Western etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Western etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2020 Pazar

Ruya ve Kehanet

Ruya ve Kehanet*

Jodorowsky ismiyle Western turu bir turlu kafamda eslesmemisti zira yazari hep bilim-kurgu, fantazi turleri uzerinden, yarattigi Jodorverse de denen Incal evrenindeki hikayelerinden tanimistim. O yuzden Bouncer'in ilk bes hikayesini okurken acikcasi ne bekleyecegimi bilemiyordum. Evet, Bouncer oldukca sert, guzel kurgulanmis bir Western. Fransiz Western albumlerinden beklenen herseyi karsiliyor, cizim-renklendirme stili olarak da Komanci'ye oldukca yakin bir noktada duruyor zaten ama  Jodorowsky tur olarak Western'e bir yenilik getirmese de kendi damgasini vurmasini bilmis. 

Buyuk yazarin mitolojiye, paranormale, astral beden/seyahat, tarot fali, samanizm gibi mefhumlara ilgisi malum. Bunlari Incal gibi bilim-kurgu/fantazi turune yedirmekte de maharetli; hele bir de "Beyaz Lama" serisi var ki Tibet'de gecen macera boyunca mistik alani (elbette Tibetlilerin mitolojisi,  dini inanclari ve karsi tarafta kurumsallasmis Hristiyanlik diniyle catismasi uzerinden ) cok daha derinlemesine kullanmis.




Bouncer gibi bir Western'de ise bunu yapabilecegi tek cerceveyi, yani Kizilderileri kullanmis. Hemen her maceraya bir beden-otesi deneyim yerlestirerek samanizm ve panteizm ogretilerinden ogeleri ustaca maceralarin icerisine serpistirmis. Malum, samanist rituellerde "kendinden gecme" metodu olarak muzik, dans ve bedene zarar verme-eziyet etme gibi yontemler kullanildigi kadar psikoaktif madde kullanimi da icermekte... (bu metodlarin pek cogunun izlerini daha sonra gelisen kurumsal dinlerin tasavvuf ekollerinde bulmak da mumkun)

Bu maddeleri kullanan saman-kam bedenini terkederek tanrilarin/ruhlarin katina, madde otesinin bambaska dunyasina kanatlandigini, madde perdesini yirtarak bambaska ruhsal dunyalari deneyimledigine inanmakta. Kullanilan maddeler ise rituellerin cografyasina gore degismekte elbette; cesitli mantarlardan narkotik etken maddelere sahip bitkilere hatta cesitli zehirlere kadar ama nihayetinde hep dogadan elde edilen, doga anayla baglantili maddeler bunlar. Bu maddeler kullanani euphorik-esrik bir vaziyete getirmesi, coskun-taskin hareketler sergiletmesi yuzunden tercih edilmekte ve "etkisi ne kadar gucluyse o kadar iyi" gibi bir denklemle yaklasilmakta.

Bouncer'in hemen ikinci macaresinda bu madde kizilderilerin de rituellerinde kullandigi bir kaktus turu olarak ortaya cikmaktadir:



























Seth'in kaktusun tadina bakip beden disi deneyiminde soyledikleri ayrica ilginctir: "Hayvanlarim, Gok Yuzuyum... Gunes... Ben Hedefim..." Insanin doganin sadece ayricaliksiz bir parcasi oldugunu ve avciyla avin aslinda ayni sey oldugunun altini cizen bu sozler ne kadar da tanidik...


Ucuncu macerada afyon kullanimi ile meydana gelen beden otesi deneyim sergilenir:




Bizde yayinlanan son macera ise Bouncer'in babasi uzerinden kabilesinin son uyesi oldugunu ve kabilesinin geleneksel esrime yontemini ogrendigi maceradir : yilan zehri 




Beyaz Lama'da Tibet'e giren (elbette silah zoruyla) beyaz insanlar yerlilerin dinlerini-kulturlerini nasil asagi-anlamsiz gormektelerse ve yerlileri katletmelerini nasil onlari medenilestirmek olarak nitelemektelerse Jodorowsky Bouncer'da da ayni motifi kullanmistir (Bu sefer de beyaz adam-kizilderili ikiligi ustunden) .

* Bouncer'da da cok rahat kullanilabilecek bu baslik yazarin Beyaz Lama hikayesindeki ilk bolumun basligidir.

19 Ocak 2019 Cumartesi

Galakside bir Kelle Avcisi: Strontium Dog

Nukleer savas sonrasi radyoaktif Strontium izotopuna maruz kalan dunyada bir cok mutant dogmustur; Amerikan cizgi romanlarinin aksine bu mutantlar oldukca cirkin, sekilsiz ve deformedir ve nadiren super guclere sahiptirler. (Bunlarda biri de serinin kahramani Johnny Alfa'dir. Johnny gozlerinden sactigi Alfa isinlari sayesinde duvarlarin ardini gorebilir, mutant gozleri sinirili da olsa telapati ve telekinesis yetenekleri vermektedir. Ayrica karsisindakinin yalan soyleyip soylemedigini anlayabilmekte, sinirli da olsa bazi fikirleri zihinlere telkin edebilmektedir.  )




Toplumdan dislanan, calismalari bile engellenen ve bir ozgurluk savasi veren mutantlarin yapabildikleri tek is -kimsenin yapmak istemedigi- kelle avciligidir. Boylece Search & Destroy (Bul ve Yok et) birimi en azili haydutlarin katillerin pesine duserek adeta galaksiyi temizleyen copculer olurlar. 

Goguslerinde tasidiklari SD harfleri bunun kisaltmasidir ama kimse orjinalini kullanmaz, bunun yerine mutasyona neden olan Strontium izotopuna ithafen Strontium Dogs -Strontium Kopekleri takma ismini kullanmaktadirlar. Mutantlari asagilamak icin kullanilan bu ismi mutantlar da benimsemistir. 

Jonny Alfa'nin bir de elinden cekicini dusurmeyen Viking arkadasi vardir: Wulf Sternhammer. Birlikte galaksinin en amansiz kelle avcilaridirlar. 




Buraya kadar olan ozet herhangi bir post-apokaliptik cizgi romandan cok da farkli konumlandrimiyor Strontium Dog'u. 

Ama iki onemli noktada kendisini ayristiriyor, unutulmaz bir kult cizgi roman statusune ulastiriyor. Birincisi hemen hemen butun ilk donem maceralari cizen buyuk usta Carlos Ezquerra'nin muhtesem sanati. Kucuk kisa cizgilerle taramalri, kocaman-enli burunlarla cizdigi karakterler, harika uzay ustleri-araclari tasarimlariyla cidden lezzetli bir sova donusmekte her Ezquerra sayfasi. 





Ikincisi ise siradisi hikayeleri; John Wagner'in senaryolari. Jonny Alpha kimi zaman cehennem olduguna inandiklari bir boyuta seyahat etmekteler bir suclunun pesinde , yahut gecmise yolculuk yapipp Hitlerin de pesine dusuyorlar. Siradan bir bilimkurgudan cok farkli ucuk kacik senaryolar. Westernlerden sevdigimiz 'Olu ya da Diri' ele gecirme, kelle avciligi hikayelerini tum galakside anlatmakta Wagner.  Zaman bombasi  gibi atildiginda kucuk bir bolgedeki insanlari 15-20 dakika gelecege gonderen -dolayisiyla (gezegen hareket etmeye devam ettigi icin ) uzay bosluguna gonderip olduren fantastik silahlara sahip Johnny. 


Baskahramanimiz da oyle akil sagligi yerinde ve cok ahlakli biri de degil; bir hikayesinde cikan catisma esnasinda onlari izlerken kaza kursunuyla olen bir cocugu diriltmek icin mezarindan kacirip kara buyusuyle meshur bir buyucuye goturmeyi bile deniyor.  Alistigimiz kahramanlarin aksine moral pusulasi oldukca sasmis biri. 



Quality Comics tarafindan Amerikan pazarina da 80'lerda comics formatinda sunulan SD maalesef buyuk bir bilinirlik kazanamamis Dredd gibi. Halbuki John Wagner ve Ezquerra'nin birlikte yarattigi Dredd capinda bir cizgi roman kanimca. Bunda Ezquerra'nin muhtesem sanatinin gereksiz ve beceriksiz bir sekilde renkledirilmis olmasi kadar hikayelerin donemin Amerikan okuyucusu icin fazla ucuk-kacik olmasi da bir etken bence.  




 KAPAKLAR:













6 Ocak 2019 Pazar

Mavi Ceketliler

Les Tuniques Bleues (Ingilizce ismiyle The BlueCoats - bizdeki ismiyle Mavi Ceketliler)  Fransiz-Belcika ekolunun oldukca koklu-eski bir cizgi romani. 68 yilinda kisa hikayelerle baslayan seruvenleri bugun 62. albume ulasmis durumda. Cinebook bunlardan sectigi 12 albumu Ingilizce olarak yayinladi. Western sever ulkemizde ise bir western mizahi olan RedKit cok tutmusken ayni turde basarili bir cizgi roman olan Mavi Ceketliler'in sans bulamamasi ise uzucu (elbette ayni turde olmalari bir tesaduf degil , Morris Spirou dergisinden ayrildiktan sonra RedKit'in boslugunu doldurmak icin ele alinmis bir cizgi roman Mavi Ceketliler).  RedKit'le en onemli farklari ise kansiz, oldukca temiz bir mizah olan RedKit'in aksine Mavi Ceketliler'de olumlerin sikca gosterilmesi ve savasin karanlik yuzunun teshir edilmesi. 



Hikayeler Amerikan ic savasi sirasinda gecmekte, iki zit karakter olan Cavus Cornélius ve Onbasi Blutch ise serinin ana kahramanlari. Cavus Cornélius kendini gorevine adamis, guclu kuvvetli , gozupek ve atilgan bir asker ; Onbasi Blutch ise tam tersi: ufak tefek, gorevden ve askerlikten kacmak icin her firsati degerlendiren, her kurnazligi yapan anti-militarist bir karakter. Ikisi arasindaki zitliktan dogan gerilim ve gelgitli dostluklari ise mizahi ureten ana unsur. 

Cinebooks'un arka kapak resmi kahramanlarimizi cok guzel ozetlemekte


Buna bir de Amerikan ic savasinin gercek tarihine uygun, iyi arastirilmis hikayeler (kullanilan ilk denizalti ya da balon gibi) arka fon olarak eslik edince oldukca kaliteli bir is cikmakta. 






Serinin ilk 5 albumunu cizen Salverius'un islerini gormedim ama sonraki albumleri cizen Lambil'in dinamik cizgileri bu tur icin bicilmis kaftan. Hele detayli savas sahneleri ve doga manzaralari cizdigi panaller  oldukca guzel. 

  



Umarim bir gun ulkemizde de yayinlanma sansi bulur.

25 Ekim 2018 Perşembe

Turok: Dinazor Avcisi

Amerikan cizgi roman okurunun Western islerini pek sevmedigi malum, bu zaten baska mecralarda (tv-sinema gibi) cok erken donemden beri cokca tukettikleri bir konu. Western unsurlarinin cizgi roman sahnesine girisi ise ancak bilim-kurgu veya fantastik unsurlarin konuya dahil olabilmesiyle mumkun oluyor (DC'nin Jonah Hex'i ya da Preacher'in Saint of Killers'i gibi) .



Turok'un hikayesi tam boyle bir melezlesme urunu; bir kizilderili savascisi olan Turok kendini zaman ve mekan kurallarinin siliklestigi/gecersiz kaldigi bir kayip ulkede bulmasiyla mecburen Dinazor Avcisi Turok'a donusuyor. Bu kayip ulke dinazorlarin, uzaylilarin, mistik unsurlarin, ic savastan kalma askerlerin, Nazilerin (ve hatta Elvis'in) cirit attigi gorebileceginiz en ucuk-kacik mekan (Bu yonuyle belki Darkwood'u andiriyor ama Darkwood'un bu kayip ulke yaninda gayet rasyonel-gercekci kaldigini dan teslim etmek gerek). 



60'lardaki uzun suren yayininin ardindan Turok 90'larda Valiant yayinevi tarafindan tekrar yaratilir ve diger Valiant karakterleriyle corssoverlar da yaparak bu evrenin bir parcasi olur. Anladigim kadari ile bu donemde yayinlanmis 53 sayisi var. Ozellikle ilk iki sayiyi cizen Bart Sears mukemmel bir is cikarmis ama maalesef diger Valiant basliklari gibi cizerlerde iskikrar gozetilmedigi icin onune gelen Turok cizmis yayin hayati boyunca. Daha sonra baska yayinevleri tarafindan tekrar diriltilmesi denense de hatta bilgisayar oyunlari yapilsa da su an icin emekli olmus bir kahraman. 

Elime gecen Valiant donem sayilari oldukca eglenceli ve ilk defa bir Valiant serisinin tum sayilarina ulasma istegi uyandirdi bende. Asagida elimdeki sayilardan birbirinden guzel kapaklari yeralmakta.









18 Nisan 2018 Çarşamba

En Dogudaki Western



Avusturalya kurulusu itibari ile oldukca karanlik bir tarihe sahip; Ingiltere'den surgune gonderilen hukumluler, "beyaz adam"in bu koca kitayi yavas yavas yutmasi, onbinlerce yildir ayni topraklarda yasayan yerlileri (Afrika kitasi disinda en uzun suredir ayni cografyada yasayan insan topluluklaridir Aborjinler) ve kulturlerini neredeyse yoketmeleri... Bugun hemen her olcute gore dunyanin en demokratik, en mureffeh ulkelerinden biri olsa da bu gecmisle yuzlesmek oldukca uzun zaman almis: Avusturalya basbakani uzun yillar suren ve ancak 70'lerde birakilan Aborjinlere karsi yurutulen asimilasyon politikasi ve yapilan tum yanlislar icin 2008'de resmi olarak-devlet adina ozur diledi.

CR'lara pek konu olmasa da westernlerle ayni donemde gecen bu paralel hadiseler aslinda hikaye anlatmak icin oldukca verimli bir fon sunmakta. 'Down Under' (Ingilizcede Avusturalya ve Yeni Zelanda icin kullanilan bir deyim)  iste bu donemde Avusturalya'da gecen aslinda bir Western hikayesi. Yerel politikacilarin karistigi skandallarla ele gecirilmeye calisilan bir ciftlik hikayenin ana unsuru. Bunun yaninda klasik westernlerdeki kizilderililerin yerini Aborjinler almis. Altin ve degerli maden arayicilari, degisik ulkelerden sansini denemek icin gelen maceraperestler, hayvan suruleri (sigir yerine koyun) tam bir western sahnesini tamamlamakta.

Zaten fazlaca fumetti & western tuketmis-tuketmekte olan Turk okuyucusu icin senaryonun (bir ciftlik ele gecirme mucadelesinin) cok cazip-orjinal oldugu soylenemez elbette, o yuzden tek enteresan nokta Aborjinler. Beyaz adamin katliamlari, asimilasyon politikasi vb nin yaninda dunyayi-tarihi-hayati cok farkli bir bicimde anlayan-okuyan bu insanlar hakkinda oldukca bilgi de edinebilecek bir seri.


Cizer Pezzi ise yine  Fumetti dunyasindan taniniyor bizde saniyorum (Mastantuono gibi).  Bu BD serisinde ise harika bir is cikarmis, senaryonun tekduzeligine ragmen sadece cizimler icin bile okunabilecek bir eser. Avusturalya'nin kendine has kizil tabiatini, vahsi dogasini da Aborjinlerin rituellerini, danslarini, pratiklerini harika resimlemis. Fransa'da tutulmus olmali ki baska serilerle su anda yoluna devam etmekte.




Serinin ucuncu ve son albumu 2014'de cikan Terra Nullius basligini tasimakta. Aslinda 'kimsenin yasamadigi bos topraklar, kimseye ait olmayan topraklar' anlamina gelen bu ozel latince deyim tum kolonyalizm tarihini de ozetlemekte.                  


14 Ekim 2017 Cumartesi

Jeremiah

Hermann Huppen bizde Tercuman Cocuk'da yayinlanmis Komanci ile taninir. Komanci'yi bir kez bile goren farkli bir Western ile karsi karsiya oldugunu anlar (belki baska bir yazinin konusu). 

Hermann, Greg ile ortakligini 10 album sonunda bitirir ve kendi kahramanlarini yazip cizmeye baslar; bunlardan bana gore en carpicisi 'Jeremiah'dir. 

Jeremiah'in evreni post-apokaliptik Amerika'dir. Nukleer savas sonunda nufusun buyuk kismi yok olmus, kalanlar kucuk yerlesimlerde kucuk iktidarlar kurmustur. Evet, cok islenmis bir konu. Hele yeni dizilerle biktiran bir konu belki bu aralar ama doneminde bu kadar tuketilmemis oldugunu belirtmek lazim (ilk Mad-Max filmi de Jeremiah albumu de 1979 yilina aitdir). Cilgin bilim adamlari, savas oncesi dunyaya ait objeler, fantastik ogeler albumlere konuk olsa da tum arkaplana ragmen Jeremiah esas itibari ile kullanilan silahlardan atlara, konu anlatimindan plotlara bir westerndir. 



Herman'in yazarligi, hikayeciligi bir yana ressamligi bu albumlerle kanimca zirveye cikmistir. Kimi paneller empresyonist bir tablo niteligindedir.