Propaganda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Propaganda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2019 Pazar

BPRD - Sovyetler Propaganda Afisi Estetigi

BPRD korku, fantastik, bilim-kurgu ve occult unsurlarini ustaca birlestiren en enteresan hikayeye sahip super-kahraman takimlarindan biri. Elbette bir Justice League ya da Avengers populerligine sahip olmasa da sadik bir takipci kitlesi var. Mignola'nin dahiyene evrenini uzun yillar ince ince islemesiyle, yan basliklar ve spin-offlariyla devasa bir kulliyat olusmus durumda. Kimi zaman realist cizgilere sahip cizerler gorev alsa da benim -ve genel olarak tum BPRD okuyucularinin- daha cok hoslandigi sanatcilar ilk donemlerde Guy Davis son donemlerde ise Tyler Crook gibi Mignola'nin kendi uslubuna da yakin, daha karikaturumsu usluba sahip sanatcilar.  

Mignola evrenindeki hikayenin dallanip budaklanmasi ve tum dunyayi tehdit etmesi yuzunden BPRD Rusya ile de isbirligine gitmesi sonucu orada da maceralar yasanmaya basladi. Ozellikle bu sayilarin kapaklari harika bir estetik tasimakta: 

Malum Sovyetler Birligi cizgi romanin hemen hemen hic olmadigi bir donem/cografya ama kendine has bir propaganda afis estetigi gelistirmis durumda ayni zamanda. Buyuk liderler, elleri kollari guclu-abartilmis isci sinifi temsilcileri, kalabaliklar, Sovyet teknolojisinin ve tariminin yuceltilmesi, dusmanlarinin ezilmesi, ufuklar-uzay-daha iyi bir gelecek ve tabi ki kirmizinin bol kullanimi.




Iste bu BPRD kapaklari (82-86 sayilar) bu estetigin ozunu oldukca guzel yakalip yanstimis durumda: 





Elbette bu Sovyetler propaganda afisi estetiginin cizgi roman kapaklarindaki ilk kullanimi BPRD sayilari degil. Bu konuda akla ilk gelen alternatif Superman hikayesi Red Son :






ve sinirli sayida olsa da baska ornekler de var : 














12 Ağustos 2018 Pazar

Karaoglan ve Gokturkce

Karaoglan "Cengiz'in Gazabi" guzel bir maceradir; Karaoglan'in resmi olarak gorevlendirildigi turden (bu sefer Cengiz tarafindan) seruvenlerden biridir. Ipek yolundaki kervanlara yapilan baskinlari, yagmalari arastirma icin vazifelendirilmistir. Siradan baslayan macera hizli bir tempoyla dallanir budaklanir, surprizleriyle, arka fonundaki tarihi hikayeyle birlikte guzel ve hizli akan bir macerada bulur okur kendini.

Fakat maceranin basinda macerayla hic ilgisi olmayan oldukca didaktik bir girizgah vardir: Bayirgulu bir kese para calmistir ama bu sefer Karaoglan kizmaz zira bunlar onun 'ilgilenmeye' basladigi Gokturk paralaridir. Sonra Balabanla beraber Gokturk yazitlarinin bulundugu yere giderler, Karaoglan yazitlari okur, Balabana'a -ve de dolayisiyla okura- turlu hikmetli ogutler verir.

Bu 3-5 sayfalik girizgah oldukca siradisi; soyle ki Karaoglan maceralarinda 'milliyetcilik' didaktik bir unsur olarak yer aldigi zaman  genel olarak maceranin icindedir; akisa yedirilmistir. Bazen cidden goze batan boyutlara ulasir,  bazen bir iki tiradla kalir. Ama bu sekilde ayri-yogun bir bolum olarak ele alindigini pek hatirlamiyorum. 

Bolumde ilgimi ceken 3 nokta sunar Yalaz Karaoglan uzerinden; bunlar elbette birer kurgudur ama ne kadari olasidir; 12.-13. yuzyilda bolgede yasayanlar icin ne kadar anlamlidir  diye merak ettim:

  • Paralar : Ilki Bayirgulu'nun elinin uzunlugu sayesinde yuruttugu Gokturk paralarindaki alfabe; Karaoglan bunlar sayesinde Turk yazitlarini okumanin kolaylasacagini belirtip heyecanlanmistir: 



Anladigim kadari ile Gokturk paralari uzerinde su ana dek bulunmus Orhun alfabeyle yazili bir metin cok az; sadece bir-iki isaret seklinde. Genelde eldeki paralardaki yazilar Sogdian (Irani bir dil) alfabesi ile yazilmis. Yani Orhun yazitlarini sokmek icin paralarin pek bir faydasi olamaz.

  • Yazitlarin yerinin bulunmasi : Karaoglan'in yazitlerin yerini bilmesi de ilginc bir nokta. 

Yazitlar 19. yuzyilda kesfedilmistir hep ogretildigimiz gibi, ama peki daha once biliniyor muydu varliklari? Cengiz Han'in tarihcisi Cüveyni’nin ve bir kac tarihcinin daha donemlerinde (12.-13. yuzyil) bu yazitlardan bahsettikleri anlasiliyor. Tarihin daha sonraki donemlerinde varliklari unutulmus olmali. Oyleyse  Karaoglan'in yazitlarin yerini bilmesi imkansiz degil.
  • Okunmalari : En netameli konu ise bunlarin okunmasi, zira yazitlar Vilhelm Thomsen tarafindan 1893 gibi gec bir tarihde cozuldu, alfabe 12.-13. yuzyilda coktan unutulmustu. 


Yani Yalaz aslinda eli kilicli maceraci-genc bir kahramanin omuzlarina bir Filolog-Turkolog olma gibi oldukca agir bir yuk yukleyerek oldukca yapay bir durum yaratmis. Asil amaci belli ki buradan cikarilan hikmetli dersler ile maceranin sonundaki iki 'Turk' devlerinin kavgasina atif yapmak ama cok da ikna edici durmuyor elbette.

https://en.wikipedia.org/wiki/Old_Turkic_alphabet

26 Haziran 2018 Salı

Qırıx

Qırıx'ın varligindan bir makale ile haberdar olabildim: "QIRIX: Iki Cagri, Iki Celp Arasinda Bir Sehir" - Mesut Yegen ( Cizgili Kenar Notlari, Der: Levent Cantek , 2007, Istanbul) 

Makaledeki 'Turkiye populer kulturunun unutulmazlarindan' ifadesinin kullanilmasi ilgimi cekti zira Turkiye'de cok az yerli cizgi roman popular kulturun unutulmazlari arasinda sayilabilir. Cok az satan-belli bir ideolojik kesime hitap eden gazetelerde yayinlanan, cizginin her turuyle icli-disli olmaya calisan benim bile pek duymadigim bir cizgi-bant icin kullanilmasini tuhaf buldum. Olsa olsa bir camia icinde,  azinlik bir kesimde, nis bir alanda popular denmeseni gerekirdi diye dusunuyorum.

Qırıx, Dogan Guzel'in yarattigi bir strip bant, onceleri 3 panelle yayinlanan, sonralari daha da genisleyen-buyuyen bir formata sahip. Uzun maceralari olmasa da gelisen-buyuyen/ devamliligi olan bir evreni oldugu icin cizgi roman basligi altinda degerlendirmenin sakincasi yok sanirim. 

Qırıx'ın hikayelerindeki pek cok yapisal unsuru aslinda baska kenar mahalle hikayelerinde, bickin-delikanli tiplemelerinde bulmak mumkun. Ornegin Qırıx (Keko) calismiyor ve bundan dolayi surekli ekonomik sikinti icinde, annesinden turlu yollarla aldigi paralarla cay-sigara parasini karsilamakta. Yahut sevdigi kizi (dawasini) surekli takip etmesine ragmen onunla konusmak ona acilmak gibi bir plani yok. Butun bunlar ve benzerleri geleneksel aile tipinin, torelerin, varoslarin, issizligin etkiledigi durumlar, bu haliyle tum bu dinamikler icine sikismislik yasamakta Qırıx. Bu yuzuyle de aslinda Girgir'dan beri mizah dergilerimizde cokca islenmis varos tiplemeleriyle bir akrabaligi var.



Ama bunlarin otesinde/onlardan ayrilan yasadigi mekan-zamandan dolayi iki dinamik daha devreye giriyor cizgi-bantta. Ilki 'siyasi abe' veya kardesi(Kuto) uzerinden devreye giren kurt sorunu-ideolojik bakis acisi ve mucadele. Her ne kadar kardesi ideolojiye yurekten bagli bir nefer olsa da tam karsisinda annesinin bundan odu kopsa da Qırıx ikisi arasinda gidip gelen kimi zaman pragmatist ikircikli bir tavir takinmakta. Serinin mizahi da zaten bu ikircikli tavirlardan dogan catismalar uzerine bina edilmekte. Ornegin evrensel bir espri olan evde yasayan genc delikanlinin erotik malzemelerinin (stash-zula) bulunmasi esrpisi bu dinamklar sayesine Qırıx'in annesi zulasini bulur ama korkudan sadece siyasi kitaplari-dergileri yokeder, erotik dergilere dokunmaz:



Ilkine bagli olarak ikinci dengesel dinamik ise bolgedeki askerin-polisin yani butun kurumlari-agirligiyla devletin varligi; Qırıx'ın surekli kimlik tasima kaygisini, aramaya takilmama-gozaltina alinma endisesini, Istiklal Marsi alerjisini tetiklemekte. Qırıx varoslarin disinda bu iki dinamigin daha baskisiyla savrulmakta, tum mizah da aslinda Qırıx'in dunyasinda kose baslarini tutmus diger bireylerle arasindaki tartismalardan - catismalardan dogmakta.




Dogan Guzel Qırıx uzerinden aslinda butun bir cografyanin, milyonlarca insanin da arada kalmisligini, farkli dinamikler arasindaki git-gellerini guclu bir mizahla sergilemekte (Daha detayli bilgi icin Mesut Yegen'in makalesi mutlaka okunmali).




5 Mart 2018 Pazartesi

Uzay Katlari

"Küçükçekmece Camii'nin imamı Ethem Gedik, dinsel öğeler içeren bir kitap yolladı bana. Gök katlarını,uzaya gitmek için neler yapmalı gibi garip şeyler anlatıyor. Uzaya çıkmak için diyor,önce bir ay bir yere kapanacaksın ve yalnız kuş eti yiyeceksin diyor. Karanfil Hoca işte böyle çıktı..."

Kendi sozleriyle boyle anlatiyor Turhan Selçuk, Karanfil Hoca'nin ve en guzel Abdülcanbaz maceralarindan biri olan 'Uzay Katlari"nin nasil ortaya ciktigini. Elbette bu ilginc hikaye, gogun yedi kati, cennetin sekiz tabakasi vb. bir imaminin hayal gucunden degil Sumerlerden baslayarak tum Ortadogu menseli mitlerin gelismesi, harmanlanmasi, suzulmesi sonucu olusturulmustur. 

Ama Abdülcanbaz'i simdi hatirlamamizin nedeni bu degil; hikayede Abdülcanbaz cennetin en ust katinda Gozluklu Sami ile karsilasirlar. Sami cennete iyice yerlesmistir, bir eli yagda bir eli baldadir: 




Hayal kirikligina ugrayan kahramanlarimiz diger cennetleri ziyaret etmek ve durumu tetkik etmek icin alt tabakalara inerler. Lakin durum pek parlak degildir, diger alt tabakalardaki insanlar tum uretimlerini/enerjilerini -adeta bir piramit gibi- ust cennet beslemek icin harcamaktadirlar:    




Somuru ustune kurulu bu carpik duzen elbette bir hurafeler yigini elestirisi oldugu kadar dunyadaki gercek bozuk duzenlerin yansimasidir da zira hikayede dendigi gibi "insanin hayal gucu kisitlidir" ve "yeryuzunde ne varsa burada da ancak onlar vardir".

Elbette, kitlelerin somurusu ustune kurulu sayisiz baska sistemler olmustur ama bu duzen bir taraftan da adalet-ahlak gibi temalari isleyip-sahiplenip-kullanip oteki taraftan acimasizca somuruye devam edince bir de ortaya fazladan hypocrisy-riyakarlik problem cikmaktadir ki belki de durumun en igrenc yani budur.  

Maalesef ulkemizde yasanmakta olan surec giderek Abdülcanbaz'in "Uzay Katlari" hikayesine donmekte. Iyi ki hikayeyi zamaninda yazmis-cizmis ustad, zira bugun olsa belki buna bile firsat bulamazdi.  

22 Şubat 2018 Perşembe

Demirci Kawa Hitler'e karsi

Hikaye ikinci dunya savasi sirasinda Iran'da artmakta olan Alman etkisiyle baslar. Savastan once uzun yillardir Iran ve Almanya arasinda artan bir isbirligi vardir: Almanlar Iran'a teknoloji transferi yapmakta Iran ise onlara gelisen Alman ekonomisinin ihtiyac duydugu hammedeleri saglamaktadir. Savas carklari icin cok degerli petrol yataklarinin Almanlarin eline dusmesinden endise eden Sovyetler ve Ingiltere birlikte Iran'i isgal eder. Gorunurde ayakta kalan bir Iran hukumeti vardir ama butun isler bu iki ulkenin isgalci ordulari tarafindan ve onayiyla yurutulmektedir. 

Savas diger cephelerde hizla devam ederken Iran icinde ise Iranlilari kazanmak amaciyla bir propaganda savasi yurutulmektedir. Turlu gorsel ve isitsel kanallardan yurtulen Ingiliz propagandasinin belki de en ilginci Şehname uzerine kurulu olanidir. 

O donem BBC Farsca icin de calisan bir Iranli akademisyen Mojtaba Minovi'ye danisildiginda iyi-etkili bir propaganda araci olarak Şehname'yi ve minyaturleri isaret eder Minovi. Zira bir tarihci ve edebiyatci olarak eserin ve minyaturun Iran halki uzerindeki etkisinin derinligini, sembolizminin gucunun farkindadir. Boylece birbiri ardina takip edildiginde hikayeyi tamamlayan adeta bir cizgi roman estetigine yaklasan asagidaki posterler-posta kartlari ortaya cikar. 

Şehname'deki en meshur hikayelerden biri secilmistir, efsaneye gore refah dolu Cemsit doneminin sonunu getiren zalim hukumdar Dahhak Hitler'le eslestirilir:


Zulmu o kadar artmistir ki omuzlarindan iki yilan buyur : Mussolini ve Tojo. (Gobels ise Hitler'e hizmet etmektedir) 



Fakat Dahhak kendini tahtindan edecek, zulmunu sonlandiracak 3 atliyi-savasciyi ruyasinda gormektedir: meshur sigara, puro ve pipolariyla Churchill , Stalin  ve Roosevelt. 


Hergun yilanlarini genclerle besleyen zalim hukumdara Demirci Kawa isyan eder ve oglunu geri alir. Uc savasciyi bulup getirir ve boylece zalim hukumdarin sonu gelir.


Hitler ceza olarak oldurulmek yerine Demavend dagina cizilenir. Boylece sonsuza dek omuzlarindaki yilanlar tarafindan iskenceye maruz kalacaktir. Temsil ettigi kotuluk ise yeryuzunden temizlenmistir. 

Oysa butun bu cabalara -ve sagladiklari politik serbestlige- ragmen Iran ekonomisinin tum kaynaklarini kurutan, halki acliga ve sefalete mahkum eden isgal ordulari elbette halk tarafindan benimsenmez. Propagandanin etkisi sinirli olur.   


Kanyaklar: 
  • http://www.historyextra.com/period/second-world-war/persuading-the-people-british-propaganda-in-the-second-world-war/
  • Iran and the Cold War, Rowena Abdul Razak, Published in History Today Volume 68 Issue 3 March 2018
  • http://blogs.bl.uk/asian-and-african/2013/05/the-shahnameh-as-propaganda-for-world-war-ii.html