Leo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Leo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2022 Pazar

Mermaid Project

Mermaid Project,  Cinebooks'un Ingilizce olarak yayinladigi 5 bolumluk bir Fransiz cizgi romani; yakin gelecekte buyuk savaslar ve ekolojik yikimlar sonucu sekillenen bir yaniyla tanidik ama ote yandan cok da degismis disutopik bir dunyada gecmekte. 



Serinin yazari Leo'yu baska serilerinden de boyle pesimist gelecek tablolari cizmesinden hatirliyoruz. (http://paneller.blogspot.com/2017/10/aldebaran.html) Yakit artik luks bir tuketim maddesi haline geldiginden normal ulasim atlarin cektigi arabalar veya bisikletlerle yapilmakta ; serinin cizgileri karakterlerde oldukca basitlestirilmis olsa da binalar mekanlar araclar oldukca detayli resmedilmis ve oldukca basarili bir renklendirmeye sahip: 




Serinin kahramani Pennac artik siyahilerin nufus ve iktidar bakimindan hakim oldugu Fransa'da bolumundeki tek beyaz kadindir. Diger tum polisler ve dedektifler siyahidir ve sefinin de dedigi gibi cok da iyi bir polis oldugundan degil departmanin irkci olmadigini ( roller nasil da degismistir ) kanitlamak amaciyla adeta sus olarak tutulmaktadir. Artik baski ve tahakkum altindaki bir azinliktandir. 


Ama hikaye gelistikce Pennac'in aile baglari ve aldigi esrarengiz bir not uzerine onun kitalar otesi bir maceraya cikmasina ve kendisinin bile farkinda olmadigi yeteneklerinin ortaya cikmasina neden olur. Martin hikayelerinden beri alisageldigimiz konusan bir yunusun da hikayeye dahil olmasiyla -ve cok guclu bir uluslararasi sirketin planlariyla- Pennac kendini karmasik bir komplunun icinde bulur. Kendisini kanitlamak icin de bolca firsat bulur.   


Konusuyla cok da yenilik getirmeyen, Leo'nun uzaya acildigi bilim-kurgu eserleri kadar ilgi cekici olmayan ama hazir Turkiye'de demografik degisim ve ulkenin gelecegin nasil sekillenecegi tartisiliyorken okunabilecek bir eser. 



6 Mart 2018 Salı

Antares - Ekoloji & Kadin Haklari

Antares dongusu, Leo'nun meshur serisinin ucuncu kismi.
Ilk kisim Aldebaran ve ikinci kisim Betelgeuse'dan bahsetmistik.

Leo, yine ilk serilerde oldugu gibi muthis bir bilim-kurgu hikayesi, fauna ve florasi ile etkileyici yeni bir  gezegenle birlikte temelde insanoglunun buyuk problemlerini desmeye devam ediyor bu seride de. Yeni gezegenimiz Antares'e uzanmadan once ilk defa odagimizi dunyaya ceviriyoruz ve seri boyunca suren kolonizasyon calismalarinin neden bu kadar onemsendigini anliyoruz. Hatirlarsaniz daha birkac yil once Stephen Hawking insanligin tur olarak devam edebilmesinin tek yolunun "onumuzdeki yuzyillarda baska gezegenleri kolonilestirmek ve cok-gezegene yayilmis bir tur haline gelebilmek" oldugunu soylemisti. Nedeni acikti: yarattigimiz kosullar gezegenimizi kirilgan kilmakta (kurasel isinma, ekolojik felaketler ve nukleer savas tehlikesi). Tur olarak ise sandigimiz kadar dayanikli bir tur degiliz zira kirilgan cevremizde koklu bir degisiklik olmasi halinde extinction tehlikesi ile burun burunayiz.

Iste kahramanimiz Kim'in dunyaya geldiginde karsilastigi durum budur: kuresel isinma yuzunden mevsimler degismistir, hava kirliligi ust seviyededir, insanlar sokakta bazen gaz maskeleri ile dolasmaktadirlar (bugun bazi sehirlerde oldugu gibi). Insanlik din savaslari ile birbirini tuketmistir; en can alici sahnelerden biri yanmis-yerlebir olmus Notre-Dame klisesi sahnesidir (bu elbette insanlik icin uzak bir ihtimal degil bugun bile din/mezhep savaslarinin nelere yol actiga, birbirlerinin kutsal mekanlarini havaya ucuran fanatiklere sahit olmaktayiz).



En yakin akrabalarimiz bir bir yok olmustur, yasamakta olan son sempanze ise bir hayvanat bahcesindedir (Bu da yine uzak ihtimal degil, cevreye verdigimiz zarar yuzunden turler birbiri ardina yok olmakta, bazilarinin son ornekleri hayvanat bahcelerinde olmekte)


Bu sebeplerle kolonilestirme calismalari yeni gezegen Antares'e kadar uzanir lakin gezegene varir varmaz projenin sponsoru olan sirketin ardindaki dini cemaat adeta bir darbeyle projeye el koymaya kalkar (dini cemaatlerin buyuk ekonomik guc elde edip iktidara oynamalari da gunumuzun bir gercegi). Kendi dini ajandalarini gemi murettabatina sonra da gezegendeki yeni kolonistlere dikte ettirmeye baslar. Planlarina gore dunyanin onde gelen dinlerinden devsirip eklektik olarak olusturduklari yeni kliselerince yeni bir ahlak-yeni bir toplum olusturacaklardir. Her ahlakciliga soyunan yeni yetme dinde oldugu gibi iktidarlrini kadin bedenini-kadinin toplumdaki konumunu sekillendirerek ise baslarlar. Bu toplumda elbette polygami mesrudur, kadinlar saclarini tras edip vucut hatlarini belli etmeyecek sekilde giyinmelidir, bazi isleri yapmalari yasaklanir.



Yildizlararasi yolculukta bile "sorun" olan kadin bedeni
Insanlik isik hizini asip gezegenlerarasi yolculugu basarmasina, ekolojik olarak mahfettigi dunyadan kacip hedefledigi kolonizasyonu gerceklestirmesine ragmen yapisindaki ickin problemleri de (tribalisim, cinsiyetcilik, dinsel bagnazlik, irrasyonellik vb) beraberinde yildizlarin otesine tasimaktadir. Tarihsel olarak buyuk mucadelelerle astigi problemleri (kadin haklari gibi) yeni gezegende tekrar karsisinda bulmaktadir.

O yuzden kolonizasyon bir taraftan insanligin bekasi icin zorunluluk oteki taraftan insanligin tekrar tekrar ortaya cikan zaaflari  yuzunden problematik ve tehlikeli bir surectir.


Elbette bu Leo'nun yari-karamsar vizyonu, bambaska kurgular mumkun. Yari karamsar diyorum zira zorluklari kiracak-zorlayacak Kim ve Alexa gibi cok guclu-ozgun kadin karakterileri de var Leo'nun. Fransiz bilim-kurgu CR'larinda V&L'in Laureline'i yahu Barbarella'dan beri cok canli bir damarin guncel temsilcileri.

Seriye getirebilecegim tek elestiri bugun cokca tartistigimiz ekoloji, cinsiyetcilik, dinler arasi savas, uzay yolculugu, evrim, bilinc gibi bir suru kavramla gelecekte gecen bu hikayenin temellerini atarken bugun yine cokca tartistigimiz AI-Yapay Zekaya cercevesinde yer vermemis olmasi. Yildizlararasi yolculuk kapasitesine-teknolojisine ulasan insanligin AI konusunda da cok yol almis olmasi beklenirdi halbuki. 

14 Kasım 2017 Salı

Betelgeuse'da Zeka ve Bilinc

Betelgeuse Leo'nun harika calismasi Aldebaran'in ikinci dongusu; 
maceralar bu sefer ilkiyle baglantili olarak Betelgeuse gezegenine tasinmis durumda. 

Betelgeuse gezegeninde mahsur kalan insanlar ikiye bolunmus durumda, bir grup askeri disiplinle, ataerkil bir duzenle hareket ederken kadinlar insanligin devami icin surekli dogurmakla vazifeli: 



Asil tartisma konulari ise gezegende gorebildikleri insansi yaratiklarin (iums) zeki ve bilincli olup olmadiklari konusu. Bu konu hikaye acisindan onemli zira gezegeni kolonize edip etmeme karari buna bagli. Yildizlararasi yolculuklara baslamis insanoglu Leo'nun evreninde bir karar almis gozukuyor -bir nevi star trek prime directive gibi- zeki yaratiklarin bulundugu gezegenler insanoglu tarafindan kolonize edilmeyecek. Bunun olcusu de konmus : "ates kullanabilen ve alet yapabilen canlilar" 


Seneryo icin belki gerekli olan conflict bu olcunun sigligindan dogmakta halbuki; yildizlararasi yolculuga cikmis insanligin bu kadar sig ve insanoglunun bakisini merkeze alan bir olcu koymus olmasi inandirici gelmiyor. Evet, gezegenimizdeki diger canlilari tanimaya ve tanimlamaya calisirken gectigimiz yuzyil boyunca cok hatalar yaptik. Ornegin basit bir bilinc-farkindalik testi vardir hayvanlar icin kullanilan, hayvanin alnina boyayla yapilan bir noktayi hayvan aynada gordugunde alnina elini goturur mu, kendini tanir mi seklinde ozetlenebilecek olan soru vardir (mirror test). Yillarca fillerin bilincinin olmadigi sanildi zira deneyde hayvanlarin boyutuna, gorus alanina uygun olmayan aynalar kullanildi. Ya da kopeklerin dunyayi gorsel degil kokusal algilari ile tanidigi gozardi edilip ayni test kopeklere uygulanmaya kalkisildi. Ormanda gozlemlenlenen sempanze ve goriller isimlendirilmeden anildi saha raporlarinda; sanki birer kisilikleri, benlikleri yokmus sadece icguduleri ile hareket eden robotlarmis gibi. 


O gunlerden beri cok yol aldik. Goodall, De Waal ve benzeri bilim insanlarinin yaptigi calismalar artik hayvanlara bakisimizi kokten degistirmis durumda, pek cok turun sandigimizidan cok daha zeki, becerikli oldugunu ve kendi bilinclerinin oldugunu biliyoruz artik. Bazi konularda bizden bile ilerdeler; sempanzeler short term memory testlerinde, ya da kendilerinin oynayabilecegi sekilde gelistirilmis tas-kagit-makas benzeri bir strateji oyununda insanlardan daha iyi performans gostermekte. 

Bugun artik biliyoruz ki ne zeka ne de bilinc insani hayvandan ayiran ozellikler degil. Bunun boyle olmasi (insanin diger hayvanlardan ayirt edici ilahi bir spark'a sahip oldugunun soylenmesi) genelde darwinden beri insani ayri bir yere koymaya gayret eden tutucu zihniyetin gelistiridigi bir savunma mekanizmasi. Nasil diger biyolojik ozelliklerimiz hayvanlarin ozelliklerinin bir devami ise zeka ve bilinc de oyle, var veya yok olmamasindan ziyade bir spektrumdan bahsedebiliriz.

O yuzden Leo'nun evreninde insanoglunun boyle sig bir tanim yapmis olmali CR'in atmosferini bozmakta ("alet yapabilen" tanimi dogada pek cok turun alet yapiyor oldugunu ogrenmemizden once kullanilan arkaik bir onerme). Neyse ki Betelgeuse  uzerinde evrimin nasil sekiller alabildigi, ne kadar ilginc avlanma-beslenme-ureme stratejileri, simbiyozlar, zeka ve bilinc disavurumlari uretebildigi kesfedilmis durumda da bu olumsuz yan goze batmamakta. Diger bir olumlu yan Leo'nun cizgilerindeki ilerleme, malum kendisi bir Rosiński degil ama ilk donguye gore net bir guzellesme var karelerinde. 

Insanoglunun bu konuya bakisinin problemi bilim insanlariyla beraber bilim kurgu yazarlarinin ilgi alanindaydi aslinda; bir ornek vermek gerekirse V&L'e donelim: 

 



The Wrath of Hypsis (1985) albumunde psisik yeteneklere sahip bir uzayli olan Glapum'tian Valerian'a gorevinde yardim ederken dunyanin diger zeki yaratiklariyla iletisime girer. Bunlar bizim katil Orca'lar dediklerimizden baskasi degildir. 

7 Ekim 2017 Cumartesi

Aldebaran

'Aldebaran' Frankofon dunyanin son zamanlarda cikardigi en iyi bilim-kurgu islerinden biri; yazari ve cizeri Leo. Aslinda birbiriyle baglantili ama dilenirse bagimsiz olarak okunabilecek 3 donguden olusuyor seri: Aldebaran, Betelgeuse ve Antares. (Takintili CR okurlarinin sirayla okumayi tercih edecegini saniyorum :) ) 

Hikayemiz insanoglunun baska gezegenleri kolonilestirmek adina ciktigi yolculuktaki ilk durak olan Aldebaran gezegeninde geciyor. Dunyayla iletisimleri kopan ilk yerlesimiciler burada gezegenin sakinleriyle birikte yeni bir yasam kurmaya calisiyorlar. 

Bu gibi durumlarda ("Lords of the Flies" halleri) insanoglunun kurgulamaya calistigi duzen, otoriterlesme temayulleri ve ic cekismeleri klasik bir hikaye ama benim en cok ilgimi ceken Leo'nun abartisiz gosterissiz uslubuna ragmen cok iyi betimledigi gezegenin hayvan ve bitkileri. Leo bunlari sadece resmetmekle kalmiyor yasam dongulerinden, ilginc ozelliklerine dort dortluk bir tasvir sunuyor.



Avusturalya veya Madagaskar orneginde oldugu gibi yasam kosullarinin biraz degisik seyrettigi yerlerde evrimin surecinin urettigi cesitlilik nasil ana kitalardan farkli yollar izlediyse Leo da Aldebaran'da bunu bir ust seviyeye (gezegen seviyesi) tasiyip neler olabilir sorusunu kesfetmeye calisiyor. 

Zeka ve bilinc ne sekilde evrimlesebilirdi sorusuna verdigi Solarisvari bir yanit ise hikayenin belkemigini olusturuyor zaten (Daha fazla spoiler vermeyelim). 


Cinebook'un Ingilizce yayimladigi serinin tek handikapi yayinevinin gosterdigi gereksiz hassasiyet sonucunda kimi karelere uyguladigi sansur. Yaraticisinin kabul ettigi sansur zaten yetiskinlere hitap eden bir seride cok sacma olmus durumda.