Kürt Sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kürt Sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Haziran 2018 Salı

Qırıx

Qırıx'ın varligindan bir makale ile haberdar olabildim: "QIRIX: Iki Cagri, Iki Celp Arasinda Bir Sehir" - Mesut Yegen ( Cizgili Kenar Notlari, Der: Levent Cantek , 2007, Istanbul) 

Makaledeki 'Turkiye populer kulturunun unutulmazlarindan' ifadesinin kullanilmasi ilgimi cekti zira Turkiye'de cok az yerli cizgi roman popular kulturun unutulmazlari arasinda sayilabilir. Cok az satan-belli bir ideolojik kesime hitap eden gazetelerde yayinlanan, cizginin her turuyle icli-disli olmaya calisan benim bile pek duymadigim bir cizgi-bant icin kullanilmasini tuhaf buldum. Olsa olsa bir camia icinde,  azinlik bir kesimde, nis bir alanda popular denmeseni gerekirdi diye dusunuyorum.

Qırıx, Dogan Guzel'in yarattigi bir strip bant, onceleri 3 panelle yayinlanan, sonralari daha da genisleyen-buyuyen bir formata sahip. Uzun maceralari olmasa da gelisen-buyuyen/ devamliligi olan bir evreni oldugu icin cizgi roman basligi altinda degerlendirmenin sakincasi yok sanirim. 

Qırıx'ın hikayelerindeki pek cok yapisal unsuru aslinda baska kenar mahalle hikayelerinde, bickin-delikanli tiplemelerinde bulmak mumkun. Ornegin Qırıx (Keko) calismiyor ve bundan dolayi surekli ekonomik sikinti icinde, annesinden turlu yollarla aldigi paralarla cay-sigara parasini karsilamakta. Yahut sevdigi kizi (dawasini) surekli takip etmesine ragmen onunla konusmak ona acilmak gibi bir plani yok. Butun bunlar ve benzerleri geleneksel aile tipinin, torelerin, varoslarin, issizligin etkiledigi durumlar, bu haliyle tum bu dinamikler icine sikismislik yasamakta Qırıx. Bu yuzuyle de aslinda Girgir'dan beri mizah dergilerimizde cokca islenmis varos tiplemeleriyle bir akrabaligi var.



Ama bunlarin otesinde/onlardan ayrilan yasadigi mekan-zamandan dolayi iki dinamik daha devreye giriyor cizgi-bantta. Ilki 'siyasi abe' veya kardesi(Kuto) uzerinden devreye giren kurt sorunu-ideolojik bakis acisi ve mucadele. Her ne kadar kardesi ideolojiye yurekten bagli bir nefer olsa da tam karsisinda annesinin bundan odu kopsa da Qırıx ikisi arasinda gidip gelen kimi zaman pragmatist ikircikli bir tavir takinmakta. Serinin mizahi da zaten bu ikircikli tavirlardan dogan catismalar uzerine bina edilmekte. Ornegin evrensel bir espri olan evde yasayan genc delikanlinin erotik malzemelerinin (stash-zula) bulunmasi esrpisi bu dinamklar sayesine Qırıx'in annesi zulasini bulur ama korkudan sadece siyasi kitaplari-dergileri yokeder, erotik dergilere dokunmaz:



Ilkine bagli olarak ikinci dengesel dinamik ise bolgedeki askerin-polisin yani butun kurumlari-agirligiyla devletin varligi; Qırıx'ın surekli kimlik tasima kaygisini, aramaya takilmama-gozaltina alinma endisesini, Istiklal Marsi alerjisini tetiklemekte. Qırıx varoslarin disinda bu iki dinamigin daha baskisiyla savrulmakta, tum mizah da aslinda Qırıx'in dunyasinda kose baslarini tutmus diger bireylerle arasindaki tartismalardan - catismalardan dogmakta.




Dogan Guzel Qırıx uzerinden aslinda butun bir cografyanin, milyonlarca insanin da arada kalmisligini, farkli dinamikler arasindaki git-gellerini guclu bir mizahla sergilemekte (Daha detayli bilgi icin Mesut Yegen'in makalesi mutlaka okunmali).




25 Ocak 2018 Perşembe

Memet ile Memo

Memet ile Memo

90’lı yılların başı... Türkiye’nin en büyük sorunu PKK; Kürt meselesinin açıkça konuşulup tartışılamadığı, PKK eylemlerinin yoğunlaşıp doruk noktasına ulaştığı, Doğan Güreş’in Genelkurmay başkanı olduğu ve Türkiye’nin Tansu Çiller’li, Mehmet Ağar’lı, Abdullah Çatlı’lı, Susurluk’lu yıllara doğru doludizgin sürüklendiği yıllar...

İşte tam da bu dönemde yayın hayatına başlayacak olan Joker dergisinde çizmek için Hasan Kaçan’dan teklif alır Necdet Şen:

"Keşke şu PKK konusunu çizsen ne güzel olur, tam da senin kalemin bu siyasî mevzular" dedi. Pek istemedim. "Bilirsin" dedim, "ben bir kez bu konuları yazıp çizmeye başlarsam, tepkinin, tehditin, suç duyurusunun ardı arkası kesilmez; o saatten sonra ne kendime sansür uygularım, ne de uygulatırım; buna varsan çizeyim". 

Bir sansür olmayacağı teminatı üzerine “Memet ile Memo” çizgi romanı başlar Joker’in 1. sayısında ve derginin 15. sayısına kadar sürer. (1992-1993) Hikâye İstanbullu bir Türk genci olan Memet ile Diyarbakırlı bir Kürt genci Memo’nun askere çağrılması ile başlar. Hikâyenin ilk sayfaları, asker olan Memet üzerinden dönemi için oldukça cesur bir zorunlu askerlik sorgulanması ve askerlik sistemi hakkında eleştiridir. Memet daha ilk gününden itilir-kakılır, küfür ve dayak yer; onlarca tek tip askeri elbiseli arasında ‘Ben bunlardan hangisiyim?’  diye sorar kendine. ‘Vatan için ölür müsün?’ diye sorulmaktadır, ‘Yaşar mısın diye soran yok’ tur. Komutanlar ‘orduevi lokalinde göbeğini ısıtırken eksi 12 derece ayazda kalaşnikoflu pusuya doğru yürüyen’  Memetlerdir.  

Annesinin dolması, reçel ve İstanbul’un çöp kamyonlarına bile özlem duyarak nöbette uyuyakalan Memo askerlik gerçeği ile tanışır. (Joker 4)


Bu sırada Memo ise herkesin bildiği ama kimsenin konuşmadığı bir takım resmi plakalı “sivil” kişilerce infaz edilmeye çalışır ama yaralı olarak kurtulur. Bundan sonra yolu PKK ile kesişecektir. Güneydoğuya asker olarak sevkedilen Memet’in evinde de işler sıra dışı seyretmektedir; o güne değin medyada gösterilen – işlenen - istenen gururlu, vakur, bir evladı daha olsa onu da vatana feda etmeye hazır, devletin beğendiği asker – şehit - gazi aile portresinin aksine Memet’in ailesi endişelidir. Fakat bu endişe henüz sadece içten geçirme aşamasındadır: ‘Hay sıçayım böyle düzene! Sokayım Vatan-Millet edebiyatınıza... Benim oğlum be oralarda bok yoluna gidecek olan!  Canımın bir parçası.’    Memet’in babasının sadece içinden geçirmeye cesaret edebildiği bu endişe yıllar sonra gerçekten dillendirilmeye, şehit cenazeleri isyan eden, komutanlardan hesap soran aile görüntülerine sahne olmaya başlar. 

Çizgi romanın yayımlanmasının üstünden geçen yirmi seneden sonra bugün hala aynı tezleri farklı ağızlardan dinlemekteyiz. Devletin değişmeyen-eskimeyen yüzü (Joker 6)


Modern öncesi dönemde sadece yağma, din uğruna gaza ideolojisi veya şehitlik mefhumu yeterli olabilirken modern devletin yurttaşlarından hayatlarını talep ederken –ve alırken- buna karşılık herhangi bir değer yaratamamasıdır sorun. İnsanları askerlik yapmak, ölmek ve öldürmek amacıyla mobilize edebilmek adına “Vatanseverlik” ve “ulusal onur” gibi kavramlarla geleneksel/dinsel şehitlik kavramını kullanmaya çalışması  yeterli olamamakta (Akkoc:2010); PKK ile mücadele yıllara yayılıp uzadıkça bu kavramlar da aşınmakta bir taraftan doldurulmaya çalışılan içleri sürekli boşalmaktadır. Gittikçe bireyleşen ve bencilleşen yurttaşlar artık ölmeye eskisi kadar kolay ikna edilememektedir; sevgililer, aile, kariyer kisacasi hayat "vatan"a agir basmaktadir. 

Dağ başında her şey sorgulanır. (Joker 7)

Hikâye bir pusu esnasında Memo ile Memed’in karşı karşıya gelmeleriyle devam eder; birbirlerine ateş etme tereddüdündeki karakterler dağda aynı çığın altında kalır. ‘Aynı çığın altında kalma’ bu iki kesimin - toplumun kaderlerinin iç içe geçmişliğine, ölünecekse hep beraber ölüneceğine yaşanılacaksa da hep beraber yaşamanın bir yolunu bulmak gerekliliğine yapılan anlamlı bir çizgi roman göndermesidir (Galip Tekin'in ayni ormanda olma allegorisini hatirlayalim). 

Hikâyenin sonunu anlatmayalım elbette ama “Memet ile Memo”nun bir çizgi roman olarak akıbetinden ve etkilerinden bahsedelim; böylesine aykırı bir ses veren çizgi roman içeriğinden ötürü dava konusu olur: 

Ama medyanın ve cemaatçi entelijansiyanın inatla görmezlikten geldiği bu çizgi romanı sayın muhbir vatandaş ve vazifeşinas cim savcısı görmezlikten gelemezdi. Nitekim gelmedi de. Memet ile Memo'ya Türk Ceza Kanunu'nun 159 sayılı maddesinden dava açıldı. Yöneltilen suçlama: "Devletin Emniyet Kuvvetlerine ve Türk Silahlı Kuvvetlerine yayın yoluyla hakaret" idi. 

Dava Necdet Şen’in beklemediği bir şekilde beraatla sonuçlanır, hatta gerekçeli karar çizgi romana övgüler düzmektedir:  

...hayalî roman kahramanlarının farklı kesimlerden farklı toplumlardan gelmiş olmalarına rağmen, meydana gelen bu anlamsız savaşın hiç kimseye hayır getirmediğini ve savaşın anlamsızlığını anlatarak anne ve babaların çektiği acıları dile getirerek, romanın tümü okunduğunda okuyucu üzerinde sonuçta aynı toplum biriminde ayrı kültür birimlerinden gelen bu insanların acılar içinde yaşadığı, her iki tarafın da anne ve babalarının ve toplum birimlerinin bu acıları paylaştıkları, daha büyük boyutlarda yaşadıkları anlatılarak, toplumda savaşın mantıksızlığı dile getirilerek, özde beraberlik ve kardeşlik duygularını mesajının verildiğini ifade etmişti 

Oysaki davanın açılması bile dergi patronlarının tepkisi çekmeye yetmiştir; olan bitene bakılırsa tek meselenin çizgi romanın davalık olması olmadığı anlaşılır. Süreçte iktidar sahiplerinin müdahil elini görmek mümkündür:  

Joker'in kapatılma nedenlerinin en önemlisinin, derginin patronu Münci İnci'ye bu konuda çektiğim rest olduğunu sanıyorum. Dava açılınca beni azarlamaya kalkıştı ve aldı cevabını. Bunun üzerine dergiyi yönetenlere "bu çizgi romanı kaldırın, yoksa size kâğıt vermem" diye tehdit etmiş. Onlar utana sıkıla "konuyu, öyküyü yumuşatmamı ya da bitirmemi" rica ettiler, ben de onlara "bu konuyu çizmemi isteyen sizdiniz, şimdi sıkıyı görünce çark edemezsiniz, bu hikâyeyi bitireceğim zamana ben karar veririm" dedim, ısrar edemediler. Birkaç hafta sonra dergi küt diye kapandı. Oysa ben öyküyü bitirmiştim zaten. Birkaç haftalık telif ücretim de o arada boğuntuya getirildi. 

Hikâyenin keskinliğinin ve açılan davanın Joker dergisinin kapanmasındaki payını tam olarak tespit etmek zordur zira bunda mali unsurlar da etkili olmuştur (Cantek, 1996:299). Zaten CR dergileri cok uzun soluklu olamamaktadir. Fakat “Memet ile Memo”nun başına gelenler popüler kültürün tam bir ideolojik mücadele alanı olduğunun da kanıtı gibidir (Bugunku bazi populer TV dizilerinin nasil toplumu sekillendirme amaci guttugunu de hatirlayalim).  Hikâyeyle Kürt meselesini, askerliği, PKK’yı iktidarın dönemin yaygın medyasında görmek - göstermek istediği şekilde anlamamak seçeneği kullanılmış, farklı bir yorum getirilmiş; muhalif bir görüş dile getirilmiştir. Ancak iktidar da elindeki ekonomik, siyasi ve hukuki gereçlerle açılan bu alana baskı oluşturmuş bu muhalif sesi kısmıştır.  

“Memet ile Memo”nun tartışması Necdet Şen’in anlatımına göre burada da bitmez: Joker battıktan birkaç yıl sonra plaza binasında tabakhaneye çizgi roman yetiştirmeye çalıştığım günlerde bir akşam telefonum çaldı. Açtım. Hasan. “Necdet, şimdi televizyonda gördüm, birileri bir film çekiyor, konusu senin Memet ile Memo'nun aynısı” dedi. "Emin misin?" diye sordum. "Valla tanıtım sahnelerinden çıkardığım sonuç o" dedi. Aynen öykündeki gibi, askerlerle PKK'lılar çatışırken çığ düşüyor, asker PKK'lıyı kurtarıyor, vesaire. Araştır istersen." 

Bir popüler kültür ürününde ele alınan bir temanın diğer bir esere transferi oldukça yaygındır; ama Işıklar Sönmesin (1996)’de esinlenme ya da ilham eşiği aşılmış film -yaratıcısına haber dahi verilmeden- adeta çizgi romanın bir uyarlaması haline gelmiştir. Tabi eserde yer alan isimler, rütbelerle oynanmış, bir sinema eseri olarak daha geniş kitlelerin karşısına çıkacak olması nedeniyle de çizgi romanın sert siyasi mesajı yumuşatılmıştır. 

Üzerinden yirmi sene kadar bir zaman geçmiş olmasına rağmen “Memet ile Memo” maalesef ilk günkü güncelliğini ve etkileyiciliğini korumaktadır; bir çizgi roman için bunun üzücü bir durum olması ise nadir bir durumdur.  

Dağda ideolojik tartışma (Joker 13)

Kaynaklar: 

  http://www.derkenar.com/necdetsen/memet-ile-memo-1/
  http://www.derkenar.com/necdetsen/memet-ile-memo-2/
  http://www.derkenar.com/necdetsen/memet-ile-memo-6/
  Öfkeli ve Kırılgan, Levent Cantek, Çizgili Hayat Kılavuzu (sayfa 384-387)
 Akkoç Derviş Aydın, “Pro Patria Mori: Vatan İçin Ölmek (Öldürmek) ya da Vahşetin Estetiği, 31.07.2010, http://www.birikimdergisi.com

24 Ocak 2018 Çarşamba

Bu Orman Hepimizin Kaderi

Cizgi romanı sadece eglencelik isler-basit konular olarak dusunmek ne kadar da yanlis; memleketin en ciddi meseleleri de elbette CR'imiza zaman zaman konu olmustur. Afrin operasyonu, PKK-PYD'nin tartisildigi (daha dogrusu sadece gundemde oldugu) bu gunlerde CR'da Kurt sorununa goz atalim. Cok ornek var ama goze carpan bir-kac tanesinden bahsedelim (spoiler icerir).

Galip Tekin’in 1996 yılında çizdiği yalnızca altı sayfalık bir hikâyedir “Ben Dönecem”. Görünürde popüler kültürün değişik alanlarında pek çok kere işlenmiş bir konuyu ele alır: bir grup zengin, iktidar sahibinin sapkın zevklerini tatmin etmek amacıyla gerçekleştirdiği bir insan avını. Oysa görünürdeki yerelleştirilmiş insan avı macerasını biraz kazırsanız Tekin’in en keskin siyasi hikâyelerinden birine; memleketin en karmaşık, acılı meselelerinden Kürt sorunun alegorik bir anlatım denemesine ulaşırsınız.

Bu Orman Hepimizin Kaderi

“Doğu’nun en sefil köyünde” (Tekin, 2011a:43) yaşayan Ali Ekber’in hikâyesi köyüne gelen kimliği meçhul bir atlıyla başlar; atlı Ali Ekber’i evinde bulur ve birlikte köyün yakınlarındaki ormana giderler. Ormanda tek yapması gereken çıkışa kadar koşmak ve sağ-salim ormandan çıkabilmektir; geri döneceğine dair tüm inancı, ormanda koşarken gösterdiği tüm kararlılık ve azme rağmen nihayetinde nereden geldiği belli olmayan kurşunlardan kaçamaz. Ali Ekber’i bir av hayvanı gibi öldürenler kimlikleri açıkça zikredilmese de giysi, tavır ve İngilizcelerinden anlaşıldığı kadarıyla üç Amerikalıdır. Avlarının kulağını da ganimet ve av hatırası amacıyla keserek sahneyi ölümsüzleştirmek için bir de hatıra fotoğrafı çektirirler. Meçhul arabulucu Amerikanlılardan önceden yapılan pazarlığa göre parasını alır; paranın yarısı Ali Ekber’in ailesine verilir. Köyden çıkmak üzereyken bütün drama ve yaşanan acıya rağmen bir sonraki av partisinin gönüllüsü belli olmuştur bile. Zemberek yeniden kurulacak tüm döngü yeni baştan yaşanacaktır.   

Tekin hikâyede kirli av partisinde her şeyin arkasına yerleştirdiği, eylemin asıl planlayıcısı, sahibi ve tetiğin gerçek hâkimi olarak konumlandırdığı Amerikanlılarla Kürt meselesinde yabancı parmağını işaret etmektedir. Elbette köyle ilişkileri yürüten, para akışını sağlayan ve bundan nemalanan, işlerin plana uygun bir şekilde yürümesine yardımcı olan yerli bir işbirlikçileri, arabulucuları vardır. Eserlerinde yerli fantastik, bilim-kurgu ve korku anlatıları yaratmaya çalışan Tekin’in pek çok hikâyesinde varsa eğer asıl kötü adam da bizden, içimizden biridir; oysa bu politik hikâye özelinde seçilen kötü adamların Amerikalı olması manidardır. Çizgisi ve hikâyeciliği her ne kadar bambaşka yöne evrilse de Gırgır kökenli, Oğuz Aral talebesi Tekin’in böyle siyasi bir senaryoda Amerikalı ya da yabancı parmağı araması şaşırtıcı değildir; zira Gırgır ve sonrası pek çok mizah dergisi çevresinde yeşeren hâkim bakış olan milliyetçi solun ‘dış mihraklar’la her daim bir meselesi olmuştur. Levent Cantek, Gırgır ve Oğuz Aral’ın milliyetçi sol duruşunu şöyle özetler:

Solcunun da sağcının da gülebildiği bir dergi olarak Gırgır apolitik bulunmuştur ya da sol addedilmesine karşı çıkılmıştır. Oysa Gırgır, Akbaba’ya göre daha solda, kendisinden önce çıkan bir Markopaşa’ya ve kendisinden sonra çıkan Limon’a göre sağdadır. Benzer yargılar Oğuz Aral için de geçerlidir: çalışmalarında milliyetçi sol bir duruşu vardır, dış mihraklar takıntısı, laiklik ihtimamı göze çarpmaktadır. (Cantek, 2011:209)

Hikâyede ‘Enine boyuna’ konuşulan ve sonunda paylaşılan para da bir başka önemli merkezi unsurdur, ortada dönen av partisinin ekonomik paylaşımı sorunu Kürt sorunun var olmasından, çözülmeden sürmesinden beslenen ekonomik çarklara göndermedir. (Bundan yalnızca çizgi romanın yerli işbirlikçi karakteri değil bir kısım köylü de -Ali Ekber’in kendisi değil belki ama ailesi de- faydalanmaktadır.) Çark dönmeye devam ederken olan evine geri dönemeyen Ali Ekber’e ve bu işe başından beri itiraz eden tek kişi olan eşine olmuştur, geri kalan herkes ya halinden memnundur duruma ya da zorunlu olarak rıza göstermektedir. Hikâyenin sonunda döngünün başlangıç noktasına varılır, konumlar tazelenmiş olarak olayların aksamadan yeniden başlaması ve tekrarlanması için her şey hazırdır. Ali Ekber’den sonra ormana girecek yeni kişi belli olmuştur bile; Kürt meselesinin çözülmeden devamı için de kendileri için kaleme alınmış senaryo uyarınca kaderlerine razı olarak dağa çıkacak veya askere gidecekler de bellidir. Her şey döngünün kırılmadan devamını sağlamaktadır: terör eylemleri, operasyonlar, ateşkesler, çözümü bu sefer kökten sağlama iddiası taşıyan teknoloji harikası yepyeni silahlar, sertleşmeler, diyalog çağrıları... Döngü günümüze dek sürer, halen de sürmektedir.   
Tekin’in hikâyeyi çizdiği yıllar PKK eylemlerinin ve operasyonların yoğunlaştığı bir dönemdir. Bu dönemde Türkiye aynı zamanda özel harekât güçlerini ve “kulak kesme” eylemlerini de tartışmaktadır. Öldürülen teröristlerin cesetleri kimi zaman kulakları veya burunları kesilerek bir çirkinleştirmeye uğratılır. Tekin’in de yorumladığı bu eylem sadece avdan bir hatıra almak değil cesedin bir beden olarak bütünlüğünün yıkımıdır; geridekilere de net bir mesajdır aynı zamanda. Derviş Aydın Akkoç bu mesajı şöyle yorumlar:

Türkiye’de “çirkinliğin gücü” 1990’ların ortalarında keşfedildi. Bugünlerde yeniden görünür hale geldi. PKK üyelerine ait cesetlere yönelik çirkinleştirme uygulamalarının, Kürt toplumunda “sarsıcı” ve “sert bir darbe” yaratma amacıyla gerçekleştirildiği vakıadır. Cesetlere birer leş muamelesi yapılarak, mücadele edilen insanların, insan olmaktan kaynaklanan itibarları ellerinden alınıyor.[1]


Bu mesajın şiddetine ve tüm olan bitene rağmen yine de tercih ve umut bir arada yaşama olasılığı üzerinedir; Ali Ekber’in hayali oğlunun okuması ve subay olmasıdır, köyün ve ormanın yalıtılmışlığından, çaresizliğinden sıyrılması ve toplumla entegrasyonudur. Necdet Şen’in ‘Memet ile Memo’da (ikinci yazida ele alacagiz) kullandığı “aynı çığın altında” kalma metaforunun yerini Tekin’de “orman” almıştır; Ali Ekber’in ölmeden önce son sözlerinden biri “Bu orman hepimizin kaderi” olur. Hikâyenin üzerinden geçen bunca yıla rağmen o karanlık ormandan çıkış yolunu bulabilmiş değiliz.   



[1] Akkoç Derviş Aydın, “Pro Patria Mori: Vatan İçin Ölmek (Öldürmek) ya da Vahşetin Estetiği, 31.07.2010, http://www.birikimdergisi.com