Batman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Batman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2019 Pazar

Çizgi Dünyanın Kaçış Uzmanları

Çizgi Dünyanın Kaçış Uzmanları  *

Houdini (1874-1926) sıradan oyun kâğıtları numaraları ile başladığı illüzyonistlik kariyerinde çok başarılı olamaz önceleri, ama ilerleyen yıllarda kendine özgü kaçış numaralarına geçtiğinde çok büyük bir üne kavuşur.  Bazılarını kendisinin geliştirildiği bazılarını başka illüzyonistlerden alıp yenilediği kaçış numaraları ile hem Avrupa'nın hem de Amerika’nın en büyük şovmenlerinden biri olur. Salonları tıklım tıklım doldurur, konuk olduğu şehrin polislerine meydan okur; onlar tarafından sahnelerde kelepçelenir yahut nezarethaneye atılır ama her seferinde kaçmayı becerir. Su dolu teknelere başağı daldırılır ve seyirciden kendisi ile beraber nefeslerini tutmalarını ister. Deli gömlekleri, prangalar, türlü kilitler… Houdini’yi hiçbir şey tutamamaktadır. Hayatını ortaya koyarak yaptığı numaralar, fiziksel ve zihinsel becerinin en güzel birleşimi gösterileri basit oyun kartı numaralarının çok ötesine geçmiştir artık. 




Macera dolu yaşantısıyla da popüler kültür dünyamıza girmiştir bile, hakkında yazılıp çizilenler, bugünlerde bile çevrilen diziler-filmlerle bir ikon olmuştur. Direk kendisinden bahsedenler dışında çevrilen tüm sihirbazlı, illüzyonistli dizilerde, filmlerde ondan bir iz bulmak mümkündür. 

Çizgi roman dünyasındaki Mandrake’den başlayıp Zatana’ya, Doctor Strange’e uzanan bütün sihirbazları bir tarafa bırakalım, onlarda da Houdini’den etkiler bulmak elbette mümkün ama onun asıl hünerine, kaçış uzmanlığına odaklanalım. Akla hemen ilk gelen kaçış uzmanı elbette Batman’dir. En büyük ustalardan aldığı eğitimler sayesinde maceraları boyunca defalarca en akla gelmez, absürt, “houdiniesk” tuzaklardan, kapanlardan kolayca kurtulur. 




Özellikle erken dönem maceralarında ve meşhur TV uyarlamasında (Batman 66-68) bu tuzakların en uçuk kaçık versiyonlarını görmek mümkündür. Düşmanları hemen hemen her bölümde Batman ve Robin’i ele geçirdiklerinde kolayca öldürmek yerine özellikle büyük zahmetlere girip karmaşık mekanizmalarla tuzaklar kurmaktadır. 



Elbette kaçış uzmanlığı Batman’in geniş yetenek yelpazesinden sadece biridir, ama tam anlamıyla kaçış uzmanı olarak tanımlanabilecek çizgi roman kahramanları da vardır. Büyük usta Kirby'nin hayal dünyasının ürünü olan Mister Miracle (1971) bunlardan hemen ilk akla gelenlerden biridir. Mister Miracle sahne ismiyle kaçış gösterileri düzenleyen Thaddeus Brown artık oldukça yaşlanmıştır ama son bir gösteri yapması gerekmektedir. Bunun için denemeler yaparken Scott Free ile tanışır. Scott, Brown’ın ölümü üzerine bayrağı devralır ve Mister Miracle olarak hem kaçış şovlarına hem de kökeni yüzünden peşinden ayrılmayan kozmik düşmanları ile mücadele etmeye devam eder. Hemen her macerada bir kaçış numarası yerleştirmiştir Kirby, elbette Miracleman'in kökenlerine uygun olarak teknolojik aletlerle ve fantastik bilim-kurgu altyapısıyla süslenmiş olarak.



Ama çok bilinen Mister Miracle’dan iki sene önce İngiliz çizgi roman dünyasında (büyük usta Solano López’in çizgileriyle) bambaşka bir kaçış uzmanı doğmuştur: Janus Stark (1969). Amerikan çizgi romanlarındaki taytlı-maskeli meslektaşının aksine Stark, Victoria döneminde yaşayan biridir. 



Bedeninin doğuştan gelen elastiki özellikleri sayesinde kemikleri ve bütün vücudu (fantastik dörtlünün Reed Richards’ı kadar olmasa da) uzamakta, esnemekte böylece Stark’ı hiçbir kilit, tuzak zapt edememektedir. Bir taraftan sokak ve sahne şovlarına, Houdinivari gösterilerine, meydan okumalarına devam ederken öte yandan da suçla ve birbirinden ilginç kötülerle mücadele etmektedir. 

  


En ilginç kaçış uzmanı hikayesi ise yıllar sonra Amerika’da ortaya çıkar. Michael Chabon, “The Amazing Adventures of Kavalier & Clay” isimli bir roman yazar.  Çok beğeni toplayan roman 2001 yılında Pulitzer kazanır. Roman iki Yahudi göçmenin yaşamlarının kesişmesini ve hayat mücadelesini anlatmaktadır, Kavalier & Clay çizgi romanın altın çağında yükselen süper kahraman dalgasını yakalayabilmek için “Escapist” isminde bir süper kahraman yaratmıştır. Aslında ikilinin hikâyeleri Superman’in yaratıcısı Siegel & Shuster, ya da büyük çizgi roman üreticileri Kirby & Simon gibi gerçek yaşamdaki bazı ikililere göndermedir. 

Yarattıkları kahraman Escapist ise bir pulp kahraman olmanın ötesinde aslında bir semboldür de. Kavalier için Nazi Almanya’sından kaçışını, orada bırakmak zorunda kaldıklarını ve kimliğinin getirdiği sıkıntıları simgeleştirmektedir, Clay için de bastırdığı eşcinselliğinin neden olduğu depresyonla mücadeleyi. 

Chabon, daha sonra bambaşka bir adım atar ve Dark Horse yayınevinden aslında hiç var olmamış bu hayali çizgi roman kahramanını bir antoloji olarak yayınlar. Escapist’in sanki gerçekten 40’lı yıllarda yaratılmış bir çizgi romanmışçasına maceraları yazılıp-çizilir; kimi maceralar o dönemin estetiği, çizgileri ve renkleriyle hazırlanır. Escapist’in hikayesi de dönemin hikâye kurgusuna uygun olarak da bir süper kahraman anlatısıdır: Escapist gizli bir örgüt olan ‘Altın Anahtar’ topluluğunun kendisine verdiği anahtarla çeşitli güçler kazanmıştır (burada bir Green Lantern ya da Shazam tarzı bir dönüşüm hikâyesi görülebilmektedir). Dönemin net çizgilerle ayrılmış iyi kötü sembolizmine uygun şekilde karşılarında da ‘Demir Zincir’ örgütü bulunmaktadır. İkinci dünya savaşı bile insanlığı zincirlerle zapturapt altına almak isteyen bu tiranik örgütle özgürlük savaşçısı (bu kilitleri açan-kıran) Altın Anahtar’ın mücadelesidir.  

Mignola’dan Eisner’a çok çeşitli çizgi roman sanatçıları Escapist antolojisine katkıda bulunur. Bunlardan bir de Y: The Last Man’in yaratıcısı Brian K. Vaughan’dir ki kendisi de bu harika serinin kahramanı Yorick’i de amatör bir kaçış uzmanı olarak tasarlamıştır. 





Houdini’den ilham alan bütün saydığımız kaçış uzmanlarının aynı zamanda suçla savaşan kahramanlar olması da ilginçtir zira Houdini de hayatının son zamanlarını şarlatanlık ve dolandırıcılık yapmakla suçladığı medyumlarla, öte dünyadan haberler alıp sevdiklerini kaybedenleri dolandıran kişilerle mücadele etmeye ayırmıştır. Onların foyalarını ortaya çıkarır, yaptıkları numaraları gözbağcılık sırlarını deşifre eder. 

Çizgi roman dünyasında kahramanlar ve onları tuzağa düşüren kötüler olduğu müddetçe mutlaka panellerde bir yerlerde kaçış uzmanlığı sanatı da yaşamaya ve bizi heyecanlandırmaya devam edecektir. Belki bazen kendi yetenekleri ile bazen de dostlarının yardımı ile:


 * Maalesef bu gösteri sanatıyla uğraşan kişilere İngilizcede verilen özel ismin yani "escapist" ya da "escape artist’in birebir Türkçe karşılığı olmadığı için “kaçış uzmanı” tabirini uygun gördük. 

22 Mart 2019 Cuma

Siyasal Islamcilar Comics okursa...

Lacivert dergisinin son sayısındaki başlıklardan biri : “Süper kahramanların gizli Yahudi kimlikleri”. Yazının giriş cümleleri ise şöyle: 

Küresel bir pazara dönüşen süper kahraman karakterleri evrensel değerleri temsil ediyor görünebilir ancak büyük kısmının kimliklerinin arka planı çoğu mülteci Yahudi yazarçizerlerinin gelenek, kültür ve inanç kodları ile işlendi. Özellikle ilk süper kahramanların…

Dergi Siyasal İslamcı bir çizgide yayın yapmakta ve bu ideoloji için ‘Yahudi’ demenin ne demek olduğu bilindiğinde ve de böyle iddialı cümlelerle yazıya başlandığında tumturaklı başlığın içeriğini dolduracak sağlam bilgiler, kanıtlar bekliyor insan doğal olarak. Ama yazıyı detaylı okuduğumuzda tek bulabildiğimiz çizgi roman dünyasına oldukça yabancı bir kalemin önyargılarından ve kulaktan dolma bilgi kırıntılarından inşa ettiği bir komplo teorisi. Örnekler verelim hemen: 

Aslında bu öncü Yahudi çizer neslinin tıpkı kendi halkları gibi yüz yüze kaldıkları, gerçek kimliğini gizleyerek toplumla kaynaşma mecburiyeti ürettikleri çizgi roman karakterlerinin çift kimlikli yapısının da temellerini oluşturacaktı. Bunların çizdiği ilk süper kahramanlar da kendi ortamlarına uyum sağlamak için tıpkı gerçek hayattaki çizer ve tasarımcıları gibi asıl kimliklerini büyük ölçüde gizlemek ve ikili bir hayat yaşamak durumundaydılar.

Yazarın Superman ve Batman gibi kahramanların çift kimlikliklerini oluşturan tek nedenin Yahudilerin yeni kıtada kimliklerini gizlemesi olarak sunması daha önceki çift kimlikli- gizli kimlikli kahramanlardan haberi olmadığını göstermekte. Bu kahramanlar yoktan var edilmediler, koskoca bir literatürün öncülleri olan kimi çizgi roman kahramanlarının ve pulp hikâye-roman kahramanlarının üstlerine inşa edildiler. Kızılmaske, The Shadow, Doc Savage, Mandrake, Zorro, The Spider gibi kahramanlar gizli kimlikler, maskeler, taytlar, pelerinler, sidekickler, gizli üstler gibi süper kahraman çizgi romanlarının temel unsurlarını kullanmaya Superman ve Batman’den önce çoktan başlamıştı bile. Pek çok çizgi roman kahramanı gibi Superman ve Batman de bu öncüllerinden aldıkları kimi unsurları harmanlayarak ortaya çıktılar. Ama yazar bunları görmezden geliyor zira ya çizgi roman dünyasına uzak olmasından ya da önyargılarından dolayı çıktığı yolda amaçlarına uygun bir hikaye kurguluma derdinde.



20'nci yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren ortaya çıkmaya başlayan üstüngüçlere sahip karakterlerin asıl esin kaynağının, gerçek köklerinden ve yurtlarından koparak yabancı oldukları bir topluma uyum sağlamaya çalışan göçmen Yahudiler olduklarını söylemek hiç de abartılı sayılmaz.

Elbette abartı sayılır hem de büyük ve cahilce bir abartı zira tek süper güçlü kahramanları yaratanlar Yahudi kökenliler değildir, aynı dönem kimi bugüne dek varlığını sürdüren kimi tozlu sayfalarda kalan pek çok kahraman yaratılmıştır. Üstün güçlü kahraman prototipi ise insanlık kadar eskidir. En eski mitlerimizden, efsanelerimizden itibaren Gılgamış’tan Herkül’e Samson’dan Zaloğlu Rüstem’e kadar insanüstü güçlerle donanmış kahramanların hikâyelerini tekrar tekrar anlatmaktadır insanlık.

1930'lara gelindiğinde çizgi roman başlı başına bir sektör olma yoluna girmiş ve bu sektörü büyük ölçüde 1910-20 arasında ABD'ye gelen Yahudi göçmenlerin çocukları yönlendirmeye başlamıştı. The Spirit adlı süper kahramanın çizeri Will Eisner, Superman'ı çizen Jerry Siegel ve Joe Shuster, Batman'ın Bob Kane takma adını kullanan çizeri Robert Kahn ve Örümcek Adam, Hulk, Fantastik Dörtlü'nün tasarlayıcıları Jack Kirby adıyla bilinen Jacob Kurtzberg-Max Ginsburg ikilisi ile geçtiğimiz haftalarda 95 yaşında ölen Stan Lee ya da gerçek adıyla Stanley Martin Lieber bunların başlıcalarıydı.

Yazar kurgusuna uygun olarak saydığı isimleri kalabalıklaştırmak için nesil farklarını göz ardı ediyor. Tüm isimleri bir araya yığıp sayarken Yahudi olmayıp çizgi romana yön veren bir sürü başka ismi elbette atlıyor. Saydığı isimlerin kimisi için Yahudilik gerçekten kimliklerinin bir parçası iken kimisi için ise sadece ailelerinin geçmişinde kalan bir hatıra olmaktan öteye bir anlamı yok. Ama yazar için aradaki farkları yok sayıp hepsini ayni kefeye koymak, genelleme yapmak daha kestirme bir yol.  

Dolayısıyla dünyanın insanüstü güçlerle donanmış bu yeni kahramanlarının geri plandaki kodları büyük ölçüde çizerlerinin kimliklerinin yanı sıra Eski Ahit'e, Kabala'ya veya efsanevi dinî figürlerin güncel bir yorumuna dayanıyordu. 20'nci yüzyılda ortaya çıkan bu kurgu süper kahramanların ilk esin kaynağını ise Yahudi efsanelerinde Golem adıyla geçen kilden yapılmış ve alnına konulan bir yazılı muska ile hizmetkâr ve koruyucu hâline gelen insansı ancak ruhu olmayan bir varlık oluşturuyordu. Spirit'in çizeri Will Eisner bunu açıkça şöyle ifade ediyordu: "Praglı Yahudileri korumak için bir haham tarafından şekillendirilen Golem, tüm süper kahraman mitolojisinin öncüsüdür. Asırlardır Avrupa'da baskı ve zulümlere uğrayan Yahudiler kendilerini karanlık güçlerden koruyabilecek bir kahramana ihtiyaç duyuyorlardı. Bu kahramanı ise Siegel ile Shuster icat etti: Superman…"

Eisner’in yorumu bir çizgi roman üstadı olarak elbette önemlidir ama adi üstünde bir yorumdur, kişisel bir görüştür; mutlak hakikat olmaktan uzaktır. Daha önce belirttiğimiz gibi süper kahramanların kökenlerine bakmak için mitolojinin kendisine bakmak yeterlidir. Her biri farklı düzeyde farklı güçlere sahip Tanrıların hikayelerini, birbirleriyle, ölümlülerle ve yari-tanrilarla mücadelelerini anlatan Yunan Mitolojisinden İskandinav mitolojisine eski çok tanrılı hikayelerdir süper kahramanların kökenleri. Bunda dolayıdır ki Thor’dan Loki’ye Herkül’den Ares’e sayısız mitolojik figür çok doğal bir biçimde süper kahramanların dünyasına eklemlenmiştir. Golem bir yaratıcıya bir kahraman yaratmak için belki ilham vermiştir ama böyle bir genelleme yapmak saçmalıktır.  



İki göçmen çocuğu Jerry Siegel ve Joe Shuster'in 1934'te tasarladıkları ve 1938'de Cleveland'da yayınladıkları Action Comics'in birinci sayısıyla sahneye çıkan Çelik Adam yani Superman, süper kahramanların ilk ve en İbrani özelliklere sahip olanıydı. Yok olmaktan kurtulması için ailesi tarafından bir sepet içinde Nil Nehri'ne bırakılan Hz. Musa'nın modern bir uyarlamasıydı adeta. Bu ilk süper kahraman ve ailesinin orijinal adı da İbranice'den alınmıştı: Kal-El "Tanrının Nuru" ya da ışığı anlamına geliyordu. Superman'ın babasının adı olan Jor-El de yine İbranice "or" (ışık, aydınlık) ve "El" (Tanrı) kelimelerinden esinleniyordu. Çizerleri bu karaktere Hz. Musa'nın tüm temel özelliklerini yansıtıyordu: Yok olmanın eşiğinde bir toplum ve medeniyet; nehire bırakılan sepete karşılık uzaya salınan küçük bir mekikle ailesinden kopan yalnız çocuk; türünün son umudu, faziletli bir birey, halkı için fedakâr, seçilmiş kişi; karşısında en güçlü orduların ve silahların etkisiz kaldığı, yenilmez ve bir millet için ilham kaynağı olacak güçlü bir kahraman… Üstelik bu kahraman Yahudi dinindeki "Tikkun Olam"adı verilen "dünyayı düzeltme, ihya etme" kavramının da büyük bir temsilcisiydi.

Beşiğe koyma miti dışında Superman’le Musa’nın hiçbir ortak özelliği yoktur. Musa halkını kurtarmak misyonunu üstenmişken Superman halkını zaten kaybetmiştir. Kendine bambaşka bir gezegende yeni bir misyon inşa etmektedir.  Musa bir dini ve siyasi bir lider olma yolundayken Superman’in bununla en ufak ilgisi yoktur. Beşik miti ise Musa’ya ait olduğu kadar birçok başka kültüre de ait genel bir motiftir. Yahudilerin bu motifi Sargon’un doğum hikâyesinden aldıkları bilinmektedir. İnsanlığın ortak malı bir kültürel motiftir. Campell meşhur kitabi Kahramanın binbir yüzünde sıraladığı kahramanın ortak hikâyeleri, motifleri sıralamasında ilk motif kahramanın doğuş hikayesinin olağan üstü olmasıdır.  Bu ya bakire bir doğumdur ya bir kaçış-kehanet söz konusudur, ya da benzeri bir olağan üstü motiftir. Yaşamı sıra dışı olacak kahramanın doğuş hikayesi de sıra dışı olmalıdır. 

Yahudi süper kahramanların ilk ilham kaynağı olan kilden yapılmış koruyucu dev adam Golem efsanesi bu defa doğrudan The Thing olarak beliriyordu. Üstelik Taş Adam'a dönüşen Benjamin Jacob Grimm karakteri adından da açıkça anlaşılacağı gibi Yahudi kimliğini gizlemek zorunda kalmıyor ve ilk doğrudan Yahudi süper kahraman oluyordu. 

Yazarın fantastik dörtlü ve The Thing i okumadığı anlaşılmakta, "The Thing" Yahudi kimligine ragmen tastan bir bedene sahip olsa da iradesi olan bir insandır neticede. Ve de buyuk bir dramin icindedir. Golem ise yaratıcısının komutlarını yerine getirmek için tasarlanmış, kendi iradesine sahip olmayan, ruhsuz bir bedeni simgeleyen robotumsu bir yaratıktır. Aralarında yüzeysel bir benzerlik dışında en ufak ortak yan bulunmamaktadır.  


Balığın karnında hayatta kalan Hz. Yunus kıssasından ilhamla hikâyesi oluşturulan ve Rimbor adlı gezegenden gelip bir uzay balinası sayılabilecek ultra enerji varlığı tarafından yutulduktan sonra kozmik güçlere kavuşan, Superman'ın çizeri Siegel'in eseri Jo Nah ya da Ultra Boy; yazar Paul Levitz tarafından bir İbrani gibi tasarlanan ve radyoaktif bir meteor nedeniyle insanüstü büyüme gücüne kavuşarak Colossal Boy'a (Devasa Delikanlı) dönüşen Gim Alon; Atom Smasher'a dönüşen Albert Rothstein; Firestorm adlı kahraman olan Martin Stein; Dr. Harleen Quinzel'ken süper güçlerle donanan Harley Quinn; Alice Cohen tarafından yönlendirilen bir Golem olan Monolithe mesela… Küresel Muhafızlar'a katılarak süper kahraman Seraphin'e dönüşen Chaim Lavon; Katolik bir baba ile Yahudi bir annenin oğlu olan Wesley Dodds ya da süper kahraman adıyla 1940'larda çizilen DC Comics'in Sandman'ı; dindar olmamakla birlikte Yahudi kimliği bilinen Songbird lakaplı Melissa Gold; Reformcu Yahudilik hareketi mensubu Jef ve Rebecca Kaplan çiftinin oğlu olarak doğan ve Wiccan'a dönüşen Billy Kaplan; X-Men topluluğundan asıl adı Wanda Maximoff olan ScarlettWitch ve Quicksilver lakaplı Pietro Maximoff da İbrani kimlikleri ihmal edilmemiş ya da Yahudilikle akrabalık bağı bulunan birçok süper kahraman arasında burada zikredebildiklerimizin bir kısmı.

Yazar artık çok bilinen kahramanlardan yeterli derecede isim bulamamış, ya da bulduklarından üretmek istediği komplo teorileri için yeterli malzeme bulamamış olacak ki artık yüzlerce süper karakterin bulunduğu Amerikan çizgi roman evrenlerinden B ve C listelerinden internetten bulduğu isimleri saymaktadır; bunların çoğunu okumadığına bahse girilebilir. Oysa uzun suredir arz-talepler göre hareket eden bir sektör olan çizgi roman piyasası ve artık çeşitliği yansıtma derdinde olan yayınevleri her dinden her etnik kökenden ve cinsel kimlikten kahramanlar yaramaktadır zaten (buna bol miktarda Müslüman karakter de dahildir). 

Süper kahramanların Yahudi geleneği mirası Jewish Publication Society tarafından 2008'de yayınlanan Ariel Kaplan imzalı From Kraków To Krypton (Krakov'dan Kripton'a) adlı bir kitapta işlenmekten de geri kalmadı. 2009'da Up, Up and Oy Vey: Yahudi Tarihi, Kültürü ve Değerleri Çizgi Roman Kahramanlarını Nasıl Etkiledi adlı bir kitap yayımlayan Brooklynli haham Simcha Weinstein da birçok ünlü süper kahramanın çizerlerinin Yahudi olduğunu ve karakterlerinin Yahudi değerlerinden, Hz. Musa ve Hz. Davut gibi büyük zatlar ile Golem ve Samson gibi efsanevi figürlerden esinlenerek oluşturduklarını belirtiyordu.

Yahudilik kimliği adına hareket eden bazı kalemlerin süper kahramanları sahiplenmek istemesinin anlaşılır bir yönü vardır; nihayetinde ortada oldukça başarılı bir is vardır ve ovunmek icin bunu kendi dini-milli kimlikleri adına sahiplenmek isteyenler her zaman çıkacaktır. Ote yandan çizgi roman da diğer sanat dalları gibi zaman zaman propaganda amacıyla kullanılmıştır elbette. Lakin yazarın da ayni iddiaya destek vermesinin nedeni basta söylediğimiz gibi bu “yabancı” kahramanların aslında nasıl Yahudi kültür ve değerlerinden neşet ettiğini, nasıl “Yahudi” olduklarını (büyük Yahudi komplosunun bir parçası olduklarını) ispat etmek istemesidir. Oysa bunu ispat edemediği gibi kahramanların Yahudi değerleri adına neyi savunduklarını da gösterememiştir: klasik donem kahramanları hemen herkes tarafından savunulabilecek, benimsenebilecek evrensel ahlaki prensiplerin yanındadır. Sevilmelerinin bir nedeni de budur.   

.

16 Mart 2019 Cumartesi

Batman; 90'lar

Batman, 90'larda oldukca realist, ayaklari yere basan, bazen de sirf bu yuzden tekduze maceralarla baslar. Bu surecte bu gunlerde oldukca aliskin oldugumuz fantastik, okult ya da bilim-kurgusal unsurlar minumum duzeydedir. Karsilastigi dusmanlar da -bugun cogu unutulmus- siradan insanlardir. Fantastik-super gucleri, paranormal ozellikleri olmayan ama bol miktarda psikolojik sorunlari olan suclular. 

Kendini Alice Harikalar Diyarindaki Kupa Kralicesi sanan Queen of Hearts, Olimpos tanrisi Zeus sanan Maxie Zeus, ona inanan ve kendini onun buyusune kaptiran Harpy ya da bir Bonnie and Clyde uyarlamasi sayilabilecek 'Crash and Burn'



ya da sadece iyi bir suikastci olan Headhunter:



Ama neyse ki sonraki sayilarda once meshur  "Knightfall", "Knightquest" ve "KnightsEnd" hikaye uclemesi ve pesinden Kelley Jones kapaklari ve cizimleri gelir de Batman cok daha enteresan olur.

Kapaklar:















6 Aralık 2018 Perşembe

The Authority - Vol 1

Daha once Superman taklitleri listesinde yer verdigimiz Apollo'nun uyesi oldugu  "The Authority" superhero grubunun ilk serisi kanimca gelmis gecmis en iyi super kahraman hikayelerinden biridir. Britanya kokenli yaraticilari Warren Ellis ve Bryan Hitch enfes bir is cikarmistir (Hitch bu seriden sonra yildizlasmistir kanimca).

Ekip ilk bakista siradan bir JLA pastisi gibi gorunse de detaylari okudukca Ellis'in senaryosuna ve karakterlerine teslim olursunuz. Ilk 3 hikaye giderek artan bir tempoyla - aksiyon dozajiyla ilerler; ilk hikayede klasik bir superinsan tehditi ikinci hikayede harika bir alternatif gerceklik -paralel dunya tehditine yerini birakir. 3. hikayede ise evrende "tanri diyebilecegimiz seye en yakin varlik"la karsi karsiyadirlar artik. 



Ellis-Hitch ikilisi 12. sayi ile zirvede final yaparlar, okuyucu mektuplari birakmamalari icin yalvariyordur. Onlardan sonra gelecek ekibin isi boyle bir performanstan sonra oldukca zordur ama bir baska Britanyali ikili bu boslugu hakkiyla doldurur, Mark Millar ve Frank Quitely (bazi sayilarda ara verseler de ) ilk seriyi bitirirler. Millar Ellis'in bilim-kurgu agirlikli harika hikayelerinin yerine oldukca vahsi-gore, ama ayaklari cok daha yere basan hikayeler yazar: "Neden superkahramanlar dunya politikasina karismazlar?" sorusuna yanit verir. Ve Authority ari kovanina comak sokunca (bir isgali onleyip ve de bir diktatoru devirip uluslararasi dengeleri altust edince) kendine belki de tanridan daha guclu dusmanlar edinir.

Quitely ise Hitchens'in superhero turu icin bicilmis kaftan uslubunun cok otesinde oldukca farkli bir uslup sahibidir, Judge Dredd dergilerindeki en vahsi sahnelerin en yetenekli cizerlerindendir. Ama ikili hakkiyla boslugu doldurur. Toplam 29 sayida ilk seri tamamlanir. 

Serinin en sevdigim kisimlardan biri ise bir JLA taklidi gibi duran ekibin karsina bu sefer bir Avengers taklidi ekip cikartmasidir Millar/Quitely ikilisinin. Hulk'tan Thor'a Kaptan Amerika'dan Demir Adama herkes vardir ekipde.




Ve cizgi roman tarihinin ana akim buyuk firmalarda kolay kolay goremeyeceginiz en vahsi sahnelerinden bazilari yasanir. 




Son olarak , hala bir-kac eksik var ama serinin hemn hemen tum kapaklari burada:












2 Mart 2018 Cuma

Emekli Kahramanlar Kiraathanesinden : Man o'Metal

'Golden Age' olarak adlandirilan Amerikan comics doneminde yaratilan bircok karakter bugune dek varliklarini surdurmekte ama dogal bir seleksyonla elenen, CR tarihinin sayfalarinda kalan karakterlerin sayisi cok daha fazla. Bunlara sonradan gozatmak oldukca ilginc olabiliyor; zira hem CR'in hangi noktalardan bugunlere geldigini ve bazen de sonradan yaratilan bazi karakterlerin ilhamlarinin nereden alindigini gosterebiliyorlar. 

Iste bunlardan biri : "Man o’Metal" , Wonder Woman cizerlerinden Pat Dempsey tarafindan 40'li yillarda yaratilmis. 'Pulp' kelimesinin sozlukteki anlamini dolduracak ucuzlukta, ciglikte ama kendini okutacak kadar da tuhaf ve durmak bilmeden aksyon yaratan bir karakter. Kahramanimiz bir ates-kivilcimla temas ettiginde tum vucudunu kaplayan metal alasim sayesinde ustun guclere kavusmakta (elbette bu tuhaf durum vahim bir kaza sonucu gerceklesmistir). 



Ama isin tuhafligi her seferinde bir atese ihtiyac duymasi ve guclerini cok cabuk kaybedip eski haline donmesi. Sagolsun donemin tum kotu adamlari gibi (eski Batman maceralarindan yahut Bond filmlerinden hatirlayin) Man o’Metal'in rakipleri de onu her yakaladiklarinda oldurmek yerine gosterisli tuzaklar-kapanlar kurmakta ve mutlaka ona atesle-elektrikle vb. saldirmakta, donusumunu saglamaktadirlar. 



Man o’Metal 40'larda unutulup kalir ama sonralari yaratilacak vucutlarini metalle-alasimla kaplayan bazi karakterlere ilham kaynagi olur : Molten Metal (65) ya da Colossus (75) gibi.



Ve benim favorim Astro City karakteri SteelJack (98)



1 Şubat 2018 Perşembe

Bambaska bir Batman

Batman belki de sinemada, animasyonlarda ve CR'larda en cok yorumlanan, farkli hikayeleri uretilen, crossoverlari, parodileri yapilan en populer kahramanlardan biri (bu alanda belki tek rakibi Orumcek Adam olabilir) 

Seri ardina yeni seri, team-uplar vs derken tam "yeter artik, daha fazla Batman gormek istemiyorum" noktasina ulastiginizda bambaska-yepyeni-taze bir yorumla karsilasabiliyorsunuz. Benim ozellikle bekledigim ya da begendigim (ana Batman hikayelerinin-surekliliginin disinda) birkac ornek: 

Ilki bir crossover; Batman dunyasi ile Judge Dredd dunyasinin birbirlerine gecmesiyle yasanan bir macera (Judgment on Gotham - 1991) . Hikaye hem ustalikla kurgulanmis hem de artistik still olarak 2000AD dergisinin ve Judge Dredd evreninin izlerini gorebilmeniz acisindan cok enteresan olmus. Sadece kahramanlar arasinda degil iki dunyanin villian galerisi arasinda da bir isbirligi/mucadele var; kisaca bu album Batman Judge Dredd evreninde olsa nasil yorumlanirdi sorumuza en yetkin ellerden yani Judge Dredd'in yaraticilarindan, 2000AD'nin yazar-cizerlerinden cevap veriyor. 


Bir baska what-if hikayesi en sevdigim alt-turlerden steampunka yakin bir album ve en yetkin isimlerden Mignola'nin cizimleriyle: "Gotham by Gaslight" -1989. Hellboy evreninden firlamis bir Batman; Londra'dan sonra cinayetlerine Gotham'da devam eden Karindesen Jack'e karsi. Fakat ne yazik ki bu albumu Mignola kaleme almamis sadece ilk hikayesini cizmis. 


Bundan daha mukemmeli ise Mignola'nin yazdigi Batman evreni; evren diyorum zira 3 sayilik bir macerada Mignola hemen tum Batman villianlarini -ve bu arada kimi dostlarini- tum Batman hikayesini bastan yazmakta: "The Doom That Came to Gotham" - 2001. Mr. Freeze'den Poison Ivy'ye; Penguen'den Killer Croc'a, Green Arrow'dan  Ra's al Ghul'a tum karakterlerin dogusu ve varlik nedenleri bir Hellboy-BPRD hikayesi ("Plague of Frogs"a benzeyen bir hikaye) ile yeniden mana kazaniyor. Oyle ki bazilarinin (Green Arrow ve Killer Croc gibi) orjin hikayeleri asillarindan daha iyi yaziliyor. Tum karakterleri Mignola tek tek incelikle islemekte ve hepsi buyuk anlatisinda birer piyon olmakta. Bir muddet sonra bir Batman hikayesi bile okudugunuzu unutup sadece Mignola'nin Lovercraftian sihrine birakiyorsunuz kendinizi. Keske cok daha uzun soluklu bir seri olabilseymis.




Liste cok daha uzun olabilir ama guncel bir albumle bitirelim: Baska bir ornegi var mi bilmiyorum ama sanirim ilk kez BD dunyasindan biri BD estetigi, formlariyla bir Batman hikayesi yazip resimliyor. BD'nin yukselen yildizlarindan Scorpion'un ressami Marini iki bolumluk bir Batman hikayesi yapmakta. Ikinci ve son bolum henuz cikmadi ama daha ilk albumden ("The Dark Prince Charming") hikayenin Batman antolojisinde kendine has bir yer edineceginden kusku yok. Marini akrilik boyayla tek tek renklendirdigi panellerle ilanilmaz bir kahverengi-sari Gotham atmosferi ve cok dinamik bir Joker karakteri yaratmayi basarmis.   




6 Aralık 2017 Çarşamba

Zagor vs YETI

Once guncel bir haber: yillardir suren Yeti efsanesini besleyen, yasatan ve buyuten en onemli kanitlar olarak bilinen bazi buluntular (kemik, tuy vs. ) uzerinde simdiye dek yapilan en kapsamli DNA analizleri sonucunda bunlardan sekizinin bolgede yasayan ayi turlerine geriye kalanin ise bir kopege ait oldugu saptanmis. Bu kadar kesin bir ispat bile elbette Yeti'yi oldurmeye yetmeyecek :) Insanoglunun hayal gucu Yeti'yi yasatmaya, bolgeye giden kasifler kanit(!) toplamaya, Yeti de populer kultur urunlerinde boy gostemeyedevam edecek.

Yeti efsanesinin koku cok gerilere gitse de gectigimiz yuzyilin baslarindan itibaren bolgeye giden batililarin iddialari ve "bulgulariyla" yeti batida ve dolayisiyla populer kulturde meshur olmaya baslar.

Eric Shipton'in 1951 yilina ait meshur resmi

Cizgi romanin hemen her turlu alt turune defalarca konuk olmustur kar adamimiz ama her halde en unlusu  Herge'nin cizimlerinden konusuna, detaylarina en basarili albumlerinden olan Tenten Tibet'de albumudur (1958-59); buradaki Yeti bolge halkinin korkularinin aksine yumusakbasli, siddetten uzak hatta yanliz diyebilecegimiz bir canavar(!)dir. 


Superhero genresinde hemen heryerde YETI'yi bulmak mumkundur , tek ornek verelim: Batman Himalayalarda Ra's Al Ghul'un pesindeyken team-u yaptigi Frankesteinla birlikte bir grup YETI ile karsilasir ; lakin bunlar da gunun sonunda yine sadece kendi bolgelerini savunmaya calisan masum yaratiklardir.  




Konumuza donersek; Zagor'un ucan kacan butun canavarlarla yuzgoz oldugunu daha once soylemistik ((zagor vs) ama tam Himalayalar neresi Darkwood ormani neresi demek gelirken icimizden yaratici ekibin ustaca mudahalesi ile Zagor da kendini Yeti ile karsikarsiya bulur: Asya'dan bir grup muridiyle Amerika'ya gelen dusmani Krinhar yaninda etkisi altindaki Yeti'yi de getirmistir (#272, 1988) Yine Tenten'deki gibi aslinda uysal bir yaratik olan Yeti Krinhar'in etkisi altinda bir silah gibi kullanilmaktadir, karsilasma oldukca kisa surer elbette (Zagorluk da bir yere kadar ) 


Hikayenin guzel sonu sadece Zagor'un dusmani Krinhar ile siradisi karsilasmasi degil, serbest kalan Yeti'nin bundan boyle Amerika'da Sasquatch (ya da Koca Ayak ) olarak bilinecek olmasidir.

Elbette bipedal, iri-yari, ape benzeri bir yaratik olarak Koca Ayak ve Yeti benzetmesi kacinilmazdir; zaten Yeni Dunyanin cakma efsanesi Koca Ayak'in populerlesmesi de Eski Dunya partnerinden cok sonradir. Bu benzetmeyi ve kurulan iliskiyi Zagor'dan once Martin Mystere'de de gorebiliriz: Martin once Koca Ayaklarin aslinda Himayalardan gelen Yetiler oldugunu (#32 - 1984) cok sonralari ise Yetilerin siradisi kokenini (#87 -1989)  kesfeder . 



Yetimiz genelde kimseye zarari olmayan, dag baslarinda-dogada takilan, insanlar tarafindan yanlis anlasilmis canavarlarin en sevimlisidir. Eh bunun da populer kulturdeki muhtesem Himalayalar, Nepal-Tibet, dogayla ve kendisiyle barisik Budizm algisinin bir uzantisi oldugunu soylemek gerekir. 

28 Aralık 2011 Çarşamba

Arkham City

Amerikan CR marketinin en buyuk iki oyuncusundan Marvel, DC'e karsi geleneksel bir ustunluge sahip. (DC'nin son "sifirdan baslama" hamlesinin getirdigi canliligin ne kadar kalici olup-olamayacagini soylemek icin henuz cok erken)


Son yillarda artan CR filmleri modasinda Marvel bu ustunlugu sinema perdesine de tasimayi bildi. Elbette bunda en buyuk etken sahip oldugu envanterin DC'ye gore daha zengin, daha cesitli ve nitelikli olmasi.


Tum bu zenginlige ragmen Marvel'in defalarca deneyip bir turlu ortaya tatmin edici bir sonuc cikartamadigi tek alan ise oyunlar. Cok uzun bir suredir oyunlarla hasir-nesir olmama ragmen vasat citasini asabilen bir Marvel oyununa rastlamadim. DC ise Batman kozunu diger alanlarda sonuna kadar kullandigi gibi bu alanda da kullandi/kullaniyor; Arkham Asylum'la baslayan, "Batman: Arkham City" ile devam eden seri tartismasiz su ana dek yapilmis en iyi CR oyunu.