Garth Ennis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Garth Ennis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2020 Pazartesi

The Boys - Yeniden

Su siralar ikinci sezonunu bekledigimiz The Boys'un dizisinin de buyuk basari kazanmasi sonucu cizgi roman evrenindeki hikayenin devaminin gelmesi belki de kacinilmazdi.


 

Ilk sayilari yayinlanan The Boys: Becky bizi hikayeyi sonlandirdigimiz zamanin 12 sene sonrasina tasimakta. Hughie Iskocya'ya donmus mutlu bir yasam surmektedir ama hersey Butcher'in yazmis oldugu bir gunlugun eline ulasmasiyla altust olur. Kurtuldugunu sandigi kabuslari kendisini kovalamaya baslar. 

Ennis hikayede her zaman yaptigi iki seyi yine cok iyi yaparak guzel bir baslangic  yapmis; birincisi gunluk konusmalar, donen geyikler ustunden guncel olaylara iliskin fikirlerini kahramanlara soyletmek (woke kulturu, Brexit yahut Trump'in Baskanligi) 




; ikincisi ise gunluk uzerinden The Boys'un karanlik-vahsi-gore gecmisinden perdeler sunmak. Ennis, surekli kazanmasina alisilmis kahramanlarin arketiplerinin yenilmesi, dayak yemesi, iskence gormesinde pornagrafik bir haz duyuldugunu coktan kesfetmis durumda lakin olabilecek hemen herseyi gosterdigi icin bu sefer kendini ve asil seriyi asmak durumunda ilgiyi canli tutabilmek icin. 

Ilk iki sayida bunu basardigini soylemek mumkun.   





   

24 Nisan 2020 Cuma

Marshall Law

Superhero genresiyle, bu turun cesitli yayin donemleriyle, en meshur ikonlari ve ekipleriyle dalga gecen hatta tum turu bir yapibozumuna ugratan ve bugunlerde ozellikle dizisi yuzunden iyice populer olan Ennis'in "The Boys" serisinden (2006) cok daha once bir baska Ingiliz yazarin eseri ayni seyleri ayni sertlikle yapmisti aslinda. John Wagner ile birlikte 2000 AD dergisini ve tum Ingiliz Cizgi roman endustrisini revisyona ugratip, sekillendiren usta yazar Pat Mills'in ve Alan Moore'un 'The League of Extraordinary Gentlemen' serisindeki kendine has uslubuyla taninan Kevin O'Neill'in yarattigi : Marshall Law (1987).  



Pat Mills, The Boys'un ve Garth Ennis'in Marshall Law'dan esinlendigi iddiasinda. Yazarlarin gecmislerinin kesismesine, hikayelerin ana plotlarina bakilirsa buna hayir demek mumkun degil.

Marshal Law,  superherolara ceki duzen vermek, goz altinda tutmak cogu zaman da infaz etmekte olan kendisi de aslinda eski bir superhero olan kanun adamidir ve Boys'daki gibi Superman'dan Batman'e Avengers'a buyuk karakterin hepsinin rip-offlariyla karsilasir. "Ben bir kahraman avcisiyim... Kahramanlari avlarim... Henuz biriyle karsilasmadim" mottosuyla aslinda ne kadar bos olduklarini gostermektedir. Orumcek adam cinsel problemleri olan bir gence, Thor hayalperest - sizofren bir karaktere doner bu sayfalarda. Hele Batman'i oyle bir ele alisi, Batman'in yanindaki Robinleri bozuk para gibi harcamasiyla oyle vahsi bir alay edisi vardir ki : 


Mills ve genel olarak Ingiliz cizgi romani (ozellikle 200 AD gelenegi) superherolarda uzak bir gelenektir. Normal otesi gucleri olan kahramanlar olsa bile hikayeler genel olarak bu ture sokulacak cinsden degildir ( Strontium Dog gibi : http://paneller.blogspot.com/search/label/Strontium%20Dog). Mills kendi soylesilerinde de itiraf ettigi gibi aslinda tight giyen superherolardan; yuzeysel hikayelerinden nefret etmekte; Marshall Law ile birlikte bir anlamda tum bir sektorle ve turle hesaplasmakta. Super guclere sahip insanlarin gercekte neler yapabileceklerinden nasil saplantili ruh hastalarina donusebileceklerinden (Marshall Law da superkahramanlarla kafayi bozmus eski bir super kahramandir zira) ve bunlarin gercek savaslarda kullanilmasinin aslinda ne kadar sacma olabileceginden bahsetmektedir. 

Mills bu baglamda ayni zamanda Amerika ile de hesaplasmaktadir; ikinci dunya savasinda Amerikan sirketlerinin Nazilerle yaptiklari isbirlikleri, petrol silah ve teknoloji transferi, Amerikan'nin atom bombasi kullanmasi gibi zaferden sonra tartisilmasi pek mumkun olmayan konulara girmektedir. Marshall Law'a gore bu super kahramanlar "yeldegirmenlerine saldiran Don Kisot gibidirler, asla gercek kotulere dokunmamislardir"     




Marshall Law bu uzun yayin doneminde cok degisik bicimlerde okuyucuya ulasabildi; mustakil dergiler yahut STRIP gibi cizgi roman dergileri icinde sayfalar gibi. Bu daginik yayinlar sonra Dark Horse tarafindan derli toplu yayinlandi. Hele bir de Dark Horse'un tum Marshall Law sayfalarini topladigi Omnibus var ki su an kolleksyoncular icin oldukca degerli-el yakan bir yayin haline gelmis durumda. 





16 Kasım 2019 Cumartesi

Ennis'den Superkahraman Hikayesi

Preacher ve The Boys'dan tanidigimiz Ennis, superkahraman hikayeleri yerine kendi deyimi ile daha ayagi yere basan karakterleri yazmayi seviyor. Ama bu kariyeri boyunca hic super kahraman hikayesi yazmadi demek degil; iste onlardan biri Authority ekibi icin yazdigi iki kisa hikaye:   "Kev" and "More Kev".

Kev aslinda bir asker, SAS gorevlisi. Devletin verdigi tum kirli isleri -kimi zaman beceriksizce eline yuzune bulastirsa da- sorgulamadan yapmakta. Isler cigrindan cikinca da yolu Authorty ile kesismekte. 

Ennis bir askerlik ve savas tarihi hayrani, hem Preacher  hem de The Boys'da konuyu bir sekilde savas tarihine baglayip askerlik hikayeleri de katmisti ana hikayeye. Yine ayni seyi yapmakta esasen; anlatilan aslinda Kev'in hikayesi. Authority tamamen geri planda kalmakta. 

Ama bu sayilarin asil onemi kapaklari ile sevdigimiz Glenn Fabry'nin uzun sure kapak resssamligina agirlik verdikten sonra bastan sona kendisinin cizdigi ender cizgi romanlardan olmasi.   







6 Ağustos 2019 Salı

The Boys... Dizi vs Cizgi Roman

Diziyi sonunda yeni bitirebildim, cizgi romanla da karsilastirinca her ikisi icin de spoilerla dolu bir yorum cikti ister istemez: 

Sadece cizgi romanin bir degerlendirmesi icin The Boys

SPOILER

Cizgi roman uyarlamalarinda ister istemez akla gelen ilk soru -ozellikle cizgi roman okurlarinca- 'acaba ne kadar sadik bir uyarlama?' olmustur. Konu Boys olunca acikcasi sorunun cevabini daha da merakla bekliyordum ve diziyi yumusatacaklarini tahmin ediyordum. 



Ozellikle siddet ve cinsellik iceren sahneler oldukca yumusatilmis, bu da dogal zira beyaz perde ve tv ekranlari cesurlastikca cizgi roman dunyasinda daha niche daha tabu-yikan icerikler uretildi. (Benzer bir surec bizim ozel tvler-mizah dergiciligi ikileminde de yasandi yerel boyutta)  Kisitli bir kitleye hitap eden bu tarz cizgi romanlarin cok buyuk kitlelere hitap eden ekranlara birebir yanismasini beklemiyorum zaten. Bir kac ornek verelim : masum superkahraman karakterimiz Starlight'in Seven'a girisinde basina gelenler ornegin cizgi romanda Seven'in tum erkek uyeleri tarafindan yapilirken dizide bunun faturasi  tek bir karaktere 'Deep'e kesilmekte. Yahut dizide bir grup erkegi antreman yapmak icin cagiran  Queen Maeve, cizgi romanda onlarla bambaska seyler yapmakta. 

Bunlar uyarlama yapilirken verilmis kucuk kararlar/degisiklikler; cok takilmiyorum. 

Baska kucuk degisiklikler de var, ornegin cizgi romanda "little Hughie" olarak yaratilmis bir karakterin -ki fiziksel olarak ufak tefek biri- dizide oldukca uzun boylu olarak karsimiza cikmasi tuhaf olmus (bunla ilgili kendisiyle dalga gecen bir espri de var). Ya da Butcher'in anlasilmaz derecede sert olan aksaninin da aktor Karl Urban'in buyuk cabasina ragmen oldukca yumusamis olmasi. Cizgi romanin surekli absurt mizah urettigi Butcher'in kopeginin eksikligi de hissediiyor dizide.   




Ama hikayeyi etkileyen buyuk degisiklikler de var; ornegin cizgi romanda The Boys bastan beri Compound V'yi kesfedip hatta kendileri de superlerle mucadele etmek icin kullandiklari halde seride bu kesif oldukca uzun bir zamana yayilmis (aslinda bu yuzden de Mother's Milk'in adi seride biraz anlamsiz kaliyor). Zaten superlerle mucadele edebilmek icin hikayenin belki de ikinci sezonda bu yonde gelismesi sart. Ayni sekilde Hugie cizgi romanda uzun sure Starlight'in yeni kiz arkadasi oldugunu anlayamadigi halde dizide bu surec oldukca hizli gelismekte. Bir baska fark ise tum sezonun hemen hemen Seven'a odaklanmis olmasi. Oysa cizgi romanda Butcher diger ufak tefek super gruplariyla ugrasirken (evet Vought sirketinin Seven disinda bir cok super kahraman grubu var ) ve Seven'a karsi mucadelsini adim adim kurarken dizide Seven disinda cok az super karakter gorebildik. Bu da kisa surede cok sey anlatabilme kaygisindan kaynaklanmakta saniyorum. En bastan 4-5 sezon olacagi bilinse daha farkli kurgulanirdi eminim. Cizgi romanda  Ennis'in dine karsi da oldukca sert bir elestiri gelistirmis olmasina ragmen tipki yine Amazon'un Preacher uyarlamasinda oldugu gibi dine karsi elestiri dozaji azaltilmis (bunun da ticari kaygilarla da iliskisi var elbette). 




Sonucta Preacher uyarlamasindaki formul kullanilmis:  ayni hikaye yapitaslari degerlendirilmis (superler, bir sirket, compound V, onlarla derdi olan bir grup vs) ama karsimiza bambaska bir hikaye cikmakta. Bir nevi what-if hikayesi tadinda. 

Herseye ragmen tipki Preacher'i keyifle izledigim gibi The Boys'u da ilgiyle takip ettim zira okudugum cizgi romandan farkli karakterler olsa da Homelander-Butcher karsilasmasini ekranda takip edebilmek yine de keyifli bir deneyim. Tek istegim dizide henuz goremedigimiz The Legend karakterini ikinci seoznda gorebilmek.  :)

3 Şubat 2019 Pazar

The Boys

'Quis custodiet ipsos custodes?'(Gozetleyenleri kim gozetleyecek?)  Roma'li meshur  sair Juvenal'in bir dizesi. Aslinda bambaska bir baglamda kullanilmis olsa da sonralari cok populer olmus bir alinti. Politik guc, iktidar savaslari, diktatorluk, demokrasi ve toplumu gozetleme mekanizmalari baglaminda kullanilagelen bir alinti. Bu kalip populer kultur dunyamizda cok cesitli yerlerde kullanilmis olsa da asil meshur olmasini saglayan eser tabi ki Alan Moore'un Watchmen'i:  'Who watches the watchmen'. Zaten Moore da kitabin ana temasinin ve basliginin da bu soruyla dogrudan ilgili oldugunu belirtmekte. 

Watchmen'den sonra superkahraman cizgi romanlarinda bir grup maskelinin kahraman rolune soyunup kendi kurallarini dayatmasi, ele almasi bir sorun olarak durmakta. Topluma yardim ederlerse, sorunlari cozerlerse pek guzel ama ya yoldan cikarlarsa? Ya kullandiklari metodlar?Ornegin Marvel'in en guzel eventlerinden 'Civil War' da ayni soruya cevap aramakta. Bu sefer onlari kim izleceyek, denetleyecek? Bu aslinda cok cesitli bicimlerde yorumlanacak bir allegori de ayni zamanda... 




Garth Ennis kendi deyimi ile super kahramanlari pek sevmemekte; yakindan takip de etmemekte. Yazarken de daha ayagi yere basan karakterleri yazmayi tercih ediyor o yuzden, uzun zaman yazdigi Punisher gibi. Ama bu demek degil ki fantastikten-paranormalden hoslanmiyor; vampirler, melekler seytanlar cirit atmakta yazdigi bazi diger eserlerde. Preacher ve Hellblazer gibi. Kostumluler soz konusu oldugunda ise oldukca supheci: 

"Cogu super kahraman hikayesini anlamsiz buluyorum. Bu demek degil ki bu turde bir potansiyel yok - Alan Moore ve Warren Ellis; ikisi de insanotesi olmanin ve insanotesinde dusunmenin nasil olabilecegine dair ilginc isler yaptilar... Miracleman, Watchmen ve Supergods'a bakin. Fakat endustri okuyucunun talebini karsiladigi surece yani ayni parlak renkli kostumlu karakterler surekli ayni seyleri yaptikca - asla gercek bir gelisme goremeyeceksiniz. Bu hikayeler bitemez, bundan dolayi da hicbir zaman anlamli olmayacaklar"*

Peki bu sozleri soyleyen Ennis'in kendi super kahraman hikayesi nasil olur; elbette The Boys gibi yazilmis-cizilmis en vahsi-en gore cizgi roman serilerinden biri cikar ortaya. 


The Boys evreninde Compound V denilen bir madde insanlara super gucler vermektedir ama bu maddenin uretilmesi inanilmaz pahalidir ve tek bir firma (Vought-American) bu sureci kontrolu altinda tutmaktadir. Istedigi gibi deneyler yapmakta, super kahramanlar uretmekte, bunlarla takimlar kurmakta ve uzerlerinden turlu kanallarla buyuk paralar kazanmaktadir. O yuzden superlerin herbirinin ne giyeceginden, orjin hikayesine kadar hersey uzmanlar tarafindan kontrollu bir surecle tasarlanmaktadir. (Biraz da bugunun Super Kahraman ikonlarinin sirketler tarafindan marka olarak yonetilmesine getirilmis bir elestiridir bu elbette) 

Fakat disaridan boyle karizmatik, yardimsever ve ahlak abidesi gorunen superler gizli olarak inanilmaz ahlaksiz yasamlar surmektedirler. Cinayetlerden tecavuzlere, uyusturucudan her turlu sapkinliga kadar kontrolsuz bir yasamlari vardir.


Iste bu noktada yine V compaunduyla guclenmis The Boys devreye girer. CIA ile baglantili-yari resmi gorevleri superleri gozetim altinda tutmak, gerektiginde mudahale etmek ve is cigrindan cikmadan olaylari kontrol altina almaktir. Fakat Vought-American da Boys'un farkindadir ve seri boyunca sirket ile The Boys arasindaki surtusme kizisir, gerilim giderek yukselir. Seri ilerledikce de aslinda bize ilginc gelen tum bu super kahraman kavgalari, The Boys'un Marvel-DC evreninden tanidigimiz-sevdigimiz super kahramanlara "haddini bildirmesi" gibi ilginc sahnelerin altinda yatan derin hesaplasmalari ogreniriz adim adim. Bir tarafta devasa para gucuyle ve kirli politik baglantilari ile nihai amaci sadece kar etmek olmayan bir sirket, ote tarafta onlari kontrol altinda tutmaya calisan politicilar ve kanun disi yollara basvurmaktan cekinmeyen devletin gizli mekanizmalari. Ennis'in hikayeyi yazarken etkilendigini soyledigi eserlerin 50'li 60'li yillarin Amerika'sinda sirketler, mafya, devlet ucgeninde gecen kirli iliskileri anlatan kitaplar olmasi tesaduf degil aslinda. 

Akla dogal olarak gelen tek soru ise basta andigimiz 'who watches the watchmen' sorusudur bu durumda. Superleri gozetleyenler tayt ve maske giymeseler de benzer guclerle donanimli The Boys'dur, ama onlar da kontrolden cikarsa onlari kim gozetleyecektir? Zira liderleri 'Butcher' eline firsat gecse butun superleri oldurebilecek potansiyelde biridir. The Boys'un eski kurucusu bile grubun simdiki lideri Bucther'dan suphelenmektedir.  





Hem Marvel hem de DC'den butun populer superlere-super gruplara bazen direk gondermelerle; bazen de 2-3 degisik kahramanin amalgami karakterle ugrasir seri boyunca Ennis. Super kahramanlarin bu kadar kotu gosterilmesi baslangicta bir DC yayini ( Wildstorm uzerinden) olan The Boys'un 6 sayi sonunda bitmesi ile neticelenir. Ennis'in tabiri ile karakterlerin birbirlerine kotu seyler yaptigi cizgi romanlara tahammul edilebilir buyuk yayinevlerinde ama superlerin birbirine surekli kotu seyler yapmasi cizgiyi asmaktadir zira bu yayinevinin ana urunleridir superler. DC'den ayrildiktan sonra pek cok teklif alan yaratici ekip Dynamite'da karar kilar ; kendilerine istedikleri yaratici serbestligi saglayacak kadar kucuk ama seri bitene dek batmayacak kadar da buyuk bir yayinevi. 

Iyi ki de sonuc boyle olmustur aksi takdirde ya seri bitmeyecektir ya da oldukca sulandirilmis bir versyonu zorlanacaktir. 

Bakalim bu sene izleyecegimiz Amazon serisi ne kadar Ennis-Robertson yaratisina ne kadar sadik kalacak? 

Kaynaklar: 
*https://www.scifinow.co.uk/interviews/why-garth-ennis-hates-superheroes-and-loves-war/

Kapaklar:












12 Ocak 2019 Cumartesi

Judge Dredd Megazine

 John Wagner & Carlos Ezquerra'nin yarattigi Judge Dredd'in 2000AD dergisinin yildizi olmasindan ve ununun derginin ununu de asmasindan sonra nihayet 1990'da Dredd kendi dergisine kavusur: Judge Dredd Megazine. 

Fabry'nin kapagini cizdigi ilk sayi 

Basliktaki Megazine kelimesi de Magazine (dergi) kelimesinin Dredd evrenini (Mega-city gibi) cagristirmasi icin bozulmustur. Onceleri agirlikli olarak Dredd hikayeleri yayinlayan dergi sonralari Dredd evrenindeki baska karakterin hikayelerini de yayinamaya baslar. Boylece cok fazla sayida yazar ve cizer kendini gosterme ve gelistirme imkani bulur; bugun Amerikan comics pazarinin bazi yildizlarinin ilk ciddi isleri de dergide yayinlanmistir. 

Trevor Hairsine'in Dredd harika yorumu 

Dredd evrenin en enteresn karakterlerinden Missionary Man icin Frank Quitely'nin cizdigi paneller

Frank Quitely pin-up

Dredd evreninde kalip Dredd ile ilgisiz isler anlatmak oldukca kolaydir zira Wagner post-apokaliptik bir dunya resmetmistir ama bu dunya uzaylilarin, mutantlarin ve her turlu bilim-kurgu unsurunun kolayca eklemlenebilecegi zengin, esnek ve eklektik bir dunyadir. Dergide sonralari bu evrenin disinda gecen ilgisiz hikayeler de yayinlanir. Bugun 400'lu sayilarina gelmis olan dergi basariyla yayini surdurmekte. 

Kapaklar: 








16 Aralık 2018 Pazar

Preacher - Glenn Fabry kapaklari

Gelmis gecmis en iyi cizgi roman serilerinden biri Preacher'in yaraticisi elbette yazari Garth Ennis ve cizeri Steve Dillon'dir ama Preacher'i bu kadar basarili yapan unsurladan biri de Glenn Fabry'nin kapaklari kanimca. 

Fabry de digerleri gibi 2000 AD geleneginden yetismis Britanyali bir sanatci, kariyerine Slaine ve Judge Dredd gibi islerle baslamis. Ekiple tanisikliklari da o yillara uzanmakta zaten. Cizgi roman cizerligi birakmasa da kapak cizerligine yogunlasmis bir isim. 

Ennis 1991 yilinda Hellblazer'i (Amerika'daki ilk buyuk isi olan ) yazmaya baslayinca Fabry de kapaklari cizmeye baslar , bu isbirligi 1995 yilinda yayinlanmaya baslayan  Preacher'da da surer ve Fabry dizi boyunca  birbirinden guzel 75 kapaga (66 normal 9 ozel sayi) imza atar. Fabry'nin gercekci, detayli, karanlik ve vahsi kapaklari Preacher icin bicilmis kaftandir. Kapak kompozisyonu mutlaka o sayinin icerigi ile iliskilidir; kimi zaman da olup biteceklere dair ipuclari da vermektedir. 

Fabry sosyal medya hesabindan akciger kanseri oldugunu acikladi bu yil ve halen hastalikla bogusmakta, umariz hastaligi yener ve daha uzun yillar kapak cizmeye devam eder.