Superhero etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Superhero etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2023 Cuma

Garth

Once biraz ansiklopedik bilgi : Garth, ilk olarak 24 Temmuz 1943 tarihinde Daily Mirror gazetesinde yayımlanan ve birkaç on yıl boyunca devam eden bir İngiliz çizgi roman dizisi. Karakteri yaratıcı yazar Steve Dowling, ilk maceraların cizeri ise Gordon Davies'di. Ancak karakterle özdeşleşen en onemli isim unlu cizer Frank Bellamy oldu. Frank Bellamy, Garth'ı cizmeyi 70'li yillar boyunca sürdürdü. 

Uzun suredir kovaladigim Garth albumleri de onceki maceralari bir tarafa birakip Bellamy maceralariyla baslamis durumda zaten. 



Guclu cizgileriyle, dinamik ve detaylı tarzıyla , Garth'ın görselligini bir anlamda Bellamy belirledi. Cevresindeki herkesden uzun, iri-yari , inanilmaz fiziksel guce sahip biri olarak betimlendi. Bellamy herhalde Garth'da degil o yillarda Marvel veya DC 'de calisiyor olsaydi bugun cizgi roman tarihine gecmis biri olarak anilirdi.



Ancak ne yazik ki bu albumleri gazetede yayinlanan bantlarin 4'unu bir sayafaya bastiklari icin Bellamy'nin harika cizimlerinin detaylari gizli kalmakta. 

Hikayeler ise bugunden baktigimizda oldukca yavan kalmakta. Garth kimi zaman kendi zaman diliminde Flash Gordon misali uzayda  yahut Atlantis benzeri bir sualti medeniyetinde  maceralar yasamakta kimi zaman ise o donemin populer baska kahramanlari gibi ( Adam Eterno) zaman yolculuguyla kendini baska bedenlerde bulmakta. Ama gunluk bant uretmenin telasi icinde olsa gerek hikayenin akisinin belli bir duzeni bulunmamakta. 





Ote yandan donemin ruhuyla bugun kolaylikla cancel edilmesine neden olacak laflar da etmekte Garth : kendisine maceralarinda eslik eden Fransiz prof  Lumiere'in Atlantis kralicesine soru sormak istemesini 'ne de olsa bir kadin fazla teknik detaylara girme' diye kestirip atmasi gibi.  




7 Kasım 2021 Pazar

Adam Eterno

Ingiltere cizgi roman tarihi gercekten enteresan kahramanlarla dolu, en ilginclerinden birinden (The Spider) daha once bahsetmistik (https://paneller.blogspot.com/2018/12/orumcek.html). Adam Eterno da benzer donemlerde cocuklar icin yayinlanan cizgi roman dergilerinde dogmus bir karakter. (Once Thunder arkasindan Lion ve Valiant dergilerinde 70'ler boyunca yayinlanmis) 

Ortacagda bir simyacinin ciragi iken simyacinin hazirladigi iksiri acgozlulukle hazir olmadan icen Adam Eterno ustasinin kendisini lanetlemesiyle olumsuz bir insana donusur. Artik olmeyen, hicbir silahin zarar vermedigi biri olmustur. 



Zaman icerinde degisik cografyalarda-degisik zaman dilimlerinde belirmeye baslar, kendini surekli belali isler icerisinde bulur. Onceleri bunun tadini cikarsa da insanlar tuhaf ozelliklerinden dolayi surekli onu dislamaktadirlar. Bu bitmeyen hayati sona erdirmek icin altin silahlar pesinde kosarken (Onu tek oldurebilecek sey altindan yapilis bir silahtir) yasadigi bir macera sonunda insanlardan takdir gormesi sonucu bundan sonra insanalara yardim etmeye karar verir. Kotu adamliktan iyi adamliga zamanla yavas yavas evrilen bir yolculuktur onunki. 

Bu ilginc karakterin toplanmis eski maceralari nihayet yayinlanmaya basladi. Surekli degisen cizerler arasinda Solano Lopez gibi ustalari gormek de cok enterasan. 





Not: Adam Eterno pek cok ingiliz kahraman gibi ulkemizde de kisa da olsa yayinlanmis (bu sefer orjinal ismiyle). 

  

 

24 Ağustos 2020 Pazartesi

Maestro

Hulk'un uzak bir gelecekteki dehset hali Maestro pek cok seride karsimiza cikti. Ama bugune kadar Hulk'un Maestro'ya donusum surece/macerasi detayli olarak anlatilmamisti. Yeni Hulk serisi  Maestro iste bu origin hikayesini bastan anlatmakta. 



Hikayenin basinda Hulk'u kendisiyle ve ailesiyle barisik, oldukca huzurlu bir yasam surmektedir. Banner ile bile barismis; adeata yapay mukemmellikte bir hayat yasamaktadir. Arada sirada ortaya cikan kotuler ise sadece antreman yapmasini saglamaktadir. Ta ki bir yemek masasinda tum bu huzurlu ortamdaki problemi kesfedene dek. 




  

22 Ağustos 2020 Cumartesi

Mudman

Sosyal medyadaki superkahraman geyiklerinden biri de bazi cizgi romanlardaki villianlarin aslinda ne kadar karizmatik-guclu olduklari muhabbeti. Bunun bariz bir nedeni var: kotu ne kadar guclu olursa ve kahraman ne kadar 'underdog' kalirsa hikaye o kadar guzellesmekte.

Hem Batman hem de Orumcek Adam evrenindeki bu konumdaki karakterlerden biri Kumadam yahut  Clayface. 

Benzer ozellikleri olan bu kotulerin hikayeleri ve guclerinin yeterince kullanilmadigina ve eger kahraman konumunda olsalar cok daha verimli hikayeler cikabilecegini dusunen  Paul Grist'in  yarattigi bir kahraman Mudman (CamurAdam). 

Ingiltere'nin kucuk bir kasabasinda siradan bir hayat geciren liseli Owen'in bir kaza eseri camuradama donusmesinin hikayesi. 



Grist'in ilginc cizgisi ve dinamik panellemelerine ragmen Image Comics'den 9 sayi kadar yayinlanabilmis. Bence iki problemi var serinin, birincisi hikayenin cok klasik olmasi liseli Orumcek Adam'in hikayesiyle cok ortusmesi (sinif kabadayisina kadar) ikincisi de oldukca kisitli bir cografyada -Ingiltere'nin cok kucuk bir kiyi kasabasi- gecmesi. 

Bu yuzden erken ve genc yasta emekli olmus bir kahraman camuradam. 

 





27 Temmuz 2020 Pazartesi

The Boys - Yeniden

Su siralar ikinci sezonunu bekledigimiz The Boys'un dizisinin de buyuk basari kazanmasi sonucu cizgi roman evrenindeki hikayenin devaminin gelmesi belki de kacinilmazdi.


 

Ilk sayilari yayinlanan The Boys: Becky bizi hikayeyi sonlandirdigimiz zamanin 12 sene sonrasina tasimakta. Hughie Iskocya'ya donmus mutlu bir yasam surmektedir ama hersey Butcher'in yazmis oldugu bir gunlugun eline ulasmasiyla altust olur. Kurtuldugunu sandigi kabuslari kendisini kovalamaya baslar. 

Ennis hikayede her zaman yaptigi iki seyi yine cok iyi yaparak guzel bir baslangic  yapmis; birincisi gunluk konusmalar, donen geyikler ustunden guncel olaylara iliskin fikirlerini kahramanlara soyletmek (woke kulturu, Brexit yahut Trump'in Baskanligi) 




; ikincisi ise gunluk uzerinden The Boys'un karanlik-vahsi-gore gecmisinden perdeler sunmak. Ennis, surekli kazanmasina alisilmis kahramanlarin arketiplerinin yenilmesi, dayak yemesi, iskence gormesinde pornagrafik bir haz duyuldugunu coktan kesfetmis durumda lakin olabilecek hemen herseyi gosterdigi icin bu sefer kendini ve asil seriyi asmak durumunda ilgiyi canli tutabilmek icin. 

Ilk iki sayida bunu basardigini soylemek mumkun.   





   

2 Temmuz 2020 Perşembe

Top 10

Alan Moore'un gorece az bilinen calismalarindan biri Top 10. 






99-2001 arasi 12 sayi cikmis kisa bir superkahraman anlatisi, devami da bazi kisa spinofflarla gelmis. Icinde yasayan her karakterin bir super gucu oldugu bir sehrin (Neopolis) ve bu sehirdeki bir polis gucunun basindan gecenler konu alinmakta. Bu ozel yeteneklerin kimisi diger ana akim cizgi romanlardan hemen ilk bakista taniyacagimiz ozellikler kimisi ise oldukca yeni/orjinal fikirler. Kisacik bir seri icin adeta bir fikir fabrikasi gibi onlarca karakter uretmis Moore (bazi karakterleri detaylica taniyoruz bazilarinin ise sadece ismini ogrenebiliyoruz ). Seri hem 80'li 90'li yillarin klasik polisiye dizilerinin havasini yakalamis hem de sonuc olarak yerli yerinde bir mizah/superkahraman parodisi anlayisina sahip surukleyici bir eser ortaya cikmis. Elbette bu faktorlere Gene Ha'nin harika cizimlerini de eklemek gerek.  

Super kahraman enflasyonu basta Kurt Busieck'in Astro City'si tadini verse de Astro City daha cok siradan insanla super kahramanlarin iliskisi uzerine insa edilmis bir eser oldugundan Top 10 cok daha farkli bir yerde durmakta. 

Seri icinde 3 karateri oldukca sevdim;

Ilk karakterimiz John "King Peacock" Corbeau; Peacock yani Tavuskusu ismini inanclarindan oturu tasimakta. John bir Yezidi ve inandigi Melek Tavus'la dogrudan iletisim halinde. Boylece karsisindaki rakiplerin, engellerin en zayip noktasini ogrenmekte. 

Ozellikle ISID sonrasi Yezidiler Bati dunyasinda daha cok duyuldu/tanindi ama ondan once Moore'un boyle bir karakter yaratmis olmasini tebrik etmek gerek. Mitolojiye, gnostik-ezoterik inanclara duskunlugunu bir kez daha ortaya koymakta boylece: John'un, Tanriya inanip inanmadigi sorgulaninca verdigi cevap carpici: Ona gore aslinda Tanri insanlara inanmamakta ve herseyi Melek Tavus'a birakip cekimis durumda. 




Ikincisi Robyn "Toybox" Slinger; surekli yaninda tasidigi oyuncak kutusunda cesitli boyutlarda/yeteneklerde oyuncaklar tasimakta ve bunlari kontrol edebilmekte. Bu yonuyle Ingiliz cizgi romaninin unutulmaz karakterlerinden The House of Dolmanne yapilmis bir gonderme adeta. Moore'un Ingiliz cizgi romanindaki yerini goz onune alinca olasi bir durum. 




Orjinal Dollman'in yeniden yorumlanmasi

                 Orjinal Dollman'in guncel yorumu

Son olarak ana karakterlerden degil ama bir yan karakter: sehrin taksi suruculerinden biri; kor oldugu ve cokca da kazaya karistigi halde Zen gucleriyle taksiyi surdugunu iddia etmekte. Sadece Daredevil misali bir radar algisindan bahsetmiyoruz, insanlari zaman-mekan denklemi icerisinde olmasi gereken yere goturdugunu iddia eden (cogu zaman da kimsenin inanmadigi) bir surucu:  Bob "Blindshot" Booker







22 Mayıs 2020 Cuma

Frank Miller ve Bolunmus bir Amerika

Martha Washington

Corona virus pandemisine Amerika'nin kaotik tepkisi ve sureci yonetememesi bir yana pandemi eyaletler arasindaki zihniyet farkini bir kez daha ortaya cikardi. Bireysel ozgulukleri olarak gordukleri haklarina devletin herhangi bir sekilde mudahale etmesini sindiremeyen hatta "Yaslilarimiz olmeye razi, yeter ki eyaleti acin" seklinde garip aciklamalarda bulunan eyaletler ve valiler bir tarafta toplum sagligi bireysel ozguluklerin sinirlarini belirler diyen eyaletler ve "isinizi kaybedebilirsiniz ama bu olmekten iyidir" diyen valiler ote yanda. Amerika'nin ruhu icin verilen ic savasin izleri her firsatta asirlar otesinden su yuzune cikmakta. 



Frank Miller "Martha Washington" serisi ile yillar oncesinden bu ruhu ve catismanin izini surmekte; superkahraman cizgiromanlarindan tanidigimiz Miller'in oldukca kisisel bir serisi. Serinin cizeri ise Watchmen'den tanidigimizn Dave Gibbons. 1990'da baslayan seri araliklarla yayinlanan mini diziler ve teksayilarla 2007'deki son buldu. Kahramanin ismi de zaten bu catismanin timsali olarak Amerikan'nin ilk first ladysinin ismi olarak secilmis. 



Kaotik bir yakin gelecekte dogmus bir siyahi bir genc kizdir Martha. Amerika'nin kenar mahallerinde, hapishane misali kapali yapilarda buyuyup gercek yetenegi askerligi kesfedince onunde buyuk bir dunya ve maceralar acilir. Kaos kisa zamanda ic savasa suruklenir; Amerika degisik eyalatlerin gruplasmasiyla kamplara bolunur.

Miller her zaman konusmalari ve yorumlariyla tartismalara neden olmus bir isim; cizgi roman dunyasinda sikca karsilastigimiz liberal-sol degerlere sahip cikan yaraticilarin aksine kimi zaman bunlara dudak buken bir yaratici. Ornegin 300'de cizdigi genc-guzel-kahraman Batili; cirkin-efemine-deforme Dogulu portleri ile oldukca yuzeysel bir Oryantalist zihne sahip olmakla suclanmisti. Bu yuzden genc bir siyahi kadini baskahraman olarak secse de yine de Amerika'yi bolerken kulllandigi basi gruplamalar oldukca sasirtici.


Ornegin radikal feministlerin ele gecirdigi eyaletler var; yahut irkcilarin eyaletleri var ama bunlar aryan irkinin ustunlugunu savunmanin yanisira ayni zamanda escinsel. Yani Miller 'evet ben irkci degilim' diyor ama ayni zamanda ufak bir twistle onlari escinsel yaparak escinsel haklarini sahiplenen kesimden de olmadigini hatirlatiyor bize. Bir diger grubun ise herseyi dezenfekte edip herseye hastalik olarak yaklasan robotik doktorlardan olusmasi pandemi siradinda okurken ilginc bir tesaduf elbette. 

  


Serinin hikayeleri cok da orjinal olmayan, heryerde rastlanabilecek bilim-kurgu temalari.

Ama en enteresan nokta dunyayi ekolojik bir felaketten kurtarmak icin bazi eyeletlerde etin yasaklanmis olmasi; diger eyaletlerde ise et uretim ve tuketimini surduren cokuluslu burger sirketlerinin varliklarini devam ettirmesi. Bu iki kesim Brezilya'da yagmur ormanlarinin kaderini belirlemek amaciyla silahli gruplarla karsi karsiya gelmekte...

Gunumuzun Brezilyasi ise global isinmaya inanmayan yeni baskani ile yagmur ormanlarindan yeni alanlari her gecen gun et uretimi icin telef etmekte... 



24 Nisan 2020 Cuma

Marshall Law

Superhero genresiyle, bu turun cesitli yayin donemleriyle, en meshur ikonlari ve ekipleriyle dalga gecen hatta tum turu bir yapibozumuna ugratan ve bugunlerde ozellikle dizisi yuzunden iyice populer olan Ennis'in "The Boys" serisinden (2006) cok daha once bir baska Ingiliz yazarin eseri ayni seyleri ayni sertlikle yapmisti aslinda. John Wagner ile birlikte 2000 AD dergisini ve tum Ingiliz Cizgi roman endustrisini revisyona ugratip, sekillendiren usta yazar Pat Mills'in ve Alan Moore'un 'The League of Extraordinary Gentlemen' serisindeki kendine has uslubuyla taninan Kevin O'Neill'in yarattigi : Marshall Law (1987).  



Pat Mills, The Boys'un ve Garth Ennis'in Marshall Law'dan esinlendigi iddiasinda. Yazarlarin gecmislerinin kesismesine, hikayelerin ana plotlarina bakilirsa buna hayir demek mumkun degil.

Marshal Law,  superherolara ceki duzen vermek, goz altinda tutmak cogu zaman da infaz etmekte olan kendisi de aslinda eski bir superhero olan kanun adamidir ve Boys'daki gibi Superman'dan Batman'e Avengers'a buyuk karakterin hepsinin rip-offlariyla karsilasir. "Ben bir kahraman avcisiyim... Kahramanlari avlarim... Henuz biriyle karsilasmadim" mottosuyla aslinda ne kadar bos olduklarini gostermektedir. Orumcek adam cinsel problemleri olan bir gence, Thor hayalperest - sizofren bir karaktere doner bu sayfalarda. Hele Batman'i oyle bir ele alisi, Batman'in yanindaki Robinleri bozuk para gibi harcamasiyla oyle vahsi bir alay edisi vardir ki : 


Mills ve genel olarak Ingiliz cizgi romani (ozellikle 200 AD gelenegi) superherolarda uzak bir gelenektir. Normal otesi gucleri olan kahramanlar olsa bile hikayeler genel olarak bu ture sokulacak cinsden degildir ( Strontium Dog gibi : http://paneller.blogspot.com/search/label/Strontium%20Dog). Mills kendi soylesilerinde de itiraf ettigi gibi aslinda tight giyen superherolardan; yuzeysel hikayelerinden nefret etmekte; Marshall Law ile birlikte bir anlamda tum bir sektorle ve turle hesaplasmakta. Super guclere sahip insanlarin gercekte neler yapabileceklerinden nasil saplantili ruh hastalarina donusebileceklerinden (Marshall Law da superkahramanlarla kafayi bozmus eski bir super kahramandir zira) ve bunlarin gercek savaslarda kullanilmasinin aslinda ne kadar sacma olabileceginden bahsetmektedir. 

Mills bu baglamda ayni zamanda Amerika ile de hesaplasmaktadir; ikinci dunya savasinda Amerikan sirketlerinin Nazilerle yaptiklari isbirlikleri, petrol silah ve teknoloji transferi, Amerikan'nin atom bombasi kullanmasi gibi zaferden sonra tartisilmasi pek mumkun olmayan konulara girmektedir. Marshall Law'a gore bu super kahramanlar "yeldegirmenlerine saldiran Don Kisot gibidirler, asla gercek kotulere dokunmamislardir"     




Marshall Law bu uzun yayin doneminde cok degisik bicimlerde okuyucuya ulasabildi; mustakil dergiler yahut STRIP gibi cizgi roman dergileri icinde sayfalar gibi. Bu daginik yayinlar sonra Dark Horse tarafindan derli toplu yayinlandi. Hele bir de Dark Horse'un tum Marshall Law sayfalarini topladigi Omnibus var ki su an kolleksyoncular icin oldukca degerli-el yakan bir yayin haline gelmis durumda. 





28 Kasım 2019 Perşembe

Sherlock Frankenstein

Sherlock Frankenstein son donemlerin populer superkahraman serisi Black Hammer evreninden dort sayilik bir mini dizi. Yeni bir Sherlock Holmes uyarlamasi-yorumu. 

Seride kahramanimiz Sherlock Holmes'un Viktorya donemi Ingiltere'sinde sucla savasan bir deha iken once olumsuzluge kavusmasi (bir nevi Frankestain olmasina) ve sonrasinda Ameriaka'da superkahramanlarla savasan bir villiana donusum hikayesi ele alinmakta. Kendi basina da okunabilecek, Black Hammer evrenine baslangic yapilabilecek guzel bir seri.

Alternatif kapaklar oldukca guzel -favorim elbette Mignola-.






16 Kasım 2019 Cumartesi

Ennis'den Superkahraman Hikayesi

Preacher ve The Boys'dan tanidigimiz Ennis, superkahraman hikayeleri yerine kendi deyimi ile daha ayagi yere basan karakterleri yazmayi seviyor. Ama bu kariyeri boyunca hic super kahraman hikayesi yazmadi demek degil; iste onlardan biri Authority ekibi icin yazdigi iki kisa hikaye:   "Kev" and "More Kev".

Kev aslinda bir asker, SAS gorevlisi. Devletin verdigi tum kirli isleri -kimi zaman beceriksizce eline yuzune bulastirsa da- sorgulamadan yapmakta. Isler cigrindan cikinca da yolu Authorty ile kesismekte. 

Ennis bir askerlik ve savas tarihi hayrani, hem Preacher  hem de The Boys'da konuyu bir sekilde savas tarihine baglayip askerlik hikayeleri de katmisti ana hikayeye. Yine ayni seyi yapmakta esasen; anlatilan aslinda Kev'in hikayesi. Authority tamamen geri planda kalmakta. 

Ama bu sayilarin asil onemi kapaklari ile sevdigimiz Glenn Fabry'nin uzun sure kapak resssamligina agirlik verdikten sonra bastan sona kendisinin cizdigi ender cizgi romanlardan olmasi.   







9 Kasım 2019 Cumartesi

Süper Kahramanlarımızın Kısa Tarihi

Süper Kahramanlarımızın Kısa Tarihi

Ülkemizde çizgi roman okuyucusu oldukça erken bir tarihte süper kahramanlarla tanıştı. Ama tercihi genelde ya eli kılıçlı tarihi kahramanlar ya da fumetti (yahut fumettilere ilham olmuş Amerikan pulp) çizgi romanları oldu. Tüketici beğenisiyle şekillenen piyasada istikrarlı bir şekilde yayınlanabilen süper kahramanlar ise uzun yıllar boyunca bir elin parmaklarını geçmedi. 



Belki de bu yüzden çizgi romancılarımız uzun yıllar süper kahraman üretmedi, bu türe pek yaklaşmadı. Buna teşebbüs edebilecekleri bir mecra bulmak da başka bir sorundu elbette. Gazeteler yerli üreticilerden birbirinin kopyası kılıçlı kahramanlar talep ediyordu, çizgi romanımızın bir başka üretim merkezi mizah dergilerinde ise zaten ciddi hikayelere nadiren yer veriyordu.
  
Bu yüzden süper kahramanlara yaklaşımımız çoğunlukla parodi ağırlıklı bir mizahi üretimle başladı. Gırgır ve türevleri mizahi dergilerde ve çocuk dergilerinde karikatürlerle, bantlarla başlayan “kahraman parodisi” süper kahramanları da içeriyordu. Bunlar kısa zamanda parodi çizgi romanlarını da doğurdular. En Kahraman Rıdvan (1980) doğrudan belli bir karakterin parodisi olmaktan ziyade değişik durumlarda kendini değişik kahramanlarla özdeşleştiren Rıdvan’ın maceralarını içeriyordu ve elbette süperler de Rıdvan’ın özendiği, taklit etmeye çalıştığı kahramanlar portföyü arasındaydı. Çizeri Bülent Arabacıoğlu’nun değme Frankofon kalitesinde ürettiği çizgilerle uzun yıllar Gırgır ve ardıllarında Rıdvan’ı maceraları devam etti. 




Kaptan Türk, Betermen ve daha nice çizgi kahramanlar-bantlar parodi formatında üretildi ama bunlar arasında belki de en orijinali bir Süpermen parodisi olan Fevkalbeşerdi. Memo Tembelçizer’in yazıp çizdiği Fevkalbeşer Osmanlı’da yaşayan bir süpermendi. Clark Kent misali gizli kimliğiyle (Kemalettin Kunt) Havadis-i Gündelik gazetesinde çalışmakta ve icap ettiğinde Fevkalbeşer kimliğiyle suçlularla boğuşmaktaydı. Yine Süpermen hikayesinde olduğu gibi Lamia Langırt isminde platonik bir aşkı bile vardı. 

Bu damar/gelenek bugün bile sürmektedir, en güzel güncel örneği Kutluhan Perker'in yarattığı Hulki karakteridir kanımca. Sinirlenince devasa bir canavar Hulk'a dönüşmek yerine küçülen (ama yine yeşile donen) Hulki abidir kahramanımız. Eğlenceli bir Hulk parodisi olduğu gibi aynı zamanda büyük şehirlerin keşmekeşinde, gündelik hayatın zorluklarında sıkışmış insanın çaresizliğine de gönderme yapmaktadır.  



Gerçek süper kahraman üretimimiz ise (fanzinleri saymazsak) çok sonraları geldi: Yazar Hakan Tacal ve çizer Mahmud A. Asrar tarafından yaratılan çizgi roman karakteri Pırılkız prototip bir süper kahramandır.  “Iman Ltd” ise yazar Hakan Tacal ve çizer Yıldıray Çınar tarafından yine aynı dergide yaratılmıştır ( Rodeo Strip dergisinde 2004-2005). 



Aynı evrende geçen hikâyeler hem senaryo hem de çizimleriyle (hem de crossover mantığıyla) klasik süper kahraman çizgi romanlarıdır. Ama kurgusal bir mekân-zamanı baz aldığı için yerel değil evrensel anlamda (ve herhangi bir comic book şirketinde yayınlanabilecek kalitede) üretimlerdir. Bu anlamda ilk yerli diyebileceğimiz süper kahraman ise belki de yine Tacal-Çınar tarafından yaratılan Karasaban’dır (2003). Karabasan’ın yerel mitolojiden beslenmesi bu alanda kendisine ayrıcalıklı bir yer açmasına neden olur. 



Yerel mitolojiden beslenen başka başarılı çizgi roman kahramanlarımız da var; örneğin Deli Gücük (2009) gibi. Ama Deli Gücük bir süper kahraman mıdır? 

Süper kahramanın formüle edilmiş, herkesin üzerinde anlaşabileceği bir tanımı yok. Kelimenin doğası gereği insanüstü güçlere sahip bir kahraman olarak tanımlansa bile biliyoruz ki kimi zaman insanüstü güçlere sahip olmak bile gerekmiyor. Batman, Ironman gibi kahramanlar aradaki farkı insani özelliklerinin limitlerini olabilecek en üst sınıra çıkartarak ya da teknoloji desteğiyle kapatmaktadır. Yahut mitolojinin yarı-tanrısı Herkül kendi bağlamında bir süper kahraman değilken Marvel evrenine eklemlendiğinde bir süper kahraman muamelesi görmekte. Burada bağlamın ve kahramanın evreninin nasıl konumlandığının önemi artmakta. Zira en önemli iki çizgi roman üreticilerinden Kurt Busiek ve Eric Larsen bile örneğin Flash Gordon'un süper kahraman olup olmadığı konusunda anlaşamadığını görmekteyiz. Evet normal insanlardan daha beceriklidir, teknolojik gadgetlara sahiptir ama ancak diğer bazı kahramanlarla (Mandreke ve Kızılmaske) team-up yaptığında (adeta bir süper kahraman takımı gibi) bir süper kahraman sayılabilir (bu bile tartışmalıdır). 

Bu bağlamda aslında oldukça enteresan bir karakter olan (belli bir kıyafeti, görünüşü, kimliği ve güçleri olmasına rağmen Deli Gücük'ü süper kahraman saymama taraftarıyım (bir gün Karabasan evrenini crossoverla ziyaret etmediği surece). 

Süper kahramanların müthiş beyazperde başarısından ve çizgi roman piyasasının yeniden hareketlenmesinden sonra artık ülkemizde de yeni karakterler yaratılmakta.  Kasap (2017) ve Vamp (2016) gibi oldukça başarılı yeni dergiler denenmekte.  


Ama hakkının yeterince teslim edilmediğini düşündüğüm bir başlık ise yalnızca Otlak dergisinde iki macerasını görebildiğim Gülleci (2015) karakteri. Afşin Kum’un yazdığı Mam Cici’nin çizdiği Gülleci belli yaşın üstündeki herkesin hatırlayacağı tebeşir atan öğretmen klişesi üstüne bina edilmiş. Bu yeteneğine fizik bilgisini de ekleyen Enver öğretmen artık maskeli bir kahramana dönüşmüştür.   



Bütün bu yeni denemeler ümit verici olsa da bugüne değin hem hikayesiyle hem de çizimleriyle Karabasan kalitesini yakalayabilen yerli bir örneğe henüz denk gelmedim. Ama umuyorum ki bu denemeler devam eder.