Fumetti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fumetti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2018 Pazartesi

Fumetti'nin Durumu

Italya'da (sadece Milan'da) Italyan cizgi romanlarinin son durumunu  (gorunurluk-erisilebilirlik-fiyat vb) gozlemleme sansi buldum ; sevenleri icin bazi notlarim ekte : 

Kitapcilar: Cizgi roman kitapcilarda hemen hemen yok gibi, oldugu zaman ise daha 'seckin' oldugu dusunulen grafik romanlar, cizgi roman uzerine yazilmis arastirma kitaplari ya da ciltlenerek toplanmis baskilar halinde varlar. Fumettinin ise kesinlikle ozel bir yeri yok bu raflarda: 



Cizgi Roman Dukkanlari: Kesinlikle bir Marvel-DC & Manga hakimiyeti var. Dunyayi saran Mangalar ve Amerikan 'Comics' bu dukkanlarin ana satis nesnesi. Fumettiler ise cok katli dukkanlarin bir katinda ancak bir-kac raf isgal edebilmekte (Fumetti uzerine uzmanlasan dukkanlar vardir belki ama bana denk gelmedi) : 

   


Gazete Bayileri: Gazete satan, sehri kitapci veya cizgi roman dukkanlarindan cok daha kapsamli bir sekilde sarmis bulunan bu yuzden de kolay ulasilabilir olan bayilerin de maalesef hepsinde cizgi roman yok. Fumetti halen bazi bayilerde bulunmakta, ozellikle bizde de cok sevilen Zagor, Tex, Dylan Dog gibi basliklar buralarda bulunabilmekte ama dedigim gibi sadece bazilarinda. Amerikan cizgi romanlari da anlasilan bu bayilere sureli yayinlar olarak degil belki ama ciltli eski yayinlar olarak girmis durumda. 




Fiyatlara gelince Zagor'un son sayisini (683) 6 euroya aldim, diger sureli yayinlarin-basliklarin fiyatlari da asagi yukari ayni. 




Bunun disinda bazi bayilerde eski iki sayinin toplandigi poset yayinlar bulabilmek (3.5- 3.9 Euro) mumkun:  



Bu kisitli gozlemlerden (4-5 gunluk ve 15-16 satis noktasindan) bir sonuc cikarmak gerekirse Fumetti ureticilerinin kendi ulkesinde gencleri, yeni nesli ellerinden kacirdiklarini soylemek mumkun. Genclerin tercihleri -eger cizgi roman okuyacaklarsa- Mangalar ve Amerikan cizgi romanlarindan yana (ve bunlari satan ozel dukkanlardan elbette). Internetten konu uzerine bulunan veriler, anketler de bu kisitli gozlemi desteklemekte. Bunun olasi nedenleri ise bu yaziyi asan bir konu elbette.

Fumetti satislarinin yillar bazinda hizla dustugunun ve bazi basliklarin birbiri ardina veda ettiklerinin farkindaydik zaten, anlasilan bir-kac on yil icerisinde 'fumetti' kendi evinde bile belki sadece birkac baslikla ve ozel baskilarla devam eden, kisitli bir okur kitlesine sahip bir durumda hayatina devam edecek. 

31 Temmuz 2018 Salı

Kaplanlar

Cizgi Roman kahramanlarinin cesitli yirtici hayvanlarla karsilasmasi kahraman anlati geleneginin bir devami, uzantisi aslinda. Herkul'den Samson'a her turlu anlatimizda, mitolojik hikayelerimizde yarattigimiz kahramanlar kendilerini ispat edebilmek icin muhakkak hayali veya gercek yirtici bir hayvanla, bir "canavar"la karsilasmistir. Anlatilarin arkaik modelini, izini de Gilgamis'in canavarlarla mucadelelerine kadar surmek mumkun. Bunun temelinde de hem insanoglunun dogadan henuz yalitilmadigi arkaik donemlerde bu hayvanlarla sikca karsilastigi rekabetin-mucadelenin izdusumu hem de vahsi doganin sakladigi gizemlerden duyulan korku & heyecan yatmakta.

Bu baglamda kaplan yasayan en buyuk yirticilardan olarak hemen hemen her cizgi romanda kahramanlarin  karsilasabilecegi bir rakip, asagida sadece bir-kaci derlenmis durumda:  

En Kolay Karsilasma :

Elbette ne kadar guclu olurlarsa olsunlar Super-guclu kahramanlar icin kaplanlar cok birsey ifade etmez, sadece mizah unsuru olabilirler: Uderzo - Asterix and the Magic Carpet (1987) ve Peyo - The Twelve Tasks of Benoît Brisefer (1966) :






En Sacma Karsilasma :

Tenten'in henuz sevdigimiz-bildigimiz en popular albumlerinden once daha hangi dogrultuda olgunlasacaginin-geliseceginin belli olmadigi erken donem albumlerindedir bu karsilasma. Aslinda simdi baktigimizda Tenten'e yakismayan absurdlukte bir 'gag' bir kaplana deli gomlegi giydirebilmek: Tenten - Cigars of the Pharaoh (1934)


En Siradan Karsilasma:

Uzaylilardan Yetiye kadar turlu dusmanla savasan Zagor icin elbette en kolay rakiplerden biridir bir-kac kaplan. Neyse ki sonrasinda olaylar daha fantastik bir dogrultuda gelisir:



Yerli kahramanlarimza da goz atmakta fayda var:

En Etimolojik Karsilasma:

Cesitli Karaoglan maceralarinda kaplanlar zaten vardir ama benim enteresan buldugum asagidaki kisim, aslinda bir kaplan olmayan "kara-kaplan" (Acuna Bedel Ogul):



Yalaz neden kaplan sozcugunu kullanmis olabilir? Aklima gelen tek olasilik kelimeyi Oz-Turkce kabul ettigi icin "panter" ya da "leopar" kelimesi yerine bunu kullanmis olabilecegidir. Karaoglan'da sikca kullanilan Acun, Albiz, Tamu gibi kelimlerle yaptigi gibi daha otantik bir tad yakalayabilmek icin kullanilmis olabilir. Halbuki bu hayvan icin cok eskiden beri Turkce'de kullanilagelen oldukca guzel bir kelimemiz var zaten  : "Pars".


En Fantastik Karsilasma:

Elbette en tartismasiz fantastik yerli karsilasma Hizir Bey'in Rusya macerasidir. Talat Gureli  Osmanli tarihine sigmayan maceraci kalemiyle Hizir Bey'in karsisina kilic-disli bir kaplan cikarir.



Meraklisi icin Pars kelimesinin kokeni ve yuzyilladir Turkce'de kullanimi: 
http://www.nisanyansozluk.com/?k=pars

18 Nisan 2018 Çarşamba

En Dogudaki Western



Avusturalya kurulusu itibari ile oldukca karanlik bir tarihe sahip; Ingiltere'den surgune gonderilen hukumluler, "beyaz adam"in bu koca kitayi yavas yavas yutmasi, onbinlerce yildir ayni topraklarda yasayan yerlileri (Afrika kitasi disinda en uzun suredir ayni cografyada yasayan insan topluluklaridir Aborjinler) ve kulturlerini neredeyse yoketmeleri... Bugun hemen her olcute gore dunyanin en demokratik, en mureffeh ulkelerinden biri olsa da bu gecmisle yuzlesmek oldukca uzun zaman almis: Avusturalya basbakani uzun yillar suren ve ancak 70'lerde birakilan Aborjinlere karsi yurutulen asimilasyon politikasi ve yapilan tum yanlislar icin 2008'de resmi olarak-devlet adina ozur diledi.

CR'lara pek konu olmasa da westernlerle ayni donemde gecen bu paralel hadiseler aslinda hikaye anlatmak icin oldukca verimli bir fon sunmakta. 'Down Under' (Ingilizcede Avusturalya ve Yeni Zelanda icin kullanilan bir deyim)  iste bu donemde Avusturalya'da gecen aslinda bir Western hikayesi. Yerel politikacilarin karistigi skandallarla ele gecirilmeye calisilan bir ciftlik hikayenin ana unsuru. Bunun yaninda klasik westernlerdeki kizilderililerin yerini Aborjinler almis. Altin ve degerli maden arayicilari, degisik ulkelerden sansini denemek icin gelen maceraperestler, hayvan suruleri (sigir yerine koyun) tam bir western sahnesini tamamlamakta.

Zaten fazlaca fumetti & western tuketmis-tuketmekte olan Turk okuyucusu icin senaryonun (bir ciftlik ele gecirme mucadelesinin) cok cazip-orjinal oldugu soylenemez elbette, o yuzden tek enteresan nokta Aborjinler. Beyaz adamin katliamlari, asimilasyon politikasi vb nin yaninda dunyayi-tarihi-hayati cok farkli bir bicimde anlayan-okuyan bu insanlar hakkinda oldukca bilgi de edinebilecek bir seri.


Cizer Pezzi ise yine  Fumetti dunyasindan taniniyor bizde saniyorum (Mastantuono gibi).  Bu BD serisinde ise harika bir is cikarmis, senaryonun tekduzeligine ragmen sadece cizimler icin bile okunabilecek bir eser. Avusturalya'nin kendine has kizil tabiatini, vahsi dogasini da Aborjinlerin rituellerini, danslarini, pratiklerini harika resimlemis. Fransa'da tutulmus olmali ki baska serilerle su anda yoluna devam etmekte.




Serinin ucuncu ve son albumu 2014'de cikan Terra Nullius basligini tasimakta. Aslinda 'kimsenin yasamadigi bos topraklar, kimseye ait olmayan topraklar' anlamina gelen bu ozel latince deyim tum kolonyalizm tarihini de ozetlemekte.                  


12 Nisan 2018 Perşembe

Lanetlenmis Elias; bir 'Kilic & Buyu' seruveni




Elias masallarda anlatilanlar gibi gaddar bir hukumdardir, butun dunyayi ele gecirmeye calisan Iskendervari bir cihangirdir. Zaferlerle durmadan ilerler ta ki buyucu Melchior'un satosuna gelinceye dek. Sert kayaya carpmistir, gunlerce suren kusatmaya ragmen basarili olamaz. En sonunda ise yenilir, ordusu dagilir. Melchior ise kral Elias'in yuzunu calarak onu buyuk bir lanete mahkum eder: en buyuk dusmaninin yani Melchior'un yuzunu tasimaya mecburdur artik (bir face-off durumu).


Orjinali fantastik hikayeleri ile taninan Corgiat'in yazdigi, Italyan artist Mastantuono'nun resimledigi 'Elias the Cursed' 2004-2007 yillari arasinda yayinlanmis 3 sayilik bir mini-seri.  Fantastik bir hikayenin klasik unsurlarini kullanarak hala nasil guzel bir eser ortaya cikartilabilecegini gosteriyor. Yuzuklerin efendisi'nden hoslaniyorsaniz ya da 'Sword and Sorcery' turune duskunseniz ilginizi cekecek bir CR ornegi.



Mastantuono bizde Fumetti dunyasindan tanin bir cizer ama bir BD atmosferinde harikalar yaratmis, kisa zamanda cok sayfa uretmek yerine uzun zamana yayilmis album calismasinin getirdigi avantaji iyi degerlendirmis. Harika aksiyon sahneleri, cok detayli arka planlar, Fumetti'nin klasik panelleri disinda panellerin ve panel arasi bosluklarin kullanilmasi ile dort dortluk bir calisma ortaya cikmis.

  

Elias yuzunu ve intikamini almak icin ciktigi yolda turun genel cercevesine uyugun olarak yol arkadaslari edinmekte; Zworg (bir tur cuce irk) Bertil, dev Araneo, bilim-tutkunu kadin doktor Evengeline ve Matilda (bir tur kurtkadin). Yine turun sablonlarina uygun olarak yolculuk boyunca her karakterin guclu ve zayif yonlerini, gecmislerini daha yakindan tanimaktayiz. Evengeline'in bilimkadini olarak buyuye-buyuculere supheci yaklasimi, Bertil'in irkinin dayatmalarina direnmesi... aslinda grubumuz siradisi & sinirlari zorlayan bireylerden olusmakta.  

Elias'in yol arkadaslari disinda diger guclu yonu ise elde ettigi tilsimlar, nereden geldikleri pek acik olmayan ve herbirini bir tur buyuyu-gucu cagismaya yarayan bu tilsimlardan 32 tane oldugu soylenmekte. Elias ve buyucu Melchior hikaye boyunca bunlari kullaranak cesitli buyuler yapmakta. 


Elias ismi ozellikle mi secildi bilemiyorum ama Biblikal kulturde (Elijah -> Ilyas peygamber)  mucizeleri ile taninan bir peygamber. Ve de gosterdigi mucizler Elias'in buyuleriyle oldukca ortusmekte. 

17 Aralık 2017 Pazar

Zagor ve Kandraks

Hintlilerden Cinlilere; Japonlardan Vikinglere, Yahudilerden Keltlere pek cok toplulugun Kolomb oncesi donemde bir sekilde Kuzey veya Guney Amerikaya ulastigi, buralarda yerlesimler kurduklari, sonrasinda yok olduklari veya asimile olup yerlilere karistigi yonunde hipotezler vardir. Bu alan delillerin yetersizligi yuzunden simdilik bilimle sozde-bilim arasinda gri bir alanda yeralmakta. Konuyu ciddi bir sekilde inceleyen bilim insanlarinin calismalari komplo teorisyenlerince kulanilmakta, cogu zaman onlarin urettigi sozdearkeolojinin golgesinde kalmakta. 

Saydigimiz bu topluluklardan Amerika'ya ulasmis oldugunu somut delillerle kanitlayabildigimiz simdilik yanlizca Vikingler. Digerleri hakkindaki one surulen tum kanitlar henuz uzmanlarin fikir birligine varamadigi rivayetler seviyesinde. Zagor'un elbette Amerika'ya gelmis-yerlesmis varliklarini surduren Vikinglerle maceralari da var ama oldukca vasat sayilar (yaratici birseyler ortaya koyabilecekken kacirilmis firsatlar).   

Ote yandan cilgin bilim adamlari, gozu donmus haydutlar veya kacakcilar her cizgi romanda bulunur ama Amerika'ya Kolombdan once gelmis bir Druid'in asirlar sonra canlanmasi ve dizinin en onemli kotulerinden biri olmasi fikri oldukca orjinaldir. Asil enteresan olan ise 76 yilinda yaratilan druid karakteri Kandraks'in hikayesindeki detaylaridir: 



80'lerden itibaren ozelikle Colorado'da bir magara agzindaki kayada ogham (keltlerin kullandigi bir alfabe) benzeri karakterinin bulundugu ve akademisyenler arasinda tartisma cikardigi biliniyor. Bu karakterler kimilerince keltlern oghamlari olarak yorumlanmis kimileri de bunlari bolgenin yerli kabilelerinin yaptigini one surmus. 

 

Evet, ilginc olan 80'lerde baslayan bu tartismadan yillar once (hatta akabindeki yillar icinde bu teoriyi savunanlarin kendilerine verdikleri 'diffusyonst' ismiyle kucuk bir kulte donen gruplardan cok once) yaratici kadronun bunlari Kandraks'in hikayesine ustaca yedirmis olmasi: 




Amerikan kitasindaki Oghamlarla Keltler arasinda kurulmaya calisilan iliski belki bir daha eskidir ama populer olup yayilmasinin Kandraks'in dogusundan sonra oldugu kesin. Yaraticilarimiz Kelt samanlari Druidler hakkinda (Asterix'in sirin druidi Büyüfiks'in aksine) insan kurban etme torenlerinden, Grek alfabesiyle olan iliskilerine kapsamli bir arastirma yapip (bu iddialarin tarihsel olarak dogru olup olmamasi onemli degil) ortalama Zagor hikayesinin ustunde, detayli bir yapit ortaya cikarmislar: 



6 Aralık 2017 Çarşamba

Zagor vs YETI

Once guncel bir haber: yillardir suren Yeti efsanesini besleyen, yasatan ve buyuten en onemli kanitlar olarak bilinen bazi buluntular (kemik, tuy vs. ) uzerinde simdiye dek yapilan en kapsamli DNA analizleri sonucunda bunlardan sekizinin bolgede yasayan ayi turlerine geriye kalanin ise bir kopege ait oldugu saptanmis. Bu kadar kesin bir ispat bile elbette Yeti'yi oldurmeye yetmeyecek :) Insanoglunun hayal gucu Yeti'yi yasatmaya, bolgeye giden kasifler kanit(!) toplamaya, Yeti de populer kultur urunlerinde boy gostemeyedevam edecek.

Yeti efsanesinin koku cok gerilere gitse de gectigimiz yuzyilin baslarindan itibaren bolgeye giden batililarin iddialari ve "bulgulariyla" yeti batida ve dolayisiyla populer kulturde meshur olmaya baslar.

Eric Shipton'in 1951 yilina ait meshur resmi

Cizgi romanin hemen her turlu alt turune defalarca konuk olmustur kar adamimiz ama her halde en unlusu  Herge'nin cizimlerinden konusuna, detaylarina en basarili albumlerinden olan Tenten Tibet'de albumudur (1958-59); buradaki Yeti bolge halkinin korkularinin aksine yumusakbasli, siddetten uzak hatta yanliz diyebilecegimiz bir canavar(!)dir. 


Superhero genresinde hemen heryerde YETI'yi bulmak mumkundur , tek ornek verelim: Batman Himalayalarda Ra's Al Ghul'un pesindeyken team-u yaptigi Frankesteinla birlikte bir grup YETI ile karsilasir ; lakin bunlar da gunun sonunda yine sadece kendi bolgelerini savunmaya calisan masum yaratiklardir.  




Konumuza donersek; Zagor'un ucan kacan butun canavarlarla yuzgoz oldugunu daha once soylemistik ((zagor vs) ama tam Himalayalar neresi Darkwood ormani neresi demek gelirken icimizden yaratici ekibin ustaca mudahalesi ile Zagor da kendini Yeti ile karsikarsiya bulur: Asya'dan bir grup muridiyle Amerika'ya gelen dusmani Krinhar yaninda etkisi altindaki Yeti'yi de getirmistir (#272, 1988) Yine Tenten'deki gibi aslinda uysal bir yaratik olan Yeti Krinhar'in etkisi altinda bir silah gibi kullanilmaktadir, karsilasma oldukca kisa surer elbette (Zagorluk da bir yere kadar ) 


Hikayenin guzel sonu sadece Zagor'un dusmani Krinhar ile siradisi karsilasmasi degil, serbest kalan Yeti'nin bundan boyle Amerika'da Sasquatch (ya da Koca Ayak ) olarak bilinecek olmasidir.

Elbette bipedal, iri-yari, ape benzeri bir yaratik olarak Koca Ayak ve Yeti benzetmesi kacinilmazdir; zaten Yeni Dunyanin cakma efsanesi Koca Ayak'in populerlesmesi de Eski Dunya partnerinden cok sonradir. Bu benzetmeyi ve kurulan iliskiyi Zagor'dan once Martin Mystere'de de gorebiliriz: Martin once Koca Ayaklarin aslinda Himayalardan gelen Yetiler oldugunu (#32 - 1984) cok sonralari ise Yetilerin siradisi kokenini (#87 -1989)  kesfeder . 



Yetimiz genelde kimseye zarari olmayan, dag baslarinda-dogada takilan, insanlar tarafindan yanlis anlasilmis canavarlarin en sevimlisidir. Eh bunun da populer kulturdeki muhtesem Himalayalar, Nepal-Tibet, dogayla ve kendisiyle barisik Budizm algisinin bir uzantisi oldugunu soylemek gerekir. 

5 Kasım 2017 Pazar

Zagor vs Bataklik Canavari

Cizgi Roman sevenler arasinda geyigi cok yapilan konulardan biri Marvel ve DC evrenlerindeki kopya karakterlerdir; Hawkeye - Green Arrow, Aquaman - Namor ya da Flash-QuickSilver gibi. Bunlarin hangisin once geldigi kimin kimden caldigi bitmek tukenmez bir muhabbettir ve bunlardan biri de her iki evrenin Swamp Monster'lari (Bataklik Canavari) Man-Thing ve Swamp Thing'dir. Man-Thing 70'lerin basinda bir-iki ay once cikmis olsa da DC karsiligi kendisinden cok daha meshur ve populer olur. 


Elbette bir-iki ay karakter yaratmak icin yeterli bir sure degildir ve esasinda iki karakter de populer kulturun cesitli kanallardan urettigi genel bir bataklik canavari konseptinden beslenmektedir; bu yaratik su altinda nefes alabilen, amfibik, ya batakligin bitkileri ya da hayvanlari ile etkilesim icinde tasvir edilen ama her zaman insansi antropomorfik ozellikler tasiyan bir monster'dir. 

Yaratigin ilk populerligi ise 54 yapimi meshur 'Creature from the Black Lagoon' filmidir elbette: 


Ucan-kacan envai cesit canavarla bogusan Zagor'un bu canavari es gecmesi dusunulemez elbette, canavarin ilk kez gorulmesi 74 yilindaki 'Acque Misteriose' macerasindadir. Canavar birebir Black Lagoondaki gorunumundedir: 




Kaldi ki odunc alinan sadece yaratigin goruntusu degil Black Lagoon filminin konusu hemen hemen oldugu gibi (tekneyle yaratigin pesine dusen bilim adamlari, murettabat arasinda yasanan tartisma, canli yakalayip yakalamama vb.) Zagor'a uyarlanmistir. 

Ikinci karsilasma ise yillar sonra 89 yilindaki  L'avamposto dei mostri macerasidir. Bu seferki yaratik 50lilerin klasik black lagoon goruntusunden uzaklasmis, daha guncel bilim-kurgu imgelerine uyan bir yaratiktir. 



Yaratiklara karsi Zagor'un etik pusulasi da 15 yil icinde sasmistir. Ilk macerada tehlikeli gorulen yaratigi canli yakalamak isteyen bilim adamlarina karsi cikan Zagor ne pahasina olursa olsun yaratigi oldurmek emelindedir. Ikinci macerada ise asil dusman yaratiklari oldurmek isteyen askerlerdir aslinda. Yaratiklari canli yakalamak ister. Zagor'un bilime-bilim adamlarina bakisi da evrilmistir. Zagor ilk macerada bilim adamlarinin yaptiklarini gereksiz hatta kimi zaman zararli bir aktivite olarak gorurken -hatta tum tehlike bittikten sonra bir fanatik gibi bilim adamlarinin daha fazla calisma yapmasini engellerken- ikinci macerada kendisi canavar karsisinda varolussal/felsefi sorular sormaktadir. 


Bu sorgulama sureci ilginctir zira Zagor gibi cok ve cabuk uretilen-tuketilen CR'larda surekliklik kaygisi ve kurgusu zayiftir; 15 yil onceki maceranin tecrubeleri bir-iki cumlelik gonderme disinda silinmistir belleklerden. Tekrar tekrar ayni maceralarin yasanmasinda ya da kahramanin moral kaygilarinin degismesinde bu nedenle bir sakinca yoktur. 

27 Ekim 2017 Cuma

Nuh'un Gemisi

Bizde "Nuh'un Gemisi" ismiyle yayinlanan Martin Mystery albumu oldukca eski bir album esasinda  ( 'Operazione Arca' - 1982). Album isminden de anlasilacagi gibi Martin ve Java'nin Nuh'un Gemisini aramasi uzerine kurulu. Ve gemiyi Turkiye'de, Agri daginda ararlar tabi :)  



Martin'in temel olarak paranormal mitlerle, alternatif tarihle, fantastik objelerle ilgilenmekte oldugunu surada anlatmistik (Kristal Kafatasi). Nuh'un Gemisi de belki New Age akimlarin ilgi alanina degil de dindar fanatiklerin ilgi alanina girse de elbette bunun dogal bir uzantisi. 

19. Yuzyildaki bir-kac soylentiyi ve arama calismalarini bir yana birakirsak 20. yuzyil (ozellikle ikinci yarisi) Nuh'un Gemisinin Agri daginda oldugu soylentisinin guclendigi, birbiri ardina Agri dagina kesif gezilerinin duzenlendigi bir zaman dilimi olmustur. Bu soylentinin kaynagi elbette Eski Ahid kitabi, kitaba gore Nuh Tufan'dan sonra Ararat bolgesine oturmustur. Bu her ne kadar bazi yorumlara gore butun Ermenistan olabilecegi gibi guncel yorumlar ozellikle Agri dagina odaklanmistir. Bu ikinci yorumun kaynagi Eski Ahid'e buyuk onem atfeden yeni donem Evanjelist akimlardir; iste bu yuzdendir ki 20.yuzyilin ikinci yarisindaki ekspedisyonlar buyuk counlukla Amerika'dan gelmistir. 

Bunlardan iki isim cok enteresan, birincisi Biblikal Arkeoloji denince (bildigin sarlatanlik) akla gelen ilk isimlerden Ron Wyatt. Wyatt arkeolojiyle ilgisi olmayan siradan bir hayat surerken adeta Tanri'nin cagrisina uyarak Ortadogu'yu kendine mesken edinmis Eski ve Yeni Ahid'de ne kadar kayip obje/mekan/kalinti varsa birbiri ardina bulmustur! hepsini :) 

Eski ve Yeni Ahid'in Indiana Jones'u
Ikinci isim ise ayda yuruyen sayili astronottan biri James Irwin'dir. Nasa kariyerinden sonra bu safsatalarla ugrasmaya baslamistir dini egilimleri nedeniyle. 

Bu ekspedisyonlar cogunlukla devlet tarafindan musamaha ile karsilanmis, gereken izinler verilmistir. Gazeteler bu "uzmanlar"in pesindedir. Hatta resmi torenlerle bugunku Nuh'un Gemisi mekani acilmistir devlet erkani ile birlikte. 





Ekspedisyonlarin kendileri aradiklari hayalden daha macerali olmustur; kacirmalar,  cinayetler, dedikodular, kazalar hatta PKK ile Turk askerinin catismasi. Biblikal arkeologlar artinca cekismeler de dogaldir ve Turk basini ilgisini kaybetmez. 


Yazarimiz Castelli'nin butun bu maceralari iyice arastirdigi ortadadir zira Martin de Biblikal arkeologlar gibi gazete mansetlerindedir .  


Neyse ki maceranin sonunda Martin Biblikal arkeolojinin derinliklerinde kaybolmadan hikayemizin sonu ustaca Martin'in kendi ana anlatisina baglanir. 

Dipnot: Kendini bilmez IMDB'lilerin kotu puan vermesine ragmen "Don Verdean" isminde harika bir komedi fimi vardir Biblikal Arkeoloji ile ilgili.  Don ~ Ron :) 

24 Ekim 2017 Salı

Kristal Kafatasi

Martin Mystery populer kulturun en unlu arkeologlarindan; Indiana Jones varken "en unlu" olmasi imkansiz elbette. Ilk Jones filmi 81'de cekilmisken Martin'in ilk albumu 82'de cikiyor dolayisiyla arada dogrudan bir etki olmamasina ragmen kahramanlarimizin yollari sandigimizdan daha cok kesismekte.

Ikisi de populer kulturun urettigi/tukettigi paranormal mitlerle, alternatif tarihle, fantastik objelerle ilgilenmekte. 

Bizde "Kader Kafatasi" olarak yayinlanan macera oldukca eski, Martin'in ilk albumlerinden (83 - Il teschio del destino ). Hikaye populer kulturde Kristal Kafataslari olarak bilinen Mezoamerika'nin Ispanyol isgali /Kolomb oncesi donemine ait oldugu soylenen mistik objelelerle ilgili: 




Kristal Kafataslari (tam olarak kac tane olduklari bilinmiyor, bir-kac meshur olanindan biri de British Museum'da) 19. yuzyilin sonlari 20. yuzyilin baslarinda meshur olur. Ticaretleri yapilir, elden ele gecer, bazilari muzelere duser sonunda; haklarinda turetilen bitmek tukenmek bilmeyen efsanelerle yogun bir mit tabakasi olusur etraflarinda. Ana tema bu kadar mukemmel bir isciligin Kolomb öncesi Amerika'ya ait olmasinin imkansizligidir. Buradan yola cikarak bilinen tarih alt ust edilir (Ancient Aliens olmasin sakin). Sahip olduklari iddia edilen paranormal-psisik ve sagaltici etkileri nedeniyle New Age hareketlerinin de ilgi odagi olur (Kristal olsun camurdan olsun).

Kristallerin ticaretini yaptigi ve bu kadar populer olmalarini
sagladigi iddia edilen Fransiz Antikaci Eugène Boban 

Elbette modern bilim bunun bir sarlatanlik oldugunu, kafataslarinin Mezoamerika ile hele Ispanyol isgali /Kolomb oncesi donemle bir ilgisi olmadigini kanitlamis durumda ama bilimsel hakikatler populer kulturun bu verimli objelerini tekrar tekrar kullanmasina engel olmaz tabi.  

Kafataslari en sonunda 2008'de Indiana Jones'un simdilik son filmi "Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull" a konu olur. Cok fazla spoiler yapmamak adina soyle bitirelim hem 83'deki albumde hem de filimde ana plot kafataslarinin psisik etkileri ve kokenleri uzerine kurulmustur. 


21 Ekim 2017 Cumartesi

Java Neden Konusmaz?

Martin Mystery'nin pek cok kaynagi-etkilendigi unsur vardir ama sasirtici olan onemli bir kaynagin da Mandrake olmasidir. Martin ve Java Mandrake ve Lothar'in olusturdugu klasik "asil kahraman + strong man " sablonunu kullanir  (Diger etkileri baska bir yazida ele alalim).  

Strong Man'imiz, sevgili Neanderthalimiz Java maceralarinda Martin'e eslik ederken konusmaz, homurtularla ve el isaretleriyle anlasir: 




Bunun nedeni saniyorum 80'lerin basinda yaratilan cizgi romanin zamanin bilimsel-populer bilgisini kullanmasi. Neanderthallar cok uzun sureler boyunca guclu-kuvvetli ama kaba-vahsi bir insansi tur olarak dusunulduler. Populer kulturun hemen her alaninda da bu sekilde resmedildiler:  





Oysa sonraki gelismeler sasirticiydi; bugun sandigimizdan cok daha gelismis bir tur oldugunu bildigimiz Neandertallerin konusup konusmadigi oldukca tartismali bir konu. 

Once Neandertal girtlak kemiginin konusmasina elverecek sekilde oldugu tespit edildi. Bu arada gen teknolojisinin gelismesiyle FOXP2 geninin konusma kabiliyeti ile ilgisi bulundu zira bu gendeki mutasyon insanlarin konusma kabiliyetini etkiliyordu. En yakin yasayan akrabalarimiz sempanzelerde de farkliydi. Sonra da bu genin Neandertal'deki versyonuna erismek icin iyi korunmus bir ornekten cikartilan dizime bakildi ve gen insanlardaki sekliyle yer almaktaydi. Elbette bu gen konusmanin tek sorumlusu olan yegane anahtar degil; uzmanlarin deyimi ile buyuk bir bulmacanin onemli bir parcasi. Konusma ile ilgili diger genlerin tespiti ve Neandertal genomundaki durumlari ile konu ilerde daha cok aydinlanacak elbette (Ornegin konusma ile iliskili bazi genlerin Neandertal genomunda olmadigi tespit edilmis durumda). 

Ama bugunku bilgilerimizle soyleyebiliriz ki Java cok buyuk ihtimalle isaret diliyle ve homurtularla degil belki cok kompleks cumlelerle olmasa da kelimelerle konusabilirdi Martin Mystery ile.