Barbarella etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Barbarella etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2018 Çarşamba

Bir yagma vakasi: Kaptan Venus

Ilk okudugum Venus macerasi uzun yillar once 'Evrenin Akbabalari' isminde muhtesem bir maceraydi; Venus ve Orion'un dustukleri gezegen, yaratiklar, onlari esir alan uzay korsanlari, sonrasinda gelisenler (spoiler olmasin) hersey dort dortluk bir bilim kurgu hikayesiydi. O zamana kadar okudugum yerli cizgi romanlardan cok farkli, oldukca yaratici bir hayalgucunun mahsulu olan bir calismaydi belli ki. 

Hayal kirikligi sonraki yillarda yasandi elbette, once tum Venus maceralarinin bu kalitede olmadigini gordum. Bir cogu cocukca, "cheesy" islerdi. Yillar sonra ise -internetle birlikte- daha buyuk hayal kirikligi olarak "kopya" meselesini-iddialarini ogrenmis oldum.

Lami Tiryaki bir tanitim yazisinda "Bir miktar kopya ve biraz da bizden öğelerle oluşturulan" demis Venus icin ama bu herhalde cok iyiniyetli bir yaklasim(1). Gercek cok daha aci, Venus bastan asagi calinti panellerle, hikayelerle dolu. Hatta Venus'de Venus disinda orjinal olarak eklenen ne var o bile mechul. Yapilanin adini acikca hirsizlik-intihal diye koymak lazim zira bu artik alinti, ilham, esinlenmenin cok cok otesinde bir seviyede.

Venus'un kaynaklari zaten CR forumlarinda, websitelerinde boluk porcuk tartisilmis, konusulmus; gayem bunlari -album album tum listede olmasa da- kendi katkilarimi ekleyerek derlemek, biraraya getirmek. Atladigim olursa bilgilendirirseniz sevinir, guncellerim.   

Venus'deki cogu cocukca, ucuz maceranin boyle olmasinin hakli bir gerekcesi var zira bu maceralarda cok erken bir tarihte (50'li 60'li yillarda) genc yastaki okuyuculari hedef alarak uretilmis "Buck Rogers"lar kaynak olarak kullanilmis. Buck Rogers zaten hedef kitlesini hizli, akici, pulp maceralara cekmek icin hazirlanmis bir CR; cok derin bir icerik, yapisal olarak saglam bir bilim kurgu altyapisi veya yaratici bir hayalgucu icermeyen gunluk ve haftasonlari olmak uzere degisik peryotlarda hizli uretilip tuketilen CR'lar. Donemi ve hitap ettigi okuyucu icin ilginc olabilecek ama 80'lerde coktan asilmis CR'lar. Buck bu maceralarda Venus oluvermis:


Burada bir baska ilginc nokta zaten bu Buck Rogers'larin bir kisminin daha onceki bir donemde Yildirim Kaptan olarak Turkiye'de zaten yayinlanmis olmasi. Ilk yayinlar Cocuk Haftasi dergisinde 50'lilerin sonlarinda, sonrasinda Dogan Kardes dergisinde 67 yilinda gerceklesmis. Bu yayinlarda (Cocuk Haftasini kontrol ettim sadece) kahramanin adinin degistirilmis olmasina ragmen gercek yaraticilarin ismi yer almis.

Venus ve Kaptan Yildirim




Bir enteresan not da (Bulent Kisa'dan) Yildirim Kaptan'in aslinda Buck Rogers oldugunu belirtmeden -bilinmesine ragmen, keske yazida bu da belirtilse idi-  Kaptan Venus tarafindan calindigini tespit eden su yazi olmus : 
Kaptan Venüs´ın açıkgöz ve yaratıcı çizeri Yıldırım Kaptanları almış, bütün macera ve resimleri aynen kullanmış, sadece Yıldırım Kaptan tipini değiştirip bir kadını, Kaptan Venüs yapmıştı. Tabii bu sözde eserini kendi imzası ile satmıştı. Kaptan Venüs de öyle uzayda sürünüp, maceralar yaşamasına gerek olmayan seksi bir tipti. Dünyanın herhangi bir yerinde manken olarak milyonlar kazanabilirdi. Kaptan Venüs´ı gençler yuttu fakat Yıldırım Kaptan´ı tanıyan kişileri de onun böyle yozlaşması ya da cinsiyet ameliyatına arzusu hilafına uğraması üzdü. Orijinalitesini hiç bozmadan Yıldırım Kaptan aynen yayınlansaydı daha iyi olmaz mıydı? (2)

Fakat Buck Rogers agirlikli kaynak olmasina ragmen elbette tek kaynak degil. Gelelim diger kaynaklara:

Bir macerada (Zamanin Sonundaki Tapinak) Thor ve Volstagg kullanilmis Marvel evrenininden; Thor 242-243-244 gibi sayilardan paneller ve hikaye asirilmis. Thor bir zamanda yolculuk hikayesi geregi 'Herkul', Volstagg ise 'Sovalye Arthur' yapilmis (Hogun'a dusen rol dogal olarak 'Cengiz Han' :) ) .


Cekici yerine kilicini Venus icin firlatan Thor



Yagmalanan baska bir kaynak ise cok zengin icerikleriyle Fransiz bilim-kurgu albumleri elbette; bunlar Buck Rogers'larin aksine album olarak uretilmis veya dergilerdeki yayinlarin albumlesmesiyle olusmus cok daha saglam kurgulu, derinlikli yayinlar: 

Benim bayildigim 'Evrenin Akbabalari' harika bir BD olan Le Vagabond des Limbes'in ucuncu albumunden (Les Charognards du cosmos - 76) kare kare asirma:




'Galaksinin Merkezi' ise gecen sene izledigimiz filme de (Valerian and the City of a Thousand Planets) kismen kaynaklik eden Valérian and Laureline altinci albumu (Ambassador of the Shadows - 75)den kare kare asirma:





Goruldugu gibi onune geleni yagmalayip ortaya karisik bir eser sunmus Ali Recan, hal boyle olunca maceralarin icerigi, kalitesi ve tanimlanan evrenin mantigi acisindan da oldukca garip-tutarsiz-eklektik bir CR ortaya cikmis. Buck Rogers'in cocukca evreni Vagabond ve 'Valérian and Laureline'in karmasik, derinlikli, cok-katmanli icerigine uyusmamakta; kaldi ki Vagabond  ve 'Valérian and Laureline' evrenleri bile birbirleriyle felsefe, teknolojik gelismislik, yaraticilik, icerik konusunda apayri evrenler.

Belki bu karmasa icinde tek olumlu nokta Recan'in CR dunyamizda eksikligini hissettigimiz guclu bir kadin kahraman yaratma girisimi olabilir. 60'larda Barberella ile baslayan Laureline ile devam eden ozellikle Fransiz bilim-kurgu CR'larindaki guclu-lider-karizmatik kadin karakter boylece CR dunyamizda temsil edilmis olur. Ama keske calinti, derme-catma degil orjinal olsaydi. 


KAYNAKLAR:
(1) Çizgili Hayat Kılavuzu - Kahramanlar, Dergiler ve Türler
(2) http://www.bilinmeyen.com/node/300


PS: Ek bir not; 'Valérian and Laureline' albumunde uzayli irklarin adi bile orjinalinden bozulmadan alinirken  bu panelde ceviriye mudahale edilmis. Tagliens teolojik problemleri cozen bir irk yerine -tahminim 'gods of cosmos' gibi cogul tanrilar kelimesi rahatsiz etmis olmali- 'teknolojik savaslarin zorlu savascilari' gibi bir sacma ceviriyle sansure ugramis :)


6 Mart 2018 Salı

Antares - Ekoloji & Kadin Haklari

Antares dongusu, Leo'nun meshur serisinin ucuncu kismi.
Ilk kisim Aldebaran ve ikinci kisim Betelgeuse'dan bahsetmistik.

Leo, yine ilk serilerde oldugu gibi muthis bir bilim-kurgu hikayesi, fauna ve florasi ile etkileyici yeni bir  gezegenle birlikte temelde insanoglunun buyuk problemlerini desmeye devam ediyor bu seride de. Yeni gezegenimiz Antares'e uzanmadan once ilk defa odagimizi dunyaya ceviriyoruz ve seri boyunca suren kolonizasyon calismalarinin neden bu kadar onemsendigini anliyoruz. Hatirlarsaniz daha birkac yil once Stephen Hawking insanligin tur olarak devam edebilmesinin tek yolunun "onumuzdeki yuzyillarda baska gezegenleri kolonilestirmek ve cok-gezegene yayilmis bir tur haline gelebilmek" oldugunu soylemisti. Nedeni acikti: yarattigimiz kosullar gezegenimizi kirilgan kilmakta (kurasel isinma, ekolojik felaketler ve nukleer savas tehlikesi). Tur olarak ise sandigimiz kadar dayanikli bir tur degiliz zira kirilgan cevremizde koklu bir degisiklik olmasi halinde extinction tehlikesi ile burun burunayiz.

Iste kahramanimiz Kim'in dunyaya geldiginde karsilastigi durum budur: kuresel isinma yuzunden mevsimler degismistir, hava kirliligi ust seviyededir, insanlar sokakta bazen gaz maskeleri ile dolasmaktadirlar (bugun bazi sehirlerde oldugu gibi). Insanlik din savaslari ile birbirini tuketmistir; en can alici sahnelerden biri yanmis-yerlebir olmus Notre-Dame klisesi sahnesidir (bu elbette insanlik icin uzak bir ihtimal degil bugun bile din/mezhep savaslarinin nelere yol actiga, birbirlerinin kutsal mekanlarini havaya ucuran fanatiklere sahit olmaktayiz).



En yakin akrabalarimiz bir bir yok olmustur, yasamakta olan son sempanze ise bir hayvanat bahcesindedir (Bu da yine uzak ihtimal degil, cevreye verdigimiz zarar yuzunden turler birbiri ardina yok olmakta, bazilarinin son ornekleri hayvanat bahcelerinde olmekte)


Bu sebeplerle kolonilestirme calismalari yeni gezegen Antares'e kadar uzanir lakin gezegene varir varmaz projenin sponsoru olan sirketin ardindaki dini cemaat adeta bir darbeyle projeye el koymaya kalkar (dini cemaatlerin buyuk ekonomik guc elde edip iktidara oynamalari da gunumuzun bir gercegi). Kendi dini ajandalarini gemi murettabatina sonra da gezegendeki yeni kolonistlere dikte ettirmeye baslar. Planlarina gore dunyanin onde gelen dinlerinden devsirip eklektik olarak olusturduklari yeni kliselerince yeni bir ahlak-yeni bir toplum olusturacaklardir. Her ahlakciliga soyunan yeni yetme dinde oldugu gibi iktidarlrini kadin bedenini-kadinin toplumdaki konumunu sekillendirerek ise baslarlar. Bu toplumda elbette polygami mesrudur, kadinlar saclarini tras edip vucut hatlarini belli etmeyecek sekilde giyinmelidir, bazi isleri yapmalari yasaklanir.



Yildizlararasi yolculukta bile "sorun" olan kadin bedeni
Insanlik isik hizini asip gezegenlerarasi yolculugu basarmasina, ekolojik olarak mahfettigi dunyadan kacip hedefledigi kolonizasyonu gerceklestirmesine ragmen yapisindaki ickin problemleri de (tribalisim, cinsiyetcilik, dinsel bagnazlik, irrasyonellik vb) beraberinde yildizlarin otesine tasimaktadir. Tarihsel olarak buyuk mucadelelerle astigi problemleri (kadin haklari gibi) yeni gezegende tekrar karsisinda bulmaktadir.

O yuzden kolonizasyon bir taraftan insanligin bekasi icin zorunluluk oteki taraftan insanligin tekrar tekrar ortaya cikan zaaflari  yuzunden problematik ve tehlikeli bir surectir.


Elbette bu Leo'nun yari-karamsar vizyonu, bambaska kurgular mumkun. Yari karamsar diyorum zira zorluklari kiracak-zorlayacak Kim ve Alexa gibi cok guclu-ozgun kadin karakterileri de var Leo'nun. Fransiz bilim-kurgu CR'larinda V&L'in Laureline'i yahu Barbarella'dan beri cok canli bir damarin guncel temsilcileri.

Seriye getirebilecegim tek elestiri bugun cokca tartistigimiz ekoloji, cinsiyetcilik, dinler arasi savas, uzay yolculugu, evrim, bilinc gibi bir suru kavramla gelecekte gecen bu hikayenin temellerini atarken bugun yine cokca tartistigimiz AI-Yapay Zekaya cercevesinde yer vermemis olmasi. Yildizlararasi yolculuk kapasitesine-teknolojisine ulasan insanligin AI konusunda da cok yol almis olmasi beklenirdi halbuki. 

13 Aralık 2017 Çarşamba

Barbarella - Kenan Yarar

Fanzin yillarindan beri takip etmeye calistigim Mahmud Asrar ve Yıldıray Çınar nasil uzun sureden beri yurtdisina acilip harika isler yapmaktalarsa yerel uretimi asip dunya sahnesine cikabilecek pek cok yetenekli cizerimiz var malum. Bunlardan biri de hic tartismasiz Kenan Yarar elbette. 

Yarar'in uretimini (hem cizim hem hikaye olarak ) Amerikan Comics dunyasindan ziyade Fransiz-Belcika ekolune yakin bulmusumdur ama Yarar -cok gecikmis olsa da- sonunda bir Dynamite Entertainment projesiyle karsimizda: Barberalla. Burada kaderin cilvesi mi demek gerek bilemiyorum, hernekadar pek cok insan Barberalla'yi 68 yapimi Jane Fonda'li film ile bilse de filmin kaynagi 62 yilinda yayinlamaya baslayan bir Fransiz CR'i (Bu yuzden Yarar'a cok uygun bir proje kanimca) : 



Projeden sosyal medyada Yarar'in duyurmasi ile haberdar oldum ve sonunda CR'a erismek mumkun oldu kisa sure once. 

Ilk not, CR dukkaninda poset icinde ve +18 etiketiye satilmasi. Bu TR'de yasayanlara garip gelebilir zira icerdigi erotizmin dozaji aslinda her hafta TR'de okunan (ve acikta satilan) mizah dergilerinden ya da onlarin uzantisi CR dergilerinden daha fazla degil. Buna ragmen boyle bir tedbirin nedeni CR dukkanindaki elbette daha genc nufusun ve cocuklarin erisimine kisitlama getirmek. Yasal bir duzenleme. Konu uzun aslinda :) 





Ikinci bir not, son zamanlarda pek cok Comics'de oldugu gibi sayisiz degisik kapakla ilk sayinin verilmis olmasi ve fiyatlarin da kapak ressami ile birlikte oldukca degisiyor olmasi. Bu biraz da kolleksyoncu okuyuculari - takipcileri avlamak icin gelistirilmis bir pazarlama yontemi elbette.


Album boyunca Yarar'in cizimleri harika, belli ki ozene bezene uratilmis bir ilk sayi. Pek cok panelde Barbarelle Hilal'e benzemekte bu da Turk okuyucu icin ayri bir surpriz. (Bu kotu birsey degil elbette, bir uslup meselesi; dunyanin en basarili CR sanatcilarindan Hermann da ornegin ayni tiplemesini degisik CR'lara tasimistir) 



Hikaye adina birsey soylemek icin erken elbette, (yazar  Mike Carey de asina oldugum bir isim degil) bir comics hikayesini ilk sayisi ile yani 20 kusur sayfa ile degerlendirmek zor. Ama bu ilk sayida kahramanimizi teokrasi ile yonetilen, her kesinden agzinda duanin elsik olmadigi, her yerde disnel icerikli afislerin-gorsellerin yeraldigi bir gezegende taraf olmadigi bir savasin icine dusmus buluyoruz. 



Dinlerin (ve dolayisiyla iktidarlarin) ezeli ve ebedi takintisi bedenleri yonetmek-sekillendirmek ve ozellikle de kadin bedenini-cinselligini denetim altina almak tartismasinin uzay cagina tasinmasina sahit oluyoruz. (Bu meseleyi elbette gunumuzde dini iktidararina vasita kilanlarin uygulamalarinda rahatlikla gozlemleyebiliriz :) ) Gelisen teknolojiyle birlikte elbette denetim, sartlandirma, beyin yikama  (ve fiziksel sekillendirme) mekanizmalari da artmistir. Butun bunlara ragmen 60'larin cinsel ozgurluk mucadelesinin bir urunu olan kahramanimiz elbette pes etmeyecek kendine has direnis yontemleri gelistirecektir. Akillica yazilmis diyaloglar ve ufak tefek sci-fi buluslari ile hikaye de gelecek icin guzel seyler vaadetmekte. 




Internette dusmeye baslayan yorumlar genel olarak cok olumlu, ikinci hatta ucuncu sayinin onsiperisleri de alinmaya basladi ; umarim bu performans ve uyum devam eder ve uzun soluklu olur.