Valerian & Laureline etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Valerian & Laureline etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2023 Cumartesi

Le Vagabond des Limbes

Le Vagabond des Limbes, Julio Ribera tarafindan resimlenen Christian Godard tarafindan kaleme alinan harika bir bilim-kurgu serisi. Seriyi okuyana dek en basarili Fransiz bilim kurgusu olarak Valerian and Laureline'i gormekteydim ama bu serinin ondan altta kalir yani yok. Ne yazik ki Valerien kadar taninmamakta. Iki album disinda ingilizce cevirileri veya bir filmi yok. 


Hikaye Galaktik Imparatorlugun gelecegi cok parlak, genc diplomati Axel Moonshine ile baslar. "Buyuk Arabulucu" goreviyle gezegen gezegen dolasip sorunlari cozen Axel -hatta bu parlak kariyerinin sonunda gelecegin imparatoru olacagi dusunulmektedir- evine geri dondugu bir gezi sirasinda yapilmamasi gerekeni yapar ve herkesin uymasi gereken kurallardan birini cigner; (13. Kural : "uykularin bariyerini gecmemelisin") 



Axle bir ruya makinasi ile uyku bariyerini asar ve tum hayatini degistirecek bir kadinla karilasir: "Chimeer". Onun gercek hayatta da yasadigina ve evrende bir yerde tutsak olduguna inanan Axle onu bulmaya ve ruyalarinin pesinden kosmaya karar verir. Fakat bu karar kariyerini sonlandirmistir. Uyku-ruya bariyeri kuralini ihlal ettigi anlasilir ve imparatorluk askerleri tarafindan tutuklanmak uzere aranmaya baslar. Artik geri donusu imkansizdir; babasinin dizayn ettigi ve kendisine biraktigi olaganustu uzay gemisi The Silver Dolphin - Gumus Yunus ile kacar ve "Chimeer"i aramaya baslar. 


Gezegen gezegen dolastigi bu yolculukta ona eslik eden ise son gorevinde beraber getirdigi genc bir cocuk olan Musky'dir. Musky Axle'e gore Eternauts'larin prensi olmasina ragmen sinir bozucu bir ergendir , insan gorunumune sahip olsa da irk cok daha fazla sirlar barindirmaktadir. Ornegin aslinda 300 yasindadir ve yaslanmasini 13 yasindayken durdurmustur; cinsiyetini ise henuz secmemistir.  

Her asamada imparatorluk askerlerinin peslerinde olmasina ragmen evrenin en buyuk simyacisindan, ruyalari gercege donusturen bir labirentine, butun sorulara cevap veren falcidan kendisinin Tanri olduguna ikna olmus yasli bir sarhosa dek Axle ile Musky'nin evrenin derinliklerindeki maceralari boyle baslar. 




Ulkemizde ise tek macerasi Kaptan Venus icin calinip uyarlanan albumu olmustur bildigim kadariyla : 
https://paneller.blogspot.com/2018/03/bir-yagma-vakasi-kaptan-venus.html

28 Ağustos 2020 Cuma

Valérian ve Laureline evreninden

Valerian ve Laureline evreni ince bir iscilikle adim adim yarim asirdir islenmekte. Bu sure boyunca sayisiz yaratik, uzayli irk gelip gecti bu harika bilim-kurgu eserinden; bunlar Christin'in muhtesem yazarligi-hayalgucu ve Mezieres'in gorselligi ile hayat buldu. Bu yaratiklardan bazilari filmde de yeraldi; iste bunlardan -herhangi bir siralama yapmaksizin- en orjinal 10 tanesi :  
  • Shingouz: Her turlu objeyi ve bilgiyi paraya donusturme yetenegine sahiptirler, satamayacaklari bilgi, komisyon alamayacaklari anlasma yoktur. Bu haliyle nihai kapitalistleri temsil ederler. Pek cok V&L albumunde gorunurler. 

  • Transmuter : Pek cok V&L albumunde karsimiza cikar, yedikleri herhangi degerli bir tasi-objeyi enerjileri yettigi olcude sindirim-bosaltim sitemleri sayesinde kopyalama-cogaltma yetenegine sahiptir. Boylece genelde para problemini cozmek icin kullanilirlar. Baskalarina karsi oldukca hircinken Laureline'a tutkundurlar. 
  • Ismi verilmeyen uzayli: Kendi turunun ve gezegenin ilginc bir tarihi, catismalari, gelisim evreleri olmadigindan dolayi Dunya tarihine merak duymaya baslayan, bu tarihi gozlemledigi icin uzay-zaman ajanlarinin dikkatini ceken bir yaratik. En sonunda gozlemlerle yatinmeyip devasa uzay gemisinde degisik dunya donemlerinin simulasyonlarini yaratmaya baslar (bu haliyle Star Trek evrenindeki tanrisal guclere sahip yaratiklari andirir) ; en guzel V&L albumlerinden biri olan "Sahte Dunyalar Uzerine" albumunun kahramanidir. 



  • Schniarfeur : Ufak tefek olmasina ragmen cok tehlikeli canli bir silah olarak kullanilirlar. Ozel bir salgi bezleri -eger serbest durumdayda- sayesinde herseyi yakip eritebilen bir tukuruk salgilar. Salgi bezini kitleyen kisiye teslim olur ve onun hizmetine girer. 




  • Simlane gezegeninin Ana Tanricasi : Simlane gezegenin her nesiline annelik yapan ana tanricasi. Album kendisinden sonra yazilmis Incal'in bir bolume kaynaklik etti mi bilinmez ama hikaye oldukca paraleldir. Incal'in girdigi yarisma detayina kadar.   


  • Solum gezegeninin hafizasi: Solum gezegenindeki sehirler surekli batmaktadir, bu yuzden de surekli yeni katlar-kademeler insa edilmektedir. Yazi yahut dijital bir yedekleme kullanmadiklarindan her kademenin kendi yasayan hafizasi vardir. Bunlar kendi donemlerinde gecen herseyi hatirlar, giderek yaslanir ve batan sehirle alt kademelere dogru batarlar. En alt kademeleri sadece tarih ve arkeoloji meraklilari ziyaret etmektedir. 


  • Hypsis'in Lordlari: Dunyanin kendi mulkiyetlerinde olduguna inanan tuhaf uclu; ilginc bir bicimde dunyadaki dinler mitolojisindeki kutsal uclu-teslis'e benzemekteler. Mafyavari gorunumuyle sinirli, oldukca agresif bir 'baba' -ki bu haliyle eski ahidin tanrisiyla ortusmekte-; hippi kilikli, daha bariscil orta yolu bulma gayetinde bir ogul -yani Isa- ve son olarak olaylarin, kisilerin ve tarihlerin hafizasi aslinda bir kumar makinasi olan 'kutsal ruh'. 


  • Ralph : Glapum gezegeninden getirilen akuatik canli. Inanilmaz zihinsel yetenekleriyle herseyin yorungesini , nereye varacagini hesaplayabimekte ve telapatik yetenekleri bir cok canli ile iletisime gecebilmekte. Tuhaf beslenme aliskanliklariyla da birden fazla albumde kahramanlarimiza eslik etmekte.  



  • Brittibrit: Oldukca cirkin goruntusu ve igrenc kokusuna ragmen cok turkulu ve yetenekli bir sanatci olan Brittibrit istedigi forma girebilmekte. Izleyenlerin dusundugu forma burunebilmesi ise performansinin doruga ulastigi an.   



  • Tshung: Kurutulmus-paketlenmis bir sekilde tasinabilir. Suyla temas ettiginde ise kendi formuna doner ve canlanir. Artik gonderilen nerede olursa olsun butun engelleri asip basarili bir sekilde mesaji ulastiracak mukemmel bir posta "guvercini"dir.  






21 Mart 2018 Çarşamba

Bir yagma vakasi: Kaptan Venus

Ilk okudugum Venus macerasi uzun yillar once 'Evrenin Akbabalari' isminde muhtesem bir maceraydi; Venus ve Orion'un dustukleri gezegen, yaratiklar, onlari esir alan uzay korsanlari, sonrasinda gelisenler (spoiler olmasin) hersey dort dortluk bir bilim kurgu hikayesiydi. O zamana kadar okudugum yerli cizgi romanlardan cok farkli, oldukca yaratici bir hayalgucunun mahsulu olan bir calismaydi belli ki. 

Hayal kirikligi sonraki yillarda yasandi elbette, once tum Venus maceralarinin bu kalitede olmadigini gordum. Bir cogu cocukca, "cheesy" islerdi. Yillar sonra ise -internetle birlikte- daha buyuk hayal kirikligi olarak "kopya" meselesini-iddialarini ogrenmis oldum.

Lami Tiryaki bir tanitim yazisinda "Bir miktar kopya ve biraz da bizden öğelerle oluşturulan" demis Venus icin ama bu herhalde cok iyiniyetli bir yaklasim(1). Gercek cok daha aci, Venus bastan asagi calinti panellerle, hikayelerle dolu. Hatta Venus'de Venus disinda orjinal olarak eklenen ne var o bile mechul. Yapilanin adini acikca hirsizlik-intihal diye koymak lazim zira bu artik alinti, ilham, esinlenmenin cok cok otesinde bir seviyede.

Venus'un kaynaklari zaten CR forumlarinda, websitelerinde boluk porcuk tartisilmis, konusulmus; gayem bunlari -album album tum listede olmasa da- kendi katkilarimi ekleyerek derlemek, biraraya getirmek. Atladigim olursa bilgilendirirseniz sevinir, guncellerim.   

Venus'deki cogu cocukca, ucuz maceranin boyle olmasinin hakli bir gerekcesi var zira bu maceralarda cok erken bir tarihte (50'li 60'li yillarda) genc yastaki okuyuculari hedef alarak uretilmis "Buck Rogers"lar kaynak olarak kullanilmis. Buck Rogers zaten hedef kitlesini hizli, akici, pulp maceralara cekmek icin hazirlanmis bir CR; cok derin bir icerik, yapisal olarak saglam bir bilim kurgu altyapisi veya yaratici bir hayalgucu icermeyen gunluk ve haftasonlari olmak uzere degisik peryotlarda hizli uretilip tuketilen CR'lar. Donemi ve hitap ettigi okuyucu icin ilginc olabilecek ama 80'lerde coktan asilmis CR'lar. Buck bu maceralarda Venus oluvermis:


Burada bir baska ilginc nokta zaten bu Buck Rogers'larin bir kisminin daha onceki bir donemde Yildirim Kaptan olarak Turkiye'de zaten yayinlanmis olmasi. Ilk yayinlar Cocuk Haftasi dergisinde 50'lilerin sonlarinda, sonrasinda Dogan Kardes dergisinde 67 yilinda gerceklesmis. Bu yayinlarda (Cocuk Haftasini kontrol ettim sadece) kahramanin adinin degistirilmis olmasina ragmen gercek yaraticilarin ismi yer almis.

Venus ve Kaptan Yildirim




Bir enteresan not da (Bulent Kisa'dan) Yildirim Kaptan'in aslinda Buck Rogers oldugunu belirtmeden -bilinmesine ragmen, keske yazida bu da belirtilse idi-  Kaptan Venus tarafindan calindigini tespit eden su yazi olmus : 
Kaptan Venüs´ın açıkgöz ve yaratıcı çizeri Yıldırım Kaptanları almış, bütün macera ve resimleri aynen kullanmış, sadece Yıldırım Kaptan tipini değiştirip bir kadını, Kaptan Venüs yapmıştı. Tabii bu sözde eserini kendi imzası ile satmıştı. Kaptan Venüs de öyle uzayda sürünüp, maceralar yaşamasına gerek olmayan seksi bir tipti. Dünyanın herhangi bir yerinde manken olarak milyonlar kazanabilirdi. Kaptan Venüs´ı gençler yuttu fakat Yıldırım Kaptan´ı tanıyan kişileri de onun böyle yozlaşması ya da cinsiyet ameliyatına arzusu hilafına uğraması üzdü. Orijinalitesini hiç bozmadan Yıldırım Kaptan aynen yayınlansaydı daha iyi olmaz mıydı? (2)

Fakat Buck Rogers agirlikli kaynak olmasina ragmen elbette tek kaynak degil. Gelelim diger kaynaklara:

Bir macerada (Zamanin Sonundaki Tapinak) Thor ve Volstagg kullanilmis Marvel evrenininden; Thor 242-243-244 gibi sayilardan paneller ve hikaye asirilmis. Thor bir zamanda yolculuk hikayesi geregi 'Herkul', Volstagg ise 'Sovalye Arthur' yapilmis (Hogun'a dusen rol dogal olarak 'Cengiz Han' :) ) .


Cekici yerine kilicini Venus icin firlatan Thor



Yagmalanan baska bir kaynak ise cok zengin icerikleriyle Fransiz bilim-kurgu albumleri elbette; bunlar Buck Rogers'larin aksine album olarak uretilmis veya dergilerdeki yayinlarin albumlesmesiyle olusmus cok daha saglam kurgulu, derinlikli yayinlar: 

Benim bayildigim 'Evrenin Akbabalari' harika bir BD olan Le Vagabond des Limbes'in ucuncu albumunden (Les Charognards du cosmos - 76) kare kare asirma:




'Galaksinin Merkezi' ise gecen sene izledigimiz filme de (Valerian and the City of a Thousand Planets) kismen kaynaklik eden Valérian and Laureline altinci albumu (Ambassador of the Shadows - 75)den kare kare asirma:





Goruldugu gibi onune geleni yagmalayip ortaya karisik bir eser sunmus Ali Recan, hal boyle olunca maceralarin icerigi, kalitesi ve tanimlanan evrenin mantigi acisindan da oldukca garip-tutarsiz-eklektik bir CR ortaya cikmis. Buck Rogers'in cocukca evreni Vagabond ve 'Valérian and Laureline'in karmasik, derinlikli, cok-katmanli icerigine uyusmamakta; kaldi ki Vagabond  ve 'Valérian and Laureline' evrenleri bile birbirleriyle felsefe, teknolojik gelismislik, yaraticilik, icerik konusunda apayri evrenler.

Belki bu karmasa icinde tek olumlu nokta Recan'in CR dunyamizda eksikligini hissettigimiz guclu bir kadin kahraman yaratma girisimi olabilir. 60'larda Barberella ile baslayan Laureline ile devam eden ozellikle Fransiz bilim-kurgu CR'larindaki guclu-lider-karizmatik kadin karakter boylece CR dunyamizda temsil edilmis olur. Ama keske calinti, derme-catma degil orjinal olsaydi. 


KAYNAKLAR:
(1) Çizgili Hayat Kılavuzu - Kahramanlar, Dergiler ve Türler
(2) http://www.bilinmeyen.com/node/300


PS: Ek bir not; 'Valérian and Laureline' albumunde uzayli irklarin adi bile orjinalinden bozulmadan alinirken  bu panelde ceviriye mudahale edilmis. Tagliens teolojik problemleri cozen bir irk yerine -tahminim 'gods of cosmos' gibi cogul tanrilar kelimesi rahatsiz etmis olmali- 'teknolojik savaslarin zorlu savascilari' gibi bir sacma ceviriyle sansure ugramis :)


6 Mart 2018 Salı

Antares - Ekoloji & Kadin Haklari

Antares dongusu, Leo'nun meshur serisinin ucuncu kismi.
Ilk kisim Aldebaran ve ikinci kisim Betelgeuse'dan bahsetmistik.

Leo, yine ilk serilerde oldugu gibi muthis bir bilim-kurgu hikayesi, fauna ve florasi ile etkileyici yeni bir  gezegenle birlikte temelde insanoglunun buyuk problemlerini desmeye devam ediyor bu seride de. Yeni gezegenimiz Antares'e uzanmadan once ilk defa odagimizi dunyaya ceviriyoruz ve seri boyunca suren kolonizasyon calismalarinin neden bu kadar onemsendigini anliyoruz. Hatirlarsaniz daha birkac yil once Stephen Hawking insanligin tur olarak devam edebilmesinin tek yolunun "onumuzdeki yuzyillarda baska gezegenleri kolonilestirmek ve cok-gezegene yayilmis bir tur haline gelebilmek" oldugunu soylemisti. Nedeni acikti: yarattigimiz kosullar gezegenimizi kirilgan kilmakta (kurasel isinma, ekolojik felaketler ve nukleer savas tehlikesi). Tur olarak ise sandigimiz kadar dayanikli bir tur degiliz zira kirilgan cevremizde koklu bir degisiklik olmasi halinde extinction tehlikesi ile burun burunayiz.

Iste kahramanimiz Kim'in dunyaya geldiginde karsilastigi durum budur: kuresel isinma yuzunden mevsimler degismistir, hava kirliligi ust seviyededir, insanlar sokakta bazen gaz maskeleri ile dolasmaktadirlar (bugun bazi sehirlerde oldugu gibi). Insanlik din savaslari ile birbirini tuketmistir; en can alici sahnelerden biri yanmis-yerlebir olmus Notre-Dame klisesi sahnesidir (bu elbette insanlik icin uzak bir ihtimal degil bugun bile din/mezhep savaslarinin nelere yol actiga, birbirlerinin kutsal mekanlarini havaya ucuran fanatiklere sahit olmaktayiz).



En yakin akrabalarimiz bir bir yok olmustur, yasamakta olan son sempanze ise bir hayvanat bahcesindedir (Bu da yine uzak ihtimal degil, cevreye verdigimiz zarar yuzunden turler birbiri ardina yok olmakta, bazilarinin son ornekleri hayvanat bahcelerinde olmekte)


Bu sebeplerle kolonilestirme calismalari yeni gezegen Antares'e kadar uzanir lakin gezegene varir varmaz projenin sponsoru olan sirketin ardindaki dini cemaat adeta bir darbeyle projeye el koymaya kalkar (dini cemaatlerin buyuk ekonomik guc elde edip iktidara oynamalari da gunumuzun bir gercegi). Kendi dini ajandalarini gemi murettabatina sonra da gezegendeki yeni kolonistlere dikte ettirmeye baslar. Planlarina gore dunyanin onde gelen dinlerinden devsirip eklektik olarak olusturduklari yeni kliselerince yeni bir ahlak-yeni bir toplum olusturacaklardir. Her ahlakciliga soyunan yeni yetme dinde oldugu gibi iktidarlrini kadin bedenini-kadinin toplumdaki konumunu sekillendirerek ise baslarlar. Bu toplumda elbette polygami mesrudur, kadinlar saclarini tras edip vucut hatlarini belli etmeyecek sekilde giyinmelidir, bazi isleri yapmalari yasaklanir.



Yildizlararasi yolculukta bile "sorun" olan kadin bedeni
Insanlik isik hizini asip gezegenlerarasi yolculugu basarmasina, ekolojik olarak mahfettigi dunyadan kacip hedefledigi kolonizasyonu gerceklestirmesine ragmen yapisindaki ickin problemleri de (tribalisim, cinsiyetcilik, dinsel bagnazlik, irrasyonellik vb) beraberinde yildizlarin otesine tasimaktadir. Tarihsel olarak buyuk mucadelelerle astigi problemleri (kadin haklari gibi) yeni gezegende tekrar karsisinda bulmaktadir.

O yuzden kolonizasyon bir taraftan insanligin bekasi icin zorunluluk oteki taraftan insanligin tekrar tekrar ortaya cikan zaaflari  yuzunden problematik ve tehlikeli bir surectir.


Elbette bu Leo'nun yari-karamsar vizyonu, bambaska kurgular mumkun. Yari karamsar diyorum zira zorluklari kiracak-zorlayacak Kim ve Alexa gibi cok guclu-ozgun kadin karakterileri de var Leo'nun. Fransiz bilim-kurgu CR'larinda V&L'in Laureline'i yahu Barbarella'dan beri cok canli bir damarin guncel temsilcileri.

Seriye getirebilecegim tek elestiri bugun cokca tartistigimiz ekoloji, cinsiyetcilik, dinler arasi savas, uzay yolculugu, evrim, bilinc gibi bir suru kavramla gelecekte gecen bu hikayenin temellerini atarken bugun yine cokca tartistigimiz AI-Yapay Zekaya cercevesinde yer vermemis olmasi. Yildizlararasi yolculuk kapasitesine-teknolojisine ulasan insanligin AI konusunda da cok yol almis olmasi beklenirdi halbuki. 

14 Kasım 2017 Salı

Betelgeuse'da Zeka ve Bilinc

Betelgeuse Leo'nun harika calismasi Aldebaran'in ikinci dongusu; 
maceralar bu sefer ilkiyle baglantili olarak Betelgeuse gezegenine tasinmis durumda. 

Betelgeuse gezegeninde mahsur kalan insanlar ikiye bolunmus durumda, bir grup askeri disiplinle, ataerkil bir duzenle hareket ederken kadinlar insanligin devami icin surekli dogurmakla vazifeli: 



Asil tartisma konulari ise gezegende gorebildikleri insansi yaratiklarin (iums) zeki ve bilincli olup olmadiklari konusu. Bu konu hikaye acisindan onemli zira gezegeni kolonize edip etmeme karari buna bagli. Yildizlararasi yolculuklara baslamis insanoglu Leo'nun evreninde bir karar almis gozukuyor -bir nevi star trek prime directive gibi- zeki yaratiklarin bulundugu gezegenler insanoglu tarafindan kolonize edilmeyecek. Bunun olcusu de konmus : "ates kullanabilen ve alet yapabilen canlilar" 


Seneryo icin belki gerekli olan conflict bu olcunun sigligindan dogmakta halbuki; yildizlararasi yolculuga cikmis insanligin bu kadar sig ve insanoglunun bakisini merkeze alan bir olcu koymus olmasi inandirici gelmiyor. Evet, gezegenimizdeki diger canlilari tanimaya ve tanimlamaya calisirken gectigimiz yuzyil boyunca cok hatalar yaptik. Ornegin basit bir bilinc-farkindalik testi vardir hayvanlar icin kullanilan, hayvanin alnina boyayla yapilan bir noktayi hayvan aynada gordugunde alnina elini goturur mu, kendini tanir mi seklinde ozetlenebilecek olan soru vardir (mirror test). Yillarca fillerin bilincinin olmadigi sanildi zira deneyde hayvanlarin boyutuna, gorus alanina uygun olmayan aynalar kullanildi. Ya da kopeklerin dunyayi gorsel degil kokusal algilari ile tanidigi gozardi edilip ayni test kopeklere uygulanmaya kalkisildi. Ormanda gozlemlenlenen sempanze ve goriller isimlendirilmeden anildi saha raporlarinda; sanki birer kisilikleri, benlikleri yokmus sadece icguduleri ile hareket eden robotlarmis gibi. 


O gunlerden beri cok yol aldik. Goodall, De Waal ve benzeri bilim insanlarinin yaptigi calismalar artik hayvanlara bakisimizi kokten degistirmis durumda, pek cok turun sandigimizidan cok daha zeki, becerikli oldugunu ve kendi bilinclerinin oldugunu biliyoruz artik. Bazi konularda bizden bile ilerdeler; sempanzeler short term memory testlerinde, ya da kendilerinin oynayabilecegi sekilde gelistirilmis tas-kagit-makas benzeri bir strateji oyununda insanlardan daha iyi performans gostermekte. 

Bugun artik biliyoruz ki ne zeka ne de bilinc insani hayvandan ayiran ozellikler degil. Bunun boyle olmasi (insanin diger hayvanlardan ayirt edici ilahi bir spark'a sahip oldugunun soylenmesi) genelde darwinden beri insani ayri bir yere koymaya gayret eden tutucu zihniyetin gelistiridigi bir savunma mekanizmasi. Nasil diger biyolojik ozelliklerimiz hayvanlarin ozelliklerinin bir devami ise zeka ve bilinc de oyle, var veya yok olmamasindan ziyade bir spektrumdan bahsedebiliriz.

O yuzden Leo'nun evreninde insanoglunun boyle sig bir tanim yapmis olmali CR'in atmosferini bozmakta ("alet yapabilen" tanimi dogada pek cok turun alet yapiyor oldugunu ogrenmemizden once kullanilan arkaik bir onerme). Neyse ki Betelgeuse  uzerinde evrimin nasil sekiller alabildigi, ne kadar ilginc avlanma-beslenme-ureme stratejileri, simbiyozlar, zeka ve bilinc disavurumlari uretebildigi kesfedilmis durumda da bu olumsuz yan goze batmamakta. Diger bir olumlu yan Leo'nun cizgilerindeki ilerleme, malum kendisi bir Rosiński degil ama ilk donguye gore net bir guzellesme var karelerinde. 

Insanoglunun bu konuya bakisinin problemi bilim insanlariyla beraber bilim kurgu yazarlarinin ilgi alanindaydi aslinda; bir ornek vermek gerekirse V&L'e donelim: 

 



The Wrath of Hypsis (1985) albumunde psisik yeteneklere sahip bir uzayli olan Glapum'tian Valerian'a gorevinde yardim ederken dunyanin diger zeki yaratiklariyla iletisime girer. Bunlar bizim katil Orca'lar dediklerimizden baskasi degildir. 

26 Ekim 2017 Perşembe

Cay icelim


"Cay" esprisi Ingiltere'de gecen BD'lerin sikca basvurdugu bir espri, asagida son donemlerde okudugum uc ayri albumde esprinin degisik varyasyonlari yer almakta. Eminim biraz bakilirsa daha bircogu cikar. Tanimlamak gerekirse Ingilizlerin olmadik durumlarda, sikca ve bolca cay icmeleri, zor kosullarda bile ritueli aksatmamalari ve bunu bir nevi care olarak gormeleri uzerine yapilan cesitlemeler esprinin omurgasini olusturmakta.  

Asagidaki albumlerin cok degisik turlere ve tarihi peryotlara ait olmasi Fransiz-Belcika ekolunun Ingiliz cayina taktiginin ve esprinin olmediginin gostergesi :) 

'Ne guzeldir Ingilizlik' ve yasasin kliseler :)  

Blake & Mortimer 'The Yellow M' 1956


Valerian & Laureline - 'The Wrath of Hypsis' 1985
Clifton - 'Black Moon' - 2004

4 Ekim 2017 Çarşamba

Valerian & Laureline

Tercuman Cocuk sayfalarinda tanimistim Valerian & Laureline 'i ilk once. Boluk porcuk okunan bir-kac macera disinda Fransizca bilmedigimden dolayi daha fazla okuyamamistim, ta ki Cinebook albumlerini Ingilizceye cevrimeye baslayana dek. Uzun suredir kaliteli albumlerin keyfini cikarmaya baslamistim. 

Bu keyif gecen haftasonu Fransiz Enstitusunde bu bilim-kurgu saheserinin yaraticilari Pierre Christin ve 
Jean-Claude Mezieres'in harika eventiyle taclandi. 




Once kucuk ve samimi bir odada karakterleri, maceralari ve tum yaratim surecini bu CR devlerinden dinleme sansina eristik. Bir kac nokta aktarmak sart burada: 


  • Valerian & Laureline Fransiz cizgi romani denince akla gelen komedi, western, macera cizgi romanlarinin markete hakim oldugu bir donemde (1967) bir bilim-kurgu CR olarak oncu oldu ve kendi ekolunu yaratti. 
  • Yine erkek kahramanlarin egemen oldugu bir donemde bir kadin kahramana basrol vererek cigir acti. 
  • Harika gezegenler, yaratiklar ve uzay araclari tasarimlari ile; donemine gore basdondurucu bilim-kurgu konseptleri ile Star Wars dahil kendisinden sonra gelen pek cok eseri etkiledi.
  • 50 yillik bir beraberligi yurutmek inanilmaz caba, ozveri, nezaket ve alcakgonulluluk gerektirmekte. (TR'de CR alaninda seneryosunu baskasinin yazdigi cizgileri bir baskasina ait boyle ekip calismalarinin neden uzun soluklu olmadi ve yurumedigi ortada degil mi? Karaoglan'in dogusunu hatirlamak yeterli sanirim)
  • Varligindan haberimin olmadigi bir cizgi roman uyarlamasi oldugunu ogrendim lakin yaratici surec ellerinden cikmis ve pek sevmemisler uyarlamayi (ticari olarak da basarili olmamis anlasilan) 


Konusmanin ardindan ise Luc Besson'un cektigi filmi izledik (Ustadlar hemen onumdeki sirada oturuyorlardi). 50 yil once birinin daktilosu digerinin fircasi sayesinde can bulan karakterlerin, anlatilan muhtesem hikayelerin boyle bir filmde beyaz perdeye yansimasi onlar acisindan tarifi guc bir his olsa gerek ( Mézières yillar once Besson Fifth Element'i cekerken ona yardim etmis; 'bu sacmalikla niye ugrasiyosun ki Valerian & Laureline'i cek diyerek ilk fitne tohumlarini orada yerlestirmis :) ) 



   Filmden sonra ise imzali bir album sahibi oldum :)