Alan Moore etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alan Moore etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Temmuz 2020 Perşembe

Top 10

Alan Moore'un gorece az bilinen calismalarindan biri Top 10. 






99-2001 arasi 12 sayi cikmis kisa bir superkahraman anlatisi, devami da bazi kisa spinofflarla gelmis. Icinde yasayan her karakterin bir super gucu oldugu bir sehrin (Neopolis) ve bu sehirdeki bir polis gucunun basindan gecenler konu alinmakta. Bu ozel yeteneklerin kimisi diger ana akim cizgi romanlardan hemen ilk bakista taniyacagimiz ozellikler kimisi ise oldukca yeni/orjinal fikirler. Kisacik bir seri icin adeta bir fikir fabrikasi gibi onlarca karakter uretmis Moore (bazi karakterleri detaylica taniyoruz bazilarinin ise sadece ismini ogrenebiliyoruz ). Seri hem 80'li 90'li yillarin klasik polisiye dizilerinin havasini yakalamis hem de sonuc olarak yerli yerinde bir mizah/superkahraman parodisi anlayisina sahip surukleyici bir eser ortaya cikmis. Elbette bu faktorlere Gene Ha'nin harika cizimlerini de eklemek gerek.  

Super kahraman enflasyonu basta Kurt Busieck'in Astro City'si tadini verse de Astro City daha cok siradan insanla super kahramanlarin iliskisi uzerine insa edilmis bir eser oldugundan Top 10 cok daha farkli bir yerde durmakta. 

Seri icinde 3 karateri oldukca sevdim;

Ilk karakterimiz John "King Peacock" Corbeau; Peacock yani Tavuskusu ismini inanclarindan oturu tasimakta. John bir Yezidi ve inandigi Melek Tavus'la dogrudan iletisim halinde. Boylece karsisindaki rakiplerin, engellerin en zayip noktasini ogrenmekte. 

Ozellikle ISID sonrasi Yezidiler Bati dunyasinda daha cok duyuldu/tanindi ama ondan once Moore'un boyle bir karakter yaratmis olmasini tebrik etmek gerek. Mitolojiye, gnostik-ezoterik inanclara duskunlugunu bir kez daha ortaya koymakta boylece: John'un, Tanriya inanip inanmadigi sorgulaninca verdigi cevap carpici: Ona gore aslinda Tanri insanlara inanmamakta ve herseyi Melek Tavus'a birakip cekimis durumda. 




Ikincisi Robyn "Toybox" Slinger; surekli yaninda tasidigi oyuncak kutusunda cesitli boyutlarda/yeteneklerde oyuncaklar tasimakta ve bunlari kontrol edebilmekte. Bu yonuyle Ingiliz cizgi romaninin unutulmaz karakterlerinden The House of Dolmanne yapilmis bir gonderme adeta. Moore'un Ingiliz cizgi romanindaki yerini goz onune alinca olasi bir durum. 




Orjinal Dollman'in yeniden yorumlanmasi

                 Orjinal Dollman'in guncel yorumu

Son olarak ana karakterlerden degil ama bir yan karakter: sehrin taksi suruculerinden biri; kor oldugu ve cokca da kazaya karistigi halde Zen gucleriyle taksiyi surdugunu iddia etmekte. Sadece Daredevil misali bir radar algisindan bahsetmiyoruz, insanlari zaman-mekan denklemi icerisinde olmasi gereken yere goturdugunu iddia eden (cogu zaman da kimsenin inanmadigi) bir surucu:  Bob "Blindshot" Booker







15 Şubat 2019 Cuma

The League of Extraordinary Gentlemen

Alan Moore'un muhtesem eserlerinden biri The League of Extraordinary Gentlemen'i yillar once grafik roman formatinda okumustum. Bir de 2003 yilinda vizyona giren (cizgi romana hic sadik olmayan bir uyarlama ile ) Sean Connery'e ragmen pek basarili olmayan bir filmi var serinin malum. 

Ama ilk defa serinin ilk basimini yani fasikul formatinin bazi sayilarini edinme sansi buldum. Bunlar 1999 yilinda America's Best Comics  semsiyesi altinda yayinlanmis fasikuller, her birinin kapagi cizer Kevin O'Neil'in  birbirinden ilginc dizaynlarina dayanmakta. 

Hele alternatif bir tarih akisinda gecen Viktorya donemi Superhero toplulugu olarak tasarlanmis bu serinin 6. sayisinin doneme yakin tarihlerde ortaya cikan ilk cizgi romanlar seklinde tasarlanmis 6.sayisinin kapagi... gondermesiyle inanilmaz bir estetik duzeye ulasmakta. 








3 Şubat 2019 Pazar

The Boys

'Quis custodiet ipsos custodes?'(Gozetleyenleri kim gozetleyecek?)  Roma'li meshur  sair Juvenal'in bir dizesi. Aslinda bambaska bir baglamda kullanilmis olsa da sonralari cok populer olmus bir alinti. Politik guc, iktidar savaslari, diktatorluk, demokrasi ve toplumu gozetleme mekanizmalari baglaminda kullanilagelen bir alinti. Bu kalip populer kultur dunyamizda cok cesitli yerlerde kullanilmis olsa da asil meshur olmasini saglayan eser tabi ki Alan Moore'un Watchmen'i:  'Who watches the watchmen'. Zaten Moore da kitabin ana temasinin ve basliginin da bu soruyla dogrudan ilgili oldugunu belirtmekte. 

Watchmen'den sonra superkahraman cizgi romanlarinda bir grup maskelinin kahraman rolune soyunup kendi kurallarini dayatmasi, ele almasi bir sorun olarak durmakta. Topluma yardim ederlerse, sorunlari cozerlerse pek guzel ama ya yoldan cikarlarsa? Ya kullandiklari metodlar?Ornegin Marvel'in en guzel eventlerinden 'Civil War' da ayni soruya cevap aramakta. Bu sefer onlari kim izleceyek, denetleyecek? Bu aslinda cok cesitli bicimlerde yorumlanacak bir allegori de ayni zamanda... 




Garth Ennis kendi deyimi ile super kahramanlari pek sevmemekte; yakindan takip de etmemekte. Yazarken de daha ayagi yere basan karakterleri yazmayi tercih ediyor o yuzden, uzun zaman yazdigi Punisher gibi. Ama bu demek degil ki fantastikten-paranormalden hoslanmiyor; vampirler, melekler seytanlar cirit atmakta yazdigi bazi diger eserlerde. Preacher ve Hellblazer gibi. Kostumluler soz konusu oldugunda ise oldukca supheci: 

"Cogu super kahraman hikayesini anlamsiz buluyorum. Bu demek degil ki bu turde bir potansiyel yok - Alan Moore ve Warren Ellis; ikisi de insanotesi olmanin ve insanotesinde dusunmenin nasil olabilecegine dair ilginc isler yaptilar... Miracleman, Watchmen ve Supergods'a bakin. Fakat endustri okuyucunun talebini karsiladigi surece yani ayni parlak renkli kostumlu karakterler surekli ayni seyleri yaptikca - asla gercek bir gelisme goremeyeceksiniz. Bu hikayeler bitemez, bundan dolayi da hicbir zaman anlamli olmayacaklar"*

Peki bu sozleri soyleyen Ennis'in kendi super kahraman hikayesi nasil olur; elbette The Boys gibi yazilmis-cizilmis en vahsi-en gore cizgi roman serilerinden biri cikar ortaya. 


The Boys evreninde Compound V denilen bir madde insanlara super gucler vermektedir ama bu maddenin uretilmesi inanilmaz pahalidir ve tek bir firma (Vought-American) bu sureci kontrolu altinda tutmaktadir. Istedigi gibi deneyler yapmakta, super kahramanlar uretmekte, bunlarla takimlar kurmakta ve uzerlerinden turlu kanallarla buyuk paralar kazanmaktadir. O yuzden superlerin herbirinin ne giyeceginden, orjin hikayesine kadar hersey uzmanlar tarafindan kontrollu bir surecle tasarlanmaktadir. (Biraz da bugunun Super Kahraman ikonlarinin sirketler tarafindan marka olarak yonetilmesine getirilmis bir elestiridir bu elbette) 

Fakat disaridan boyle karizmatik, yardimsever ve ahlak abidesi gorunen superler gizli olarak inanilmaz ahlaksiz yasamlar surmektedirler. Cinayetlerden tecavuzlere, uyusturucudan her turlu sapkinliga kadar kontrolsuz bir yasamlari vardir.


Iste bu noktada yine V compaunduyla guclenmis The Boys devreye girer. CIA ile baglantili-yari resmi gorevleri superleri gozetim altinda tutmak, gerektiginde mudahale etmek ve is cigrindan cikmadan olaylari kontrol altina almaktir. Fakat Vought-American da Boys'un farkindadir ve seri boyunca sirket ile The Boys arasindaki surtusme kizisir, gerilim giderek yukselir. Seri ilerledikce de aslinda bize ilginc gelen tum bu super kahraman kavgalari, The Boys'un Marvel-DC evreninden tanidigimiz-sevdigimiz super kahramanlara "haddini bildirmesi" gibi ilginc sahnelerin altinda yatan derin hesaplasmalari ogreniriz adim adim. Bir tarafta devasa para gucuyle ve kirli politik baglantilari ile nihai amaci sadece kar etmek olmayan bir sirket, ote tarafta onlari kontrol altinda tutmaya calisan politicilar ve kanun disi yollara basvurmaktan cekinmeyen devletin gizli mekanizmalari. Ennis'in hikayeyi yazarken etkilendigini soyledigi eserlerin 50'li 60'li yillarin Amerika'sinda sirketler, mafya, devlet ucgeninde gecen kirli iliskileri anlatan kitaplar olmasi tesaduf degil aslinda. 

Akla dogal olarak gelen tek soru ise basta andigimiz 'who watches the watchmen' sorusudur bu durumda. Superleri gozetleyenler tayt ve maske giymeseler de benzer guclerle donanimli The Boys'dur, ama onlar da kontrolden cikarsa onlari kim gozetleyecektir? Zira liderleri 'Butcher' eline firsat gecse butun superleri oldurebilecek potansiyelde biridir. The Boys'un eski kurucusu bile grubun simdiki lideri Bucther'dan suphelenmektedir.  





Hem Marvel hem de DC'den butun populer superlere-super gruplara bazen direk gondermelerle; bazen de 2-3 degisik kahramanin amalgami karakterle ugrasir seri boyunca Ennis. Super kahramanlarin bu kadar kotu gosterilmesi baslangicta bir DC yayini ( Wildstorm uzerinden) olan The Boys'un 6 sayi sonunda bitmesi ile neticelenir. Ennis'in tabiri ile karakterlerin birbirlerine kotu seyler yaptigi cizgi romanlara tahammul edilebilir buyuk yayinevlerinde ama superlerin birbirine surekli kotu seyler yapmasi cizgiyi asmaktadir zira bu yayinevinin ana urunleridir superler. DC'den ayrildiktan sonra pek cok teklif alan yaratici ekip Dynamite'da karar kilar ; kendilerine istedikleri yaratici serbestligi saglayacak kadar kucuk ama seri bitene dek batmayacak kadar da buyuk bir yayinevi. 

Iyi ki de sonuc boyle olmustur aksi takdirde ya seri bitmeyecektir ya da oldukca sulandirilmis bir versyonu zorlanacaktir. 

Bakalim bu sene izleyecegimiz Amazon serisi ne kadar Ennis-Robertson yaratisina ne kadar sadik kalacak? 

Kaynaklar: 
*https://www.scifinow.co.uk/interviews/why-garth-ennis-hates-superheroes-and-loves-war/

Kapaklar:












23 Kasım 2018 Cuma

Halo Jones Destani - The Ballad of Halo Jones

'Ballad' kelimesi Turkce'ye 'sarki' olarak cevriliyor genelde (Corto Maltese'den hatirlayalim) ama anlamda birseyler eksik kaliyor. Balad herhangi siradan bir sarkidan fazlasi, daha geleneksel-destansi bir formu ifade etmek icin kullanilmakta. "Turku" kelimesinin de birebir karsiladigina emin degilim, belki de serbest bir ceviriyle "destan" olarak cevirmek gerekiyor ya da "agit".

Halo Jones tam anlamiyla destansi bir cizgi roman, mitolojide ya da gecmiste degil cok uzak gelecekte gecen bir hikaye. Buyuk cizgi roman ustadi Alan Moore'un pek az bilinen erken donem calismalarindan biri. Moore'a buyuk cizer Ian Gibson'in eslik etmesiyle Halo Jones'un destansi siyah-beyaz atmosferi-evreni yaratilmakta.




Insanoglunun 55.yuzyilda buyuk bir teknolojik seviyeye ulastigi, galaksiye yayildigi ve bazi uzayli irklarla yanyana yasadigi ama buyuk kalabalik sehirlerde evden cikip alis veris yapmaya gitmenin bile riskli oldugu tekinsiz bir dunya bu. Ve bu dunya icinde kendini bulmaya calisan siradan bir kadinin hikayesi Halo Jones; onu onculleri veya benzer baglamlardaki elinde lazer silahi olan kadin kahramanlarla kiyaslamamak lazim. Eline silah alip evreni fethe cikan bir 'heroine' degil, en yakin arkadasini bir cinayete kurban verdikten bir digerini de dini bir kulte kaptirdiktan sonra hayatini sorgulayan, kendi hikayesini yazmaya, kaderini eline almaya calisan siradan biri.  

Moore'un harika orjinal buluslari sizi hemen bu evrenin icine cekiyor; ornegin bu tehikeli dini kulte kaptiranlarin kendilerine operasyonla -beyinlerine- bir aparat takmalari, zihinsel fonksyonlarini artik tam kullanamamalari... Bu operasyon elbette dini kultlere kendilerini kaptiranlarin yaptiklarini literal baglamda simgeliyor, bu insanlar tarih boyunca bir ameliyat gecirip beyin loplariyla oynatmasalar bile zihinsel faaliyetlerinden-rasyonel dusunme yetilerinden vazgecmekteler. Ya da gecici etkileriyle bir silah olarak "zenegede" granede (el bombasi) kelimesiyle zen kelimesinin birlesmesinden olusan bu kelime bir silah olarak gecici tesir birakiyor kullanilan kiside: nirvanaya ulastigi, herseyi cozdugu gibi uyusturucu etkiler birakiyor, herseyi bosveriyor. Butun bu hos buluslarin altini kazidiginizda ise cok saglam bir savas-karsiti metin cikmakta.



Gibbons ise sadece siyah/beyazla nasil renkli-detayli bir evren yaratilabileceginin dersini veriyor adeta. Bugune kadar gordugum en guzel siyah-beyaz desene sahip cizgi romanlardan biri.



Maalesef bu harika cizgi roman Quality Comics basligi altinda bir comics formatina donusurulmeye 
calisildi Amerikan pazari icin. Gibbons'in harika siyah beyaz sihri kotu bir renklendirmeyle dagitildi (asagida bazi ornekler var). 2000AD formatindan comic book formatina gecerken panellerle, oranlariyla oynandi. Uzun soluklu bir comics yayinina yeterli Halo Jones malzemesi olmadigindan dolgu malzemesi olarak alakasiz isler kullanildi. Toplamda 12 sayi cikabilen bu yayini bugun tamamiyla toprlamak oldukca zor.




Oysa yapilmasi gereken oldukca basitti: yilar sonra Titan yayinevinin yaptigi gibi 2000AD materyalini orjinalini bozmadan bir grafik roman seklinde yayinlamak ve olumsuz bir esere sahip olmakti. Neyse ki su an bu formatda yayinlanmis bulunmakta. Quality Comics denemesinden elimize kalan yegane olumlu sey ise ektradan uretilmis (Gibson cizimlerinin yerini tutmasa da) kapaklar.








14 Kasım 2018 Çarşamba

Tom Strong - Liste

Alan Moore'un az bilinen eserlerinden biri Tom Strong, cesitli spin-off lariyla oldukca daginik ve uzun bir zaman dilimine yayilmis bir yayini var. Ekte bu yayinlarin basta wiki olmak uzere cesitli kaynaklardan olusturdugum bir listesi var (Terra Obscura gibi bazi ilgili serileri dahil etmedim).



Bunlarin hepsine ulasmak oldukca zahmetli o yuzden oncelikle orjinal ilk seriyi toplamaya gayret ediyorum: 










21 Haziran 2012 Perşembe

Watchmen'in Suyu

Sonunda bu da oldu, yillardir Watchmen uzerinde suren Moore-DC mulkiyet tartismasinin bir anlami kalmadi. DC bu CR'i yaraticisinin tum itirazlarina ragmen diger piyasa CR'larina benzetmekte bir sakinca gormedi. Moore'in degimi ile "kendi icinde bir butunlugu" olan Watchmen'in oncesi anlatilmaya 
basladi -sonrasi da sirada- 



Yeni CR'lar icin biraraya getirilen kadro muthis, buna diyecek birsey yok. Fanlarin merakini gidiklayacak surukleyici bir is cikaracaklarindan da eminim, lakin yapilan -endustrinin, sistemin kacinilmaz geregi olsa da- mide bulandirici. CR tarihinin mihenk taslarindan olan eser simdi yaraticisinin zihninde olusturdugu butunlugunden kopartilacak, spin-offlar crossoverlar derken cogaltilacak, cogaldikca dagilip tum esrarini kaybedecek. Elbette bu cogalma-yayilma esnasinda eserin mesajinin unufak olacagini da kestirmek guc degil.  


2 Aralık 2011 Cuma

Astro City

Alan Moore, 86-87 yillarinda yayimlanan Watchmen'le CR'da koskoca bir turun-genrenin donusmesinde; yeniden yorumlanmasinda-yaratilmasinda en onemli rolu ustlendi belki de. Super-kahramanlar ondan sonra tam bir yapi-bozumuna ugradilar;
bir daha eskiye donmemek uzere.

Watchmen "superlerin" ve super rolu yapanlarin zaaflarina, cinselliklerine, aile yasamlarina-sirlarina, iktidar iliskilerine, sapkinliklarina tuttu fenerini. Sadece 12 sayida savas, nukleer felaket gibi ciddi konulari katman katman islerken bir taraftan da "superlerin" emekli olmalari, aile olmalari, villianlari ile kurduklari tuhaf iliskileri sundu bize.

Watchmen'den sonra ana akim super kahraman CR'lari bile kendilerini yeniden yaratiken bir de onun izinden giden, actigi kulvardan ilerleyen CR'lar uretildi: "superler"den girift, elle tutulur hikayeler anlatilabilecegi iddasini tasiyan. Aralarinda en cok takdir ettigim ise Kurt Busiek'in yarattigi Astro City oldu. (Umarim bir gun Turkce'ye de kazandirilir) Busiek zaten sektorde ana akim CR'lardan taninan bir isim; Astro City'de "superler"le beraber yasayan siradan-kucuk insanlarin, side-kicklerin, dogru yolda tutunmaya calisan villianlarin, tasra herolarinin hikayelerini anlatti.

Hem Busiek'in saglik sorunlari hem de ana akim CR'lari icin yetistirmesi gereken isler yuzunden duzenli bir yayin hayatina sahip olamadi; oldukca az sayi cikabildi.Yine de bir cok odul topladi, cok begenildi ve Watchmen'in iddiasina ciddi katki yapti. (Elbette muhtesem Alex Ross kapaklarini anmak geriyor Astro City'den bahsederken)

Watchmen'den keyif alanlara siddetle tavsiye edilir.