Yildiray Cinar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yildiray Cinar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2019 Cumartesi

Süper Kahramanlarımızın Kısa Tarihi

Süper Kahramanlarımızın Kısa Tarihi

Ülkemizde çizgi roman okuyucusu oldukça erken bir tarihte süper kahramanlarla tanıştı. Ama tercihi genelde ya eli kılıçlı tarihi kahramanlar ya da fumetti (yahut fumettilere ilham olmuş Amerikan pulp) çizgi romanları oldu. Tüketici beğenisiyle şekillenen piyasada istikrarlı bir şekilde yayınlanabilen süper kahramanlar ise uzun yıllar boyunca bir elin parmaklarını geçmedi. 



Belki de bu yüzden çizgi romancılarımız uzun yıllar süper kahraman üretmedi, bu türe pek yaklaşmadı. Buna teşebbüs edebilecekleri bir mecra bulmak da başka bir sorundu elbette. Gazeteler yerli üreticilerden birbirinin kopyası kılıçlı kahramanlar talep ediyordu, çizgi romanımızın bir başka üretim merkezi mizah dergilerinde ise zaten ciddi hikayelere nadiren yer veriyordu.
  
Bu yüzden süper kahramanlara yaklaşımımız çoğunlukla parodi ağırlıklı bir mizahi üretimle başladı. Gırgır ve türevleri mizahi dergilerde ve çocuk dergilerinde karikatürlerle, bantlarla başlayan “kahraman parodisi” süper kahramanları da içeriyordu. Bunlar kısa zamanda parodi çizgi romanlarını da doğurdular. En Kahraman Rıdvan (1980) doğrudan belli bir karakterin parodisi olmaktan ziyade değişik durumlarda kendini değişik kahramanlarla özdeşleştiren Rıdvan’ın maceralarını içeriyordu ve elbette süperler de Rıdvan’ın özendiği, taklit etmeye çalıştığı kahramanlar portföyü arasındaydı. Çizeri Bülent Arabacıoğlu’nun değme Frankofon kalitesinde ürettiği çizgilerle uzun yıllar Gırgır ve ardıllarında Rıdvan’ı maceraları devam etti. 




Kaptan Türk, Betermen ve daha nice çizgi kahramanlar-bantlar parodi formatında üretildi ama bunlar arasında belki de en orijinali bir Süpermen parodisi olan Fevkalbeşerdi. Memo Tembelçizer’in yazıp çizdiği Fevkalbeşer Osmanlı’da yaşayan bir süpermendi. Clark Kent misali gizli kimliğiyle (Kemalettin Kunt) Havadis-i Gündelik gazetesinde çalışmakta ve icap ettiğinde Fevkalbeşer kimliğiyle suçlularla boğuşmaktaydı. Yine Süpermen hikayesinde olduğu gibi Lamia Langırt isminde platonik bir aşkı bile vardı. 

Bu damar/gelenek bugün bile sürmektedir, en güzel güncel örneği Kutluhan Perker'in yarattığı Hulki karakteridir kanımca. Sinirlenince devasa bir canavar Hulk'a dönüşmek yerine küçülen (ama yine yeşile donen) Hulki abidir kahramanımız. Eğlenceli bir Hulk parodisi olduğu gibi aynı zamanda büyük şehirlerin keşmekeşinde, gündelik hayatın zorluklarında sıkışmış insanın çaresizliğine de gönderme yapmaktadır.  



Gerçek süper kahraman üretimimiz ise (fanzinleri saymazsak) çok sonraları geldi: Yazar Hakan Tacal ve çizer Mahmud A. Asrar tarafından yaratılan çizgi roman karakteri Pırılkız prototip bir süper kahramandır.  “Iman Ltd” ise yazar Hakan Tacal ve çizer Yıldıray Çınar tarafından yine aynı dergide yaratılmıştır ( Rodeo Strip dergisinde 2004-2005). 



Aynı evrende geçen hikâyeler hem senaryo hem de çizimleriyle (hem de crossover mantığıyla) klasik süper kahraman çizgi romanlarıdır. Ama kurgusal bir mekân-zamanı baz aldığı için yerel değil evrensel anlamda (ve herhangi bir comic book şirketinde yayınlanabilecek kalitede) üretimlerdir. Bu anlamda ilk yerli diyebileceğimiz süper kahraman ise belki de yine Tacal-Çınar tarafından yaratılan Karasaban’dır (2003). Karabasan’ın yerel mitolojiden beslenmesi bu alanda kendisine ayrıcalıklı bir yer açmasına neden olur. 



Yerel mitolojiden beslenen başka başarılı çizgi roman kahramanlarımız da var; örneğin Deli Gücük (2009) gibi. Ama Deli Gücük bir süper kahraman mıdır? 

Süper kahramanın formüle edilmiş, herkesin üzerinde anlaşabileceği bir tanımı yok. Kelimenin doğası gereği insanüstü güçlere sahip bir kahraman olarak tanımlansa bile biliyoruz ki kimi zaman insanüstü güçlere sahip olmak bile gerekmiyor. Batman, Ironman gibi kahramanlar aradaki farkı insani özelliklerinin limitlerini olabilecek en üst sınıra çıkartarak ya da teknoloji desteğiyle kapatmaktadır. Yahut mitolojinin yarı-tanrısı Herkül kendi bağlamında bir süper kahraman değilken Marvel evrenine eklemlendiğinde bir süper kahraman muamelesi görmekte. Burada bağlamın ve kahramanın evreninin nasıl konumlandığının önemi artmakta. Zira en önemli iki çizgi roman üreticilerinden Kurt Busiek ve Eric Larsen bile örneğin Flash Gordon'un süper kahraman olup olmadığı konusunda anlaşamadığını görmekteyiz. Evet normal insanlardan daha beceriklidir, teknolojik gadgetlara sahiptir ama ancak diğer bazı kahramanlarla (Mandreke ve Kızılmaske) team-up yaptığında (adeta bir süper kahraman takımı gibi) bir süper kahraman sayılabilir (bu bile tartışmalıdır). 

Bu bağlamda aslında oldukça enteresan bir karakter olan (belli bir kıyafeti, görünüşü, kimliği ve güçleri olmasına rağmen Deli Gücük'ü süper kahraman saymama taraftarıyım (bir gün Karabasan evrenini crossoverla ziyaret etmediği surece). 

Süper kahramanların müthiş beyazperde başarısından ve çizgi roman piyasasının yeniden hareketlenmesinden sonra artık ülkemizde de yeni karakterler yaratılmakta.  Kasap (2017) ve Vamp (2016) gibi oldukça başarılı yeni dergiler denenmekte.  


Ama hakkının yeterince teslim edilmediğini düşündüğüm bir başlık ise yalnızca Otlak dergisinde iki macerasını görebildiğim Gülleci (2015) karakteri. Afşin Kum’un yazdığı Mam Cici’nin çizdiği Gülleci belli yaşın üstündeki herkesin hatırlayacağı tebeşir atan öğretmen klişesi üstüne bina edilmiş. Bu yeteneğine fizik bilgisini de ekleyen Enver öğretmen artık maskeli bir kahramana dönüşmüştür.   



Bütün bu yeni denemeler ümit verici olsa da bugüne değin hem hikayesiyle hem de çizimleriyle Karabasan kalitesini yakalayabilen yerli bir örneğe henüz denk gelmedim. Ama umuyorum ki bu denemeler devam eder.  


14 Ocak 2018 Pazar

Elsewhere

"Elsewhere" Image comics'in yeni bir serisi; yazari Jay Faerber cizeri ise bizden bir isim: Sumeyye Kesgin. Ilk dort sayi bir cilt olarak da toplandi. 


Jay Faerber cok siradan, vasat hikayeler yazan bir isim; yarattigi superhero serileri Noble Causes ve Dynamo5'i sirf Yildiray Cinar ve Mahud Asrar ciziyor diye takip etmistim. Ne cizgiromana ne de superhero genresine birsey katabilen hikayeler degil urettikleri; cabuk uretilip cabuk tuketilen, okunduktan sonra akilda iz birakmayan, surekli kliselere basvuran sabunkopugu hikayeler. Ama bu sabunkopugu hikayelerin bir faydasi cizerlerimiz Yildiray Cinar ve Mahud Asrar'in kendilerini Amerikan comics pazarinda gostermeleri ve kendilerini gelistirmeleri oldu. Burdan sonra da Marvel-DC maceralari basladi zaten. 

Jay Faerber'in kendisi de Superhero genresinde kaydadeger birsey yaratamadigini gordu belki de ki baska seyler denemeye baslamis; adindan sitayisle sozedilen ama henuz gormedigim "Copperhead" isminde bir bilim-kurgu serisi var. "Elsewhere" ise maalesef bilimkurgu-fantazi turlerinde vasat bir hikaye yine; kahramanimiz Amelia Earhart'in kendini baska bir gezegende bulmasiyla basliyor. Biraz eskilerin John Carter ya da Flash Gordon'unu animsatan bir hikaye. Ming'i animsatan bir tiran. Avatar filmindeki yaratiklari ve gezegeni animsatan bir atmosfer. Hikayenin twistleri olmasina ya da Amelia Earhart gibi tarihi bir figuru hikayeye adapte etmesine ragmen (boyle bir Star Trek bolumu de var) orjinal olma kaygisi yok. 




Sumeyye'nin cizgileri ise oldukca doyurucu ve detayli; biraz manga-anime turune daha yakin ama Amelia Earhart'in dinamizmini-heyacanini, bambaska bir gezegenin detaylarini basarili bir bicimde yansitiyor. Umarim kariyeri Cinar-Asrar ikilisine benzer bir sekilde ilerler ve daha cok kisiye ulasacak daha kalici-guzel hikayeler resmeder. 


17 Aralık 2011 Cumartesi

Firestorm




Tercuman Cocuk'un 80'li yillarin basinda verdigi "Yaz Nesesi" ekindeki "Supermen" sayfalarindan hatirliyorum Firestorm'u.

Firestorm, DC'nin tum dergilerini 1. sayidan sil-bastan baslatan marketing stratejisi icinde tekrar dogan aktorlerden biri oldu. Ve de cizimleri tanidik bir isme emanet edildi: Yildiray Cinar.

Yildiray Cinar'in Digital Webbing Press'le baslayan, Image ile devam eden basarili Amerika macerasinin son duragi DC. Yeni 52 dergi projesinden birinin kendisine emanet edilmesi de basarisinin gostergesi. Super-kahraman turu icin bicilmis kaftan olan dinamik cizgileri ile yakin bir gelecekte cok daha taninan , populer bir karakteri cizmeye baslamasi da sasirtici olmamali.

Firestorm'un ilk sayfasi da yerli okuyucu icin bir surprizle aciliyor; Kiz kulesi, Galata kulesi ve Bogaz koprusu goruntulerinin ardindan demlik, ince bellli cay bardagi ve televizyon ustu danteli ile bir Turk evine konuk oluyoruz...