Mignola etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mignola etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2019 Pazar

Çizgi Dünyanın Kaçış Uzmanları

Çizgi Dünyanın Kaçış Uzmanları  *

Houdini (1874-1926) sıradan oyun kâğıtları numaraları ile başladığı illüzyonistlik kariyerinde çok başarılı olamaz önceleri, ama ilerleyen yıllarda kendine özgü kaçış numaralarına geçtiğinde çok büyük bir üne kavuşur.  Bazılarını kendisinin geliştirildiği bazılarını başka illüzyonistlerden alıp yenilediği kaçış numaraları ile hem Avrupa'nın hem de Amerika’nın en büyük şovmenlerinden biri olur. Salonları tıklım tıklım doldurur, konuk olduğu şehrin polislerine meydan okur; onlar tarafından sahnelerde kelepçelenir yahut nezarethaneye atılır ama her seferinde kaçmayı becerir. Su dolu teknelere başağı daldırılır ve seyirciden kendisi ile beraber nefeslerini tutmalarını ister. Deli gömlekleri, prangalar, türlü kilitler… Houdini’yi hiçbir şey tutamamaktadır. Hayatını ortaya koyarak yaptığı numaralar, fiziksel ve zihinsel becerinin en güzel birleşimi gösterileri basit oyun kartı numaralarının çok ötesine geçmiştir artık. 




Macera dolu yaşantısıyla da popüler kültür dünyamıza girmiştir bile, hakkında yazılıp çizilenler, bugünlerde bile çevrilen diziler-filmlerle bir ikon olmuştur. Direk kendisinden bahsedenler dışında çevrilen tüm sihirbazlı, illüzyonistli dizilerde, filmlerde ondan bir iz bulmak mümkündür. 

Çizgi roman dünyasındaki Mandrake’den başlayıp Zatana’ya, Doctor Strange’e uzanan bütün sihirbazları bir tarafa bırakalım, onlarda da Houdini’den etkiler bulmak elbette mümkün ama onun asıl hünerine, kaçış uzmanlığına odaklanalım. Akla hemen ilk gelen kaçış uzmanı elbette Batman’dir. En büyük ustalardan aldığı eğitimler sayesinde maceraları boyunca defalarca en akla gelmez, absürt, “houdiniesk” tuzaklardan, kapanlardan kolayca kurtulur. 




Özellikle erken dönem maceralarında ve meşhur TV uyarlamasında (Batman 66-68) bu tuzakların en uçuk kaçık versiyonlarını görmek mümkündür. Düşmanları hemen hemen her bölümde Batman ve Robin’i ele geçirdiklerinde kolayca öldürmek yerine özellikle büyük zahmetlere girip karmaşık mekanizmalarla tuzaklar kurmaktadır. 



Elbette kaçış uzmanlığı Batman’in geniş yetenek yelpazesinden sadece biridir, ama tam anlamıyla kaçış uzmanı olarak tanımlanabilecek çizgi roman kahramanları da vardır. Büyük usta Kirby'nin hayal dünyasının ürünü olan Mister Miracle (1971) bunlardan hemen ilk akla gelenlerden biridir. Mister Miracle sahne ismiyle kaçış gösterileri düzenleyen Thaddeus Brown artık oldukça yaşlanmıştır ama son bir gösteri yapması gerekmektedir. Bunun için denemeler yaparken Scott Free ile tanışır. Scott, Brown’ın ölümü üzerine bayrağı devralır ve Mister Miracle olarak hem kaçış şovlarına hem de kökeni yüzünden peşinden ayrılmayan kozmik düşmanları ile mücadele etmeye devam eder. Hemen her macerada bir kaçış numarası yerleştirmiştir Kirby, elbette Miracleman'in kökenlerine uygun olarak teknolojik aletlerle ve fantastik bilim-kurgu altyapısıyla süslenmiş olarak.



Ama çok bilinen Mister Miracle’dan iki sene önce İngiliz çizgi roman dünyasında (büyük usta Solano López’in çizgileriyle) bambaşka bir kaçış uzmanı doğmuştur: Janus Stark (1969). Amerikan çizgi romanlarındaki taytlı-maskeli meslektaşının aksine Stark, Victoria döneminde yaşayan biridir. 



Bedeninin doğuştan gelen elastiki özellikleri sayesinde kemikleri ve bütün vücudu (fantastik dörtlünün Reed Richards’ı kadar olmasa da) uzamakta, esnemekte böylece Stark’ı hiçbir kilit, tuzak zapt edememektedir. Bir taraftan sokak ve sahne şovlarına, Houdinivari gösterilerine, meydan okumalarına devam ederken öte yandan da suçla ve birbirinden ilginç kötülerle mücadele etmektedir. 

  


En ilginç kaçış uzmanı hikayesi ise yıllar sonra Amerika’da ortaya çıkar. Michael Chabon, “The Amazing Adventures of Kavalier & Clay” isimli bir roman yazar.  Çok beğeni toplayan roman 2001 yılında Pulitzer kazanır. Roman iki Yahudi göçmenin yaşamlarının kesişmesini ve hayat mücadelesini anlatmaktadır, Kavalier & Clay çizgi romanın altın çağında yükselen süper kahraman dalgasını yakalayabilmek için “Escapist” isminde bir süper kahraman yaratmıştır. Aslında ikilinin hikâyeleri Superman’in yaratıcısı Siegel & Shuster, ya da büyük çizgi roman üreticileri Kirby & Simon gibi gerçek yaşamdaki bazı ikililere göndermedir. 

Yarattıkları kahraman Escapist ise bir pulp kahraman olmanın ötesinde aslında bir semboldür de. Kavalier için Nazi Almanya’sından kaçışını, orada bırakmak zorunda kaldıklarını ve kimliğinin getirdiği sıkıntıları simgeleştirmektedir, Clay için de bastırdığı eşcinselliğinin neden olduğu depresyonla mücadeleyi. 

Chabon, daha sonra bambaşka bir adım atar ve Dark Horse yayınevinden aslında hiç var olmamış bu hayali çizgi roman kahramanını bir antoloji olarak yayınlar. Escapist’in sanki gerçekten 40’lı yıllarda yaratılmış bir çizgi romanmışçasına maceraları yazılıp-çizilir; kimi maceralar o dönemin estetiği, çizgileri ve renkleriyle hazırlanır. Escapist’in hikayesi de dönemin hikâye kurgusuna uygun olarak da bir süper kahraman anlatısıdır: Escapist gizli bir örgüt olan ‘Altın Anahtar’ topluluğunun kendisine verdiği anahtarla çeşitli güçler kazanmıştır (burada bir Green Lantern ya da Shazam tarzı bir dönüşüm hikâyesi görülebilmektedir). Dönemin net çizgilerle ayrılmış iyi kötü sembolizmine uygun şekilde karşılarında da ‘Demir Zincir’ örgütü bulunmaktadır. İkinci dünya savaşı bile insanlığı zincirlerle zapturapt altına almak isteyen bu tiranik örgütle özgürlük savaşçısı (bu kilitleri açan-kıran) Altın Anahtar’ın mücadelesidir.  

Mignola’dan Eisner’a çok çeşitli çizgi roman sanatçıları Escapist antolojisine katkıda bulunur. Bunlardan bir de Y: The Last Man’in yaratıcısı Brian K. Vaughan’dir ki kendisi de bu harika serinin kahramanı Yorick’i de amatör bir kaçış uzmanı olarak tasarlamıştır. 





Houdini’den ilham alan bütün saydığımız kaçış uzmanlarının aynı zamanda suçla savaşan kahramanlar olması da ilginçtir zira Houdini de hayatının son zamanlarını şarlatanlık ve dolandırıcılık yapmakla suçladığı medyumlarla, öte dünyadan haberler alıp sevdiklerini kaybedenleri dolandıran kişilerle mücadele etmeye ayırmıştır. Onların foyalarını ortaya çıkarır, yaptıkları numaraları gözbağcılık sırlarını deşifre eder. 

Çizgi roman dünyasında kahramanlar ve onları tuzağa düşüren kötüler olduğu müddetçe mutlaka panellerde bir yerlerde kaçış uzmanlığı sanatı da yaşamaya ve bizi heyecanlandırmaya devam edecektir. Belki bazen kendi yetenekleri ile bazen de dostlarının yardımı ile:


 * Maalesef bu gösteri sanatıyla uğraşan kişilere İngilizcede verilen özel ismin yani "escapist" ya da "escape artist’in birebir Türkçe karşılığı olmadığı için “kaçış uzmanı” tabirini uygun gördük. 

16 Haziran 2019 Pazar

BPRD - Sovyetler Propaganda Afisi Estetigi

BPRD korku, fantastik, bilim-kurgu ve occult unsurlarini ustaca birlestiren en enteresan hikayeye sahip super-kahraman takimlarindan biri. Elbette bir Justice League ya da Avengers populerligine sahip olmasa da sadik bir takipci kitlesi var. Mignola'nin dahiyene evrenini uzun yillar ince ince islemesiyle, yan basliklar ve spin-offlariyla devasa bir kulliyat olusmus durumda. Kimi zaman realist cizgilere sahip cizerler gorev alsa da benim -ve genel olarak tum BPRD okuyucularinin- daha cok hoslandigi sanatcilar ilk donemlerde Guy Davis son donemlerde ise Tyler Crook gibi Mignola'nin kendi uslubuna da yakin, daha karikaturumsu usluba sahip sanatcilar.  

Mignola evrenindeki hikayenin dallanip budaklanmasi ve tum dunyayi tehdit etmesi yuzunden BPRD Rusya ile de isbirligine gitmesi sonucu orada da maceralar yasanmaya basladi. Ozellikle bu sayilarin kapaklari harika bir estetik tasimakta: 

Malum Sovyetler Birligi cizgi romanin hemen hemen hic olmadigi bir donem/cografya ama kendine has bir propaganda afis estetigi gelistirmis durumda ayni zamanda. Buyuk liderler, elleri kollari guclu-abartilmis isci sinifi temsilcileri, kalabaliklar, Sovyet teknolojisinin ve tariminin yuceltilmesi, dusmanlarinin ezilmesi, ufuklar-uzay-daha iyi bir gelecek ve tabi ki kirmizinin bol kullanimi.




Iste bu BPRD kapaklari (82-86 sayilar) bu estetigin ozunu oldukca guzel yakalip yanstimis durumda: 





Elbette bu Sovyetler propaganda afisi estetiginin cizgi roman kapaklarindaki ilk kullanimi BPRD sayilari degil. Bu konuda akla ilk gelen alternatif Superman hikayesi Red Son :






ve sinirli sayida olsa da baska ornekler de var : 














10 Mart 2019 Pazar

Jaguar

Archie Comics semsiyesi altinda 60'larda yaratilan bir dizi super kahramandan biridir Jaguar. Guney Amerika'ya (Peru'ya) arkeolojik kazilar yapmak icin giden Ralph Hardy bir dizi olay sonunda buldugu Inca'larda kalma mistik bir kemer sayesinde super guclere kavusur. Tum hayvanalara telapatik olarak hukmedebilir ve onlarin guclerine misliyle sahiptir. Bu orjinal seriyi okumadim hic ama donemin ruhunu herseyiyle yansittigi ortada. 

























Yillar sonra -90'larin basinda- DC, Archie comics karakterlerini Impact Comics basligi altinda yeniden dolasima sokmaya calisir. Yeni Jaguar bir kadindir: Maria DeGuzman. Amerika'ya Brezilya'dan okumak icin gelmis bir universite ogrencisidir. Kokeni Peru yerine Brezilya'ya tasinmis olsa da gucun kaynagi yine atalardan gelen mistik bir baglantidir ve etnik olarak beyaz Amerikali bir erkek degil de Latin kokenli olmasi enteresandir. Maria istedigi an insanustu fiziksel guce, hiza, ceviklige ve dayaniklilaga sahip Jaguar'a donmektedir.

 




Bu haliyle bana fazlasiyla Orumcek Adam'daki Puma karakterini hatirlatti, Puma da ustun fiziksel guclere, reflekslere sahiptir ve guclerinin kokeni atalarinin kizilderili mitolojisine sikisikiya baglidir. Ikisi de mitolojideki kutsal "buyuk kedi"dir, Guney Amerika yerlileri kendi cografyalarindaki buyuk kediler hem jaguari hem pumayi mistifike ederken -hatta bazen tanrilastirirken- benzer surec Kuzey Amerika'da kizilderilerde (bizde dag aslani olarak da adlandirilan) puma icin yasanmistir. 



Maria hem Latin kokenli hem de kadin olan ilk super kahramanlardan biridir. Ayrica cogu macerasi siradan super kahraman hikayeleri olsa da son derece siyasi bazi hikayeleri de vardir. Amerika'da Trump donemiyle yeniden gundeme oturan yabanci dusmanligi, irkcilik, Latin Amerika kokenliler tartismalari 30 yil once bir hikayeye konu olmustur.



Malesef bu seri kisa omurlu olur - yanlizca 14 sayi surer. Yillar sonra DC evreni Archie evrenini tamamen yutar, bu karakterleri dogrudan kendi evrenine dahil eder. Bu yapilirken de elbette karakterler yeniden dizayn edilirler, cinsiyetleri tekrar degistirilir. Ara sira gorunse de artik Jaguar omrunu tamamlamis, emekli olmus diyebiliriz rahatlikla. 

Ama Puma/Jaguar'a benzer baska bir karakter vardir ki baska bir evrende (Hellboy'un yaraticisi Mignola'nin evreninde) hala yasamaktadir. Ve yakinda gosterime girecek yeni Hellboy filmiyle ilk kez cizgi romanin kucuk okuyucu kitlesinden siyrilip buyuk kitlelerce taninacak: Ben Daimio. 


Hellboy evrenindeki Paranorma Arastirmalar Burosu BPRD'nin uzun sure istikrarli bir uyesi olmustur Daimio. Ama Jaguar cizgi romaninda Maria'nin surekli bastirmaya calistigi icguduleri/vahsi durtuleri Daimio'da zirveye cikmistir, Jaguar ruhun kendisine verdigi yeni yasamin ve super guclerin bedelini cok daha karanlik bir bicimde odemektedir. Dah fazla spoiler vermeyelim ama bakalim yeni Hellboy filminde Daimio'nun karanlik yuzu perdeye ne kadar yansiyacak?

Kaynaklar: 
https://en.wikipedia.org/wiki/Jaguar_(Archie_Comics)

Kapaklar:





24 Şubat 2019 Pazar

Kazikli Voyvoda

Dark Horse International basligi altinda 93 yilinda sadece 10 sayi cikabilmis Bram Stoker's Dracula dergisi korku turunu sevenler icin gercek bir cevher. 

Herseyden once dergiye ismini veren cizgi roman ve ilk sayilarin kapaklari sonralari Dark Horse'le beraber cok meshur olacak Hellboy'un yaraticisi Mignola'ya ait. Mignola imzasini kendi Mignolaverse'i disinda korku turunun boyle klasik bir uyarlamasinda gormek cok guzel. 

Dergide pin-uplar, kisa hikayerin disinda 4. sayidan itibaren yayinlanmaya baslayan bir baska cizgi roman ise klasik siyah-beyaz Vampirella.




Bunlari disinda benim en cok ilgimi ceken ise Kazikli Voyvoda (Vlad the Impaler) cizgi romani oldu. Derginin 6. sayisinda baslayan cizgi roman Vlad'in cocuklugundan itibaren Turklerle ve sonradan Fatih Sultan Mehmet olacak Sehzade Mehmet'le olan iliskilerini gercekci bir tarihi arkaplana oturtarak anlatmis. Sonrasinda da elbette meshur Drakula mitiyle baglantisini ustalikla kurmus. Burada seneryonun Marvel'in unlu editoru ve Conan yazari Roy Thomas'a ait oldugunu belirtelim. Cizer ise harika cizgilere sahip Korku turunun meshur ismi (benim ilk kez tanistigim) Esteban Maroto. 






Eli kilicli yerli cizgi roman uretimlerimizde 'kafir' diye nitelenen ve dusman olduklarindan dogal olarak cizerken cirkinlestirilen Batililarin penceresinden Turklerin-Osmanlilarin 'kafir' diye nitelendirilip  dusman olmalarindan dolayi cirkinlestirilmeleri ise ayri bir enteresan nokta :)




Kapaklar: 



















28 Mart 2018 Çarşamba

Rasputin

Rasputin yakin tarihin en gizemli, enigmatik, cokca tartisilan isimlerinden biri. Tarihciler ve arastirmacilar hala hayatinin detaylarini aydinlatmakla, hakkinda biyografiler kaleme almakla ugrasmakta. Nasil kisa surede Car ailesi ustunde inanilmaz bir etki alani kurdugu, sifaciligi/iyilestirici kerametleri ve dogaustu gucleri hakindaki rivayetler, inanilmaz oldurulme hikayesi (zehirlenmesi, defalarca ates edilmesi, bogulmasi) hayatini orten sis perdesini yogunlastirmakta ayni zamanda da ona olan meraki-ilgiyi arttirmakta. 

Hal boyle olunca populer kultur urunlerinin boyle verimli bir kaynagi kullanmamasi dusunulemez elbette. CR dunyasinda belki ilk degil ama en populer Rasputin Hellboy evreninde yaratildi. Mistik-okkult hikayelere, mitolojiye duskunlugu bilinen Mignola bize mecburen Nazilerle calisan (onlarin kaynaklarindan faydalanmak icin) ama onlarin dunyevi ideolojisini, kaygilarini asan fikirlere-ihtiraslara sahip ( baska bir boyutta zincirlenmis bir Tanriyi uyandirmaya calisan ) harika bir Rasputin portresi sundu, Rasputin Hellboy evreninin en onemli parcalarindan biri oldu elbette:



Bir baska Rasputin yorumunu ise -Mignola'dan once Pratt tarafindan yaratilan- Corto Maltese evreninde gorebiliyoruz. Corto'yla yollari defalarca kesisen boyut kapilari acamasa da cikarci, tuhaf ve gizemli bir Rasputin portresi bu seferki; ama ote yandan da Corto'yu surekli oldurmekle tehdit ederken bir cekiciligi oldugu da  suphe goturmez:


Dunya Mitolojisinin etinden sutunden faydalanan Marvel evreninin bu karakterden faydalanmamasi beklenemezdi elbette, Rasputin zorlama bir hikayeyle (zira bir Rus olarak Collosus'un illa Rasputin'le ilisikisi olmasi gerekmezdi) ama guzel bir fikirle (Rasputin hakkinda anlatilan dogaustu hikayeler onun bir mutant olma ihtimali dogurmustu )  X-Men takiminin Rus uyesi Collosus'a baglandi.




Son olarak Image Comics tarafindan yayinlanan Rasputin serisi ile baslangic hikayesine donuyoruz, ikinci dunya savasi sirasinda hala yasayan bir okult lideri yahut bir mutanta degil orjinal hikayeye goz atiyoruz. Yazar Alex Grecian cok usta bir kalem; Rasputin hakkindaki gercek bilgi kirinitilarini fantazi ile uygun bir dozajda karisitirip flashbacklerle cocukluguna dek uzanip 'ya sifaciligi ve dogaustu gucleri gercekse' sorusunu soruyor. Hep 'kotu' kisi olarak damgalanan "deli keşiş"e baska bir gozle bakmamizi sagliyor.



Cizer Riley Rossmo harika bir eser cikarmis, hele Sibirya sogugunu anlattigi, dogaustu guclerin aciga ciktigi sahneler oldukca etkileyici. Tek kelimenin bile yeralmadigi hikayeyi sayfalarca sirtladigi kisimlar da...

       Son olarak, eserde Rasputin'in adi "Baba Yaga" ve "Koshchei" ile birlikte ozellikle anilmis (Bunlar da Slav mitolojisinden Hellboy evrenine giren basat karakterler). Bu da artik Rasputin'in tarihi kisiliginden coktan siyrilip mitolojik bir  karakter olarak yerlestigini gosteriyor. Dolayisiyla da bundan sonra Rasputin'in degisik yorumlarina yine rastlayacagimizin garantisi elbette. 

1 Şubat 2018 Perşembe

Bambaska bir Batman

Batman belki de sinemada, animasyonlarda ve CR'larda en cok yorumlanan, farkli hikayeleri uretilen, crossoverlari, parodileri yapilan en populer kahramanlardan biri (bu alanda belki tek rakibi Orumcek Adam olabilir) 

Seri ardina yeni seri, team-uplar vs derken tam "yeter artik, daha fazla Batman gormek istemiyorum" noktasina ulastiginizda bambaska-yepyeni-taze bir yorumla karsilasabiliyorsunuz. Benim ozellikle bekledigim ya da begendigim (ana Batman hikayelerinin-surekliliginin disinda) birkac ornek: 

Ilki bir crossover; Batman dunyasi ile Judge Dredd dunyasinin birbirlerine gecmesiyle yasanan bir macera (Judgment on Gotham - 1991) . Hikaye hem ustalikla kurgulanmis hem de artistik still olarak 2000AD dergisinin ve Judge Dredd evreninin izlerini gorebilmeniz acisindan cok enteresan olmus. Sadece kahramanlar arasinda degil iki dunyanin villian galerisi arasinda da bir isbirligi/mucadele var; kisaca bu album Batman Judge Dredd evreninde olsa nasil yorumlanirdi sorumuza en yetkin ellerden yani Judge Dredd'in yaraticilarindan, 2000AD'nin yazar-cizerlerinden cevap veriyor. 


Bir baska what-if hikayesi en sevdigim alt-turlerden steampunka yakin bir album ve en yetkin isimlerden Mignola'nin cizimleriyle: "Gotham by Gaslight" -1989. Hellboy evreninden firlamis bir Batman; Londra'dan sonra cinayetlerine Gotham'da devam eden Karindesen Jack'e karsi. Fakat ne yazik ki bu albumu Mignola kaleme almamis sadece ilk hikayesini cizmis. 


Bundan daha mukemmeli ise Mignola'nin yazdigi Batman evreni; evren diyorum zira 3 sayilik bir macerada Mignola hemen tum Batman villianlarini -ve bu arada kimi dostlarini- tum Batman hikayesini bastan yazmakta: "The Doom That Came to Gotham" - 2001. Mr. Freeze'den Poison Ivy'ye; Penguen'den Killer Croc'a, Green Arrow'dan  Ra's al Ghul'a tum karakterlerin dogusu ve varlik nedenleri bir Hellboy-BPRD hikayesi ("Plague of Frogs"a benzeyen bir hikaye) ile yeniden mana kazaniyor. Oyle ki bazilarinin (Green Arrow ve Killer Croc gibi) orjin hikayeleri asillarindan daha iyi yaziliyor. Tum karakterleri Mignola tek tek incelikle islemekte ve hepsi buyuk anlatisinda birer piyon olmakta. Bir muddet sonra bir Batman hikayesi bile okudugunuzu unutup sadece Mignola'nin Lovercraftian sihrine birakiyorsunuz kendinizi. Keske cok daha uzun soluklu bir seri olabilseymis.




Liste cok daha uzun olabilir ama guncel bir albumle bitirelim: Baska bir ornegi var mi bilmiyorum ama sanirim ilk kez BD dunyasindan biri BD estetigi, formlariyla bir Batman hikayesi yazip resimliyor. BD'nin yukselen yildizlarindan Scorpion'un ressami Marini iki bolumluk bir Batman hikayesi yapmakta. Ikinci ve son bolum henuz cikmadi ama daha ilk albumden ("The Dark Prince Charming") hikayenin Batman antolojisinde kendine has bir yer edineceginden kusku yok. Marini akrilik boyayla tek tek renklendirdigi panellerle ilanilmaz bir kahverengi-sari Gotham atmosferi ve cok dinamik bir Joker karakteri yaratmayi basarmis.