Marvel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Marvel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2020 Pazartesi

Maestro

Hulk'un uzak bir gelecekteki dehset hali Maestro pek cok seride karsimiza cikti. Ama bugune kadar Hulk'un Maestro'ya donusum surece/macerasi detayli olarak anlatilmamisti. Yeni Hulk serisi  Maestro iste bu origin hikayesini bastan anlatmakta. 



Hikayenin basinda Hulk'u kendisiyle ve ailesiyle barisik, oldukca huzurlu bir yasam surmektedir. Banner ile bile barismis; adeata yapay mukemmellikte bir hayat yasamaktadir. Arada sirada ortaya cikan kotuler ise sadece antreman yapmasini saglamaktadir. Ta ki bir yemek masasinda tum bu huzurlu ortamdaki problemi kesfedene dek. 




  

7 Kasım 2019 Perşembe

Angela

Angela ile Guardians of the Galaxy'nin Bendis sayilarinda karsilastim.


Ama bir gariplik vardi; hem ismi hem de orjin hikeyesini anlatirken kurdugu orgu ne Bendis anlatimina ne de genel Marvel hikayelerine uyuyordu. Zira ana akim cizgi romanlarda teolojik cagrisimlar yapabilecek hikayeler ya ustu ortulu anlatir ya da etrafindan dolasilarak. Oysa Angela, Heaven - Cennet denilen bir yerden nasil oldugunu bilmedigi bir sekilde geliyordu ve nasil dunyada Cennet hakkinda hikayeler anlatiliyorsa Cennet'de de Dunya hakkinda hikayeler duymustu.



Isin aslini kapaktaki notla aydinlandi, meger tum Angela kurgusu ve orjini  1993'de Neil Gaimann tarafindan yaratilmis. Todd McFarlane, Spawn icin degisik yazarlari davet ettigi sayilarindan birinde  Gaiman Angela ve diger bazi yan karakterler yaratmis.



Isin trajikomik yani ise Marvel'dan benzer sikayetler yuzunden ayrilip Image kurucularindan biri olan McFarlane'in benzer bir sekilde Angela karakterinin ustune yatmasi ve Gailman'la davalik olmasi... Mahkemeyi kazanan Gailman sonraki surecte Angela karakterini de Marvel'a satar. Olayin detaylari icin :

https://en.wikipedia.org/wiki/Angela_(comics)





22 Mart 2019 Cuma

Siyasal Islamcilar Comics okursa...

Lacivert dergisinin son sayısındaki başlıklardan biri : “Süper kahramanların gizli Yahudi kimlikleri”. Yazının giriş cümleleri ise şöyle: 

Küresel bir pazara dönüşen süper kahraman karakterleri evrensel değerleri temsil ediyor görünebilir ancak büyük kısmının kimliklerinin arka planı çoğu mülteci Yahudi yazarçizerlerinin gelenek, kültür ve inanç kodları ile işlendi. Özellikle ilk süper kahramanların…

Dergi Siyasal İslamcı bir çizgide yayın yapmakta ve bu ideoloji için ‘Yahudi’ demenin ne demek olduğu bilindiğinde ve de böyle iddialı cümlelerle yazıya başlandığında tumturaklı başlığın içeriğini dolduracak sağlam bilgiler, kanıtlar bekliyor insan doğal olarak. Ama yazıyı detaylı okuduğumuzda tek bulabildiğimiz çizgi roman dünyasına oldukça yabancı bir kalemin önyargılarından ve kulaktan dolma bilgi kırıntılarından inşa ettiği bir komplo teorisi. Örnekler verelim hemen: 

Aslında bu öncü Yahudi çizer neslinin tıpkı kendi halkları gibi yüz yüze kaldıkları, gerçek kimliğini gizleyerek toplumla kaynaşma mecburiyeti ürettikleri çizgi roman karakterlerinin çift kimlikli yapısının da temellerini oluşturacaktı. Bunların çizdiği ilk süper kahramanlar da kendi ortamlarına uyum sağlamak için tıpkı gerçek hayattaki çizer ve tasarımcıları gibi asıl kimliklerini büyük ölçüde gizlemek ve ikili bir hayat yaşamak durumundaydılar.

Yazarın Superman ve Batman gibi kahramanların çift kimlikliklerini oluşturan tek nedenin Yahudilerin yeni kıtada kimliklerini gizlemesi olarak sunması daha önceki çift kimlikli- gizli kimlikli kahramanlardan haberi olmadığını göstermekte. Bu kahramanlar yoktan var edilmediler, koskoca bir literatürün öncülleri olan kimi çizgi roman kahramanlarının ve pulp hikâye-roman kahramanlarının üstlerine inşa edildiler. Kızılmaske, The Shadow, Doc Savage, Mandrake, Zorro, The Spider gibi kahramanlar gizli kimlikler, maskeler, taytlar, pelerinler, sidekickler, gizli üstler gibi süper kahraman çizgi romanlarının temel unsurlarını kullanmaya Superman ve Batman’den önce çoktan başlamıştı bile. Pek çok çizgi roman kahramanı gibi Superman ve Batman de bu öncüllerinden aldıkları kimi unsurları harmanlayarak ortaya çıktılar. Ama yazar bunları görmezden geliyor zira ya çizgi roman dünyasına uzak olmasından ya da önyargılarından dolayı çıktığı yolda amaçlarına uygun bir hikaye kurguluma derdinde.



20'nci yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren ortaya çıkmaya başlayan üstüngüçlere sahip karakterlerin asıl esin kaynağının, gerçek köklerinden ve yurtlarından koparak yabancı oldukları bir topluma uyum sağlamaya çalışan göçmen Yahudiler olduklarını söylemek hiç de abartılı sayılmaz.

Elbette abartı sayılır hem de büyük ve cahilce bir abartı zira tek süper güçlü kahramanları yaratanlar Yahudi kökenliler değildir, aynı dönem kimi bugüne dek varlığını sürdüren kimi tozlu sayfalarda kalan pek çok kahraman yaratılmıştır. Üstün güçlü kahraman prototipi ise insanlık kadar eskidir. En eski mitlerimizden, efsanelerimizden itibaren Gılgamış’tan Herkül’e Samson’dan Zaloğlu Rüstem’e kadar insanüstü güçlerle donanmış kahramanların hikâyelerini tekrar tekrar anlatmaktadır insanlık.

1930'lara gelindiğinde çizgi roman başlı başına bir sektör olma yoluna girmiş ve bu sektörü büyük ölçüde 1910-20 arasında ABD'ye gelen Yahudi göçmenlerin çocukları yönlendirmeye başlamıştı. The Spirit adlı süper kahramanın çizeri Will Eisner, Superman'ı çizen Jerry Siegel ve Joe Shuster, Batman'ın Bob Kane takma adını kullanan çizeri Robert Kahn ve Örümcek Adam, Hulk, Fantastik Dörtlü'nün tasarlayıcıları Jack Kirby adıyla bilinen Jacob Kurtzberg-Max Ginsburg ikilisi ile geçtiğimiz haftalarda 95 yaşında ölen Stan Lee ya da gerçek adıyla Stanley Martin Lieber bunların başlıcalarıydı.

Yazar kurgusuna uygun olarak saydığı isimleri kalabalıklaştırmak için nesil farklarını göz ardı ediyor. Tüm isimleri bir araya yığıp sayarken Yahudi olmayıp çizgi romana yön veren bir sürü başka ismi elbette atlıyor. Saydığı isimlerin kimisi için Yahudilik gerçekten kimliklerinin bir parçası iken kimisi için ise sadece ailelerinin geçmişinde kalan bir hatıra olmaktan öteye bir anlamı yok. Ama yazar için aradaki farkları yok sayıp hepsini ayni kefeye koymak, genelleme yapmak daha kestirme bir yol.  

Dolayısıyla dünyanın insanüstü güçlerle donanmış bu yeni kahramanlarının geri plandaki kodları büyük ölçüde çizerlerinin kimliklerinin yanı sıra Eski Ahit'e, Kabala'ya veya efsanevi dinî figürlerin güncel bir yorumuna dayanıyordu. 20'nci yüzyılda ortaya çıkan bu kurgu süper kahramanların ilk esin kaynağını ise Yahudi efsanelerinde Golem adıyla geçen kilden yapılmış ve alnına konulan bir yazılı muska ile hizmetkâr ve koruyucu hâline gelen insansı ancak ruhu olmayan bir varlık oluşturuyordu. Spirit'in çizeri Will Eisner bunu açıkça şöyle ifade ediyordu: "Praglı Yahudileri korumak için bir haham tarafından şekillendirilen Golem, tüm süper kahraman mitolojisinin öncüsüdür. Asırlardır Avrupa'da baskı ve zulümlere uğrayan Yahudiler kendilerini karanlık güçlerden koruyabilecek bir kahramana ihtiyaç duyuyorlardı. Bu kahramanı ise Siegel ile Shuster icat etti: Superman…"

Eisner’in yorumu bir çizgi roman üstadı olarak elbette önemlidir ama adi üstünde bir yorumdur, kişisel bir görüştür; mutlak hakikat olmaktan uzaktır. Daha önce belirttiğimiz gibi süper kahramanların kökenlerine bakmak için mitolojinin kendisine bakmak yeterlidir. Her biri farklı düzeyde farklı güçlere sahip Tanrıların hikayelerini, birbirleriyle, ölümlülerle ve yari-tanrilarla mücadelelerini anlatan Yunan Mitolojisinden İskandinav mitolojisine eski çok tanrılı hikayelerdir süper kahramanların kökenleri. Bunda dolayıdır ki Thor’dan Loki’ye Herkül’den Ares’e sayısız mitolojik figür çok doğal bir biçimde süper kahramanların dünyasına eklemlenmiştir. Golem bir yaratıcıya bir kahraman yaratmak için belki ilham vermiştir ama böyle bir genelleme yapmak saçmalıktır.  



İki göçmen çocuğu Jerry Siegel ve Joe Shuster'in 1934'te tasarladıkları ve 1938'de Cleveland'da yayınladıkları Action Comics'in birinci sayısıyla sahneye çıkan Çelik Adam yani Superman, süper kahramanların ilk ve en İbrani özelliklere sahip olanıydı. Yok olmaktan kurtulması için ailesi tarafından bir sepet içinde Nil Nehri'ne bırakılan Hz. Musa'nın modern bir uyarlamasıydı adeta. Bu ilk süper kahraman ve ailesinin orijinal adı da İbranice'den alınmıştı: Kal-El "Tanrının Nuru" ya da ışığı anlamına geliyordu. Superman'ın babasının adı olan Jor-El de yine İbranice "or" (ışık, aydınlık) ve "El" (Tanrı) kelimelerinden esinleniyordu. Çizerleri bu karaktere Hz. Musa'nın tüm temel özelliklerini yansıtıyordu: Yok olmanın eşiğinde bir toplum ve medeniyet; nehire bırakılan sepete karşılık uzaya salınan küçük bir mekikle ailesinden kopan yalnız çocuk; türünün son umudu, faziletli bir birey, halkı için fedakâr, seçilmiş kişi; karşısında en güçlü orduların ve silahların etkisiz kaldığı, yenilmez ve bir millet için ilham kaynağı olacak güçlü bir kahraman… Üstelik bu kahraman Yahudi dinindeki "Tikkun Olam"adı verilen "dünyayı düzeltme, ihya etme" kavramının da büyük bir temsilcisiydi.

Beşiğe koyma miti dışında Superman’le Musa’nın hiçbir ortak özelliği yoktur. Musa halkını kurtarmak misyonunu üstenmişken Superman halkını zaten kaybetmiştir. Kendine bambaşka bir gezegende yeni bir misyon inşa etmektedir.  Musa bir dini ve siyasi bir lider olma yolundayken Superman’in bununla en ufak ilgisi yoktur. Beşik miti ise Musa’ya ait olduğu kadar birçok başka kültüre de ait genel bir motiftir. Yahudilerin bu motifi Sargon’un doğum hikâyesinden aldıkları bilinmektedir. İnsanlığın ortak malı bir kültürel motiftir. Campell meşhur kitabi Kahramanın binbir yüzünde sıraladığı kahramanın ortak hikâyeleri, motifleri sıralamasında ilk motif kahramanın doğuş hikayesinin olağan üstü olmasıdır.  Bu ya bakire bir doğumdur ya bir kaçış-kehanet söz konusudur, ya da benzeri bir olağan üstü motiftir. Yaşamı sıra dışı olacak kahramanın doğuş hikayesi de sıra dışı olmalıdır. 

Yahudi süper kahramanların ilk ilham kaynağı olan kilden yapılmış koruyucu dev adam Golem efsanesi bu defa doğrudan The Thing olarak beliriyordu. Üstelik Taş Adam'a dönüşen Benjamin Jacob Grimm karakteri adından da açıkça anlaşılacağı gibi Yahudi kimliğini gizlemek zorunda kalmıyor ve ilk doğrudan Yahudi süper kahraman oluyordu. 

Yazarın fantastik dörtlü ve The Thing i okumadığı anlaşılmakta, "The Thing" Yahudi kimligine ragmen tastan bir bedene sahip olsa da iradesi olan bir insandır neticede. Ve de buyuk bir dramin icindedir. Golem ise yaratıcısının komutlarını yerine getirmek için tasarlanmış, kendi iradesine sahip olmayan, ruhsuz bir bedeni simgeleyen robotumsu bir yaratıktır. Aralarında yüzeysel bir benzerlik dışında en ufak ortak yan bulunmamaktadır.  


Balığın karnında hayatta kalan Hz. Yunus kıssasından ilhamla hikâyesi oluşturulan ve Rimbor adlı gezegenden gelip bir uzay balinası sayılabilecek ultra enerji varlığı tarafından yutulduktan sonra kozmik güçlere kavuşan, Superman'ın çizeri Siegel'in eseri Jo Nah ya da Ultra Boy; yazar Paul Levitz tarafından bir İbrani gibi tasarlanan ve radyoaktif bir meteor nedeniyle insanüstü büyüme gücüne kavuşarak Colossal Boy'a (Devasa Delikanlı) dönüşen Gim Alon; Atom Smasher'a dönüşen Albert Rothstein; Firestorm adlı kahraman olan Martin Stein; Dr. Harleen Quinzel'ken süper güçlerle donanan Harley Quinn; Alice Cohen tarafından yönlendirilen bir Golem olan Monolithe mesela… Küresel Muhafızlar'a katılarak süper kahraman Seraphin'e dönüşen Chaim Lavon; Katolik bir baba ile Yahudi bir annenin oğlu olan Wesley Dodds ya da süper kahraman adıyla 1940'larda çizilen DC Comics'in Sandman'ı; dindar olmamakla birlikte Yahudi kimliği bilinen Songbird lakaplı Melissa Gold; Reformcu Yahudilik hareketi mensubu Jef ve Rebecca Kaplan çiftinin oğlu olarak doğan ve Wiccan'a dönüşen Billy Kaplan; X-Men topluluğundan asıl adı Wanda Maximoff olan ScarlettWitch ve Quicksilver lakaplı Pietro Maximoff da İbrani kimlikleri ihmal edilmemiş ya da Yahudilikle akrabalık bağı bulunan birçok süper kahraman arasında burada zikredebildiklerimizin bir kısmı.

Yazar artık çok bilinen kahramanlardan yeterli derecede isim bulamamış, ya da bulduklarından üretmek istediği komplo teorileri için yeterli malzeme bulamamış olacak ki artık yüzlerce süper karakterin bulunduğu Amerikan çizgi roman evrenlerinden B ve C listelerinden internetten bulduğu isimleri saymaktadır; bunların çoğunu okumadığına bahse girilebilir. Oysa uzun suredir arz-talepler göre hareket eden bir sektör olan çizgi roman piyasası ve artık çeşitliği yansıtma derdinde olan yayınevleri her dinden her etnik kökenden ve cinsel kimlikten kahramanlar yaramaktadır zaten (buna bol miktarda Müslüman karakter de dahildir). 

Süper kahramanların Yahudi geleneği mirası Jewish Publication Society tarafından 2008'de yayınlanan Ariel Kaplan imzalı From Kraków To Krypton (Krakov'dan Kripton'a) adlı bir kitapta işlenmekten de geri kalmadı. 2009'da Up, Up and Oy Vey: Yahudi Tarihi, Kültürü ve Değerleri Çizgi Roman Kahramanlarını Nasıl Etkiledi adlı bir kitap yayımlayan Brooklynli haham Simcha Weinstein da birçok ünlü süper kahramanın çizerlerinin Yahudi olduğunu ve karakterlerinin Yahudi değerlerinden, Hz. Musa ve Hz. Davut gibi büyük zatlar ile Golem ve Samson gibi efsanevi figürlerden esinlenerek oluşturduklarını belirtiyordu.

Yahudilik kimliği adına hareket eden bazı kalemlerin süper kahramanları sahiplenmek istemesinin anlaşılır bir yönü vardır; nihayetinde ortada oldukça başarılı bir is vardır ve ovunmek icin bunu kendi dini-milli kimlikleri adına sahiplenmek isteyenler her zaman çıkacaktır. Ote yandan çizgi roman da diğer sanat dalları gibi zaman zaman propaganda amacıyla kullanılmıştır elbette. Lakin yazarın da ayni iddiaya destek vermesinin nedeni basta söylediğimiz gibi bu “yabancı” kahramanların aslında nasıl Yahudi kültür ve değerlerinden neşet ettiğini, nasıl “Yahudi” olduklarını (büyük Yahudi komplosunun bir parçası olduklarını) ispat etmek istemesidir. Oysa bunu ispat edemediği gibi kahramanların Yahudi değerleri adına neyi savunduklarını da gösterememiştir: klasik donem kahramanları hemen herkes tarafından savunulabilecek, benimsenebilecek evrensel ahlaki prensiplerin yanındadır. Sevilmelerinin bir nedeni de budur.   

.

3 Mart 2019 Pazar

Savage Dragon

1992 yilinda Amerikan cizgi roman piyasasi buyuk bir kirilma yasadi. Marvel'in (ve tabi DC'nin de) cizgi roman ureticilerine emeklerinin karsiligini yeterince vermemesi ve yaratici serbesiyet tanimamasi suclamasiyla 6 populer sanatci kendi karakterlerini yaratmak, yazip cizmek amaciyla Image Comics semsiyesi altinda birlesti. Bu sadece bir semsiye sirketin adiydi zira her sanatcinin bir studyo-sirketi vardi ve tum urettiklerine boylece direkt olarak sahip oldular. 

Bunlar arasinda en bilinen sanatcilar olarak  sanirim Jim Lee'yi ve sonrasinda da Todd McFarlane'i saymak gerek. 

Bir de McFarlane'den sonra gelen Orumcek Adam cizeri olarak adini duyuruan Eric Larsen var elbette.  Orumcek Adam cizeri olarak buyuk populerlik kazanan Larsen de bu yildan itibaren kendi yarattigi, yazip cizdigi Savage Dragon ile okuyucunun karsina  cikti. 

Image'in ilk kurulus yillarinda bu studyolarda yaratilanlardan Spawn belki de en meshuru, istikrarlisi oldu. Savage Dragon ise o yilllardan beri istikrarli bir sekilde yayinlanmasina ragmen buyuk bir cikis yapamadi bir turlu. Yillardir bu basligi cizgi roman dukkanlarinda, internet sitelerinde gormeme ragmen pek de merak etmemistim acikcasi. Kismet buguneymis. 

Larsen benim okudugum ilk sayilarda o cok bilinen Orumcek Adam cizgilerinin istikrarli bir devamini sunmakta:  Savage Dragon'un yuzune dikkatli bakinca Peter Parker'i, kitapdaki kimi kadin karakterlere bakinca da Larsen'in MJ'ini gormemek olanaksiz. 

Peter Parker mi o ? 

MJ ??

Savage Dragon'a supheyle bakan atesli gazete sahibi... bir yerden tanidik ama :)

Larsen'in cizgileri superhero genresi icin bicilmis kaftan; abartili kaslar, devasa silahlar, harika aksyon sahneleri, mukemmel gokdelen manzaralari-perspektifleri ve bol bol splash sayfalar ciziyor. Sayfalarca superhero kapismasi okumak icin birebir Savage Dragon.





Ama yine de eksik birseyler var; Dragon super guclere sahip bir polis memuru. Gecmisi bilinmiyor, hafizasini yitirmis durumda. Kostumlu super kahramanlarin ve kotulerin dolu oldugu bir evrende kotulerle mucadele ettigi kadar cevreye verdikleri zarari dusunmeyen super kahramanlarla da karsi karsiya gelmekte. Tek orjinal yonu bunu polis uniformasiyla yapmasi. Ama hepsi bu iste. Cok orjinal bir hikaye, plotlar cikmiyor Dragon'in sayfalarindan. 

Zaten pek coklari halihazirda olan superkahraman evrenlerinin yetersiz bir kopyasi olmaktan oteye gecemiyor Dragon'un evreni. Busiek'in Astro City, Ennis'in The Boys, Mignola'nin Hellboy ya da  Ellis'in The Authority evrenleri superkahraman turune farkli yonlerden birseyler kattilar, bu turu donusturduler ama Savage Dragon evreni bunlara yaklasmaktan oldukca uzak, oldukca yuzeysel bir evren.

Hal boyle olunca da asli varken niye kopyasini okuyalim sorusuna cevap vermekte zorlaniyor Larsen. Sonuc olarak kendine has kucuk bir fan kitlesi sayesinde bugune dek yayin hayatina devam etmis olsa da , gecen 30 yilda crossoverlarla birlikte belki 250 sayi kadar uretilmis olsa da (su aralar satislari 3-5 bin dolaylarina galiba) cok da uzayip kisalmayacak, albenisi olmayan bir eser Larsen'inki. Superkahramanlara hayran bir fanboy'un amator bir hevesle  kendi evrenini yaratmasinin bir adim ilerisine gecemiyor. 

Keske 'author'luga soyunmasaydi dedirtiyor, her guzel cizgisi olan sanatcinin guzel hikayeleri, orjinal fikirleri olmasi imkansiz ne de olsa. 

Kapaklar: 











1 Kasım 2018 Perşembe

Defenders

Hayir, Netflix dizisinden degil orjinal Defenders'dan bahsedecegim. Ilk seri 70'lerde yayinlanmaya basliyor; Dr.Strange, Namor, Hulk ve Silver Surfer'dan olusan kadro hizla ve surekli olarak degisiyor. Elime gecen ve okudugum 30'lu-50'li arasi sayilarda genel kadro Dr.Strange, Valkyrie, Nighthawk, Hulk'dan olusyor ama Red Guardian , PowerMan, Son of Satan, Hellcat gibi pekcok karakter uzun ya da kisa donemlerle maceralara girip cikmakta. 

Defenders bu donemlerde Marvel'in agir topu Avengers'in uyesi, Fantastik Four uyesi ya da X-Men uyesi olmayanlarin toplandigi cok derme catma bir grup havasi veriyor. Tek kelimeyle ifade edilmesi gerekirse Nighthawk'in tanimlamasi cok yerinde : "misfits". Bir yere aidiyeti olmayanlar, tutunamayanlar.


Ikincil derecede onemli bir grup olmanin sikintisi senaryoda ve cizimlerde de kendini hissettiriyor ; detayli bakmadim ama yazar ve cizer olarak daha ikincil kaynaklar belli ki Defenders'a ayrilmis. 

Yine de bu misfitlik ve surekli degisen kadro ilginc bir dinamizim yaratmis, maceralar kendini okutuyor ama serinin daha iyi olmasinin onundeki en buyuk engel bunlar da degil bence. En buyuk handikapi en berbat kotulerle savasmalari. Cizgi romani okunur yapan ana karakter oldugu kadar kotu karakterdir de malum ama malesef Defender'in bahtina Marvel' in en B sinifi kotuleri dusmekte: kafasini patlatabilen Headmen uyesi,  Eel & Porcupine, Plantsman ya da Scorpio gibi. Nadiren de Nebulon gibi daha kaliteli-ust duzey dusmanlarla karsilasmaktalar.

Burclardan dusmanlar

Hulk'dan takim uyesi Nighthawk'dan lider olmaz 

En begendigim yani ise muhtesem kapaklari, klasik Marvel komposizyonu diyebilecegimiz/diger Marvel gruplarindan da asina oldugumuz "ortada guclu bir dusman-etrafinda grup uyeleri" temali harika kapaklar bunlar.

Asagida orjinal kapaklardan bir derleme de var:







28 Ekim 2018 Pazar

Superman Taklitleri

Taklitler aslini yasatirmis, cizgi roman tarihinin en yasli-en sevilen ve hala populer karakterlerinden biri olan Superman'in de hem kendi yayin evi DC'den hem de cesitli rakipleri tarafindan oldukca cok miktarda pastisleri yaratildi, halen de yaratilmakta.

Bunlar kimi zaman Superman'i birebir taklit ederken kimi zaman kotu versiyonlari yahut mizahi versiyonlari oldu. Sayilari o kadar cok ki ; tam bir liste yapabilmek neredeyse imkansiz. 

O yuzden asagida en sevdigim 10 tanesini siraladim, Watchmen'in Doctor Manhattan'i gibi Superman'in de otesinde bir karakteri ya da maceralarini dunyada yasamadigindan Marvel'in Gladiator karakterini listeye almadim. Okumayanlar icin dikkat!!! bir-kac spoiler icerebilir : 

1. Sentry: Marvel evrenindeki belki de en dehset verici Superman pastisi; Ares ile olan savasi (ki buna savas denebilirse) hala akillarda. 




2. Hyperian: Sanki Superman Marvel evreninde olsa ne olurdu sorusuna cevap olarak verilmis bir karakter. Saniyorum normalde ara sira kullanilan bu karakterin son donemde populerliginin artmasinda cok basarili Avengers animasyonun da buyuk rolu var. 




3. Apollo: Warren Ellis'in yarattigi karakter ozellikle ilk hikayeleri muhtesem olan Stormwatch ekibinin bir parcasi. En onemli surpriz ise yine ekibin uyesi olan Batman pastisi Midnighter ile olan buyuk asklari :) 



4. Omni-Man: Cok basarili Invincibles cizgi romanin Superman'i. Invincible 'in babasi. Dunyamiza bir baska gezegenden tesadufen degil ozel bir amacla gonderilmis durumda (sadece bu kadarini yazalim).


5. Homelander: Bu aralar dizisini bekledigimiz 'The Boys' cizgi romanin gorup gorebileceginiz en farkli(!) , en sapik Supermen'i. Garth Ennis'in zihninin urunu elbette.  



6. Captain Dynamo: Image comics'in Superman gibi Superman'i. Ama aradaki buyuk fark karsi cinse asiri duskunlugu, bunun sonucu olarak da her biri farkli annelerden dogan cocuklarina farkli guclerini miras birakmis olmasi. Kendi hikayesinden daha cok cocuklarinin hikayesine odaklandigimiz Dynomo 5 Mahmud Asrar imzasiyla : 



7. Sun God: Marvel'dan baska bir Superman pastisi, bu sefer Sentry gibi sorunlu-guvenilmez degil Superman'in kendisi gibi tam bir 'boyscout/izci'.  



8. The Utopian: Mark Millar'in Jupiter's Legacy serisi icin yarattigi Superman; en buyuk darbeyi hic beklemedigi yerden almasiyla hikaye baslamakta. 



9. Samaritan: Superman disinda bir superman secseydim bu kesinlikle Astor City'nin Samaritian'i olurdu. Busiek ozellikle kahraminin ic dunyasini anlatarken harika bir is cikariyor, hikayelerini okumaya doyum olmuyor.  



ve favorim: 

10. The Plutonian:  Mark Waid'in muhtesem serisi Irredeemable'in kahramani. Eger dunyanin en guclu superkahramani dunyanin en guclu kotusune donusurse ne olur? Neler yapar, onu kim nasil durdurabilir sorularinin cevabini arayan muhtesem bir seri. 


23 Eylül 2018 Pazar

Herkul'un 11. Gorevi

Avengers 675. sayidan harika bir sayfa; Herkul parcalanan heykelden kopan devasa kureyi Atlasvari bir sekilde kaldirirken kendi gecmisine bir gonderme yapmayi da ihmal etmiyor: " Atlas'in yapabildigi herhangi bir seyi Herkul cok daha iyi yapabilir" : 




Marvel elbette mitolojiden sonuna dek faydalanmayi cok iyi beceriyor; Herkul'un gonderme yaptigi Atlas'la olan klasik mitolojideki macerasi (11.gorevi) ise daha once Herkul 121'de anlatilmis : 





Spoiler vermeden Herkul 124'de Atlas'la bir rovans karsilasmasi oldugunu da ekleyelim: 



3 Nisan 2018 Salı

Fly: Orumcek Adam'in kokenleri


Emekli kahramanimiz: Fly

Marvel dunyasinin temel pek cok kahramanin yaraticisi olarak Stan Lee ve Jack Kirby isimleri gecer ama bunun istisnalari da var elbette. Ornegin en meshur Marvel karakteri Orumcek Adam'da Stan Lee - Steve Ditko imzasi gormekteyiz. Ama Kirby'nin bu surece etkisi de hep tartisilagelmistir.

Biraz daha geriye gidelim, Marvel yillarindan cok once Kirby-Simon atolyesi cok cesitli turlerde Cizgi Roman uretmistir. Bunlardan biri de Marvel'in eski hali icin (Timely Comics) urettikleri ve ilk 10 sayisini cizip ayrildiklari Kaptan Amerika'dir (yillar sonra zorlu bir hukuki surec sonucunda Kaptan Amerika yaraticilari olarak tescil edilirler).

Bu surecte yarattiklari cok enteresan bir karakter vardir: Fly

Kucuk bir cocuk olan Tommy Troy (isim-soyismin ayni harfle baslamasi tipki Peter Parker ve nice Marvel karakteri gibi) ailesiyle degil (yine genc Peter Parker gibi) bir bakici aile yaninda kalmaktadir. Birgun kendisine verilen sihirli bir yuzukle "Sinek" benzeri guclere kavusur; bu gucler ve guclerin betimlendigi paneller bile oldukca tanidiktir:





Bununla da kalmaz genc Tommy ile komsu kizi arasinda ergen bir romance'in ilk adimlari atilir. 



Elbette kahramanimizin adi Fly olunca Orumcek aglari olan bir dusman da yaratir karsisina Kirby & Simon:  The Spider. 



Benzerlikler bununla kalsa iyi, iddialara gore Kirby yillar sonra tekrar Marvel ve Stan Lee ile calismaya baslayinca onceden Simon ile beraber yaratip yayinlamadiklari Spider-Man dosyasini sunar Stan Lee'ye. Burasi biraz karisik, dosyanin Kirby tarafindan sunulmadigina fikrin Lee'den ciktigina dair iddialar da var. Lakin kesin olan ilk cizimleri Kirby'nin yaptigidir (bes sayfa).

Lee Kirby'nin cizimlerini daha dogrusu konseptini begenmez: Spider-Man asiri derecede Fly'i andirmaktadir , kostumu Fly ile Kaptan Amerika arasinda bir yerdedir. Genc bir cocugun yetiskin-guclu ve iri-yari bir kahramana donusmesi degildir Lee'nin aklindaki vizyon. Bu yuzden fikri/dosyayi Ditko'ya verir ve Ditko bircok ayrintiyi degistirerek (ornegin Kirby'deki orumcek agi silahindan ve sihirli yuzukle gucler kazanmasindan kurtularak) ama bazi detaylari koruyarak (ornegin yengesi ve amcasiyla birlikte yasamasi) bugun bildigimiz ikonik kahramani yaratir.

Ditko-Lee ikilisinin hakkini teslim etmek gerekirse de yine de (bence) bu yaratim surecinde Kirby-Simon atolyesinin, ozellikle Fly'in etkisini reddetmek o kadar kolay degil. 


Kaynaklar:  The Art of the Simon and Kirby Studio, Mark Evanier

28 Mart 2018 Çarşamba

Rasputin

Rasputin yakin tarihin en gizemli, enigmatik, cokca tartisilan isimlerinden biri. Tarihciler ve arastirmacilar hala hayatinin detaylarini aydinlatmakla, hakkinda biyografiler kaleme almakla ugrasmakta. Nasil kisa surede Car ailesi ustunde inanilmaz bir etki alani kurdugu, sifaciligi/iyilestirici kerametleri ve dogaustu gucleri hakindaki rivayetler, inanilmaz oldurulme hikayesi (zehirlenmesi, defalarca ates edilmesi, bogulmasi) hayatini orten sis perdesini yogunlastirmakta ayni zamanda da ona olan meraki-ilgiyi arttirmakta. 

Hal boyle olunca populer kultur urunlerinin boyle verimli bir kaynagi kullanmamasi dusunulemez elbette. CR dunyasinda belki ilk degil ama en populer Rasputin Hellboy evreninde yaratildi. Mistik-okkult hikayelere, mitolojiye duskunlugu bilinen Mignola bize mecburen Nazilerle calisan (onlarin kaynaklarindan faydalanmak icin) ama onlarin dunyevi ideolojisini, kaygilarini asan fikirlere-ihtiraslara sahip ( baska bir boyutta zincirlenmis bir Tanriyi uyandirmaya calisan ) harika bir Rasputin portresi sundu, Rasputin Hellboy evreninin en onemli parcalarindan biri oldu elbette:



Bir baska Rasputin yorumunu ise -Mignola'dan once Pratt tarafindan yaratilan- Corto Maltese evreninde gorebiliyoruz. Corto'yla yollari defalarca kesisen boyut kapilari acamasa da cikarci, tuhaf ve gizemli bir Rasputin portresi bu seferki; ama ote yandan da Corto'yu surekli oldurmekle tehdit ederken bir cekiciligi oldugu da  suphe goturmez:


Dunya Mitolojisinin etinden sutunden faydalanan Marvel evreninin bu karakterden faydalanmamasi beklenemezdi elbette, Rasputin zorlama bir hikayeyle (zira bir Rus olarak Collosus'un illa Rasputin'le ilisikisi olmasi gerekmezdi) ama guzel bir fikirle (Rasputin hakkinda anlatilan dogaustu hikayeler onun bir mutant olma ihtimali dogurmustu )  X-Men takiminin Rus uyesi Collosus'a baglandi.




Son olarak Image Comics tarafindan yayinlanan Rasputin serisi ile baslangic hikayesine donuyoruz, ikinci dunya savasi sirasinda hala yasayan bir okult lideri yahut bir mutanta degil orjinal hikayeye goz atiyoruz. Yazar Alex Grecian cok usta bir kalem; Rasputin hakkindaki gercek bilgi kirinitilarini fantazi ile uygun bir dozajda karisitirip flashbacklerle cocukluguna dek uzanip 'ya sifaciligi ve dogaustu gucleri gercekse' sorusunu soruyor. Hep 'kotu' kisi olarak damgalanan "deli keşiş"e baska bir gozle bakmamizi sagliyor.



Cizer Riley Rossmo harika bir eser cikarmis, hele Sibirya sogugunu anlattigi, dogaustu guclerin aciga ciktigi sahneler oldukca etkileyici. Tek kelimenin bile yeralmadigi hikayeyi sayfalarca sirtladigi kisimlar da...

       Son olarak, eserde Rasputin'in adi "Baba Yaga" ve "Koshchei" ile birlikte ozellikle anilmis (Bunlar da Slav mitolojisinden Hellboy evrenine giren basat karakterler). Bu da artik Rasputin'in tarihi kisiliginden coktan siyrilip mitolojik bir  karakter olarak yerlestigini gosteriyor. Dolayisiyla da bundan sonra Rasputin'in degisik yorumlarina yine rastlayacagimizin garantisi elbette.