Bande Dessinée etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bande Dessinée etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2024 Pazar

Leon the Terror

Theo van den Boogaard aslinda Hollandali bir cizer ama Hollanda cizgi roman gelenegini Bande Desinee'nin bir uzantisi olarak gormekde bir mahsur yok saniyorum. Boogaard'in en bilinen eseri Fransizca Leon-la-terreur (Leon the Terror) olarak anilan bir karakter. Kisa, tek bant striplerden ; 3-5 sayfa suren maceralarina dek Leon oldukca iyi cizilmis ama belki de gunumuzun okuyucusuna pek hitap etmeyecek mizahi bir cizgi roman. 




Leo tuhaf bir karakter; mizah kimi zaman gecis ustunlugunun kendisinde olduguna inandigi icin bir trenin ustune arabasini surmesi gibi siradisi davranislarindan, insanlari sasirtacak sivri dilinden kimi zaman da fiziksel sakarliklardan uretilmekte.    





Albumlerin en guzel yani ise Boogaard'in bir mimar titizligiyle cizdigi ic ve dis mekanlar ( buna arabalari-araclari da dahil etmeli). "Temiz cizgi" ekolunu harika ornekleri olan albumleri ilk gorudugmde ne kadar guzel Tenten cizer demistim. Elbette bunun imkani yok ama Boogaard Blake & Mortimer yeniden uretilmeye baslandiginda dusunulen cizerlerden olmus. Iki sayfalik bir deneme de cizilmis ama yayinevinden olumsuz karar cikmis. Kotu olmus zira Boogaard harika bir Blake & Mortimer albumu uretebilirdi. ( ornek sayfaya suradan erisilebilir : https://theovandenboogaard.nl/actueel_uk.html )   






13 Ocak 2024 Cumartesi

Samuray

Samuray, simdiye kadar 15 albumu cikmis Jean-François Di Giorgio tarafindan yazilan Frédéric Genete tarafindan resimlenen bir BD serisi. Ilk dort sayisi birlestirilerek Titan Comics tarafindan Ingilizce olarak da basildi : 





Ortacag Japonyasinda imparatora isyana hazirlanan  General Akuma'nin topladigi askerler ve kiskirttigi koyluler disinda baska bir silahi daha vardir. Yuzyillar oncesinde uykuya yatmis seytani bir gucu (13. Peygamber denilen) uyandirmak icin bir plani vardir. Bir handa cozmemesi gerek bir bulmacayi cozen kucuk bir kizin seytani gucu uyandiracak anahtar oldugunu dusunen Akuma'nin adamlari kizin pesine duser. Bu kaosun ortasinda ise kendi kimliginin gizemini cozmeye calisan bir samuray Takeo, ve yardimcisi -hikayenin mizahi unsuru bir nevi Ciko'su - budist rahip Shiro kucuk kiza yardim etmeye karar verir. 

Harika cizimler ve surukleyici bir hikaye. Ozellikle kapaklar ve her sayiya yayilan iki sayfalik spread sayfalar oldukca guzel.   













18 Mart 2023 Cumartesi

Le Vagabond des Limbes

Le Vagabond des Limbes, Julio Ribera tarafindan resimlenen Christian Godard tarafindan kaleme alinan harika bir bilim-kurgu serisi. Seriyi okuyana dek en basarili Fransiz bilim kurgusu olarak Valerian and Laureline'i gormekteydim ama bu serinin ondan altta kalir yani yok. Ne yazik ki Valerien kadar taninmamakta. Iki album disinda ingilizce cevirileri veya bir filmi yok. 


Hikaye Galaktik Imparatorlugun gelecegi cok parlak, genc diplomati Axel Moonshine ile baslar. "Buyuk Arabulucu" goreviyle gezegen gezegen dolasip sorunlari cozen Axel -hatta bu parlak kariyerinin sonunda gelecegin imparatoru olacagi dusunulmektedir- evine geri dondugu bir gezi sirasinda yapilmamasi gerekeni yapar ve herkesin uymasi gereken kurallardan birini cigner; (13. Kural : "uykularin bariyerini gecmemelisin") 



Axle bir ruya makinasi ile uyku bariyerini asar ve tum hayatini degistirecek bir kadinla karilasir: "Chimeer". Onun gercek hayatta da yasadigina ve evrende bir yerde tutsak olduguna inanan Axle onu bulmaya ve ruyalarinin pesinden kosmaya karar verir. Fakat bu karar kariyerini sonlandirmistir. Uyku-ruya bariyeri kuralini ihlal ettigi anlasilir ve imparatorluk askerleri tarafindan tutuklanmak uzere aranmaya baslar. Artik geri donusu imkansizdir; babasinin dizayn ettigi ve kendisine biraktigi olaganustu uzay gemisi The Silver Dolphin - Gumus Yunus ile kacar ve "Chimeer"i aramaya baslar. 


Gezegen gezegen dolastigi bu yolculukta ona eslik eden ise son gorevinde beraber getirdigi genc bir cocuk olan Musky'dir. Musky Axle'e gore Eternauts'larin prensi olmasina ragmen sinir bozucu bir ergendir , insan gorunumune sahip olsa da irk cok daha fazla sirlar barindirmaktadir. Ornegin aslinda 300 yasindadir ve yaslanmasini 13 yasindayken durdurmustur; cinsiyetini ise henuz secmemistir.  

Her asamada imparatorluk askerlerinin peslerinde olmasina ragmen evrenin en buyuk simyacisindan, ruyalari gercege donusturen bir labirentine, butun sorulara cevap veren falcidan kendisinin Tanri olduguna ikna olmus yasli bir sarhosa dek Axle ile Musky'nin evrenin derinliklerindeki maceralari boyle baslar. 




Ulkemizde ise tek macerasi Kaptan Venus icin calinip uyarlanan albumu olmustur bildigim kadariyla : 
https://paneller.blogspot.com/2018/03/bir-yagma-vakasi-kaptan-venus.html

24 Temmuz 2022 Pazar

Frank Cappa

Ilk Cappa hikayemi eski bir Heavy Metal dergisi sayfalarinda okumustum, Cappa'nin bir flashback'le acemi bir foto muhabiriyken meslegi ile ilgili en buyuk dersi nasil aldiginin hikayesiydi. ( Ispanyol yazar-cizerlerin dergi sayfalarini doldurdugu yillar olmasina ragmen maalesef derginin genel fantastik/bilim-kurgu hikayelerine/cercevesine uymadigi icin olsa gerek baska bir Cappa hikayesi yayinlanmadi Heavy Metal dergisi sayfalarinda) 

Ustasi rolundeki Orson Welles gorunumlu Jack ona mesleginin dersini ogretiyordu, en kanli en vahsi en acimasiz catismanin ortasinda bile bir muhabire dusen mudahele etmek degil haberi ve gercegi belgelemekti. Kisa ve carpici bir hikayeyedi, savasin-olumun korkunclugunu bu kadar kisa bir sayfa sayisina ve bu denli muhtesem cizimlerle verebilmek Sommer'in ustaligiydi. 

“Dunya cilgin bir yer ve senin isin onu duzeltmek degil; sen bir politikaci da degilsin Mesih de! Sadece insanlari neler olup bittigine dair bilgilendirmen lazim... ve sonra da nasil tepki vereceklerini beklemen gerek" 



 

Bu hikayeden sonra diger hikayelerini toplamaya okumaya calistim, Cappa Ingilizceye ve Turkceye pek cevrilmemisti. Elime gecen diger dillerden albumlerle yetindim. Okudukca aslinda bu kisa hikayenin Cappa'nin son hikayelerinden biri oldugunu ogrendim; cagdasi diger ispanyol cizgi romanlari icin dergi formatinda dogdugu icin de olsa gerek kisa hikayeleri vardi ama uzunca olanlar da vardi. Siyah beyazin ustasiydi yaraticisi Sommer ama ilerleyen yillarda maceralarda harika renklendirmeler de yapmisti. 

Yersiz-yurtsuz, ulkesiz, humanist ama tanik oldugu savaslarda her zaman ister istemez taraf da olan bir muhabir yaratmisti Sommer. Afrikada kolonyalizimin cizdigi anlamsiz sinirlar icin savasan ordularda zorla silah altina alinan kabile savascilarindan birine denk gelmisti; askerden kacan ve yasadigi koye donmek icin gozunu kirpmadan adam da olduren bu adami komutanlarina teslim etmemeyi denemisti. Yasadigi kitanin Afrika oldugundan bile habersiz olan, kendi koyunden baskasiyla ilgilenmeyen, kabilenin buyucusu babasinin tilsimiyla olumsuz olabilecegine iman eden  bu adam Cappa'ya gore medeniyetin temas etmedigi belki de son Afrikaliydi. 

Kendisine 'dunyanin en onemli savas muhabirisiniz. Bu acaba savasi sevdiginizden dolayi mi' diye soran askere verdigi cevap manidardi: "Aksine , nefret ediyorum. Ama ilgimi de cekiyor cunku insanlari oyle ektrem durumlara sokuyor ki , insanlari oyle donusturuyor ki insanlarin muktedir oldugu tum iyilik ve kotulugu ortaya cikariyor: En medeni insanlar arasinda sinirsiz fedakarlik orneklerinin yaninda inanilmaz gaddarliklar da gorebiliyorsunuz."   




Bu cumleler Sommer'in bir soylesisindekilerle ortusmekteydi :

Hayat, dunya, yaratilis bir bulmacadir, bir kollaj, heterojen elementlerin kumelenmesi... en azindan gorunuste. Insan bu kaos icerisinde caresizce varolusunun mantikli aciklamasini arar. Bu arada hersey binbir renklidir, absurddur, tutarsiz, acimsiz ve vahsi bir karabasandir... ama guzeldir de. Bu guzelligin gizemidir kendimizi oldurmemizi engelleyen, kaleydoskopumuzu etrafa cevirmemizi ve birgun anlamlarini anlayabilecegimiz sahneler gormemizi  saglayan....    

Sommer bu hayata bakisini cizgi romanin her sayfasina yedirir. Savasin ortasinda bir kabusdur ama ayni zamanda guzeldir Cappa'nin dunyasi. Doneminin buyuk ustasi Pratt'in etkisi aciktir sayfalarda, Cappa sanki Corto'nun yarim asir sonra yasayan kuzeni gibidir. 

Yuzunu Robert Redford'dan odunc alan Cappa ismini -meslegi gibi- ise gectigimiz yuzyilin en buyuk savas muhabiri sayilan Capa'dan alir. 


Capa'nin harika bir yasam oykusu Sirtlan yayinlarindan cikmisti; belki de beraber okunmasi gerekir Cappa hikayeleri ile. 



Donemin en buyuk catismalarinda en on safta yer alan Capa da bir savas muhabiriydi ve Sommers'in karakteri gibi vicdani olarak bir taraf secmekteydi her catismada. Aslinda Macar asilli olmasina ragmen surekli seyahat etmis, yarattigi Capa ismi-markasi ustune yapismis bir yersiz yurtsuzdu. Ve yine Cappa gibi ayni suclamayla karsi karsiya kalmisti: askerler savasirken, olurken-yaralanirken o onlar uzerinden onlarin fortograflarini, olumlerini-yaralanmalarini satarak geciniyordu ve sohret sahibi oluyordu. 




Sommer'in gercek Capa ile yollarinin kesismesi sadece yarattigi karakter uzerinden olmaz. Capa'yi meshur eden ilk fotograflardan biridir Ispanyol ic savasinda 1936'da cektigi 'The Falling Soldier'. Oldukca tartismali bir fotograftir. Kimilerine gore Capa degil daha sonra Ispanyol ic savasinda olecek olan sevgilisi Gerda cekmistir fotografi, yahut Capa askere poz verdirirken onu acik hedef yapmistir veya soylendigi yerde cekilmemistir. Fotograf ustundeki tartismalar bitmez ama Capa bir kez meshur olmus ve fotograf da tarihe gecmistir bile. Sommer'in cocuklugu-gencligi de Ispanyol is savasinin golgesinde gecmistir. 



Bugun "fakenews" caginda -hele Rusya'nin Ukranya isgali gibi bir catismada- gercek-saglikli haberlere ulasabilmenin degerini bir keze daha anladigimizin zamanlarda Sommer'in basyapiti hic eskimeden yaslanmadan bir klasik olarak onemini korumakta. 

Cappa, Nikaragua hikayesinde Amerikalilarin geride biraktigi fasist Somoza rejimine karsi direnen Sandinista gerillalarini haberlestirmektedir. Hepsinin amaci ozgurluktur lakin hepsinin gonlunde aklinda baska bir ozurluk tanimi vardir. Sommers'in hikayesi dikta yikilsa bile insanoglunun asla gercek ozgurluge erisemeyegi alt mesajini da icermektedir. Olabildigince karamsardir (Nikaraguanin sonraki yillari onu hakli da cikarir). 

Din, politika... Hersey prensipte iyidir lakin iktidar sehveti ugruna manipulayona ugramaktan kacamaz. Bir ideolojiyi yahut otekini ( iyi yahut degil) kullanan klikler olusur ve digerlerini manipule eder ve sonunda domine etmeye devam eder. 

Sommer, Cappa'nin Nikaragua macerasini gercek bir muhabir olan Bill Stewart'a saygi notuyla bitirir. Nikaragua'nin en tehlikeli doneminde muhabirlik yapan Bill Stewart'in Somoza rejimi tarafindan katledilmesi rejimin yikilisini hizlandirmistir. Biz de Bill Stewart'in sozuyle bitirelim. "Butun savaslar yasli adamlarindir, ama genc insanlar olur."  



24 Haziran 2022 Cuma

ATAR GULL

 



ATAR GULL Fabien Nury'nin yazdigi Bruno'nun resimledigi bir grafik roman. 

Bir kabile reisinin ogluyken daha cocuklugunda kabileler arasi savas yuzunden esir dusen ve satilan erkekler icin butun kabile yas tutarken aglamayacagina dair yemin eder Atar Gull. Seneler sonra bitmek tukenmek bilmez kabile mucadeleleri kendisini de vurur ve esir duser. Kabileler esirleri beyazlara satmaktadir, boylece Atar da Amerika'da satilmak uzere bir gemiye konur.   




Sahibin guvenini kazanan Atar basina gelen herseye ragmen aglamama sozunu tutarken bir taraftan da intikam planlari yapmaktadir. 

Siyah-beyazken cizgileri oldukca 'katlanilabilir' olan Bruno'nun kareleri renklendirildiginde iyice karikaturize olmus ve adeta bir cocuk resimli romanina donmus vaziyette, oldukca ciddi-agir bir senaryoya sahip hikayeye pek de uyumlu oldugunu soylemek mumkun degil. 

8 Mayıs 2022 Pazar

Mermaid Project

Mermaid Project,  Cinebooks'un Ingilizce olarak yayinladigi 5 bolumluk bir Fransiz cizgi romani; yakin gelecekte buyuk savaslar ve ekolojik yikimlar sonucu sekillenen bir yaniyla tanidik ama ote yandan cok da degismis disutopik bir dunyada gecmekte. 



Serinin yazari Leo'yu baska serilerinden de boyle pesimist gelecek tablolari cizmesinden hatirliyoruz. (http://paneller.blogspot.com/2017/10/aldebaran.html) Yakit artik luks bir tuketim maddesi haline geldiginden normal ulasim atlarin cektigi arabalar veya bisikletlerle yapilmakta ; serinin cizgileri karakterlerde oldukca basitlestirilmis olsa da binalar mekanlar araclar oldukca detayli resmedilmis ve oldukca basarili bir renklendirmeye sahip: 




Serinin kahramani Pennac artik siyahilerin nufus ve iktidar bakimindan hakim oldugu Fransa'da bolumundeki tek beyaz kadindir. Diger tum polisler ve dedektifler siyahidir ve sefinin de dedigi gibi cok da iyi bir polis oldugundan degil departmanin irkci olmadigini ( roller nasil da degismistir ) kanitlamak amaciyla adeta sus olarak tutulmaktadir. Artik baski ve tahakkum altindaki bir azinliktandir. 


Ama hikaye gelistikce Pennac'in aile baglari ve aldigi esrarengiz bir not uzerine onun kitalar otesi bir maceraya cikmasina ve kendisinin bile farkinda olmadigi yeteneklerinin ortaya cikmasina neden olur. Martin hikayelerinden beri alisageldigimiz konusan bir yunusun da hikayeye dahil olmasiyla -ve cok guclu bir uluslararasi sirketin planlariyla- Pennac kendini karmasik bir komplunun icinde bulur. Kendisini kanitlamak icin de bolca firsat bulur.   


Konusuyla cok da yenilik getirmeyen, Leo'nun uzaya acildigi bilim-kurgu eserleri kadar ilgi cekici olmayan ama hazir Turkiye'de demografik degisim ve ulkenin gelecegin nasil sekillenecegi tartisiliyorken okunabilecek bir eser. 



24 Aralık 2021 Cuma

Cape Horn

Cape Horn, 19. Yuzyil sonu 20. Yuzyil baslarinda Guney Amerika'nin henuz tam kesfedilmemis, jeopolitigi ise tam oturmamis vahsi bir parcasinda, Tierra Del Fuego'da gecmekte olan oldukca karisik ve surukleyici bir hikaye. 

Bolge yeni yeni olusmaya baslayan Arjantin ve Sili devletlerinin ordularinin, Fransiz askerlerinin , altin arayan maceraperestlerin, bolgede misyonerlik faliyetleri surdurenlerin, bu toprak parcasinin bilim acisindan bakir dokusunu arastiranlarin ve yerli halkin arasindaki karmasik iliskiler aginda gecen bir hikaye. 




Yazar Christian Perrissin belli ki bolgenin kolonyalizm ve kesfedilme tarihine donuk muthis bir arastirma yapmis ve bazi gercek tarihi kisilikleri olaylari ustaca hikayeye yedirmis; ornegin altin arayiligini tekelinde tutan, kendi ozel ordusunu kuran maceraperest ve yerlilere karsi gaddarligi ile bilinen bir muhendis Julias Popper'i hikayenin kilit noktalarindan birine maharetle yerlestirmis.   





Bunun disinda bolge yerlileri ustunde -bugunden baktigimizda- hic de etik olmadigi ortada arastirmalar yapan Fransiz doktor yahut orda bulunmalarinin aslinda yerlilere zarar verdigi kanisina ulasan misyoner din adamalari gibi oldukca ilginc yan karakterler bulunmakta seride. 

Cizer Riboldi ise fumetti severlerin taniyacagi bir isim, dinamik aksiyon sahnelerinin disinda bolgenin acimasiz dogasini oldukca guzel yansitmis cizimlerine. 



23 Ekim 2021 Cumartesi

Asterix - Griffin

Yeni Asterix albumu nihayet 20 dilde yayinda ve yeni yaratici kadronun simdiye kadar cikardigi en iyi album oldu kanimca. 



Album, Sezar'in esrarengiz bir yaratik olan aslan govdeli kartal basli-kanatli Griffin'i yakalamak icin gonderdigi birligin hikayesiyle baslamakta. 


Birligi yonlendiren ikili ise biri kanitlara, belgelere hareket eden ve metodolojiye onem veren bir bilimadami ( elbette o zamanin sartlarina gore ) Cartographus, digeri ise icgudulerine ve kaba kuvvete onem veren, hayvanlarla dogusmekte maharetli bir gladyator Vainglorious. 




Bugune kadarki albumlerde pek cok antagonist gorduk, Galya ekonomisi karistiran ekonomistlerden, ajanlara, mimarlara. Klasik Asterix albumleri biraz da bu rakipler yuzunden guzeldiler. Bu villianlarin baska bir albumde tekrar karsimiza cikmasi gibi bir gelenek yok ama bu ikilinin baska bir macerada yer almasina hayir demem sahsen, aralarindaki enerji Asterix-Obelix'in enerjisine yakin. 

Albumun en guzel surprizi ise gectigi cografya ve kavimler. Kucukken Asterix tum dunyayi dolasirken  donemin Turki kavimleriyle karsilasmasini hayal ederdim (eh -arada bin yil olsa da- bir taraftan da Karaoglan okuyoruz) Sonuda meshur ikilimizi elinde davuluyla bir samanla konusurken, bir yurt icinde kimiz icerken , at ustunde steplerde macera pesinde kosarken gorebiliyoruz. (Her ne kadar albumun misafir kavmi donemin Irani halklarindan olup sonradan slavlasan Sarmatianlar olsa da) 




Cizgileriyle ve Griffin soylencesinin tarihi kokenlerine saglam bir sekilde yaslannan hikayesiyle dort dortluk bir album. 

16 Ekim 2021 Cumartesi

Adamov - Dayak

Adamov kanimca Frankofon cizgi roman dunyasinda adi Moebius veya Enki Bilal ile anilmasi gereken en buyuk ustalarindan biriyidi; lakin Frankofon dunya disinda onlar kadar taninanmadi-sevilemedi. Eserlerinden bazilari Ingilizceye cevrilmis olsa da cogu Heavy Metal dergisinin sayfalarinda kaldi, kucuk bir okuyucu kitlesine hitap edebildi. Yalnizca bazi eserleri albumlesti. 


Dayak, ustadin 1993–1997 yillari arasinda 3 sayi olarak yarattigi bir bilim kurgu serisi. Apokaliptik bir dunyada yeni Addis Ababa isimli devasa bir sehirde gecen mistik ogelerle bezeli enteresan bir hikaye; yalnizca siyahilerin hayatta kaldigi bu dunyada tek basina kaldigini sanan bir beyazin (aslinda bir de kardesi olan) Dayak'in yolculugu. Afrika dinleriyle, renkleriyle, buyuleriyle futuristik bir teknolojinin harmanlanmasi.  Hikayenin guzel olmasinin disinda asil buyuleyici olan Adamov'un cizgileri: 







Hikayenin sadece ilk sayisi bir albume donusmus geri kalan iki sayisi ise Heavy Metal sayfalarinda kalmis durumda. 




7 Eylül 2021 Salı

Eski Topraklar

'Les Vieux Fourneaux' son donemlerde yayinlanan Bande Desinee serilerinden en populerlerinden biri. 2014'de baslayan yayin 6 albume, oldukca yuksek satis rakmalarina ulasti bile. 


Albumler cocukluklarindan beri yakin arakadas olan Pierrot, Mimile ve Antoine'in 70'li yaslarda, artik iyice ihtiyarlamis olduklari, hayatlarinin son donemlerindeki maceralarini icermekte. Bir cizgi roman kahramani olarak yaslilarin hikayesi ilk basta siradisi gelse de kahramanlarin renkli karakterleri ve albumlerin harika cizgileri bu supheyi hemen dagitmakta. Bu grubun yeni maceralarini takip ederken buna baglantili olarak sikca cocukluklarina ve gencliklerine de flashbacklerle donmekteyiz; dostluklari, eski asklari , kavgalari ve buyuk sirlarina... Albumlerin estetik olarak zirveye ciktigi yerlerden bazilari ise bu gecmise gidis gelis anlari zaten. 



Albumler bu 3'lu disinda zengin bir kadroya sahip, her albumde yeni karakterler kadroya eklenmekte. Uclu ise yaslanmis olmalarina ragmen iclerindeki yasam atesinden hicbirsey kaybetmemis durumda. Antoine olmus karisinin yillar once kendini aldattigini ogrenince cilgina donecek kadar enerji sahibi. Pierrot hala "establishment" dedigi sisteme her firsatta comak sokmaya calismakta... "Ne Gozler Ne de Sahipler" sloganiyla kurduklari gorme engelli ve yaslilardan olusan ekibiyle -dinazor dedigi klasik sol orgutlenmelerin eylemlerinin disinda- daha yaratici, yapi bozucu sabatojlarina devam etmektedir. 


Genel olarak ilk uc albumden secilen materyellerle -ve eklenip cikartilan detaylarla- yapilmis bir de filmi var serinin; cizgi romanin basarisini tekrarlayamasa da eglenceli bir yapim: