Superman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Superman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ağustos 2019 Salı

The Boys... Dizi vs Cizgi Roman

Diziyi sonunda yeni bitirebildim, cizgi romanla da karsilastirinca her ikisi icin de spoilerla dolu bir yorum cikti ister istemez: 

Sadece cizgi romanin bir degerlendirmesi icin The Boys

SPOILER

Cizgi roman uyarlamalarinda ister istemez akla gelen ilk soru -ozellikle cizgi roman okurlarinca- 'acaba ne kadar sadik bir uyarlama?' olmustur. Konu Boys olunca acikcasi sorunun cevabini daha da merakla bekliyordum ve diziyi yumusatacaklarini tahmin ediyordum. 



Ozellikle siddet ve cinsellik iceren sahneler oldukca yumusatilmis, bu da dogal zira beyaz perde ve tv ekranlari cesurlastikca cizgi roman dunyasinda daha niche daha tabu-yikan icerikler uretildi. (Benzer bir surec bizim ozel tvler-mizah dergiciligi ikileminde de yasandi yerel boyutta)  Kisitli bir kitleye hitap eden bu tarz cizgi romanlarin cok buyuk kitlelere hitap eden ekranlara birebir yanismasini beklemiyorum zaten. Bir kac ornek verelim : masum superkahraman karakterimiz Starlight'in Seven'a girisinde basina gelenler ornegin cizgi romanda Seven'in tum erkek uyeleri tarafindan yapilirken dizide bunun faturasi  tek bir karaktere 'Deep'e kesilmekte. Yahut dizide bir grup erkegi antreman yapmak icin cagiran  Queen Maeve, cizgi romanda onlarla bambaska seyler yapmakta. 

Bunlar uyarlama yapilirken verilmis kucuk kararlar/degisiklikler; cok takilmiyorum. 

Baska kucuk degisiklikler de var, ornegin cizgi romanda "little Hughie" olarak yaratilmis bir karakterin -ki fiziksel olarak ufak tefek biri- dizide oldukca uzun boylu olarak karsimiza cikmasi tuhaf olmus (bunla ilgili kendisiyle dalga gecen bir espri de var). Ya da Butcher'in anlasilmaz derecede sert olan aksaninin da aktor Karl Urban'in buyuk cabasina ragmen oldukca yumusamis olmasi. Cizgi romanin surekli absurt mizah urettigi Butcher'in kopeginin eksikligi de hissediiyor dizide.   




Ama hikayeyi etkileyen buyuk degisiklikler de var; ornegin cizgi romanda The Boys bastan beri Compound V'yi kesfedip hatta kendileri de superlerle mucadele etmek icin kullandiklari halde seride bu kesif oldukca uzun bir zamana yayilmis (aslinda bu yuzden de Mother's Milk'in adi seride biraz anlamsiz kaliyor). Zaten superlerle mucadele edebilmek icin hikayenin belki de ikinci sezonda bu yonde gelismesi sart. Ayni sekilde Hugie cizgi romanda uzun sure Starlight'in yeni kiz arkadasi oldugunu anlayamadigi halde dizide bu surec oldukca hizli gelismekte. Bir baska fark ise tum sezonun hemen hemen Seven'a odaklanmis olmasi. Oysa cizgi romanda Butcher diger ufak tefek super gruplariyla ugrasirken (evet Vought sirketinin Seven disinda bir cok super kahraman grubu var ) ve Seven'a karsi mucadelsini adim adim kurarken dizide Seven disinda cok az super karakter gorebildik. Bu da kisa surede cok sey anlatabilme kaygisindan kaynaklanmakta saniyorum. En bastan 4-5 sezon olacagi bilinse daha farkli kurgulanirdi eminim. Cizgi romanda  Ennis'in dine karsi da oldukca sert bir elestiri gelistirmis olmasina ragmen tipki yine Amazon'un Preacher uyarlamasinda oldugu gibi dine karsi elestiri dozaji azaltilmis (bunun da ticari kaygilarla da iliskisi var elbette). 




Sonucta Preacher uyarlamasindaki formul kullanilmis:  ayni hikaye yapitaslari degerlendirilmis (superler, bir sirket, compound V, onlarla derdi olan bir grup vs) ama karsimiza bambaska bir hikaye cikmakta. Bir nevi what-if hikayesi tadinda. 

Herseye ragmen tipki Preacher'i keyifle izledigim gibi The Boys'u da ilgiyle takip ettim zira okudugum cizgi romandan farkli karakterler olsa da Homelander-Butcher karsilasmasini ekranda takip edebilmek yine de keyifli bir deneyim. Tek istegim dizide henuz goremedigimiz The Legend karakterini ikinci seoznda gorebilmek.  :)

16 Haziran 2019 Pazar

BPRD - Sovyetler Propaganda Afisi Estetigi

BPRD korku, fantastik, bilim-kurgu ve occult unsurlarini ustaca birlestiren en enteresan hikayeye sahip super-kahraman takimlarindan biri. Elbette bir Justice League ya da Avengers populerligine sahip olmasa da sadik bir takipci kitlesi var. Mignola'nin dahiyene evrenini uzun yillar ince ince islemesiyle, yan basliklar ve spin-offlariyla devasa bir kulliyat olusmus durumda. Kimi zaman realist cizgilere sahip cizerler gorev alsa da benim -ve genel olarak tum BPRD okuyucularinin- daha cok hoslandigi sanatcilar ilk donemlerde Guy Davis son donemlerde ise Tyler Crook gibi Mignola'nin kendi uslubuna da yakin, daha karikaturumsu usluba sahip sanatcilar.  

Mignola evrenindeki hikayenin dallanip budaklanmasi ve tum dunyayi tehdit etmesi yuzunden BPRD Rusya ile de isbirligine gitmesi sonucu orada da maceralar yasanmaya basladi. Ozellikle bu sayilarin kapaklari harika bir estetik tasimakta: 

Malum Sovyetler Birligi cizgi romanin hemen hemen hic olmadigi bir donem/cografya ama kendine has bir propaganda afis estetigi gelistirmis durumda ayni zamanda. Buyuk liderler, elleri kollari guclu-abartilmis isci sinifi temsilcileri, kalabaliklar, Sovyet teknolojisinin ve tariminin yuceltilmesi, dusmanlarinin ezilmesi, ufuklar-uzay-daha iyi bir gelecek ve tabi ki kirmizinin bol kullanimi.




Iste bu BPRD kapaklari (82-86 sayilar) bu estetigin ozunu oldukca guzel yakalip yanstimis durumda: 





Elbette bu Sovyetler propaganda afisi estetiginin cizgi roman kapaklarindaki ilk kullanimi BPRD sayilari degil. Bu konuda akla ilk gelen alternatif Superman hikayesi Red Son :






ve sinirli sayida olsa da baska ornekler de var : 














5 Haziran 2019 Çarşamba

SHAZAM - 6 Tanri eder mi?


Super kahramanlarin hizla yukselise gectigi 40'larin basinda Fawcett yayincilik da bu karli isten payini almak icin yeni superler  yaratmaya koyulur. Uretilen bazi kahramanlardan sonra Bill Parker bir grup kahraman yaratir, her biri bir mitolojik kahramanin gucune sahiptir. Editor mudahalesiyle bunlar supermenvari tek bir kahramanda birlestirilir : Captain Thunder. Isim kullanimda oldugundan zamanla Captain Marvel'a evrimlesir. 


Billy Batson, "SHAZAM!" buyulu kelimesini soyleyince bir super kahramana donusmektedir. Kelime 6 "tanrinin" isimlerinin basharfleridir aslinda : Solomon, Hercules, Atlas, Zeus, Achilles ve Mercury. Boylece Kaptan Marvel Suleyman'in bilgeligine, Herkul'un gucune, Atlas'in dayanikliligina, Zeus'un kudretine, Asil'in cesaretine ve Merkur'un hizina sahip olur. 





Her ne kadar Superman'le kiyaslansa da yuz ve vucut hatlari her zaman daha karikaturize cizilir; hikayeleri de cok daha mizah agirliklidir (o yuzden yeni sinema uyarlamasi orjine sadik bir yorumdur). 



Cocuklar icin uretilmis ucuz bir pulp kahraman yaratmanin serbestligi, esnekligi -ve guzelligi- burada ortaya cikmaktadir hemen; sayilan "tanrilar"dan cogu Yunan panteonuna aittir ama bir kismi yanyana dusunulemeyecek isimlerdir : bir Titan olan Atlas ile Zeus gibi, yahut Herkul'un ve Achilles'in panteonda olmayan sadece birer yari-tanri olmasi gibi. Daha da ilginci kelimenin istenilen sekilde soylenebilmesi icin digerlerinde Yunanca orjinal isimleri kullanilirken son Tanri'da Hermes yerine Roma'li karsiligi Mercury'nin tercih edilmesidir (dogru bir tercih olmali zira SHAZAH kulaga pek hos gelmiyor simdi ). En guzeli ise bu mitolojiyle ilgisi olmayan Ibrahimi dinlerin peygamber figuru Solomon'un buraya monte edilmesi (belki de wisdom - bilgelik karsiligi olarak kullanilan Solomon'un Yunan mitolojisinde bir kadin olan Athena ile temsil edilmesi yuzunden ya da yine kelimenin kulaga hos gelmemesi yuzunden ). Populer kultur ogeleri genellikle oldukca esnek ve modulerdir, kimse Solomon'un burada ne isi var diye sorgulamaz; uygun bir koken kolaylikla icat edilir. 

Bu tanrilardan kimi zaman "olumsuz yaslilar" vs gibi bahsedilse de bizzat Kaptan Marvel kimi zaman 6 Tanri gucune sahip oldugunu vurgulamaktadir. Ornegin gercek Yunan Tanrilari ile yaptigi kavga esnasinda :  



Benim hesabima gore 4 Tanri ancak etse de eglenceli karakterdir Shazam :) 


Kaynak : The Classic Era of American Comics, Nicky Wright


22 Mart 2019 Cuma

Siyasal Islamcilar Comics okursa...

Lacivert dergisinin son sayısındaki başlıklardan biri : “Süper kahramanların gizli Yahudi kimlikleri”. Yazının giriş cümleleri ise şöyle: 

Küresel bir pazara dönüşen süper kahraman karakterleri evrensel değerleri temsil ediyor görünebilir ancak büyük kısmının kimliklerinin arka planı çoğu mülteci Yahudi yazarçizerlerinin gelenek, kültür ve inanç kodları ile işlendi. Özellikle ilk süper kahramanların…

Dergi Siyasal İslamcı bir çizgide yayın yapmakta ve bu ideoloji için ‘Yahudi’ demenin ne demek olduğu bilindiğinde ve de böyle iddialı cümlelerle yazıya başlandığında tumturaklı başlığın içeriğini dolduracak sağlam bilgiler, kanıtlar bekliyor insan doğal olarak. Ama yazıyı detaylı okuduğumuzda tek bulabildiğimiz çizgi roman dünyasına oldukça yabancı bir kalemin önyargılarından ve kulaktan dolma bilgi kırıntılarından inşa ettiği bir komplo teorisi. Örnekler verelim hemen: 

Aslında bu öncü Yahudi çizer neslinin tıpkı kendi halkları gibi yüz yüze kaldıkları, gerçek kimliğini gizleyerek toplumla kaynaşma mecburiyeti ürettikleri çizgi roman karakterlerinin çift kimlikli yapısının da temellerini oluşturacaktı. Bunların çizdiği ilk süper kahramanlar da kendi ortamlarına uyum sağlamak için tıpkı gerçek hayattaki çizer ve tasarımcıları gibi asıl kimliklerini büyük ölçüde gizlemek ve ikili bir hayat yaşamak durumundaydılar.

Yazarın Superman ve Batman gibi kahramanların çift kimlikliklerini oluşturan tek nedenin Yahudilerin yeni kıtada kimliklerini gizlemesi olarak sunması daha önceki çift kimlikli- gizli kimlikli kahramanlardan haberi olmadığını göstermekte. Bu kahramanlar yoktan var edilmediler, koskoca bir literatürün öncülleri olan kimi çizgi roman kahramanlarının ve pulp hikâye-roman kahramanlarının üstlerine inşa edildiler. Kızılmaske, The Shadow, Doc Savage, Mandrake, Zorro, The Spider gibi kahramanlar gizli kimlikler, maskeler, taytlar, pelerinler, sidekickler, gizli üstler gibi süper kahraman çizgi romanlarının temel unsurlarını kullanmaya Superman ve Batman’den önce çoktan başlamıştı bile. Pek çok çizgi roman kahramanı gibi Superman ve Batman de bu öncüllerinden aldıkları kimi unsurları harmanlayarak ortaya çıktılar. Ama yazar bunları görmezden geliyor zira ya çizgi roman dünyasına uzak olmasından ya da önyargılarından dolayı çıktığı yolda amaçlarına uygun bir hikaye kurguluma derdinde.



20'nci yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren ortaya çıkmaya başlayan üstüngüçlere sahip karakterlerin asıl esin kaynağının, gerçek köklerinden ve yurtlarından koparak yabancı oldukları bir topluma uyum sağlamaya çalışan göçmen Yahudiler olduklarını söylemek hiç de abartılı sayılmaz.

Elbette abartı sayılır hem de büyük ve cahilce bir abartı zira tek süper güçlü kahramanları yaratanlar Yahudi kökenliler değildir, aynı dönem kimi bugüne dek varlığını sürdüren kimi tozlu sayfalarda kalan pek çok kahraman yaratılmıştır. Üstün güçlü kahraman prototipi ise insanlık kadar eskidir. En eski mitlerimizden, efsanelerimizden itibaren Gılgamış’tan Herkül’e Samson’dan Zaloğlu Rüstem’e kadar insanüstü güçlerle donanmış kahramanların hikâyelerini tekrar tekrar anlatmaktadır insanlık.

1930'lara gelindiğinde çizgi roman başlı başına bir sektör olma yoluna girmiş ve bu sektörü büyük ölçüde 1910-20 arasında ABD'ye gelen Yahudi göçmenlerin çocukları yönlendirmeye başlamıştı. The Spirit adlı süper kahramanın çizeri Will Eisner, Superman'ı çizen Jerry Siegel ve Joe Shuster, Batman'ın Bob Kane takma adını kullanan çizeri Robert Kahn ve Örümcek Adam, Hulk, Fantastik Dörtlü'nün tasarlayıcıları Jack Kirby adıyla bilinen Jacob Kurtzberg-Max Ginsburg ikilisi ile geçtiğimiz haftalarda 95 yaşında ölen Stan Lee ya da gerçek adıyla Stanley Martin Lieber bunların başlıcalarıydı.

Yazar kurgusuna uygun olarak saydığı isimleri kalabalıklaştırmak için nesil farklarını göz ardı ediyor. Tüm isimleri bir araya yığıp sayarken Yahudi olmayıp çizgi romana yön veren bir sürü başka ismi elbette atlıyor. Saydığı isimlerin kimisi için Yahudilik gerçekten kimliklerinin bir parçası iken kimisi için ise sadece ailelerinin geçmişinde kalan bir hatıra olmaktan öteye bir anlamı yok. Ama yazar için aradaki farkları yok sayıp hepsini ayni kefeye koymak, genelleme yapmak daha kestirme bir yol.  

Dolayısıyla dünyanın insanüstü güçlerle donanmış bu yeni kahramanlarının geri plandaki kodları büyük ölçüde çizerlerinin kimliklerinin yanı sıra Eski Ahit'e, Kabala'ya veya efsanevi dinî figürlerin güncel bir yorumuna dayanıyordu. 20'nci yüzyılda ortaya çıkan bu kurgu süper kahramanların ilk esin kaynağını ise Yahudi efsanelerinde Golem adıyla geçen kilden yapılmış ve alnına konulan bir yazılı muska ile hizmetkâr ve koruyucu hâline gelen insansı ancak ruhu olmayan bir varlık oluşturuyordu. Spirit'in çizeri Will Eisner bunu açıkça şöyle ifade ediyordu: "Praglı Yahudileri korumak için bir haham tarafından şekillendirilen Golem, tüm süper kahraman mitolojisinin öncüsüdür. Asırlardır Avrupa'da baskı ve zulümlere uğrayan Yahudiler kendilerini karanlık güçlerden koruyabilecek bir kahramana ihtiyaç duyuyorlardı. Bu kahramanı ise Siegel ile Shuster icat etti: Superman…"

Eisner’in yorumu bir çizgi roman üstadı olarak elbette önemlidir ama adi üstünde bir yorumdur, kişisel bir görüştür; mutlak hakikat olmaktan uzaktır. Daha önce belirttiğimiz gibi süper kahramanların kökenlerine bakmak için mitolojinin kendisine bakmak yeterlidir. Her biri farklı düzeyde farklı güçlere sahip Tanrıların hikayelerini, birbirleriyle, ölümlülerle ve yari-tanrilarla mücadelelerini anlatan Yunan Mitolojisinden İskandinav mitolojisine eski çok tanrılı hikayelerdir süper kahramanların kökenleri. Bunda dolayıdır ki Thor’dan Loki’ye Herkül’den Ares’e sayısız mitolojik figür çok doğal bir biçimde süper kahramanların dünyasına eklemlenmiştir. Golem bir yaratıcıya bir kahraman yaratmak için belki ilham vermiştir ama böyle bir genelleme yapmak saçmalıktır.  



İki göçmen çocuğu Jerry Siegel ve Joe Shuster'in 1934'te tasarladıkları ve 1938'de Cleveland'da yayınladıkları Action Comics'in birinci sayısıyla sahneye çıkan Çelik Adam yani Superman, süper kahramanların ilk ve en İbrani özelliklere sahip olanıydı. Yok olmaktan kurtulması için ailesi tarafından bir sepet içinde Nil Nehri'ne bırakılan Hz. Musa'nın modern bir uyarlamasıydı adeta. Bu ilk süper kahraman ve ailesinin orijinal adı da İbranice'den alınmıştı: Kal-El "Tanrının Nuru" ya da ışığı anlamına geliyordu. Superman'ın babasının adı olan Jor-El de yine İbranice "or" (ışık, aydınlık) ve "El" (Tanrı) kelimelerinden esinleniyordu. Çizerleri bu karaktere Hz. Musa'nın tüm temel özelliklerini yansıtıyordu: Yok olmanın eşiğinde bir toplum ve medeniyet; nehire bırakılan sepete karşılık uzaya salınan küçük bir mekikle ailesinden kopan yalnız çocuk; türünün son umudu, faziletli bir birey, halkı için fedakâr, seçilmiş kişi; karşısında en güçlü orduların ve silahların etkisiz kaldığı, yenilmez ve bir millet için ilham kaynağı olacak güçlü bir kahraman… Üstelik bu kahraman Yahudi dinindeki "Tikkun Olam"adı verilen "dünyayı düzeltme, ihya etme" kavramının da büyük bir temsilcisiydi.

Beşiğe koyma miti dışında Superman’le Musa’nın hiçbir ortak özelliği yoktur. Musa halkını kurtarmak misyonunu üstenmişken Superman halkını zaten kaybetmiştir. Kendine bambaşka bir gezegende yeni bir misyon inşa etmektedir.  Musa bir dini ve siyasi bir lider olma yolundayken Superman’in bununla en ufak ilgisi yoktur. Beşik miti ise Musa’ya ait olduğu kadar birçok başka kültüre de ait genel bir motiftir. Yahudilerin bu motifi Sargon’un doğum hikâyesinden aldıkları bilinmektedir. İnsanlığın ortak malı bir kültürel motiftir. Campell meşhur kitabi Kahramanın binbir yüzünde sıraladığı kahramanın ortak hikâyeleri, motifleri sıralamasında ilk motif kahramanın doğuş hikayesinin olağan üstü olmasıdır.  Bu ya bakire bir doğumdur ya bir kaçış-kehanet söz konusudur, ya da benzeri bir olağan üstü motiftir. Yaşamı sıra dışı olacak kahramanın doğuş hikayesi de sıra dışı olmalıdır. 

Yahudi süper kahramanların ilk ilham kaynağı olan kilden yapılmış koruyucu dev adam Golem efsanesi bu defa doğrudan The Thing olarak beliriyordu. Üstelik Taş Adam'a dönüşen Benjamin Jacob Grimm karakteri adından da açıkça anlaşılacağı gibi Yahudi kimliğini gizlemek zorunda kalmıyor ve ilk doğrudan Yahudi süper kahraman oluyordu. 

Yazarın fantastik dörtlü ve The Thing i okumadığı anlaşılmakta, "The Thing" Yahudi kimligine ragmen tastan bir bedene sahip olsa da iradesi olan bir insandır neticede. Ve de buyuk bir dramin icindedir. Golem ise yaratıcısının komutlarını yerine getirmek için tasarlanmış, kendi iradesine sahip olmayan, ruhsuz bir bedeni simgeleyen robotumsu bir yaratıktır. Aralarında yüzeysel bir benzerlik dışında en ufak ortak yan bulunmamaktadır.  


Balığın karnında hayatta kalan Hz. Yunus kıssasından ilhamla hikâyesi oluşturulan ve Rimbor adlı gezegenden gelip bir uzay balinası sayılabilecek ultra enerji varlığı tarafından yutulduktan sonra kozmik güçlere kavuşan, Superman'ın çizeri Siegel'in eseri Jo Nah ya da Ultra Boy; yazar Paul Levitz tarafından bir İbrani gibi tasarlanan ve radyoaktif bir meteor nedeniyle insanüstü büyüme gücüne kavuşarak Colossal Boy'a (Devasa Delikanlı) dönüşen Gim Alon; Atom Smasher'a dönüşen Albert Rothstein; Firestorm adlı kahraman olan Martin Stein; Dr. Harleen Quinzel'ken süper güçlerle donanan Harley Quinn; Alice Cohen tarafından yönlendirilen bir Golem olan Monolithe mesela… Küresel Muhafızlar'a katılarak süper kahraman Seraphin'e dönüşen Chaim Lavon; Katolik bir baba ile Yahudi bir annenin oğlu olan Wesley Dodds ya da süper kahraman adıyla 1940'larda çizilen DC Comics'in Sandman'ı; dindar olmamakla birlikte Yahudi kimliği bilinen Songbird lakaplı Melissa Gold; Reformcu Yahudilik hareketi mensubu Jef ve Rebecca Kaplan çiftinin oğlu olarak doğan ve Wiccan'a dönüşen Billy Kaplan; X-Men topluluğundan asıl adı Wanda Maximoff olan ScarlettWitch ve Quicksilver lakaplı Pietro Maximoff da İbrani kimlikleri ihmal edilmemiş ya da Yahudilikle akrabalık bağı bulunan birçok süper kahraman arasında burada zikredebildiklerimizin bir kısmı.

Yazar artık çok bilinen kahramanlardan yeterli derecede isim bulamamış, ya da bulduklarından üretmek istediği komplo teorileri için yeterli malzeme bulamamış olacak ki artık yüzlerce süper karakterin bulunduğu Amerikan çizgi roman evrenlerinden B ve C listelerinden internetten bulduğu isimleri saymaktadır; bunların çoğunu okumadığına bahse girilebilir. Oysa uzun suredir arz-talepler göre hareket eden bir sektör olan çizgi roman piyasası ve artık çeşitliği yansıtma derdinde olan yayınevleri her dinden her etnik kökenden ve cinsel kimlikten kahramanlar yaramaktadır zaten (buna bol miktarda Müslüman karakter de dahildir). 

Süper kahramanların Yahudi geleneği mirası Jewish Publication Society tarafından 2008'de yayınlanan Ariel Kaplan imzalı From Kraków To Krypton (Krakov'dan Kripton'a) adlı bir kitapta işlenmekten de geri kalmadı. 2009'da Up, Up and Oy Vey: Yahudi Tarihi, Kültürü ve Değerleri Çizgi Roman Kahramanlarını Nasıl Etkiledi adlı bir kitap yayımlayan Brooklynli haham Simcha Weinstein da birçok ünlü süper kahramanın çizerlerinin Yahudi olduğunu ve karakterlerinin Yahudi değerlerinden, Hz. Musa ve Hz. Davut gibi büyük zatlar ile Golem ve Samson gibi efsanevi figürlerden esinlenerek oluşturduklarını belirtiyordu.

Yahudilik kimliği adına hareket eden bazı kalemlerin süper kahramanları sahiplenmek istemesinin anlaşılır bir yönü vardır; nihayetinde ortada oldukça başarılı bir is vardır ve ovunmek icin bunu kendi dini-milli kimlikleri adına sahiplenmek isteyenler her zaman çıkacaktır. Ote yandan çizgi roman da diğer sanat dalları gibi zaman zaman propaganda amacıyla kullanılmıştır elbette. Lakin yazarın da ayni iddiaya destek vermesinin nedeni basta söylediğimiz gibi bu “yabancı” kahramanların aslında nasıl Yahudi kültür ve değerlerinden neşet ettiğini, nasıl “Yahudi” olduklarını (büyük Yahudi komplosunun bir parçası olduklarını) ispat etmek istemesidir. Oysa bunu ispat edemediği gibi kahramanların Yahudi değerleri adına neyi savunduklarını da gösterememiştir: klasik donem kahramanları hemen herkes tarafından savunulabilecek, benimsenebilecek evrensel ahlaki prensiplerin yanındadır. Sevilmelerinin bir nedeni de budur.   

.

18 Şubat 2019 Pazartesi

Superman'dan once bir Superman: Doc Savage

Doc Savage, ilk pulp kahramanlardan (wikiye gore 1933'de kendi dergisine sahip olan 3. pulp kahraman). 30'lu yillarda yaratilmis ve takip eden yillarda onlarca hikayesi ve romani yazilmis bir karakter. Yaraticisi Lester Dent. Engin bir bilimsel bilgi birikimine, bir super kahraman olmamasina ragmen ustun fiziksel guce ve abidevi bir ahlak ve cesarete  sahip; kisacasi 10 parmaginda 10 marifet bir kahraman prototipi. Kucuk yastan itibaren suclularla savasmak icin yetistirilmis. Bu amacla kullandigi ozel bir ussu, elinin altinda kullabilecegi turlu teknoloji harikasi cihazi, ozel bir ucagi ve kendisine yardimci olan turlu konularda uzman bir sidekick ekibi var. 

Butun bunlarin, bu sablonun tanidik gelmis olmasi lazim. Ozetle bugunku super kahraman genresine kaynaklik eden ilk protiplerden biri Doc Savage ve Superman'dan once Superman diye hitap edilen bir karakter. Bugunku hemen her super kahraman anlatisinda Savage'den bir iz ya da paralellik bulabilmek bulmak mumkun. Ornegin yine Superman'den once 'Fortress of Solitude' isminde kutuplarda gizli bir siginagi bile var Savage'in.  

Henuz izleyemedigim bir de filmi var 70'lerde yapilmis. Yeni bir filmin yapimi da surekli konusulmakta.     

Cizgi roman medyumuna bu kadar uygun bir eser olunca kacinilmaz olarak bircok kereler degisik yayinevlerince cizgi romana da uyarlanmis. Kendi maceralari anlatildigi gibi bazi baska pulp kahramanlarla yollarinin kesistigi maceralarda da konuk olmus. 

Elimde iki cizgi roman denemesinden ornekler var; ilk DC'nin uzun soluklu bir serisi (toplam 24 sayi sanirim). 80'lerin sonunda donemin cizgi ve hikaye anlatisini bulmak mumkun bu hikayelerde; tek duze ilerleyen cok karmasik olmayan bir hikaye, yalin cizgiler ve cok cesur olmayan panellemeler. Kotulerin cok kotu oldugu, surekli olarak dunyayi ele gecirmeye calistigi klasik pulp anlatilar ve bu yuzden de klasik bir cizgi roman ve macera hikayelerini seven herkesin kolayca takip edebilecegi hikayeler. 



Bu hikayelerde Doc Savage kendi doneminden 80'lere tasinmis (bir zaman yolculugu ile) eski yardimcilari yaslandigi icin onlarin yanina yeni bir kadro kurulmus. Bu degisiklige ragmen okuyucu mektuplarina bakilirsa pulp kahramani romanlarindan taniyan sadik okuyucu kitlesine gore romanlarindaki dunyanin ruhuna oldukca sadik, sevilmis bir uyarlama. 




Ikinci seri daha guncel (2013), Alex Ross'un muhtesem kapaklariyla Dynamite semsiyesi altinda yayinlanmis. Ozel sayilar haric 8 sayi surmus kisa bir seri. Daha modern bir cizgi ve hikaye anlatisi ile ele alinmis Doc Savage; 30'larda baslayan maceralar Doc Savege'in yaslanmaya karsi kendi uzerinde bir denedigi bir serumun basarili olmasiyla gunumuze kadar gelen kisa hikayeleri anlatilmakta. 


Internetteki tepkilerden anladigim bu uyarlamanin hard-core pulp Doc Savage fanlari tarafindan sikintili bulunmus oldugu. Yine de Alex Ross kapaklari ile Doc Savage gormek ayri guzel zira Alex Ross'un cizimleri serinin orjinal romanlarina kapaklari cizen Roger Kastel'in yorumuna bir saygi durusu olmus.

Roger Kastel roman kapagi 






3 Şubat 2019 Pazar

The Boys

'Quis custodiet ipsos custodes?'(Gozetleyenleri kim gozetleyecek?)  Roma'li meshur  sair Juvenal'in bir dizesi. Aslinda bambaska bir baglamda kullanilmis olsa da sonralari cok populer olmus bir alinti. Politik guc, iktidar savaslari, diktatorluk, demokrasi ve toplumu gozetleme mekanizmalari baglaminda kullanilagelen bir alinti. Bu kalip populer kultur dunyamizda cok cesitli yerlerde kullanilmis olsa da asil meshur olmasini saglayan eser tabi ki Alan Moore'un Watchmen'i:  'Who watches the watchmen'. Zaten Moore da kitabin ana temasinin ve basliginin da bu soruyla dogrudan ilgili oldugunu belirtmekte. 

Watchmen'den sonra superkahraman cizgi romanlarinda bir grup maskelinin kahraman rolune soyunup kendi kurallarini dayatmasi, ele almasi bir sorun olarak durmakta. Topluma yardim ederlerse, sorunlari cozerlerse pek guzel ama ya yoldan cikarlarsa? Ya kullandiklari metodlar?Ornegin Marvel'in en guzel eventlerinden 'Civil War' da ayni soruya cevap aramakta. Bu sefer onlari kim izleceyek, denetleyecek? Bu aslinda cok cesitli bicimlerde yorumlanacak bir allegori de ayni zamanda... 




Garth Ennis kendi deyimi ile super kahramanlari pek sevmemekte; yakindan takip de etmemekte. Yazarken de daha ayagi yere basan karakterleri yazmayi tercih ediyor o yuzden, uzun zaman yazdigi Punisher gibi. Ama bu demek degil ki fantastikten-paranormalden hoslanmiyor; vampirler, melekler seytanlar cirit atmakta yazdigi bazi diger eserlerde. Preacher ve Hellblazer gibi. Kostumluler soz konusu oldugunda ise oldukca supheci: 

"Cogu super kahraman hikayesini anlamsiz buluyorum. Bu demek degil ki bu turde bir potansiyel yok - Alan Moore ve Warren Ellis; ikisi de insanotesi olmanin ve insanotesinde dusunmenin nasil olabilecegine dair ilginc isler yaptilar... Miracleman, Watchmen ve Supergods'a bakin. Fakat endustri okuyucunun talebini karsiladigi surece yani ayni parlak renkli kostumlu karakterler surekli ayni seyleri yaptikca - asla gercek bir gelisme goremeyeceksiniz. Bu hikayeler bitemez, bundan dolayi da hicbir zaman anlamli olmayacaklar"*

Peki bu sozleri soyleyen Ennis'in kendi super kahraman hikayesi nasil olur; elbette The Boys gibi yazilmis-cizilmis en vahsi-en gore cizgi roman serilerinden biri cikar ortaya. 


The Boys evreninde Compound V denilen bir madde insanlara super gucler vermektedir ama bu maddenin uretilmesi inanilmaz pahalidir ve tek bir firma (Vought-American) bu sureci kontrolu altinda tutmaktadir. Istedigi gibi deneyler yapmakta, super kahramanlar uretmekte, bunlarla takimlar kurmakta ve uzerlerinden turlu kanallarla buyuk paralar kazanmaktadir. O yuzden superlerin herbirinin ne giyeceginden, orjin hikayesine kadar hersey uzmanlar tarafindan kontrollu bir surecle tasarlanmaktadir. (Biraz da bugunun Super Kahraman ikonlarinin sirketler tarafindan marka olarak yonetilmesine getirilmis bir elestiridir bu elbette) 

Fakat disaridan boyle karizmatik, yardimsever ve ahlak abidesi gorunen superler gizli olarak inanilmaz ahlaksiz yasamlar surmektedirler. Cinayetlerden tecavuzlere, uyusturucudan her turlu sapkinliga kadar kontrolsuz bir yasamlari vardir.


Iste bu noktada yine V compaunduyla guclenmis The Boys devreye girer. CIA ile baglantili-yari resmi gorevleri superleri gozetim altinda tutmak, gerektiginde mudahale etmek ve is cigrindan cikmadan olaylari kontrol altina almaktir. Fakat Vought-American da Boys'un farkindadir ve seri boyunca sirket ile The Boys arasindaki surtusme kizisir, gerilim giderek yukselir. Seri ilerledikce de aslinda bize ilginc gelen tum bu super kahraman kavgalari, The Boys'un Marvel-DC evreninden tanidigimiz-sevdigimiz super kahramanlara "haddini bildirmesi" gibi ilginc sahnelerin altinda yatan derin hesaplasmalari ogreniriz adim adim. Bir tarafta devasa para gucuyle ve kirli politik baglantilari ile nihai amaci sadece kar etmek olmayan bir sirket, ote tarafta onlari kontrol altinda tutmaya calisan politicilar ve kanun disi yollara basvurmaktan cekinmeyen devletin gizli mekanizmalari. Ennis'in hikayeyi yazarken etkilendigini soyledigi eserlerin 50'li 60'li yillarin Amerika'sinda sirketler, mafya, devlet ucgeninde gecen kirli iliskileri anlatan kitaplar olmasi tesaduf degil aslinda. 

Akla dogal olarak gelen tek soru ise basta andigimiz 'who watches the watchmen' sorusudur bu durumda. Superleri gozetleyenler tayt ve maske giymeseler de benzer guclerle donanimli The Boys'dur, ama onlar da kontrolden cikarsa onlari kim gozetleyecektir? Zira liderleri 'Butcher' eline firsat gecse butun superleri oldurebilecek potansiyelde biridir. The Boys'un eski kurucusu bile grubun simdiki lideri Bucther'dan suphelenmektedir.  





Hem Marvel hem de DC'den butun populer superlere-super gruplara bazen direk gondermelerle; bazen de 2-3 degisik kahramanin amalgami karakterle ugrasir seri boyunca Ennis. Super kahramanlarin bu kadar kotu gosterilmesi baslangicta bir DC yayini ( Wildstorm uzerinden) olan The Boys'un 6 sayi sonunda bitmesi ile neticelenir. Ennis'in tabiri ile karakterlerin birbirlerine kotu seyler yaptigi cizgi romanlara tahammul edilebilir buyuk yayinevlerinde ama superlerin birbirine surekli kotu seyler yapmasi cizgiyi asmaktadir zira bu yayinevinin ana urunleridir superler. DC'den ayrildiktan sonra pek cok teklif alan yaratici ekip Dynamite'da karar kilar ; kendilerine istedikleri yaratici serbestligi saglayacak kadar kucuk ama seri bitene dek batmayacak kadar da buyuk bir yayinevi. 

Iyi ki de sonuc boyle olmustur aksi takdirde ya seri bitmeyecektir ya da oldukca sulandirilmis bir versyonu zorlanacaktir. 

Bakalim bu sene izleyecegimiz Amazon serisi ne kadar Ennis-Robertson yaratisina ne kadar sadik kalacak? 

Kaynaklar: 
*https://www.scifinow.co.uk/interviews/why-garth-ennis-hates-superheroes-and-loves-war/

Kapaklar:












12 Aralık 2018 Çarşamba

Orumcek

Levent Cantek "Cizgili Hayat Klavuzu" kitabindaki "Bir Orumcek Adam Filmi" yazisinda kayip bir Orumcek Adam filminden bahseder, film 66 yilnda cekilmistir. Türk Filmleri Sozlugu'ndeki tek cümlelik konu özetinde, bu Örümcek Adam'ın 'polise ve bağımlı olduğu şebekeye karşı' ikili oynayan bir çeşit anti-kahraman olduğu soylenir. Eldeki bilgi bu kadar. Film bu yazidan sonra (2002) gunumuze kadar gecen bunca yilda ortaya cikmis midir , bir bilgim yok. 

Filmin konusunun bildigimiz Orumcek Adam'dan biraz farkli olmasi kaynaginin bildigimiz Spiderman degil de bir Ingiliz cizgi romani olan "The Spider" oldugu ihtimalini akla getirir. Zira digital baskilarindan anladigim kadari ile bu Britanya cizgi romani cok erken bir tarihten itibaren Ceylan dergilerinde (66'dan beri) duzenli bir bicimde yayinlanmaktadir. Ceylan dergisinin orjinal ismi "Orumcek" yerine kahramani "Orumcek Adam" seklinde isimlendirmesi de karisikligi artirir.



Donemin kendine has lezzetli diliyle: 'mucrimler ile bir curum sebekesi'


Ama filmden elde kalan tek resim orjinal orumcek adam kostumunu andirmaktadir da. Belki de ikisinin bir birlesimi soz konusu, filmi izlemeden daha fazla yorum yapmak guc. 

The Spider'in maceralari Amerika'da gecmektedir ama aslen bir Ingiliz cizgi romanidir (Sanki bu baglantiyi ozellikle vurgulamak icin merkez olarak kulandigi kalenin Iskocya'dan tas tas getirildigini belirtir). 'Orumcek' 65 yilinda Lion dergisinde dogar, uzun yillar dergide ve derginin yillik ozel baskilarinda maceralari yayinlanir. Dunyanin en buyuk suclusu olma, suc imparatorlugu kurma gibi amaclarla yola ciksa da sonralari baska kotulerle savasmaya baslar. Daha ikinci macerasinda bir baska kotunun oldurmek uzere oldugu polisleri kurtarmak durumunda kalir. Boylece bir villian-kotu olarak ciktigi yola bir anti-kahraman olarak devam eder. Super gucleri var midir tam olarak anlasilmaz, oldukca cok ve degisik arac-gerecleri vardir; kursun gecirmez giysisi, birinden gaz digerinden orumcek agi attigi iki tabancasi baslica silahlaridir. Kendisi bu gazdan bir sekilde etkilenmemektedir. Uzun, atletik ve guclu fizigi, -Uzay Yolundaki Mr. Spack'dan bile once- cizilmis sivri kulaklari, kaslari sanki bir mutant ya da uzayli oldugu izlenimi uyandirir. Bu konu acikliga kavusuturulmaz, okuyucunun hayal gucune birakilir. 

Spider'in kapaga ciktigi Lion sayilarindan biri

"Bir Orumcek Adam Filmi" yazisinda Jerry Siegal'in yaratttigi bir tip olarak gecmistir ama asil yaraticisi o degildir. Zira yaratildigi ilk iki macera Ted Cowan tarafindan yazilmistir. Superman'in yaraticisi Siegal ise issiz oldugu bir donemde Lion dergisini cikaran yayinevinin sahibini aramis, dergileri icin yazabilecegini soylemistir. Halihazirda yayinlanan kahramanlardan "The Spider" ilgisini cekmistir. Ve boylece serinin yazarligi ona devredilmistir (Ted Cowan'in zaten yazdigi bir cok baska is vardir.) Siegel Orumcege pek cok orjinal dusman yaratir. Cizerligi ise bir cok macerada  muazzam siyah-beyaz isciligiyle yillar boyunca Reg Bunn ustlenmistir.



Levent hoca bir de hakli olarak az kareyle cok sey anlatma cabasindan, herseyin "az sonra dunya infilak edebicek" havasinda gelistiginden bahseder. Haklidir zira donemin uretimi bunu zorlamaktadir; Lion dergisinde The Spider ve diger karakterlere haftada sadece iki sayfa ayrilmaktadir. Bu iki sayfa icinde hem okuyucunun ilgisini cekecek aksiyon dolu sahnelere yer vermek hem de gelecek hafta dergiyi almalarini saglamak icin iki sayfanin sonunda merakli bir sonla bitirmek gerekmektedir: "Acaba Spider bu tuzaktan kurtulacak mi?" "Acaba Spider'in plani ise yaracak mi?" tarzi sorularla biter her hafta macera. Bu da elbette maceralarin derinlesmesini engellemektedir.




Haftaya mutlaka alin! 2 sayfaninin sonu mutlaka merak uyandiran bir sahneyle bitmek durumundadir. 

"The Spider" neyse ki sadece eski dergilerde kalmadi; 2005 yilinda Titan yayinevince harika bir albumde toplandi. Butun maceralari olmasa da 4 macerasi, guzel birkac inceleme yazisiyla beraber hard-cover olarak basildi.



Kaynaklar: 

http://sinematikyesilcam.com/2014/06/pazar-yazisi-kaya-ozkaracalar-turk-orumcek-adamlar/
'Bir Orumcek Adam Filmi', Cizgili Hayat Klavuzu, Leven Cantek, 2005