24 Haziran 2022 Cuma
ATAR GULL
20 Mayıs 2022 Cuma
Heykel
Heykel
Antropoloji tarihinin en ünlü ve en tartışmalı isimlerinden Napoleon Chagnon birkaç yil önce 81 yaşındayken öldü. Amazon ormanlarındaki Yanamamolar üzerinde uzun yıllar çalışmış Chagnon oldukça tartışmalı bir isimdi zira zihnimizde inşa ettiğimiz barışçıl- doğayla uyum içerisinde yaşayan yerli imgesini çalışmalarıyla altüst etmişti. Ona göre Yanamamolar sürekli bir savaş hali içerisinde yaşamakta, güçlü köyler nüfusu azalan köyleri basıp erkekleri öldürüp çocuk ve kadınları kaçırmaktaydı. Cinayetler topluca işlendiği için belli bir yaşın üstündeki hemen her erkek mutlaka bir cinayete karışmıştı. Elbette pek çok antropolog bunun böyle olmadığını iddia etmekteydi; Chagnon ırkçılıkla ve kanıtları çarpıtmakla suçlandı.
Antropoloji sahası -hele ilk emekleme yılları- Batı’nın kolonyalizm ve oryantalizm tarihi yüzünden böyle pek çok tartışmayla dolu. Bunlardan biri de bugün Batı’da hemen her büyük şehrin etnografya müzelerinde sergilenen ‘fetiş’ adı verilen objeler. Bu başlık altında çeşitli masklar, ama özellikle heykeller ve heykel benzeri objeler toplanmakta. Ozellikle Ingiltere muzeleri dunyanin dort bir yanindan toplanmis heykellerle dolu. Fakat bu ismin kendisi bile tartışmalı. Zira pek çok 19. yüzyıl düşünürü bu fetişlerin-heykellerin yerlilerin soyut düşünme yeteneği olmadığından dolayı maddeye özel anlam yüklemeleri, büyüye-paranormale inanmaları, bu heykellerin doğa üstü güçlere sahip olduklarını sandıklarını söylemektedir. Bundan dolayı da bu heykeller yerliler tarafından kutsal olarak tanımlanmakta. Bu yaklaşıma bugün oldukça tartışmalı; Batılı-rasyonel-bilimsel akıl ve metodoloji her şeyi sınıflandırıp- isimlendirirken, üstten bakıp değerlendirirken gerçekleri mi bulmakta yoksa atladığı detaylar, yerlilerin yaklaşımlarında kavrayamadıkları gerçekler var mı?
Uzun suren sömürgecilik döneminde Asya, Afrika ve Güney Amerika’nın en ücra
köşelerindeki topluluklarda, kavimlerden toplanan -ve bugün Batı’da sayısız
müzeyi dolduran bu heykeller popüler kültürün pek çok alanına -ve elbette çizgi
romanlara da- zaman içerisinde sızmıştır. Çizgi roman dünyasında da bu egzotik/tuhaf
heykeller bol miktarda kullanılmış; çizgi roman kahramanlarının egzotik coğrafyalara
yelken açmasına vesile olmuştur.
Çizgi romandaki pek çok ilk gibi Tenten bu konuda da çığır açıcıdır. Tenten
“Broken Ear – Kırık Kulak” macerasında daha 1935-37 yıllarında bir fetiş
heykelin ardında en güzel maceralarından birini yaşamıştır. Hikâye yine bir etnografya
müzesindeki Arumbaya kabilesine ait heykelin çalınmasıyla başlar (Herge müzede gördüğü
gerçek bir heykelden esinlenmiştir) ve kabilenin yaşadığı Güney Amerika’ya
kadar uzanır. Herge Güney Amerika’da geçen kısımlarda ise Arumbaya kabilesi ve
komşu kabile Rumbabaslar karşıtlığı ile barışçıl/savaşçı kabile etiketlerini de
tartışmıştır. Bu hayali kabileleri, silahlarını, giysileri ve görünüşlerini
yaratırken de dönemin bölgeyi anlatan gezi, referans ve etnografya
kitaplarından bulduğu gerçek unsurları derlemiştir.
Bundan sonra pek çok kahraman sayısız heykel peşinde koşarak maceralar yaşamıştır.
Tenten refereanslarini seven Tardi, meşhur kahramanı Adèle Blanc'i 1976’daki albümü “Eyfel Kulesi Cini”nde bir Asur şeytan kültünün heykeli Pazazu peşinde koşturmaktadır. Oldukça girift bir kurguya sahip macera yerlilerin bu fetişe madde dünyasının ötesinde anlam yüklemelerini tamamen ters yüz eder. Bu sefer şehrin ileri gelenleri, eğitimli-zengin tabakasından bir grubun bu oryantal külte kendilerini irrasyonel bir biçimde kaptırmaları anlatmaktadır. Tardi böylece belki de bireysel anlamda sadece “yerliler”in değil beyaz adamın da düşündüğü kadarıyla rasyonel olamayabileceğini sergiler. Öyle ya çarmığa gerili İsa heykeli yahut Meryem ana ikonu da fetiş değil midir esasen?
Tome-Janry döneminin Spirou ve Fantasio'sunun da heykel peşinde sürüklendikleri bir macera vardır; Avusturalya macerası (1985). Aborjinlerin kutsal bir heykelini bulan Count of Champignac bu yüzden tehdit altındadır zira bölgenin madencileri bu buluntunun bölgede Aborjinlere haklar vereceğinden ve maden sahalarının elden çıkacağından korkmaktadır. Macera klasik kaçırılma -kurtarma mizahi içinde dinamik bir şekilde devam ederken arka planda hep yerliler, yerlilerin kutsalları-toprakları, bu topraklar üzerindeki hakları ve beyaz adamın bitmek tükenmek bilmeyen iştahı temaları devam etmektedir.
1988 yılında yayınlanan Yoko Tsunu albümünde (Le Matin du monde - The
Morning of the World) kahramanımız antik bir Endonezya heykelciğinin yüzünden
zaman ve mekan sınırlarını zorlayarak bir yolculuğa çıkar.
Fumettilerde yerliler ve heykelleri temaları benzer kalıplarla bolca kullanılmıştır,
sadece bir örnek verelim. Mister No Maya Heykeli macerasında (2004) bir
Maya heykelini Meksika topraklarında aramaktadır. Heykelin para-normal gücü
kahramanlarımızı kendine çekerken, heykele sahip olan kabileye ulaşmaya
çalışırlarken yardım istedikleri melez yerli ayak diremektedir: “Sizin
‘uygarlığınız’ henüz onları zehirlemedi… Umarım olabildiğince geç ulaşır”. Ama
bu güzel girişe rağmen tartışma Fumettilerin yapısı gereği derinleştirilmemekte,
üstünkörü birkaç cümleyle geçiştirilmektedir.
Pek çok heykelle bezeli Conan’ın dünyasında ise antropolojiye fazla kafa
yormaya gerek yoktur, kural basittir: heykeller daima tehlikelidir. Eğer bir
külte-dine-tarikata ait heykel bir macerada gözüküyorsa bu fetişin sahibi
kavim/topluluk ne kadar ilkel olursa olsun akla aykırı, uçuk iddialarını
ciddiye almak gerekir. Zira heykeller -ne kadar küçük veya zararsız gözükürse gözüksün-
maceranın akışıyla birlikte ya canlanır ya da başka bir tehlikenin kapılarının açılmasını
tetikler.
Yerli çizgi romanımızda da kahramanlarımız başı kimi zaman heykellerle belaya girmektedir.
Karaoğlan’ın en ilginç maceralarından Hint Yıldızı macerasında bütün
hikâye bir Buda heykelinin boynunda asılı olan Hint yıldızı adı verilen bir mücevherle
başlar. Elbette Karaoğlan’ın da Hint prensesleri, mücevherler, tuzaklar ve
komplolarla geçen dört dörtlük bir ‘swashbuckling’ macerasının ortasında antropolojiye
kafa yoracak pek hali yoktur.
Ama en ilginç yerli macera ise tüm fetiş tanımını ve formülünü alt üst eden Zorba hikayesi Galip Tekin'den ile gelir. Kahramanlarımızın yolu bir köye düştüğünde köylülerin “Zorba” ismini verdikleri heykelle tanışırlar. Heykel geceleri köyün kadınlarını etkisi altına almakta ve onlarla ilişkiye girmektedir; dahası bu kadınların heykelden mutant çocukları olmaktadır. Köylüler ne yaptılarsa bunu engelleyememişler, en sonunda hem vaziyeti hem de melez çocukları kabullenmek zorunda kalmışlardır. Heykel köyde hem nefretin hem de zevkin kaynağı olmuş, herkesin bildiği ama kimsenin açıktan konuşmaya cesaret edemediği bir tabu olarak konumlanmıştır. Tekin’in pek çok hikayesi gibi bu maceranın sonu da uzaylılarla açıklanır: fetişlerdeki alışılagelmiş fetişin sahibi yerli / fetişi inceleyen-yorumlayan beyaz adam/bilim insanı denklemi bozulmuştur. Bu sefer incelenen – hatta üzerinde deney yapılan- tüm insanlardır; inceleyenler ise heykeli (“otomatik deney dölleme makinesi”) gönderen meçhul uzaylılardır.
8 Mayıs 2022 Pazar
Mermaid Project
Mermaid Project, Cinebooks'un Ingilizce olarak yayinladigi 5 bolumluk bir Fransiz cizgi romani; yakin gelecekte buyuk savaslar ve ekolojik yikimlar sonucu sekillenen bir yaniyla tanidik ama ote yandan cok da degismis disutopik bir dunyada gecmekte.
Serinin yazari Leo'yu baska serilerinden de boyle pesimist gelecek tablolari cizmesinden hatirliyoruz. (http://paneller.blogspot.com/2017/10/aldebaran.html) Yakit artik luks bir tuketim maddesi haline geldiginden normal ulasim atlarin cektigi arabalar veya bisikletlerle yapilmakta ; serinin cizgileri karakterlerde oldukca basitlestirilmis olsa da binalar mekanlar araclar oldukca detayli resmedilmis ve oldukca basarili bir renklendirmeye sahip:
Serinin kahramani Pennac artik siyahilerin nufus ve iktidar bakimindan hakim oldugu Fransa'da bolumundeki tek beyaz kadindir. Diger tum polisler ve dedektifler siyahidir ve sefinin de dedigi gibi cok da iyi bir polis oldugundan degil departmanin irkci olmadigini ( roller nasil da degismistir ) kanitlamak amaciyla adeta sus olarak tutulmaktadir. Artik baski ve tahakkum altindaki bir azinliktandir.
Ama hikaye gelistikce Pennac'in aile baglari ve aldigi esrarengiz bir not uzerine onun kitalar otesi bir maceraya cikmasina ve kendisinin bile farkinda olmadigi yeteneklerinin ortaya cikmasina neden olur. Martin hikayelerinden beri alisageldigimiz konusan bir yunusun da hikayeye dahil olmasiyla -ve cok guclu bir uluslararasi sirketin planlariyla- Pennac kendini karmasik bir komplunun icinde bulur. Kendisini kanitlamak icin de bolca firsat bulur.
Konusuyla cok da yenilik getirmeyen, Leo'nun uzaya acildigi bilim-kurgu eserleri kadar ilgi cekici olmayan ama hazir Turkiye'de demografik degisim ve ulkenin gelecegin nasil sekillenecegi tartisiliyorken okunabilecek bir eser.
9 Nisan 2022 Cumartesi
Tenten ve Romanlar
Ikinci dunya savasinin adi yeterince duyulmamis, uzerinde yeterince kafa yorulmamis soykirimi Romanlara karsi yapilanlardi; Naziler yuzbinlerce Romani irki sablonlarina uymadiklari gerekcesiyle oldurduler, surduler yahut kisirlastirdilar. Iktidara gelir gelmez cikarilan bir yasayla baslamisti hersey; Romanlarin -adlari zikredilerek- kalitsal problemleri-irki kirliligi ortadan kaldirmak adina kisirlastirilmalara yetki veriyordu.
Isin fenasi savas sonrasinda Avrupa'da Nazilerin isgal ettigi pek cok cografyada Romanlara karsi Nazilerin katliamlari bitmis olsa da ayrimcilik ve kovusturmalar devam etti. Savas oncesi yasalara donulmustu ama Nazilerin metodlari, kimi yerlerde ayni kisilerce 'uzman' kisvesi altinda uygulanmaya devam etti. Ornegin Fransa'da Romanlarin hareketlerini denetlemek ve duzenlemek icin 1912'de cikarilmis kanunlar ancak 1969'da degistirildi.
Herge ve irkcilik cokca konusulmus bir konu; ozellikle ilk albumleri, cizerin Nazi isgali altindayken Tenten'i devam ettirmesi, sonrasinda bir villian icin kulanilan Yahudi tiplemesi sikca tartisilan konular.
Ama ote yandan denklemin arti yanina yazilacaklar da bir hayli uzun; Blue Lotus albumu icin yaptigi detayli arastirma gibi. Iste bunlardan biri de savas sonrasi Avrupasinda Romanlara yaklasimi olmustu Herge'nin. 61-62 yilinda yayinlanan The Castafiore Emerald albumu en basarili albumlerinden olmasa da bu konuda enteresan izler barindirir. Kaptan Haddock tatsiz tanismalarinin ardindan Romanlari devletin kamp yapmaya zorladiklari yeri gordukten sonra kendi arazisine davet eder:
Kaynaklar :
"Roma of Europe: an invisible genocide?", History Today, Feb-22
Tintin, The Complete Companion
26 Mart 2022 Cumartesi
Max Fridman
Max Fridman Vittorio Giardino'nun yarattigi bir cizgi roman serisi. Iki dunya savasi arasindaki kaotik 30'lu yillarda gecen bir casusluk oykusu. Kahramanimiz Max Fridman eski bir Fransiz ajanidir. Servisden ayrilmis olmasina ragmen bir turlu bu dunyadan kurtulamaz ve cesitli yollarla takrar tekrar basi bu casusluk isleriyle belaya girer. Bir taraftan Avrupa'da yukselen Fasizm ve ote tarafta catirdamis eski imparatorluklar ustunde kurulmus yeni rejimler, yaklasan yeni savasin ayak sesleri casusluk hikayeleri icin bicilmis bir kaftandir.
Fridman'in ilk albumu Budapeste'de gecmektedir; emekli olup tutun ticaretiyle ugrasmakta olan Fridman yeni bir maceraya atilmak icin mecbur birakilir.
Ikinci album ise bizi daha cok ilgilenmektedir zira Fridman Istanbul'a gelmektedir. Giardino tipki Buapeste'de yaptigi gibi donemin Istanbul'unu buyuk titizlikle resmetmis; giysiler binalar, insanlar ve mekanlar oldukca detayli calisilmis. Bir donem cizgi romani olarak Fridman'i cok guclu-basarili kilan bunlar degil sadece elbette ; hikayenin akiciligi ve donemin gercek tarihi olaylari ustune bina edilisi bu arkaplan detaylarinin da onune gecmekte.
Sovyetler birligi icindeki hesaplasma sonucu Trocki gercekten 1929'da Turkiye'ye kacar ve 33 yilinda kadar Buyukada'da "misafir" edilir. Buradan Avrupa'ya gececektir. Fridman'in hikayesinde de Istanbul'a kacan onemli bir Trockist burokrat ismin degisik gizli servisler tarafindan kovalanmasi hikayenin omurgasini olusturmakta.
Son albumler ise Ispanyol icsavasinda gecmekte. Giardino'nun cizgileri albumler boyunca gelismekte ve sonunda harika bir Ligne Claire sitili yakalamakta.
Bu ikinci maceranin degisik dillerde degisik formatlarda yayinlanirken kullanilmis pek cok kapagi var, hepsi birbirinden guzel bu kapaklarin bazilariyla yazimizi bitirelim:
24 Aralık 2021 Cuma
Cape Horn
Cape Horn, 19. Yuzyil sonu 20. Yuzyil baslarinda Guney Amerika'nin henuz tam kesfedilmemis, jeopolitigi ise tam oturmamis vahsi bir parcasinda, Tierra Del Fuego'da gecmekte olan oldukca karisik ve surukleyici bir hikaye.
Bolge yeni yeni olusmaya baslayan Arjantin ve Sili devletlerinin ordularinin, Fransiz askerlerinin , altin arayan maceraperestlerin, bolgede misyonerlik faliyetleri surdurenlerin, bu toprak parcasinin bilim acisindan bakir dokusunu arastiranlarin ve yerli halkin arasindaki karmasik iliskiler aginda gecen bir hikaye.
Yazar Christian Perrissin belli ki bolgenin kolonyalizm ve kesfedilme tarihine donuk muthis bir arastirma yapmis ve bazi gercek tarihi kisilikleri olaylari ustaca hikayeye yedirmis; ornegin altin arayiligini tekelinde tutan, kendi ozel ordusunu kuran maceraperest ve yerlilere karsi gaddarligi ile bilinen bir muhendis Julias Popper'i hikayenin kilit noktalarindan birine maharetle yerlestirmis.
Bunun disinda bolge yerlileri ustunde -bugunden baktigimizda- hic de etik olmadigi ortada arastirmalar yapan Fransiz doktor yahut orda bulunmalarinin aslinda yerlilere zarar verdigi kanisina ulasan misyoner din adamalari gibi oldukca ilginc yan karakterler bulunmakta seride.
Cizer Riboldi ise fumetti severlerin taniyacagi bir isim, dinamik aksiyon sahnelerinin disinda bolgenin acimasiz dogasini oldukca guzel yansitmis cizimlerine.
7 Kasım 2021 Pazar
Adam Eterno
Ingiltere cizgi roman tarihi gercekten enteresan kahramanlarla dolu, en ilginclerinden birinden (The Spider) daha once bahsetmistik (https://paneller.blogspot.com/2018/12/orumcek.html). Adam Eterno da benzer donemlerde cocuklar icin yayinlanan cizgi roman dergilerinde dogmus bir karakter. (Once Thunder arkasindan Lion ve Valiant dergilerinde 70'ler boyunca yayinlanmis)
Ortacagda bir simyacinin ciragi iken simyacinin hazirladigi iksiri acgozlulukle hazir olmadan icen Adam Eterno ustasinin kendisini lanetlemesiyle olumsuz bir insana donusur. Artik olmeyen, hicbir silahin zarar vermedigi biri olmustur.
Zaman icerinde degisik cografyalarda-degisik zaman dilimlerinde belirmeye baslar, kendini surekli belali isler icerisinde bulur. Onceleri bunun tadini cikarsa da insanlar tuhaf ozelliklerinden dolayi surekli onu dislamaktadirlar. Bu bitmeyen hayati sona erdirmek icin altin silahlar pesinde kosarken (Onu tek oldurebilecek sey altindan yapilis bir silahtir) yasadigi bir macera sonunda insanlardan takdir gormesi sonucu bundan sonra insanalara yardim etmeye karar verir. Kotu adamliktan iyi adamliga zamanla yavas yavas evrilen bir yolculuktur onunki.
Bu ilginc karakterin toplanmis eski maceralari nihayet yayinlanmaya basladi. Surekli degisen cizerler arasinda Solano Lopez gibi ustalari gormek de cok enterasan.
Not: Adam Eterno pek cok ingiliz kahraman gibi ulkemizde de kisa da olsa yayinlanmis (bu sefer orjinal ismiyle).
23 Ekim 2021 Cumartesi
Asterix - Griffin
Yeni Asterix albumu nihayet 20 dilde yayinda ve yeni yaratici kadronun simdiye kadar cikardigi en iyi album oldu kanimca.
Album, Sezar'in esrarengiz bir yaratik olan aslan govdeli kartal basli-kanatli Griffin'i yakalamak icin gonderdigi birligin hikayesiyle baslamakta.
![]() |
Birligi yonlendiren ikili ise biri kanitlara, belgelere hareket eden ve metodolojiye onem veren bir bilimadami ( elbette o zamanin sartlarina gore ) Cartographus, digeri ise icgudulerine ve kaba kuvvete onem veren, hayvanlarla dogusmekte maharetli bir gladyator Vainglorious.
Bugune kadarki albumlerde pek cok antagonist gorduk, Galya ekonomisi karistiran ekonomistlerden, ajanlara, mimarlara. Klasik Asterix albumleri biraz da bu rakipler yuzunden guzeldiler. Bu villianlarin baska bir albumde tekrar karsimiza cikmasi gibi bir gelenek yok ama bu ikilinin baska bir macerada yer almasina hayir demem sahsen, aralarindaki enerji Asterix-Obelix'in enerjisine yakin.
Albumun en guzel surprizi ise gectigi cografya ve kavimler. Kucukken Asterix tum dunyayi dolasirken donemin Turki kavimleriyle karsilasmasini hayal ederdim (eh -arada bin yil olsa da- bir taraftan da Karaoglan okuyoruz) Sonuda meshur ikilimizi elinde davuluyla bir samanla konusurken, bir yurt icinde kimiz icerken , at ustunde steplerde macera pesinde kosarken gorebiliyoruz. (Her ne kadar albumun misafir kavmi donemin Irani halklarindan olup sonradan slavlasan Sarmatianlar olsa da)
Cizgileriyle ve Griffin soylencesinin tarihi kokenlerine saglam bir sekilde yaslannan hikayesiyle dort dortluk bir album.
16 Ekim 2021 Cumartesi
Adamov - Dayak
Adamov kanimca Frankofon cizgi roman dunyasinda adi Moebius veya Enki Bilal ile anilmasi gereken en buyuk ustalarindan biriyidi; lakin Frankofon dunya disinda onlar kadar taninanmadi-sevilemedi. Eserlerinden bazilari Ingilizceye cevrilmis olsa da cogu Heavy Metal dergisinin sayfalarinda kaldi, kucuk bir okuyucu kitlesine hitap edebildi. Yalnizca bazi eserleri albumlesti.
Dayak, ustadin 1993–1997 yillari arasinda 3 sayi olarak yarattigi bir bilim kurgu serisi. Apokaliptik bir dunyada yeni Addis Ababa isimli devasa bir sehirde gecen mistik ogelerle bezeli enteresan bir hikaye; yalnizca siyahilerin hayatta kaldigi bu dunyada tek basina kaldigini sanan bir beyazin (aslinda bir de kardesi olan) Dayak'in yolculugu. Afrika dinleriyle, renkleriyle, buyuleriyle futuristik bir teknolojinin harmanlanmasi. Hikayenin guzel olmasinin disinda asil buyuleyici olan Adamov'un cizgileri:
Hikayenin sadece ilk sayisi bir albume donusmus geri kalan iki sayisi ise Heavy Metal sayfalarinda kalmis durumda.
7 Eylül 2021 Salı
Eski Topraklar
'Les Vieux Fourneaux' son donemlerde yayinlanan Bande Desinee serilerinden en populerlerinden biri. 2014'de baslayan yayin 6 albume, oldukca yuksek satis rakmalarina ulasti bile.
Albumler cocukluklarindan beri yakin arakadas olan Pierrot, Mimile ve Antoine'in 70'li yaslarda, artik iyice ihtiyarlamis olduklari, hayatlarinin son donemlerindeki maceralarini icermekte. Bir cizgi roman kahramani olarak yaslilarin hikayesi ilk basta siradisi gelse de kahramanlarin renkli karakterleri ve albumlerin harika cizgileri bu supheyi hemen dagitmakta. Bu grubun yeni maceralarini takip ederken buna baglantili olarak sikca cocukluklarina ve gencliklerine de flashbacklerle donmekteyiz; dostluklari, eski asklari , kavgalari ve buyuk sirlarina... Albumlerin estetik olarak zirveye ciktigi yerlerden bazilari ise bu gecmise gidis gelis anlari zaten.
Albumler bu 3'lu disinda zengin bir kadroya sahip, her albumde yeni karakterler kadroya eklenmekte. Uclu ise yaslanmis olmalarina ragmen iclerindeki yasam atesinden hicbirsey kaybetmemis durumda. Antoine olmus karisinin yillar once kendini aldattigini ogrenince cilgina donecek kadar enerji sahibi. Pierrot hala "establishment" dedigi sisteme her firsatta comak sokmaya calismakta... "Ne Gozler Ne de Sahipler" sloganiyla kurduklari gorme engelli ve yaslilardan olusan ekibiyle -dinazor dedigi klasik sol orgutlenmelerin eylemlerinin disinda- daha yaratici, yapi bozucu sabatojlarina devam etmektedir.
Genel olarak ilk uc albumden secilen materyellerle -ve eklenip cikartilan detaylarla- yapilmis bir de filmi var serinin; cizgi romanin basarisini tekrarlayamasa da eglenceli bir yapim:

.jpeg)

.jpeg)










.jpeg)





.jpeg)





















