman uretimlerimizde 'kafir' diye nitelenen ve dusman olduklarindan dogal olarak cizerken cirkinlestirilen Batililarin penceresinden Turklerin-Osmanlilarin 'kafir' diye nitelendirilip  dusman olmalarindan dolayi cirkinlestirilmeleri ise ayri bir enteresan nokta :)




Kapaklar: 



















18 Şubat 2019 Pazartesi

Superman'dan once bir Superman: Doc Savage

Doc Savage, ilk pulp kahramanlardan (wikiye gore 1933'de kendi dergisine sahip olan 3. pulp kahraman). 30'lu yillarda yaratilmis ve takip eden yillarda onlarca hikayesi ve romani yazilmis bir karakter. Yaraticisi Lester Dent. Engin bir bilimsel bilgi birikimine, bir super kahraman olmamasina ragmen ustun fiziksel guce ve abidevi bir ahlak ve cesarete  sahip; kisacasi 10 parmaginda 10 marifet bir kahraman prototipi. Kucuk yastan itibaren suclularla savasmak icin yetistirilmis. Bu amacla kullandigi ozel bir ussu, elinin altinda kullabilecegi turlu teknoloji harikasi cihazi, ozel bir ucagi ve kendisine yardimci olan turlu konularda uzman bir sidekick ekibi var. 

Butun bunlarin, bu sablonun tanidik gelmis olmasi lazim. Ozetle bugunku super kahraman genresine kaynaklik eden ilk protiplerden biri Doc Savage ve Superman'dan once Superman diye hitap edilen bir karakter. Bugunku hemen her super kahraman anlatisinda Savage'den bir iz ya da paralellik bulabilmek bulmak mumkun. Ornegin yine Superman'den once 'Fortress of Solitude' isminde kutuplarda gizli bir siginagi bile var Savage'in.  

Henuz izleyemedigim bir de filmi var 70'lerde yapilmis. Yeni bir filmin yapimi da surekli konusulmakta.     

Cizgi roman medyumuna bu kadar uygun bir eser olunca kacinilmaz olarak bircok kereler degisik yayinevlerince cizgi romana da uyarlanmis. Kendi maceralari anlatildigi gibi bazi baska pulp kahramanlarla yollarinin kesistigi maceralarda da konuk olmus. 

Elimde iki cizgi roman denemesinden ornekler var; ilk DC'nin uzun soluklu bir serisi (toplam 24 sayi sanirim). 80'lerin sonunda donemin cizgi ve hikaye anlatisini bulmak mumkun bu hikayelerde; tek duze ilerleyen cok karmasik olmayan bir hikaye, yalin cizgiler ve cok cesur olmayan panellemeler. Kotulerin cok kotu oldugu, surekli olarak dunyayi ele gecirmeye calistigi klasik pulp anlatilar ve bu yuzden de klasik bir cizgi roman ve macera hikayelerini seven herkesin kolayca takip edebilecegi hikayeler. 



Bu hikayelerde Doc Savage kendi doneminden 80'lere tasinmis (bir zaman yolculugu ile) eski yardimcilari yaslandigi icin onlarin yanina yeni bir kadro kurulmus. Bu degisiklige ragmen okuyucu mektuplarina bakilirsa pulp kahramani romanlarindan taniyan sadik okuyucu kitlesine gore romanlarindaki dunyanin ruhuna oldukca sadik, sevilmis bir uyarlama. 




Ikinci seri daha guncel (2013), Alex Ross'un muhtesem kapaklariyla Dynamite semsiyesi altinda yayinlanmis. Ozel sayilar haric 8 sayi surmus kisa bir seri. Daha modern bir cizgi ve hikaye anlatisi ile ele alinmis Doc Savage; 30'larda baslayan maceralar Doc Savege'in yaslanmaya karsi kendi uzerinde bir denedigi bir serumun basarili olmasiyla gunumuze kadar gelen kisa hikayeleri anlatilmakta. 


Internetteki tepkilerden anladigim bu uyarlamanin hard-core pulp Doc Savage fanlari tarafindan sikintili bulunmus oldugu. Yine de Alex Ross kapaklari ile Doc Savage gormek ayri guzel zira Alex Ross'un cizimleri serinin orjinal romanlarina kapaklari cizen Roger Kastel'in yorumuna bir saygi durusu olmus.

Roger Kastel roman kapagi 






15 Şubat 2019 Cuma

The League of Extraordinary Gentlemen

Alan Moore'un muhtesem eserlerinden biri The League of Extraordinary Gentlemen'i yillar once grafik roman formatinda okumustum. Bir de 2003 yilinda vizyona giren (cizgi romana hic sadik olmayan bir uyarlama ile ) Sean Connery'e ragmen pek basarili olmayan bir filmi var serinin malum. 

Ama ilk defa serinin ilk basimini yani fasikul formatinin bazi sayilarini edinme sansi buldum. Bunlar 1999 yilinda America's Best Comics  semsiyesi altinda yayinlanmis fasikuller, her birinin kapagi cizer Kevin O'Neil'in  birbirinden ilginc dizaynlarina dayanmakta. 

Hele alternatif bir tarih akisinda gecen Viktorya donemi Superhero toplulugu olarak tasarlanmis bu serinin 6. sayisinin doneme yakin tarihlerde ortaya cikan ilk cizgi romanlar seklinde tasarlanmis 6.sayisinin kapagi... gondermesiyle inanilmaz bir estetik duzeye ulasmakta. 








9 Şubat 2019 Cumartesi

Rewhat - Kedisiz hikayeler

Rewhat guncel yayinlari cok yakindan takip edemedigim icin pek bilmedigim bir cizerdi, sagolsun Altinmadalyon forumundan Ferzan dostum dikkatimi cekti. Degisik dergilerde yayinlanan calismalari var, kimi zaman baska yazarlarla isbirligi yapmakta kimi zaman da kendisi yazip cizmekte. Bu aralar da sosyal medyadaki kisa mizahi-kedili cizgi hikayeleri, karikaturleri sikca paylasilmakta. 

Konuyla ilgili baska ilk donem hikayeleri de var ama benim dikkatimi Otlak dergisindeki iki hikaye ozelikle dikkatimi cekti. 

Ilki (Otlak 5'de) 20 sayfa kadar suren uzun bir calisma. (Bu arada bir not: Otlak dergisinin ilk sayilarinin en buyuk problemi cok daha uzun islenebilecek derinlestirebilecek hikayelerin 1-2 sayfaya sigdirmaya calismasiydi, bu da hikayenin -ne kadar guzel olursa olsun- maalesef yuzeysel kalmasina neden oluyordu. Keske daha az hikayeyle yola cikip her cizere en azindan 4-5 sayfa ayirabilselerdi...)  50'lerden sonra kitleler halinde koyden buyuk sehirlere goc eden tum Anadolu halki icin sonra gelen kusaklarda degisik derecelerde yasanan bir sorun: kimlik & aidiyet sorunu. Elbette bu sorunun kurt ve alevi kimligi baglaminda islenmis olmasi konumuz. Kahramanimizin ideal bir mufredat ogrencisiyken yani Musluman-Turk , Ataturkcu kimligi ile yetistirilirken once Kurt oldugunu ogrendiginde yasadigi sok, ve uzerine bir de Alevi oldugunu ogrenmesi uzerine yasadigi parcalanma, kabullenmeme hikayenin omurgasini olusturmakta. Bir miktar otobiyografik ogeler tasimakta oldugunu tahmin edebiliriz. 





Ikinci hikaye (Otlak 3) 'de yayinlanmis bence daha da enteresan bir hikaye; kurt meselesiyle ilgili en tartismali konulardan biri: Dersim. Dersim'de neler olup bitigiyle ilgili pek cok tarih okumasi var elbette; bir tarafta resmi tarihin olayin bir eskiya kalkismasi oldugu ve buna gore tepki verildigi; ote yanda ise kolluk kuvvetlerinin tam bir katliam yaptigi yonunde (ve ikisi arasindali tonlarda nice farkli) yorum. 

Bizi bu cizgi roman baglaminda ilgilendiren ise devletin en yuksek makamlarinda gorev yapmis Ihsan Sabri Çaglayangil'in sozleri: 

"Magaralara iltica etmislerdi. Ordu zehirli gaz kullandi. Magaralarin kapisinin içerisinden bunlari fare gibi zehirledi. Ve yediden yetmise o Dersim Kürtlerini kestiler. Kanli bir harekât oldu. Dersim davasi da bitti. Hükümet otoritesi de köye ve Dersim’e girdi"

Hikayemiz adeta bu anlati uzerine bina edilmis, genc-idealist bir ogretmenin atandigi Dersim'in bir koyunde Dersimliler icin 'bunlar egitilemez' diyen askerlerin alayci uslubuna ragmen, isine dort elle sarilmasi ve koylulerle kurdugu iliskiyle baslamakta. Ama cocuklardan birinin magarada buldugu iskeletle hikaye seyrini degistirmekte; burada bulunan nice iskeletin koylulerin hicbir zaman usulunce defnedemedigi-yas tutamadigi akrabalari oldugunun anlasilmasi ile de devam etmekte (daha fazla spoiler vermeyelim).