DC etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DC etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2019 Çarşamba

SHAZAM - 6 Tanri eder mi?


Super kahramanlarin hizla yukselise gectigi 40'larin basinda Fawcett yayincilik da bu karli isten payini almak icin yeni superler  yaratmaya koyulur. Uretilen bazi kahramanlardan sonra Bill Parker bir grup kahraman yaratir, her biri bir mitolojik kahramanin gucune sahiptir. Editor mudahalesiyle bunlar supermenvari tek bir kahramanda birlestirilir : Captain Thunder. Isim kullanimda oldugundan zamanla Captain Marvel'a evrimlesir. 


Billy Batson, "SHAZAM!" buyulu kelimesini soyleyince bir super kahramana donusmektedir. Kelime 6 "tanrinin" isimlerinin basharfleridir aslinda : Solomon, Hercules, Atlas, Zeus, Achilles ve Mercury. Boylece Kaptan Marvel Suleyman'in bilgeligine, Herkul'un gucune, Atlas'in dayanikliligina, Zeus'un kudretine, Asil'in cesaretine ve Merkur'un hizina sahip olur. 





Her ne kadar Superman'le kiyaslansa da yuz ve vucut hatlari her zaman daha karikaturize cizilir; hikayeleri de cok daha mizah agirliklidir (o yuzden yeni sinema uyarlamasi orjine sadik bir yorumdur). 



Cocuklar icin uretilmis ucuz bir pulp kahraman yaratmanin serbestligi, esnekligi -ve guzelligi- burada ortaya cikmaktadir hemen; sayilan "tanrilar"dan cogu Yunan panteonuna aittir ama bir kismi yanyana dusunulemeyecek isimlerdir : bir Titan olan Atlas ile Zeus gibi, yahut Herkul'un ve Achilles'in panteonda olmayan sadece birer yari-tanri olmasi gibi. Daha da ilginci kelimenin istenilen sekilde soylenebilmesi icin digerlerinde Yunanca orjinal isimleri kullanilirken son Tanri'da Hermes yerine Roma'li karsiligi Mercury'nin tercih edilmesidir (dogru bir tercih olmali zira SHAZAH kulaga pek hos gelmiyor simdi ). En guzeli ise bu mitolojiyle ilgisi olmayan Ibrahimi dinlerin peygamber figuru Solomon'un buraya monte edilmesi (belki de wisdom - bilgelik karsiligi olarak kullanilan Solomon'un Yunan mitolojisinde bir kadin olan Athena ile temsil edilmesi yuzunden ya da yine kelimenin kulaga hos gelmemesi yuzunden ). Populer kultur ogeleri genellikle oldukca esnek ve modulerdir, kimse Solomon'un burada ne isi var diye sorgulamaz; uygun bir koken kolaylikla icat edilir. 

Bu tanrilardan kimi zaman "olumsuz yaslilar" vs gibi bahsedilse de bizzat Kaptan Marvel kimi zaman 6 Tanri gucune sahip oldugunu vurgulamaktadir. Ornegin gercek Yunan Tanrilari ile yaptigi kavga esnasinda :  



Benim hesabima gore 4 Tanri ancak etse de eglenceli karakterdir Shazam :) 


Kaynak : The Classic Era of American Comics, Nicky Wright


22 Mart 2019 Cuma

Siyasal Islamcilar Comics okursa...

Lacivert dergisinin son sayısındaki başlıklardan biri : “Süper kahramanların gizli Yahudi kimlikleri”. Yazının giriş cümleleri ise şöyle: 

Küresel bir pazara dönüşen süper kahraman karakterleri evrensel değerleri temsil ediyor görünebilir ancak büyük kısmının kimliklerinin arka planı çoğu mülteci Yahudi yazarçizerlerinin gelenek, kültür ve inanç kodları ile işlendi. Özellikle ilk süper kahramanların…

Dergi Siyasal İslamcı bir çizgide yayın yapmakta ve bu ideoloji için ‘Yahudi’ demenin ne demek olduğu bilindiğinde ve de böyle iddialı cümlelerle yazıya başlandığında tumturaklı başlığın içeriğini dolduracak sağlam bilgiler, kanıtlar bekliyor insan doğal olarak. Ama yazıyı detaylı okuduğumuzda tek bulabildiğimiz çizgi roman dünyasına oldukça yabancı bir kalemin önyargılarından ve kulaktan dolma bilgi kırıntılarından inşa ettiği bir komplo teorisi. Örnekler verelim hemen: 

Aslında bu öncü Yahudi çizer neslinin tıpkı kendi halkları gibi yüz yüze kaldıkları, gerçek kimliğini gizleyerek toplumla kaynaşma mecburiyeti ürettikleri çizgi roman karakterlerinin çift kimlikli yapısının da temellerini oluşturacaktı. Bunların çizdiği ilk süper kahramanlar da kendi ortamlarına uyum sağlamak için tıpkı gerçek hayattaki çizer ve tasarımcıları gibi asıl kimliklerini büyük ölçüde gizlemek ve ikili bir hayat yaşamak durumundaydılar.

Yazarın Superman ve Batman gibi kahramanların çift kimlikliklerini oluşturan tek nedenin Yahudilerin yeni kıtada kimliklerini gizlemesi olarak sunması daha önceki çift kimlikli- gizli kimlikli kahramanlardan haberi olmadığını göstermekte. Bu kahramanlar yoktan var edilmediler, koskoca bir literatürün öncülleri olan kimi çizgi roman kahramanlarının ve pulp hikâye-roman kahramanlarının üstlerine inşa edildiler. Kızılmaske, The Shadow, Doc Savage, Mandrake, Zorro, The Spider gibi kahramanlar gizli kimlikler, maskeler, taytlar, pelerinler, sidekickler, gizli üstler gibi süper kahraman çizgi romanlarının temel unsurlarını kullanmaya Superman ve Batman’den önce çoktan başlamıştı bile. Pek çok çizgi roman kahramanı gibi Superman ve Batman de bu öncüllerinden aldıkları kimi unsurları harmanlayarak ortaya çıktılar. Ama yazar bunları görmezden geliyor zira ya çizgi roman dünyasına uzak olmasından ya da önyargılarından dolayı çıktığı yolda amaçlarına uygun bir hikaye kurguluma derdinde.



20'nci yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren ortaya çıkmaya başlayan üstüngüçlere sahip karakterlerin asıl esin kaynağının, gerçek köklerinden ve yurtlarından koparak yabancı oldukları bir topluma uyum sağlamaya çalışan göçmen Yahudiler olduklarını söylemek hiç de abartılı sayılmaz.

Elbette abartı sayılır hem de büyük ve cahilce bir abartı zira tek süper güçlü kahramanları yaratanlar Yahudi kökenliler değildir, aynı dönem kimi bugüne dek varlığını sürdüren kimi tozlu sayfalarda kalan pek çok kahraman yaratılmıştır. Üstün güçlü kahraman prototipi ise insanlık kadar eskidir. En eski mitlerimizden, efsanelerimizden itibaren Gılgamış’tan Herkül’e Samson’dan Zaloğlu Rüstem’e kadar insanüstü güçlerle donanmış kahramanların hikâyelerini tekrar tekrar anlatmaktadır insanlık.

1930'lara gelindiğinde çizgi roman başlı başına bir sektör olma yoluna girmiş ve bu sektörü büyük ölçüde 1910-20 arasında ABD'ye gelen Yahudi göçmenlerin çocukları yönlendirmeye başlamıştı. The Spirit adlı süper kahramanın çizeri Will Eisner, Superman'ı çizen Jerry Siegel ve Joe Shuster, Batman'ın Bob Kane takma adını kullanan çizeri Robert Kahn ve Örümcek Adam, Hulk, Fantastik Dörtlü'nün tasarlayıcıları Jack Kirby adıyla bilinen Jacob Kurtzberg-Max Ginsburg ikilisi ile geçtiğimiz haftalarda 95 yaşında ölen Stan Lee ya da gerçek adıyla Stanley Martin Lieber bunların başlıcalarıydı.

Yazar kurgusuna uygun olarak saydığı isimleri kalabalıklaştırmak için nesil farklarını göz ardı ediyor. Tüm isimleri bir araya yığıp sayarken Yahudi olmayıp çizgi romana yön veren bir sürü başka ismi elbette atlıyor. Saydığı isimlerin kimisi için Yahudilik gerçekten kimliklerinin bir parçası iken kimisi için ise sadece ailelerinin geçmişinde kalan bir hatıra olmaktan öteye bir anlamı yok. Ama yazar için aradaki farkları yok sayıp hepsini ayni kefeye koymak, genelleme yapmak daha kestirme bir yol.  

Dolayısıyla dünyanın insanüstü güçlerle donanmış bu yeni kahramanlarının geri plandaki kodları büyük ölçüde çizerlerinin kimliklerinin yanı sıra Eski Ahit'e, Kabala'ya veya efsanevi dinî figürlerin güncel bir yorumuna dayanıyordu. 20'nci yüzyılda ortaya çıkan bu kurgu süper kahramanların ilk esin kaynağını ise Yahudi efsanelerinde Golem adıyla geçen kilden yapılmış ve alnına konulan bir yazılı muska ile hizmetkâr ve koruyucu hâline gelen insansı ancak ruhu olmayan bir varlık oluşturuyordu. Spirit'in çizeri Will Eisner bunu açıkça şöyle ifade ediyordu: "Praglı Yahudileri korumak için bir haham tarafından şekillendirilen Golem, tüm süper kahraman mitolojisinin öncüsüdür. Asırlardır Avrupa'da baskı ve zulümlere uğrayan Yahudiler kendilerini karanlık güçlerden koruyabilecek bir kahramana ihtiyaç duyuyorlardı. Bu kahramanı ise Siegel ile Shuster icat etti: Superman…"

Eisner’in yorumu bir çizgi roman üstadı olarak elbette önemlidir ama adi üstünde bir yorumdur, kişisel bir görüştür; mutlak hakikat olmaktan uzaktır. Daha önce belirttiğimiz gibi süper kahramanların kökenlerine bakmak için mitolojinin kendisine bakmak yeterlidir. Her biri farklı düzeyde farklı güçlere sahip Tanrıların hikayelerini, birbirleriyle, ölümlülerle ve yari-tanrilarla mücadelelerini anlatan Yunan Mitolojisinden İskandinav mitolojisine eski çok tanrılı hikayelerdir süper kahramanların kökenleri. Bunda dolayıdır ki Thor’dan Loki’ye Herkül’den Ares’e sayısız mitolojik figür çok doğal bir biçimde süper kahramanların dünyasına eklemlenmiştir. Golem bir yaratıcıya bir kahraman yaratmak için belki ilham vermiştir ama böyle bir genelleme yapmak saçmalıktır.  



İki göçmen çocuğu Jerry Siegel ve Joe Shuster'in 1934'te tasarladıkları ve 1938'de Cleveland'da yayınladıkları Action Comics'in birinci sayısıyla sahneye çıkan Çelik Adam yani Superman, süper kahramanların ilk ve en İbrani özelliklere sahip olanıydı. Yok olmaktan kurtulması için ailesi tarafından bir sepet içinde Nil Nehri'ne bırakılan Hz. Musa'nın modern bir uyarlamasıydı adeta. Bu ilk süper kahraman ve ailesinin orijinal adı da İbranice'den alınmıştı: Kal-El "Tanrının Nuru" ya da ışığı anlamına geliyordu. Superman'ın babasının adı olan Jor-El de yine İbranice "or" (ışık, aydınlık) ve "El" (Tanrı) kelimelerinden esinleniyordu. Çizerleri bu karaktere Hz. Musa'nın tüm temel özelliklerini yansıtıyordu: Yok olmanın eşiğinde bir toplum ve medeniyet; nehire bırakılan sepete karşılık uzaya salınan küçük bir mekikle ailesinden kopan yalnız çocuk; türünün son umudu, faziletli bir birey, halkı için fedakâr, seçilmiş kişi; karşısında en güçlü orduların ve silahların etkisiz kaldığı, yenilmez ve bir millet için ilham kaynağı olacak güçlü bir kahraman… Üstelik bu kahraman Yahudi dinindeki "Tikkun Olam"adı verilen "dünyayı düzeltme, ihya etme" kavramının da büyük bir temsilcisiydi.

Beşiğe koyma miti dışında Superman’le Musa’nın hiçbir ortak özelliği yoktur. Musa halkını kurtarmak misyonunu üstenmişken Superman halkını zaten kaybetmiştir. Kendine bambaşka bir gezegende yeni bir misyon inşa etmektedir.  Musa bir dini ve siyasi bir lider olma yolundayken Superman’in bununla en ufak ilgisi yoktur. Beşik miti ise Musa’ya ait olduğu kadar birçok başka kültüre de ait genel bir motiftir. Yahudilerin bu motifi Sargon’un doğum hikâyesinden aldıkları bilinmektedir. İnsanlığın ortak malı bir kültürel motiftir. Campell meşhur kitabi Kahramanın binbir yüzünde sıraladığı kahramanın ortak hikâyeleri, motifleri sıralamasında ilk motif kahramanın doğuş hikayesinin olağan üstü olmasıdır.  Bu ya bakire bir doğumdur ya bir kaçış-kehanet söz konusudur, ya da benzeri bir olağan üstü motiftir. Yaşamı sıra dışı olacak kahramanın doğuş hikayesi de sıra dışı olmalıdır. 

Yahudi süper kahramanların ilk ilham kaynağı olan kilden yapılmış koruyucu dev adam Golem efsanesi bu defa doğrudan The Thing olarak beliriyordu. Üstelik Taş Adam'a dönüşen Benjamin Jacob Grimm karakteri adından da açıkça anlaşılacağı gibi Yahudi kimliğini gizlemek zorunda kalmıyor ve ilk doğrudan Yahudi süper kahraman oluyordu. 

Yazarın fantastik dörtlü ve The Thing i okumadığı anlaşılmakta, "The Thing" Yahudi kimligine ragmen tastan bir bedene sahip olsa da iradesi olan bir insandır neticede. Ve de buyuk bir dramin icindedir. Golem ise yaratıcısının komutlarını yerine getirmek için tasarlanmış, kendi iradesine sahip olmayan, ruhsuz bir bedeni simgeleyen robotumsu bir yaratıktır. Aralarında yüzeysel bir benzerlik dışında en ufak ortak yan bulunmamaktadır.  


Balığın karnında hayatta kalan Hz. Yunus kıssasından ilhamla hikâyesi oluşturulan ve Rimbor adlı gezegenden gelip bir uzay balinası sayılabilecek ultra enerji varlığı tarafından yutulduktan sonra kozmik güçlere kavuşan, Superman'ın çizeri Siegel'in eseri Jo Nah ya da Ultra Boy; yazar Paul Levitz tarafından bir İbrani gibi tasarlanan ve radyoaktif bir meteor nedeniyle insanüstü büyüme gücüne kavuşarak Colossal Boy'a (Devasa Delikanlı) dönüşen Gim Alon; Atom Smasher'a dönüşen Albert Rothstein; Firestorm adlı kahraman olan Martin Stein; Dr. Harleen Quinzel'ken süper güçlerle donanan Harley Quinn; Alice Cohen tarafından yönlendirilen bir Golem olan Monolithe mesela… Küresel Muhafızlar'a katılarak süper kahraman Seraphin'e dönüşen Chaim Lavon; Katolik bir baba ile Yahudi bir annenin oğlu olan Wesley Dodds ya da süper kahraman adıyla 1940'larda çizilen DC Comics'in Sandman'ı; dindar olmamakla birlikte Yahudi kimliği bilinen Songbird lakaplı Melissa Gold; Reformcu Yahudilik hareketi mensubu Jef ve Rebecca Kaplan çiftinin oğlu olarak doğan ve Wiccan'a dönüşen Billy Kaplan; X-Men topluluğundan asıl adı Wanda Maximoff olan ScarlettWitch ve Quicksilver lakaplı Pietro Maximoff da İbrani kimlikleri ihmal edilmemiş ya da Yahudilikle akrabalık bağı bulunan birçok süper kahraman arasında burada zikredebildiklerimizin bir kısmı.

Yazar artık çok bilinen kahramanlardan yeterli derecede isim bulamamış, ya da bulduklarından üretmek istediği komplo teorileri için yeterli malzeme bulamamış olacak ki artık yüzlerce süper karakterin bulunduğu Amerikan çizgi roman evrenlerinden B ve C listelerinden internetten bulduğu isimleri saymaktadır; bunların çoğunu okumadığına bahse girilebilir. Oysa uzun suredir arz-talepler göre hareket eden bir sektör olan çizgi roman piyasası ve artık çeşitliği yansıtma derdinde olan yayınevleri her dinden her etnik kökenden ve cinsel kimlikten kahramanlar yaramaktadır zaten (buna bol miktarda Müslüman karakter de dahildir). 

Süper kahramanların Yahudi geleneği mirası Jewish Publication Society tarafından 2008'de yayınlanan Ariel Kaplan imzalı From Kraków To Krypton (Krakov'dan Kripton'a) adlı bir kitapta işlenmekten de geri kalmadı. 2009'da Up, Up and Oy Vey: Yahudi Tarihi, Kültürü ve Değerleri Çizgi Roman Kahramanlarını Nasıl Etkiledi adlı bir kitap yayımlayan Brooklynli haham Simcha Weinstein da birçok ünlü süper kahramanın çizerlerinin Yahudi olduğunu ve karakterlerinin Yahudi değerlerinden, Hz. Musa ve Hz. Davut gibi büyük zatlar ile Golem ve Samson gibi efsanevi figürlerden esinlenerek oluşturduklarını belirtiyordu.

Yahudilik kimliği adına hareket eden bazı kalemlerin süper kahramanları sahiplenmek istemesinin anlaşılır bir yönü vardır; nihayetinde ortada oldukça başarılı bir is vardır ve ovunmek icin bunu kendi dini-milli kimlikleri adına sahiplenmek isteyenler her zaman çıkacaktır. Ote yandan çizgi roman da diğer sanat dalları gibi zaman zaman propaganda amacıyla kullanılmıştır elbette. Lakin yazarın da ayni iddiaya destek vermesinin nedeni basta söylediğimiz gibi bu “yabancı” kahramanların aslında nasıl Yahudi kültür ve değerlerinden neşet ettiğini, nasıl “Yahudi” olduklarını (büyük Yahudi komplosunun bir parçası olduklarını) ispat etmek istemesidir. Oysa bunu ispat edemediği gibi kahramanların Yahudi değerleri adına neyi savunduklarını da gösterememiştir: klasik donem kahramanları hemen herkes tarafından savunulabilecek, benimsenebilecek evrensel ahlaki prensiplerin yanındadır. Sevilmelerinin bir nedeni de budur.   

.

16 Mart 2019 Cumartesi

Batman; 90'lar

Batman, 90'larda oldukca realist, ayaklari yere basan, bazen de sirf bu yuzden tekduze maceralarla baslar. Bu surecte bu gunlerde oldukca aliskin oldugumuz fantastik, okult ya da bilim-kurgusal unsurlar minumum duzeydedir. Karsilastigi dusmanlar da -bugun cogu unutulmus- siradan insanlardir. Fantastik-super gucleri, paranormal ozellikleri olmayan ama bol miktarda psikolojik sorunlari olan suclular. 

Kendini Alice Harikalar Diyarindaki Kupa Kralicesi sanan Queen of Hearts, Olimpos tanrisi Zeus sanan Maxie Zeus, ona inanan ve kendini onun buyusune kaptiran Harpy ya da bir Bonnie and Clyde uyarlamasi sayilabilecek 'Crash and Burn'



ya da sadece iyi bir suikastci olan Headhunter:



Ama neyse ki sonraki sayilarda once meshur  "Knightfall", "Knightquest" ve "KnightsEnd" hikaye uclemesi ve pesinden Kelley Jones kapaklari ve cizimleri gelir de Batman cok daha enteresan olur.

Kapaklar:















10 Mart 2019 Pazar

Jaguar

Archie Comics semsiyesi altinda 60'larda yaratilan bir dizi super kahramandan biridir Jaguar. Guney Amerika'ya (Peru'ya) arkeolojik kazilar yapmak icin giden Ralph Hardy bir dizi olay sonunda buldugu Inca'larda kalma mistik bir kemer sayesinde super guclere kavusur. Tum hayvanalara telapatik olarak hukmedebilir ve onlarin guclerine misliyle sahiptir. Bu orjinal seriyi okumadim hic ama donemin ruhunu herseyiyle yansittigi ortada. 

























Yillar sonra -90'larin basinda- DC, Archie comics karakterlerini Impact Comics basligi altinda yeniden dolasima sokmaya calisir. Yeni Jaguar bir kadindir: Maria DeGuzman. Amerika'ya Brezilya'dan okumak icin gelmis bir universite ogrencisidir. Kokeni Peru yerine Brezilya'ya tasinmis olsa da gucun kaynagi yine atalardan gelen mistik bir baglantidir ve etnik olarak beyaz Amerikali bir erkek degil de Latin kokenli olmasi enteresandir. Maria istedigi an insanustu fiziksel guce, hiza, ceviklige ve dayaniklilaga sahip Jaguar'a donmektedir.

 




Bu haliyle bana fazlasiyla Orumcek Adam'daki Puma karakterini hatirlatti, Puma da ustun fiziksel guclere, reflekslere sahiptir ve guclerinin kokeni atalarinin kizilderili mitolojisine sikisikiya baglidir. Ikisi de mitolojideki kutsal "buyuk kedi"dir, Guney Amerika yerlileri kendi cografyalarindaki buyuk kediler hem jaguari hem pumayi mistifike ederken -hatta bazen tanrilastirirken- benzer surec Kuzey Amerika'da kizilderilerde (bizde dag aslani olarak da adlandirilan) puma icin yasanmistir. 



Maria hem Latin kokenli hem de kadin olan ilk super kahramanlardan biridir. Ayrica cogu macerasi siradan super kahraman hikayeleri olsa da son derece siyasi bazi hikayeleri de vardir. Amerika'da Trump donemiyle yeniden gundeme oturan yabanci dusmanligi, irkcilik, Latin Amerika kokenliler tartismalari 30 yil once bir hikayeye konu olmustur.



Malesef bu seri kisa omurlu olur - yanlizca 14 sayi surer. Yillar sonra DC evreni Archie evrenini tamamen yutar, bu karakterleri dogrudan kendi evrenine dahil eder. Bu yapilirken de elbette karakterler yeniden dizayn edilirler, cinsiyetleri tekrar degistirilir. Ara sira gorunse de artik Jaguar omrunu tamamlamis, emekli olmus diyebiliriz rahatlikla. 

Ama Puma/Jaguar'a benzer baska bir karakter vardir ki baska bir evrende (Hellboy'un yaraticisi Mignola'nin evreninde) hala yasamaktadir. Ve yakinda gosterime girecek yeni Hellboy filmiyle ilk kez cizgi romanin kucuk okuyucu kitlesinden siyrilip buyuk kitlelerce taninacak: Ben Daimio. 


Hellboy evrenindeki Paranorma Arastirmalar Burosu BPRD'nin uzun sure istikrarli bir uyesi olmustur Daimio. Ama Jaguar cizgi romaninda Maria'nin surekli bastirmaya calistigi icguduleri/vahsi durtuleri Daimio'da zirveye cikmistir, Jaguar ruhun kendisine verdigi yeni yasamin ve super guclerin bedelini cok daha karanlik bir bicimde odemektedir. Dah fazla spoiler vermeyelim ama bakalim yeni Hellboy filminde Daimio'nun karanlik yuzu perdeye ne kadar yansiyacak?

Kaynaklar: 
https://en.wikipedia.org/wiki/Jaguar_(Archie_Comics)

Kapaklar:





18 Şubat 2019 Pazartesi

Superman'dan once bir Superman: Doc Savage

Doc Savage, ilk pulp kahramanlardan (wikiye gore 1933'de kendi dergisine sahip olan 3. pulp kahraman). 30'lu yillarda yaratilmis ve takip eden yillarda onlarca hikayesi ve romani yazilmis bir karakter. Yaraticisi Lester Dent. Engin bir bilimsel bilgi birikimine, bir super kahraman olmamasina ragmen ustun fiziksel guce ve abidevi bir ahlak ve cesarete  sahip; kisacasi 10 parmaginda 10 marifet bir kahraman prototipi. Kucuk yastan itibaren suclularla savasmak icin yetistirilmis. Bu amacla kullandigi ozel bir ussu, elinin altinda kullabilecegi turlu teknoloji harikasi cihazi, ozel bir ucagi ve kendisine yardimci olan turlu konularda uzman bir sidekick ekibi var. 

Butun bunlarin, bu sablonun tanidik gelmis olmasi lazim. Ozetle bugunku super kahraman genresine kaynaklik eden ilk protiplerden biri Doc Savage ve Superman'dan once Superman diye hitap edilen bir karakter. Bugunku hemen her super kahraman anlatisinda Savage'den bir iz ya da paralellik bulabilmek bulmak mumkun. Ornegin yine Superman'den once 'Fortress of Solitude' isminde kutuplarda gizli bir siginagi bile var Savage'in.  

Henuz izleyemedigim bir de filmi var 70'lerde yapilmis. Yeni bir filmin yapimi da surekli konusulmakta.     

Cizgi roman medyumuna bu kadar uygun bir eser olunca kacinilmaz olarak bircok kereler degisik yayinevlerince cizgi romana da uyarlanmis. Kendi maceralari anlatildigi gibi bazi baska pulp kahramanlarla yollarinin kesistigi maceralarda da konuk olmus. 

Elimde iki cizgi roman denemesinden ornekler var; ilk DC'nin uzun soluklu bir serisi (toplam 24 sayi sanirim). 80'lerin sonunda donemin cizgi ve hikaye anlatisini bulmak mumkun bu hikayelerde; tek duze ilerleyen cok karmasik olmayan bir hikaye, yalin cizgiler ve cok cesur olmayan panellemeler. Kotulerin cok kotu oldugu, surekli olarak dunyayi ele gecirmeye calistigi klasik pulp anlatilar ve bu yuzden de klasik bir cizgi roman ve macera hikayelerini seven herkesin kolayca takip edebilecegi hikayeler. 



Bu hikayelerde Doc Savage kendi doneminden 80'lere tasinmis (bir zaman yolculugu ile) eski yardimcilari yaslandigi icin onlarin yanina yeni bir kadro kurulmus. Bu degisiklige ragmen okuyucu mektuplarina bakilirsa pulp kahramani romanlarindan taniyan sadik okuyucu kitlesine gore romanlarindaki dunyanin ruhuna oldukca sadik, sevilmis bir uyarlama. 




Ikinci seri daha guncel (2013), Alex Ross'un muhtesem kapaklariyla Dynamite semsiyesi altinda yayinlanmis. Ozel sayilar haric 8 sayi surmus kisa bir seri. Daha modern bir cizgi ve hikaye anlatisi ile ele alinmis Doc Savage; 30'larda baslayan maceralar Doc Savege'in yaslanmaya karsi kendi uzerinde bir denedigi bir serumun basarili olmasiyla gunumuze kadar gelen kisa hikayeleri anlatilmakta. 


Internetteki tepkilerden anladigim bu uyarlamanin hard-core pulp Doc Savage fanlari tarafindan sikintili bulunmus oldugu. Yine de Alex Ross kapaklari ile Doc Savage gormek ayri guzel zira Alex Ross'un cizimleri serinin orjinal romanlarina kapaklari cizen Roger Kastel'in yorumuna bir saygi durusu olmus.

Roger Kastel roman kapagi 






28 Ekim 2018 Pazar

Superman Taklitleri

Taklitler aslini yasatirmis, cizgi roman tarihinin en yasli-en sevilen ve hala populer karakterlerinden biri olan Superman'in de hem kendi yayin evi DC'den hem de cesitli rakipleri tarafindan oldukca cok miktarda pastisleri yaratildi, halen de yaratilmakta.

Bunlar kimi zaman Superman'i birebir taklit ederken kimi zaman kotu versiyonlari yahut mizahi versiyonlari oldu. Sayilari o kadar cok ki ; tam bir liste yapabilmek neredeyse imkansiz. 

O yuzden asagida en sevdigim 10 tanesini siraladim, Watchmen'in Doctor Manhattan'i gibi Superman'in de otesinde bir karakteri ya da maceralarini dunyada yasamadigindan Marvel'in Gladiator karakterini listeye almadim. Okumayanlar icin dikkat!!! bir-kac spoiler icerebilir : 

1. Sentry: Marvel evrenindeki belki de en dehset verici Superman pastisi; Ares ile olan savasi (ki buna savas denebilirse) hala akillarda. 




2. Hyperian: Sanki Superman Marvel evreninde olsa ne olurdu sorusuna cevap olarak verilmis bir karakter. Saniyorum normalde ara sira kullanilan bu karakterin son donemde populerliginin artmasinda cok basarili Avengers animasyonun da buyuk rolu var. 




3. Apollo: Warren Ellis'in yarattigi karakter ozellikle ilk hikayeleri muhtesem olan Stormwatch ekibinin bir parcasi. En onemli surpriz ise yine ekibin uyesi olan Batman pastisi Midnighter ile olan buyuk asklari :) 



4. Omni-Man: Cok basarili Invincibles cizgi romanin Superman'i. Invincible 'in babasi. Dunyamiza bir baska gezegenden tesadufen degil ozel bir amacla gonderilmis durumda (sadece bu kadarini yazalim).


5. Homelander: Bu aralar dizisini bekledigimiz 'The Boys' cizgi romanin gorup gorebileceginiz en farkli(!) , en sapik Supermen'i. Garth Ennis'in zihninin urunu elbette.  



6. Captain Dynamo: Image comics'in Superman gibi Superman'i. Ama aradaki buyuk fark karsi cinse asiri duskunlugu, bunun sonucu olarak da her biri farkli annelerden dogan cocuklarina farkli guclerini miras birakmis olmasi. Kendi hikayesinden daha cok cocuklarinin hikayesine odaklandigimiz Dynomo 5 Mahmud Asrar imzasiyla : 



7. Sun God: Marvel'dan baska bir Superman pastisi, bu sefer Sentry gibi sorunlu-guvenilmez degil Superman'in kendisi gibi tam bir 'boyscout/izci'.  



8. The Utopian: Mark Millar'in Jupiter's Legacy serisi icin yarattigi Superman; en buyuk darbeyi hic beklemedigi yerden almasiyla hikaye baslamakta. 



9. Samaritan: Superman disinda bir superman secseydim bu kesinlikle Astor City'nin Samaritian'i olurdu. Busiek ozellikle kahraminin ic dunyasini anlatarken harika bir is cikariyor, hikayelerini okumaya doyum olmuyor.  



ve favorim: 

10. The Plutonian:  Mark Waid'in muhtesem serisi Irredeemable'in kahramani. Eger dunyanin en guclu superkahramani dunyanin en guclu kotusune donusurse ne olur? Neler yapar, onu kim nasil durdurabilir sorularinin cevabini arayan muhtesem bir seri. 


30 Eylül 2018 Pazar

Astro City - Liste




1995'den beri degisik yayinevlerinden oldukca duzensiz araliklarla cikan Astro City'yi takip etmek kolay degil; internette daginik olarak yer alsa bile dogru duzgun bir yayin listesine ulasmak bile oldukca guc. 

Bu yuzden basta wiki ve herocopia websayfalari olmak uzere bi-kac yerden derlenmis bir yayin listesi hazirladim. Seri ile ilgilenenler icin faydasi olamasi dilegiyle. 

Astro City

1 Şubat 2018 Perşembe

Bambaska bir Batman

Batman belki de sinemada, animasyonlarda ve CR'larda en cok yorumlanan, farkli hikayeleri uretilen, crossoverlari, parodileri yapilan en populer kahramanlardan biri (bu alanda belki tek rakibi Orumcek Adam olabilir) 

Seri ardina yeni seri, team-uplar vs derken tam "yeter artik, daha fazla Batman gormek istemiyorum" noktasina ulastiginizda bambaska-yepyeni-taze bir yorumla karsilasabiliyorsunuz. Benim ozellikle bekledigim ya da begendigim (ana Batman hikayelerinin-surekliliginin disinda) birkac ornek: 

Ilki bir crossover; Batman dunyasi ile Judge Dredd dunyasinin birbirlerine gecmesiyle yasanan bir macera (Judgment on Gotham - 1991) . Hikaye hem ustalikla kurgulanmis hem de artistik still olarak 2000AD dergisinin ve Judge Dredd evreninin izlerini gorebilmeniz acisindan cok enteresan olmus. Sadece kahramanlar arasinda degil iki dunyanin villian galerisi arasinda da bir isbirligi/mucadele var; kisaca bu album Batman Judge Dredd evreninde olsa nasil yorumlanirdi sorumuza en yetkin ellerden yani Judge Dredd'in yaraticilarindan, 2000AD'nin yazar-cizerlerinden cevap veriyor. 


Bir baska what-if hikayesi en sevdigim alt-turlerden steampunka yakin bir album ve en yetkin isimlerden Mignola'nin cizimleriyle: "Gotham by Gaslight" -1989. Hellboy evreninden firlamis bir Batman; Londra'dan sonra cinayetlerine Gotham'da devam eden Karindesen Jack'e karsi. Fakat ne yazik ki bu albumu Mignola kaleme almamis sadece ilk hikayesini cizmis. 


Bundan daha mukemmeli ise Mignola'nin yazdigi Batman evreni; evren diyorum zira 3 sayilik bir macerada Mignola hemen tum Batman villianlarini -ve bu arada kimi dostlarini- tum Batman hikayesini bastan yazmakta: "The Doom That Came to Gotham" - 2001. Mr. Freeze'den Poison Ivy'ye; Penguen'den Killer Croc'a, Green Arrow'dan  Ra's al Ghul'a tum karakterlerin dogusu ve varlik nedenleri bir Hellboy-BPRD hikayesi ("Plague of Frogs"a benzeyen bir hikaye) ile yeniden mana kazaniyor. Oyle ki bazilarinin (Green Arrow ve Killer Croc gibi) orjin hikayeleri asillarindan daha iyi yaziliyor. Tum karakterleri Mignola tek tek incelikle islemekte ve hepsi buyuk anlatisinda birer piyon olmakta. Bir muddet sonra bir Batman hikayesi bile okudugunuzu unutup sadece Mignola'nin Lovercraftian sihrine birakiyorsunuz kendinizi. Keske cok daha uzun soluklu bir seri olabilseymis.




Liste cok daha uzun olabilir ama guncel bir albumle bitirelim: Baska bir ornegi var mi bilmiyorum ama sanirim ilk kez BD dunyasindan biri BD estetigi, formlariyla bir Batman hikayesi yazip resimliyor. BD'nin yukselen yildizlarindan Scorpion'un ressami Marini iki bolumluk bir Batman hikayesi yapmakta. Ikinci ve son bolum henuz cikmadi ama daha ilk albumden ("The Dark Prince Charming") hikayenin Batman antolojisinde kendine has bir yer edineceginden kusku yok. Marini akrilik boyayla tek tek renklendirdigi panellerle ilanilmaz bir kahverengi-sari Gotham atmosferi ve cok dinamik bir Joker karakteri yaratmayi basarmis.   




17 Kasım 2017 Cuma

Project Superpowers

Marvel ve DC evrenleri disinda yapilan superhero CR'larini ucundan kiyisindan takip etmeye calisiyorum; zira daha kucuk yayinevleri (yahut buyuklere bagli yan kuruluslar) yaraticiya daha cok ozgurluk alani actigindan burada harika isler cikabiliyor. Ve bu yapilan isler ana akima da etki edip donusturucu bir dinamo islevi gorebiliyor. Simdiye dek bunun pek cok ornegini gorduk: Boys, Watchmen, Authority, Irredeemable, Astro City vs gibi. 

Tabi bir taraftan da cok kotu , "ucuz taklitler" diye siniflandirabilecgimiz islerle de dolu piyasada. 

'Project Superpowers' bu skalada vasat bir yere oturmakta. Golden Age donemi kahramanlarindan 'fittest survive' prensibi ile degerlendirdigimizde survive edememis, Superman-Batman yahut Captain America gibi populer olamamis ve bu yuzden duzenli bir yayin akisina sahip olamamis eski kahramanlari tekrar kullanip onlari hayata geri donduruyor. Bu sadece bir metafor degil zira hikayenin kendisinde de Golden Age kahramanlari ikinci dunya savasi sirasinda ortadan kaybolup (gercekte de artik yayinlanmamaya basladiklari zamanlar) gunumuzde daha kompleks, daha sinsi, dev sirketlerin yonetimindeki bir dunyaya geri gelirler. Bu guzel bulusun disinda hikayenin yenilikci, devrimci bir yani olmamasindan dolayi yukarda saydigimiz carpici ornekler arasinda yer alamiyor. 



Olumlu bir ozelligi ise elbette Alex Ross'un harika kapaklari ve onun sanat yonetmenliginde uretilen sayfalar kendisi cizmemis olsa da uslup olarak onun cizimlerine yaklasiyor, guzel paneller yakaliyor. 


Hikayedeki bir baska detay ise Yunan mitolojisindeki Pandora'nin kutusu'nun hikayenin tam merkezine yerlesmesi, malum Pandora'nin kutusu DC evreninde 'Project Superpowers'in yayinlanmasindan yanlizca birkac yil sonra buyuk bir eventin ana hikayesine konu oldu :) 



Okumasi kolay, artik silinmis Golden Age kahramanlarini kisaca da olsa tanimak ve Alex Ross'un yonettigi cizimler icin okunabilecek kisa bir seri. 

Butun bu kahramanlarin bugun hayatta kalmis rakipleri-karsiliklari zaten var CR dunyasinda ama birini ana akima dahil etme firsati olsaydi bu Green Lama olurdu sanirim. Mistik artla Doga-Ananin gizemlerinin kesistigi bir yerde duruyor Green Lama, bir nevi cevreci bir Dr.Strange yahut Dr. Strange ile Posion Ivy amalgami.