Alex Ross etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alex Ross etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2019 Pazartesi

Superman'dan once bir Superman: Doc Savage

Doc Savage, ilk pulp kahramanlardan (wikiye gore 1933'de kendi dergisine sahip olan 3. pulp kahraman). 30'lu yillarda yaratilmis ve takip eden yillarda onlarca hikayesi ve romani yazilmis bir karakter. Yaraticisi Lester Dent. Engin bir bilimsel bilgi birikimine, bir super kahraman olmamasina ragmen ustun fiziksel guce ve abidevi bir ahlak ve cesarete  sahip; kisacasi 10 parmaginda 10 marifet bir kahraman prototipi. Kucuk yastan itibaren suclularla savasmak icin yetistirilmis. Bu amacla kullandigi ozel bir ussu, elinin altinda kullabilecegi turlu teknoloji harikasi cihazi, ozel bir ucagi ve kendisine yardimci olan turlu konularda uzman bir sidekick ekibi var. 

Butun bunlarin, bu sablonun tanidik gelmis olmasi lazim. Ozetle bugunku super kahraman genresine kaynaklik eden ilk protiplerden biri Doc Savage ve Superman'dan once Superman diye hitap edilen bir karakter. Bugunku hemen her super kahraman anlatisinda Savage'den bir iz ya da paralellik bulabilmek bulmak mumkun. Ornegin yine Superman'den once 'Fortress of Solitude' isminde kutuplarda gizli bir siginagi bile var Savage'in.  

Henuz izleyemedigim bir de filmi var 70'lerde yapilmis. Yeni bir filmin yapimi da surekli konusulmakta.     

Cizgi roman medyumuna bu kadar uygun bir eser olunca kacinilmaz olarak bircok kereler degisik yayinevlerince cizgi romana da uyarlanmis. Kendi maceralari anlatildigi gibi bazi baska pulp kahramanlarla yollarinin kesistigi maceralarda da konuk olmus. 

Elimde iki cizgi roman denemesinden ornekler var; ilk DC'nin uzun soluklu bir serisi (toplam 24 sayi sanirim). 80'lerin sonunda donemin cizgi ve hikaye anlatisini bulmak mumkun bu hikayelerde; tek duze ilerleyen cok karmasik olmayan bir hikaye, yalin cizgiler ve cok cesur olmayan panellemeler. Kotulerin cok kotu oldugu, surekli olarak dunyayi ele gecirmeye calistigi klasik pulp anlatilar ve bu yuzden de klasik bir cizgi roman ve macera hikayelerini seven herkesin kolayca takip edebilecegi hikayeler. 



Bu hikayelerde Doc Savage kendi doneminden 80'lere tasinmis (bir zaman yolculugu ile) eski yardimcilari yaslandigi icin onlarin yanina yeni bir kadro kurulmus. Bu degisiklige ragmen okuyucu mektuplarina bakilirsa pulp kahramani romanlarindan taniyan sadik okuyucu kitlesine gore romanlarindaki dunyanin ruhuna oldukca sadik, sevilmis bir uyarlama. 




Ikinci seri daha guncel (2013), Alex Ross'un muhtesem kapaklariyla Dynamite semsiyesi altinda yayinlanmis. Ozel sayilar haric 8 sayi surmus kisa bir seri. Daha modern bir cizgi ve hikaye anlatisi ile ele alinmis Doc Savage; 30'larda baslayan maceralar Doc Savege'in yaslanmaya karsi kendi uzerinde bir denedigi bir serumun basarili olmasiyla gunumuze kadar gelen kisa hikayeleri anlatilmakta. 


Internetteki tepkilerden anladigim bu uyarlamanin hard-core pulp Doc Savage fanlari tarafindan sikintili bulunmus oldugu. Yine de Alex Ross kapaklari ile Doc Savage gormek ayri guzel zira Alex Ross'un cizimleri serinin orjinal romanlarina kapaklari cizen Roger Kastel'in yorumuna bir saygi durusu olmus.

Roger Kastel roman kapagi 






17 Kasım 2017 Cuma

Project Superpowers

Marvel ve DC evrenleri disinda yapilan superhero CR'larini ucundan kiyisindan takip etmeye calisiyorum; zira daha kucuk yayinevleri (yahut buyuklere bagli yan kuruluslar) yaraticiya daha cok ozgurluk alani actigindan burada harika isler cikabiliyor. Ve bu yapilan isler ana akima da etki edip donusturucu bir dinamo islevi gorebiliyor. Simdiye dek bunun pek cok ornegini gorduk: Boys, Watchmen, Authority, Irredeemable, Astro City vs gibi. 

Tabi bir taraftan da cok kotu , "ucuz taklitler" diye siniflandirabilecgimiz islerle de dolu piyasada. 

'Project Superpowers' bu skalada vasat bir yere oturmakta. Golden Age donemi kahramanlarindan 'fittest survive' prensibi ile degerlendirdigimizde survive edememis, Superman-Batman yahut Captain America gibi populer olamamis ve bu yuzden duzenli bir yayin akisina sahip olamamis eski kahramanlari tekrar kullanip onlari hayata geri donduruyor. Bu sadece bir metafor degil zira hikayenin kendisinde de Golden Age kahramanlari ikinci dunya savasi sirasinda ortadan kaybolup (gercekte de artik yayinlanmamaya basladiklari zamanlar) gunumuzde daha kompleks, daha sinsi, dev sirketlerin yonetimindeki bir dunyaya geri gelirler. Bu guzel bulusun disinda hikayenin yenilikci, devrimci bir yani olmamasindan dolayi yukarda saydigimiz carpici ornekler arasinda yer alamiyor. 



Olumlu bir ozelligi ise elbette Alex Ross'un harika kapaklari ve onun sanat yonetmenliginde uretilen sayfalar kendisi cizmemis olsa da uslup olarak onun cizimlerine yaklasiyor, guzel paneller yakaliyor. 


Hikayedeki bir baska detay ise Yunan mitolojisindeki Pandora'nin kutusu'nun hikayenin tam merkezine yerlesmesi, malum Pandora'nin kutusu DC evreninde 'Project Superpowers'in yayinlanmasindan yanlizca birkac yil sonra buyuk bir eventin ana hikayesine konu oldu :) 



Okumasi kolay, artik silinmis Golden Age kahramanlarini kisaca da olsa tanimak ve Alex Ross'un yonettigi cizimler icin okunabilecek kisa bir seri. 

Butun bu kahramanlarin bugun hayatta kalmis rakipleri-karsiliklari zaten var CR dunyasinda ama birini ana akima dahil etme firsati olsaydi bu Green Lama olurdu sanirim. Mistik artla Doga-Ananin gizemlerinin kesistigi bir yerde duruyor Green Lama, bir nevi cevreci bir Dr.Strange yahut Dr. Strange ile Posion Ivy amalgami. 



31 Ekim 2017 Salı

Yeni Bir Evren: Astro City

Kurt Busiek cok uzun bir suredir superhero genresini kokunden sarsacak, degistirecek bir sey deniyor; hemen hemen tek basina yeni bir evren tasarliyor: Astro City. Astro City'nin etkisinin bugun bir Watchman kadar olmasa da zamanla anlasilacagini, takdir edilecegini saniyorum. Kaldi ki Astro City'nin yaptigi etkinin tezahurleri mainstream Marvel/DC evrenlerinde bir suredir gorulmekte zaten. Yaratici ekip olarak endustrinin ve okurlarin verdigi pek cok odulu de pek cok kez topladilar zaten.   

Yaraticilarinin saglik sorunlari, mainstreame yaptiklari diger isler ve de sayisiz yayinci degisiklikleri Astro City'nin belli bir peryodu olmasini, istikrarli bir sekilde basilmasini engelledi. Ama israrlar ve kararlilik sonunda 22 yil sonra 100. sayisini gorduk sonunda. Baska sartlar atinda bu sayinin belki 200 olmasi gerekirdi Amerikan CR marketini dusundugumuzde ama az olsun bizim olsun. (Bu yazi da zaten 100'lu sayilara ulasma nedeniyle 4-5 yil once yazilmis bir yazinin genisletilmis, guncellenmis hali) 

Bir grup superguclu insani sacmasapan bahanelerle baska bir grupla karsikarsiya getirip kiyasiya dovusturmek ve bunu yillar boyunca tekrar tekrar yapmak surdurulebilir degil (tamam bunun da kendine gore bir guzelligi var, kabul ama Marvel daha kac civil war yasayabilir ki, yahut Batman'le Superman kac alternatif gerceklikte daha karsi karsiya gelebilir ki :) ). Bunun yerine Astro City Mainstream evrenlerden odunc aldigi karakterleri yapibozumuna ugratmakta, baska bir hikaye anlatmakta. Ornegin superherolarin-villianlarin olumune dogustugu bu evrende siradan bir insan, sokaktaki vatandas nasil etkilenir, neler hisseder. Emekli bir superhero nasil devam eder yasamina, hep buyuk sehirlerdeki herolari okuduk ya tasrada yasayan bir heronun yasami nasildir. Superherolar neden avukata ya da cagri merkezi elemanlarina ihtiyac duyar, kotuluge tovbe etmis bir villianin basina neler gelir ve daha nicesi.  



Odunc almalar bazen oldukca asikardir Samaritan-Superman , Winged Victory- Wonder Woman ya da First Family - Fantastic Four gibi bazen ise sadece bir selam gonderme seviyesindedir. The Silver Agent birebir Captain America anolojisi degildir belki ama silver age donemi butun vatanperver-militarist kahraman tipinin bedenlesmis halidir. Yarattigi bunca kahraman ve koca bir evren arasinda aslinda kendi serisine sahip olmayi hakkedenler bile vardir ( Jack-in-the-Box ya da Confessor gibi)   



Asto City ile ilgili bir baska deginilmesi gereken unsur Alex Ross 'un cizdigi tek kelimeyle muhtesem kapaklardir. 




Maalesef ayni seyi serinin ana cizeri Anderson icin soylemek mumkun degil, 80'lerde kalmis hikayenin guzelligine yetisemeyen, kaba-saba, bazi guzel paneller yakalasa da cogu panelde estetikten yoksun bir cizgisi var Anderson'in. Neyse ki son sayilarda farkli cizerlerle de calismaya basladi Busiek da boylece ortaya hem hikayeyle hem de superhero genresi ile daha uyumlu sayilar cikti. 

Umarim gerisi gelir.