13 Eylül 2020 Pazar

Bir Kapagin Ardindan

Elime gecen albumun kapagini sanirim her Yuzbasi Volkan okuru taniyabilir:




Albumun ismi "The Aeronouts" aslinda biraz yaniltici, bu aslinda meshur Fransiz cizgi romani "Tanguy et Laverdure"  (Tanguy ve Laverdure)in iki orjinal albumunun biraraya getirilip Ingilizce basilmis hali (1973). 

T & L butun Fransiz-Belcika dergilerinin bir pilot kahraman sahip olma akimiyla dogmus bir cizgi roman. Pilote dergisinde 1957 yilinda yayina baslar. Rakipleri Buck Danny Spirou dergisinde 47 yilinda Dan Cooper ise Tintin dergisinde 54 yilinda dogmus. Bu siralamaya gore en gec yaratilan pilot kahraman aslinda. Bir diger ozelligi ise yerelligi; Buck bir Amerikali, Dan Kanadali iken T&L Fransiz pilotlerin maceralarini takip etmekte. 

Tanguy cesur, atilgan kisaca tam bir izci kahraman prototipiyken Laverdure iyi bir pilot olmanin yanisira biraz daha saf, gosteris budalasi ve -kendince- capkin bir karakter. Bu yuzden de serinin tum mizahi yukunu de omuzlamakta. Cizgi roman dunyasinin devleri tarafindan yaratilmis seri; Jean-Michel Charlier yazarligi ustlenirken cizerlik once Uderzo sonra onun tamamen Asterix'e odaklanmak istemesiyle Jije tarafindan gerceklesirilir. Ulkemizde de cesitli cocuk dergilerinde bir-kac macerasi zaman icersisinde yayinlanir.  

Gelelim Aeronots'un hikayesine; seri Fransa da cok populer olunca bir de dizisi cekilir ve bu dizi BBC'de yayinlaninca oldukca populer olur. Yayincilar bu yuzden diziyle beraber birbirleriyle baglantili iki orjinal albumu ( 11 - Destination Pacifique (Dargaud, 1969) ve 12 - Menace sur Mururoa (Dargaud, 1969)  ) tek buyuk album halinde yayinlar. Kapaktaki tipler ise cizgi romandaki karakterlerden ziyade birebir dizide oynayan oyuncularin modellenmesi aslinda. Diziyle birlikte pek cok orjinal T&L albumunde de benzer sekilde oyunculardan modellenen - ve oldukca basarili- kapaklar kullanilmis. 




Album aslinda bugunden bakinca oldukca politically incorrect gozukmekte; oncelikle kotu taraf olarak Fransa'nin Pasifik'te yapmaya calistigi nukleer testleri engellemek isteyen Japon kokenli bir orgut var ortada (insanlarin cografi olarak kendi bolgelerinde eski bir somurgeci gucun nukleer test yapmasini istememelerinden dogal ne olabilir ki) Albumdeki Fransiz komutanlar ise bunu post-kolonyal donemde olsalar bile dogal,  eski somurgeci-isgalci haklarinin uzantisi olarak gormekte: 


Gercekten de Fransa bugune kadar gerceklestirdigi onlarca nukleer bomba testinin buyuk cogunlugunu 60'li yillardan beri Pasifik'de gerceklestirir. Protestolarla karsilassa da testlerin guvenli oldugu iddasiyla onlarca yil bunlara kesintilerle de olsa devam eder. T&L albumleri de bu politik ortamdan ilham alarak tarihin dogru-ahlakli tarafinda kalma, kahramanlik yapma iddiasindadir. Oysa seneler sonra ortaya cikacaktir ki Fransa'nin testleri sonucu bolge radyoaktif limitlerin cok ustunde kirlenmis, Tahiti dahil pek cok cevre ulkede kanser vakalari artmistir. Tum surec sonuclari ve kirlenme oranlarini saklayan Fransiz devletinin ve ordusunun en kara sayfalarindandir.  

Ayrica albumlerde bu "kotu" Japonlar icin kullanilan oyle irkci-ayristirici kelimeler, tanimlamalar var ki bugun bunlarin ne kullanilmasi ne de savunulmasi mumkun : 



50 sene oncesinin zihniyeti, hakim mantalitesi deyip geciyoruz. Bunun disinda cizgi roman ustadlarin elinden ciktigi belli kendini okutan surukleyici bir macera. 

Bu etkileyici album kapagi ve diger bazi T&L album kapaklarindaki imza bizi Yves Thos ismine goturmekte, sanatci cok sayida film afisi, cizgi roman kapagi resimlemis. Kendine ait siteden bu eserlere buradan ulasilabilir: 

http://muse.free.fr/sites/yvesthos/NFillustrations.html

Bu kapaklar Volkan icin bol bol kullanilmis elbette;  ve biraz kirpilmis zira Tanguy tum ozellikleriyle Volkan karaketeri ile birebir ortusurken Laverdure'i karsilayacak bir karakter bulunmamakta, (bazen Nusret bu rolu ustelense de bu kadar civiklik-kepazelik bir turk subayina yakismaz diye dusunmuz olmali Ali Recan ki Nusret Laverdure'in kepazelikleri kadar ileri gitmemekte) O yuzden genellikle kapaklarda zavalli Laverdure'nin (ve tabi ki eser sahibi Thos'un imzasinin) silinmis oldugunu goruyoruz. Ortaya cikan bosluk kapatilirken arkadaki Tahiti'li kiz oldugu gibi birakilmis. 





Icerige gelince, bildigim kadariyla bu Pasifik macerasi Volkan icin kullanilmadi ama diger bazi T&L maceralari kare kare kopyalanarak Volkan'da bol bol kullanildi. Iste cesitli T& L albumlerinden Volkan'in pek cok macerasina kopyalanan bazi kareler: 



Volkan "Yildiz Savaslarina Giris" - T&L "L'école des Aigles"



Volkan "Yildiz Savaslarina Giris" - T&L "L'école des Aigles"

Volkan "Savasan Sahinler" - T&L "Mirage sur l'Orient"

Volkan "Savasan Sahinler" - T&L "Mirage sur l'Orient"



Volkan "Turistik Dusman" - T&L "Les Pirates Du Ciel"

Bunlarin hepsininin dokumunu yapmak cok messakketli bir is o yuzden bazi albumlerden ornekler vermekle yetinelim. 


Son olarak, bambaska bir macerada Volkan'in konuyla ilgili baska bir soylemde sarfettigi cumleyle bitirelim: 



Volkan'in bahsettigi tekne batirma olayi bu nukleer denemelere karsi cikmak icin Yeni Zelenda'dan tam da albumlerin gectigi Moruroa'ya dogru yola cikmak uzere olan Greenpeace gemisi Gokkusagi Savascisi'nin Fransiz tarafindan sabote edilmesi olayina atif yapmakta. 


Neyse ki cizgi roman kahramanalri artik Nukleer Bomba testlerini savunmak zorunda kalmiyor. 





Kaynaklar : 

https://downthetubes.net/?p=109663

http://www.jmcharlier.com/tanguy_laverdure_uderzo.html

https://www.theguardian.com/world/2013/jul/03/french-nuclear-tests-polynesia-declassified



31 Ağustos 2020 Pazartesi

A Contract with God



Will Eisner' i cok fazla anlatmaya gerek yok; ilk maskeli suc savascilarindan Spirit'in yaraticisi, cizgi romanin bir sanat olarak yerlesmesine buyuk emek vermis ustalardan biri ve ayni zamanda yillarini bu isin egitmenligine harcamis, adina oduller verilen buyuk bir sanatci. 



 
Eisner hayatinin son donemlerini ise yeni bir formun (grafik roman) olusmasina ve gelismesine adar. Kendi anlatisiyla A Contract with God'i yarattiginda(1978) bunu yayinlacak yayinevi bulmakta zorlanir, kitabin devami niteligindeki ikinci  (A Life Force - 1988) ve ucuncu ciltleri ( Dropsie Avenue - 1995)  yarattigi zamanlar ise artik butun buyuk yayinevleri grafik romanlar yayinlamakta, kitapcilar raflarini bunlara acmis durumdadir. Birkac onyil icerisinde seckin bir form olarak grafik roman artik oturmustur. 

Eisner'in yeni form arayisi biraz da Spirit'ten ve comicslerden daha derinlikli, daha anlamli konulari isleyebilme kaygisidir. O yuzden bu uclemede kendi cocukluguna, gencligine New York'un gocmenlere evsahipligi yapan sokaklarin sosyal tarihine doner. Amerika'ya yeni gelmis yahut bir kac nesil icinde goc etmis gocmenlerin, kucuk apartman dairlerine sikismis kenar mahallelerin, sehre ve yeni bir ulkeye eklemlenme sikintilarini, son derece insani macerlarini dile getirmeye calisir. Yari otobiyografiktir eser, ozellikle Eisner ve ailesi gibi Yahudi gocmenlerin hikayelerine odaklanir; kimi zaman bir gozlemcidir Eisner kimi zaman basindan gecenleri yahut isitiklerini anlatmaktadir. 

Ayni mahallenin (Dropsie Avenue) onyillar icersinde gecirdigi evrimdir ana omurga: mustakil evlerin el degistirmesi, bu bahceli evlerin yikilip buyuk apartman bloklarinin dikilmesi,  surekli gelen gocmenler -Yahudiler, Italyanlar, Hispanikler, Zenciler- ve tum bu gruplar arasindaki bitmek tukenmez kavga, catisma -kimi zaman kaynasma- ; icki yasagindan buyuk ekonomik buhrana, ikinci dunya savasindan vietnam savasina surekli devinim ve sosyo ekonomik calkanti icinde adeta dogup buyuyen yasayan ve olen bir canli gibidir mahalle. 

Woody Allen'in anlattigi sehirli-modern Yahudilerin hikayesi degildir onunki; Spike Lee'nin zencilerin , Martin Martin Scorsese'in Italyan gocmenlerin penceresinden anlattigi NewYork mahallererindeki donusumu Yahudilerin pencerinsen anlatmaktadir Eisner. Hikayelerde heran Lee veya Scorses filmlerinden aliskin oldugunuz bir dukkan sahibini, gansteri yahut 'pimp' karakterini gormek mumkundur. 



Gocmenlerin birbirine karismasi geldikleri ait olduklari kulturu kaybetme korkusu hassasiyeti  her zaman hissedilmektedir. Yahudi bir aile ile Italyan bir ailenin cocuklarinin ailelerin karsi cikmasina ragmen birliktelikleri buyuk sorun olusturur, problem cozuldugunde bile yillar sonra dogan ilk torunun katolik mi musevi mi olacagi yine buyuk sorundur. 

Hikayelerin geri kalaninda kucuk bir yer kaplasa da ilk kitaba -ve uclemenin toplandigi buyuk kitaba- adini veren ilk hikaye bir dini sorgulamadir. Tanriyla yapilan kontrat-anlasma aslinda butun ibrahimi dinlerin temelidir; karsilikli bir anlasmadir bu; Tanri yapilacak ve sakinilacak seyler karsisinda cesitli vaatlerde bulunur. Anlasmanin maddelerini kutsal metinler olusturuken, hukuk danismanligini-noterligini ise adeta bu karmasik anlasmayi yorumlayabilecek bu kapali dili gunluk lisana cevirecek din adamlari tabakasi olusturur. 

Iste bu hikayenin kahramani Frimme Hersh, katliamdan kacan bir Rus-Yahudi gocmeni olarak basladigi hayatina  Hasidik bir NewYork Yahudisi olarak devam etmis, butun hayatini Tanri'nin buyruklarini yerine getirmeye adamistir. (New York Hadisik cemaatinin ne kadar siki dokulu, kapali ve boyle benzeri tum gruplar gibi baskici olabilecegine dair benzer bi mahallede gecen yeni izledigimiz bir diziyi hatirlamadan gecmeyelim: Unorthodox.)  




Hersh, ta cocukken yaptigi Tanriyla anlasmanin (ve bunu Musa'nin on emri misali bir tasa kazimistir) kendince harfi harfine uyar, basit ve dindar bir yasam surer. Contract kelimesinin daha karmasigi covenant ibrahimi dinlerde oldukca onemli bir yere sahip teolojik bir kavramdir. Tanri her gonderdigi buyuk peygamberle tum insanilkla yeni bir anlasma yapmakta ve boylece eskisinin hukmu ortadan kalkmaktadir. Contract ise bunun bireysel yansimasidir. 




Herkesin guvendigi dosdogru bir insandir. Lakin uvey kizinin 16 yasina geldiginde olmesi ona gore anlasmanin Tanri tarafindan cignenmesidir; oyle ya o herseye uyarken sucsuz-gunahsiz kizinin hayati daha baslangicinda solmustur.

Eisner aslinda yari-otobiyografik bir hikaye anlatmaktadir; kendi kizi hikayeyi resimlemeden once 16 yasinda vefat etmistir. Kendi acilarini, Tanriya ofkesini ve hesaplasmasini yansitmaktadir.   



Hersh icin anlasma bitmistir artik; cocuklugundan beri tasidigi tasa kazili anlasma metnini pencereden firlatip atar, tamamiyla yoldan cikar; sakalini keser, kiyafetini degistirir. Kendine guvenilir bir insan oldugundan emanet edilenlerle buyuk bir servet edinir, dini hayatin butun kosullarini bir kenara iter ve bir de kiz arkadas bulur. (Aslinda burada pek cok dindarin paylastigi "dinden cikanin dinini kaybedenin dogru yoldan da cikacagi ve her turlu ahlaksizligi yapabilecegi klisesi, on kabulu tekrarlanmaktadir) 

Yeni hayatinin sefasina ragmen icini kemiren birseyler vardir; en sonunda hahamlari bir araya toplar ve bu sefer -sinagoga yapacagi maddi yardimlar vaadiyle- kosullarini hahamlarin profosyonelce hazirlaycagi, dikte edecegi yeni bir anlasma kaleme aldirmaya zorlar onlari. Oyle ya belki de cocukluk safligi ve bilgisizligiyle yanlis bir anlasma yapmistir (sucu yine kendinde aramaktadir). 


Yeni anlasmadan memnun olsa da anlasmaya uyarak yasamak nasip olmaz, zira omrunu tamamlamistir. 

Yillar once firlatip attigi ilk anlasmayi ise mahalleye yeni tasinmis hasidik bir cocuk bulmustur ve buna uymayi tahaddut eder. Hikaye en basa donmustur, insanoglunu tekrar edip duran fasit hikayesi gibi. 




Eisner'in dine sorgulayici bakisi aslinda cocukken basindan gecen bir olayla baslamistir; anlattigi mahalle gibi bir yerde fakirlik icinde buyurken babasi onlari haftalik seramoni icin sinagoga goturmek istemis lakin giriste hahamin istedigi bagisi karsilamadigi icin kabul edilmemislerdir. Oysa babasi durust, fakir olsa da cok calisan ve samimi olarak inanan birisidir. Bu yuzden kurumsal din yapisina da kurumsal dinin temsilcisi din adamlarina da kizgindir. Tanri'nin varligi yoklugu tartismasina bir hikayesinde daha girer; hayatin anlamini sorgulayan karakteri Jacop'a gore var olsa bile tum kurumsal dinlerin yorumlari guvenilir olmaktan uzaktir ; bu yuzden Tanri varsa da yoksa da insanoglu hayat mucadelesinde kendi varligi-vicdani-akli ile basbasadir. 

 


Gorsel olarak ise eser uclemenin son kitabi haric tam bir solendir (son kitap sirasinda artik yaslanmistir; kimi sayfalar buyuleyici Eisner dokunusundan uzaktir artik)  Siyah ve bayazla nelere yapilabilecegini ustad ortaya koymaktadir. Panel sinirlari ve paneller arasi boslukla  surekli oynar, kaligrafi ayrilmaz bir parcasidir eserin. Yagmuru, kari , sokaklarin sefaletini ve kirini oyle bir tasvir eder ki bunlari okuyucunun hissetmemesi mumkun degildir; sokagin bir asirlik biyografisini adeta okuyucuya da yasatir.   




28 Ağustos 2020 Cuma

Valérian ve Laureline evreninden

Valerian ve Laureline evreni ince bir iscilikle adim adim yarim asirdir islenmekte. Bu sure boyunca sayisiz yaratik, uzayli irk gelip gecti bu harika bilim-kurgu eserinden; bunlar Christin'in muhtesem yazarligi-hayalgucu ve Mezieres'in gorselligi ile hayat buldu. Bu yaratiklardan bazilari filmde de yeraldi; iste bunlardan -herhangi bir siralama yapmaksizin- en orjinal 10 tanesi :  
  • Shingouz: Her turlu objeyi ve bilgiyi paraya donusturme yetenegine sahiptirler, satamayacaklari bilgi, komisyon alamayacaklari anlasma yoktur. Bu haliyle nihai kapitalistleri temsil ederler. Pek cok V&L albumunde gorunurler. 

  • Transmuter : Pek cok V&L albumunde karsimiza cikar, yedikleri herhangi degerli bir tasi-objeyi enerjileri yettigi olcude sindirim-bosaltim sitemleri sayesinde kopyalama-cogaltma yetenegine sahiptir. Boylece genelde para problemini cozmek icin kullanilirlar. Baskalarina karsi oldukca hircinken Laureline'a tutkundurlar. 
  • Ismi verilmeyen uzayli: Kendi turunun ve gezegenin ilginc bir tarihi, catismalari, gelisim evreleri olmadigindan dolayi Dunya tarihine merak duymaya baslayan, bu tarihi gozlemledigi icin uzay-zaman ajanlarinin dikkatini ceken bir yaratik. En sonunda gozlemlerle yatinmeyip devasa uzay gemisinde degisik dunya donemlerinin simulasyonlarini yaratmaya baslar (bu haliyle Star Trek evrenindeki tanrisal guclere sahip yaratiklari andirir) ; en guzel V&L albumlerinden biri olan "Sahte Dunyalar Uzerine" albumunun kahramanidir. 



  • Schniarfeur : Ufak tefek olmasina ragmen cok tehlikeli canli bir silah olarak kullanilirlar. Ozel bir salgi bezleri -eger serbest durumdayda- sayesinde herseyi yakip eritebilen bir tukuruk salgilar. Salgi bezini kitleyen kisiye teslim olur ve onun hizmetine girer. 




  • Simlane gezegeninin Ana Tanricasi : Simlane gezegenin her nesiline annelik yapan ana tanricasi. Album kendisinden sonra yazilmis Incal'in bir bolume kaynaklik etti mi bilinmez ama hikaye oldukca paraleldir. Incal'in girdigi yarisma detayina kadar.   


  • Solum gezegeninin hafizasi: Solum gezegenindeki sehirler surekli batmaktadir, bu yuzden de surekli yeni katlar-kademeler insa edilmektedir. Yazi yahut dijital bir yedekleme kullanmadiklarindan her kademenin kendi yasayan hafizasi vardir. Bunlar kendi donemlerinde gecen herseyi hatirlar, giderek yaslanir ve batan sehirle alt kademelere dogru batarlar. En alt kademeleri sadece tarih ve arkeoloji meraklilari ziyaret etmektedir. 


  • Hypsis'in Lordlari: Dunyanin kendi mulkiyetlerinde olduguna inanan tuhaf uclu; ilginc bir bicimde dunyadaki dinler mitolojisindeki kutsal uclu-teslis'e benzemekteler. Mafyavari gorunumuyle sinirli, oldukca agresif bir 'baba' -ki bu haliyle eski ahidin tanrisiyla ortusmekte-; hippi kilikli, daha bariscil orta yolu bulma gayetinde bir ogul -yani Isa- ve son olarak olaylarin, kisilerin ve tarihlerin hafizasi aslinda bir kumar makinasi olan 'kutsal ruh'. 


  • Ralph : Glapum gezegeninden getirilen akuatik canli. Inanilmaz zihinsel yetenekleriyle herseyin yorungesini , nereye varacagini hesaplayabimekte ve telapatik yetenekleri bir cok canli ile iletisime gecebilmekte. Tuhaf beslenme aliskanliklariyla da birden fazla albumde kahramanlarimiza eslik etmekte.  



  • Brittibrit: Oldukca cirkin goruntusu ve igrenc kokusuna ragmen cok turkulu ve yetenekli bir sanatci olan Brittibrit istedigi forma girebilmekte. Izleyenlerin dusundugu forma burunebilmesi ise performansinin doruga ulastigi an.   



  • Tshung: Kurutulmus-paketlenmis bir sekilde tasinabilir. Suyla temas ettiginde ise kendi formuna doner ve canlanir. Artik gonderilen nerede olursa olsun butun engelleri asip basarili bir sekilde mesaji ulastiracak mukemmel bir posta "guvercini"dir.  






24 Ağustos 2020 Pazartesi

Maestro

Hulk'un uzak bir gelecekteki dehset hali Maestro pek cok seride karsimiza cikti. Ama bugune kadar Hulk'un Maestro'ya donusum surece/macerasi detayli olarak anlatilmamisti. Yeni Hulk serisi  Maestro iste bu origin hikayesini bastan anlatmakta. 



Hikayenin basinda Hulk'u kendisiyle ve ailesiyle barisik, oldukca huzurlu bir yasam surmektedir. Banner ile bile barismis; adeata yapay mukemmellikte bir hayat yasamaktadir. Arada sirada ortaya cikan kotuler ise sadece antreman yapmasini saglamaktadir. Ta ki bir yemek masasinda tum bu huzurlu ortamdaki problemi kesfedene dek. 




  

22 Ağustos 2020 Cumartesi

Mudman

Sosyal medyadaki superkahraman geyiklerinden biri de bazi cizgi romanlardaki villianlarin aslinda ne kadar karizmatik-guclu olduklari muhabbeti. Bunun bariz bir nedeni var: kotu ne kadar guclu olursa ve kahraman ne kadar 'underdog' kalirsa hikaye o kadar guzellesmekte.

Hem Batman hem de Orumcek Adam evrenindeki bu konumdaki karakterlerden biri Kumadam yahut  Clayface. 

Benzer ozellikleri olan bu kotulerin hikayeleri ve guclerinin yeterince kullanilmadigina ve eger kahraman konumunda olsalar cok daha verimli hikayeler cikabilecegini dusunen  Paul Grist'in  yarattigi bir kahraman Mudman (CamurAdam). 

Ingiltere'nin kucuk bir kasabasinda siradan bir hayat geciren liseli Owen'in bir kaza eseri camuradama donusmesinin hikayesi. 



Grist'in ilginc cizgisi ve dinamik panellemelerine ragmen Image Comics'den 9 sayi kadar yayinlanabilmis. Bence iki problemi var serinin, birincisi hikayenin cok klasik olmasi liseli Orumcek Adam'in hikayesiyle cok ortusmesi (sinif kabadayisina kadar) ikincisi de oldukca kisitli bir cografyada -Ingiltere'nin cok kucuk bir kiyi kasabasi- gecmesi. 

Bu yuzden erken ve genc yasta emekli olmus bir kahraman camuradam. 

 





27 Temmuz 2020 Pazartesi

The Boys - Yeniden

Su siralar ikinci sezonunu bekledigimiz The Boys'un dizisinin de buyuk basari kazanmasi sonucu cizgi roman evrenindeki hikayenin devaminin gelmesi belki de kacinilmazdi.


 

Ilk sayilari yayinlanan The Boys: Becky bizi hikayeyi sonlandirdigimiz zamanin 12 sene sonrasina tasimakta. Hughie Iskocya'ya donmus mutlu bir yasam surmektedir ama hersey Butcher'in yazmis oldugu bir gunlugun eline ulasmasiyla altust olur. Kurtuldugunu sandigi kabuslari kendisini kovalamaya baslar. 

Ennis hikayede her zaman yaptigi iki seyi yine cok iyi yaparak guzel bir baslangic  yapmis; birincisi gunluk konusmalar, donen geyikler ustunden guncel olaylara iliskin fikirlerini kahramanlara soyletmek (woke kulturu, Brexit yahut Trump'in Baskanligi) 




; ikincisi ise gunluk uzerinden The Boys'un karanlik-vahsi-gore gecmisinden perdeler sunmak. Ennis, surekli kazanmasina alisilmis kahramanlarin arketiplerinin yenilmesi, dayak yemesi, iskence gormesinde pornagrafik bir haz duyuldugunu coktan kesfetmis durumda lakin olabilecek hemen herseyi gosterdigi icin bu sefer kendini ve asil seriyi asmak durumunda ilgiyi canli tutabilmek icin. 

Ilk iki sayida bunu basardigini soylemek mumkun.   





   

2 Temmuz 2020 Perşembe

Top 10

Alan Moore'un gorece az bilinen calismalarindan biri Top 10. 






99-2001 arasi 12 sayi cikmis kisa bir superkahraman anlatisi, devami da bazi kisa spinofflarla gelmis. Icinde yasayan her karakterin bir super gucu oldugu bir sehrin (Neopolis) ve bu sehirdeki bir polis gucunun basindan gecenler konu alinmakta. Bu ozel yeteneklerin kimisi diger ana akim cizgi romanlardan hemen ilk bakista taniyacagimiz ozellikler kimisi ise oldukca yeni/orjinal fikirler. Kisacik bir seri icin adeta bir fikir fabrikasi gibi onlarca karakter uretmis Moore (bazi karakterleri detaylica taniyoruz bazilarinin ise sadece ismini ogrenebiliyoruz ). Seri hem 80'li 90'li yillarin klasik polisiye dizilerinin havasini yakalamis hem de sonuc olarak yerli yerinde bir mizah/superkahraman parodisi anlayisina sahip surukleyici bir eser ortaya cikmis. Elbette bu faktorlere Gene Ha'nin harika cizimlerini de eklemek gerek.  

Super kahraman enflasyonu basta Kurt Busieck'in Astro City'si tadini verse de Astro City daha cok siradan insanla super kahramanlarin iliskisi uzerine insa edilmis bir eser oldugundan Top 10 cok daha farkli bir yerde durmakta. 

Seri icinde 3 karateri oldukca sevdim;

Ilk karakterimiz John "King Peacock" Corbeau; Peacock yani Tavuskusu ismini inanclarindan oturu tasimakta. John bir Yezidi ve inandigi Melek Tavus'la dogrudan iletisim halinde. Boylece karsisindaki rakiplerin, engellerin en zayip noktasini ogrenmekte. 

Ozellikle ISID sonrasi Yezidiler Bati dunyasinda daha cok duyuldu/tanindi ama ondan once Moore'un boyle bir karakter yaratmis olmasini tebrik etmek gerek. Mitolojiye, gnostik-ezoterik inanclara duskunlugunu bir kez daha ortaya koymakta boylece: John'un, Tanriya inanip inanmadigi sorgulaninca verdigi cevap carpici: Ona gore aslinda Tanri insanlara inanmamakta ve herseyi Melek Tavus'a birakip cekimis durumda. 




Ikincisi Robyn "Toybox" Slinger; surekli yaninda tasidigi oyuncak kutusunda cesitli boyutlarda/yeteneklerde oyuncaklar tasimakta ve bunlari kontrol edebilmekte. Bu yonuyle Ingiliz cizgi romaninin unutulmaz karakterlerinden The House of Dolmanne yapilmis bir gonderme adeta. Moore'un Ingiliz cizgi romanindaki yerini goz onune alinca olasi bir durum. 




Orjinal Dollman'in yeniden yorumlanmasi

                 Orjinal Dollman'in guncel yorumu

Son olarak ana karakterlerden degil ama bir yan karakter: sehrin taksi suruculerinden biri; kor oldugu ve cokca da kazaya karistigi halde Zen gucleriyle taksiyi surdugunu iddia etmekte. Sadece Daredevil misali bir radar algisindan bahsetmiyoruz, insanlari zaman-mekan denklemi icerisinde olmasi gereken yere goturdugunu iddia eden (cogu zaman da kimsenin inanmadigi) bir surucu:  Bob "Blindshot" Booker







18 Haziran 2020 Perşembe

The Rise and Fall of the Trigan Empire

Benden onceki nesilden yadigar Bulvar cizgi roman dergisini okurken bunca kaliteli cizgi roman icerisinde biri vardi ki yeri bambaskaydi: Kaptan Erok. Hem fantastik hikayesi hem olaganustu cizimleriyle hemen diger tum cizgi romanlardan ayri bir yerde durdugunu belli ediyordu.
 


Orjinal ismiyle Storm'u yaratan aslen bir Ingiliz cizer olan Don Lawrence'in seriyi Hollanda'nin meshur CR dergisi Eppo'da yarattigini cok sonralari ogrenecektim. Storm'dan once ise Ingiltere'de yarattigi pek cok seri/eser vardi Lawrence'in ama yayincilarin kendisinden habersiz en buyuk calismalarindan biri olan   'The Trigan Empire'i Avrupa'da pazarlamalari-satmalari ve kendisine pay vermemelerine bozulup gemileri yakmisti (yayincinin yaraticiyi somurmesi kadim kanun gibi sanki). 

Uzun yillar Ingiliz cizgi roman severlerin bastaclarindan biri olmus tam ismiyle  'The Rise and Fall of the Trigan Empire - Trigan Imparatorlugunun Yukselisi ve Cokusu' sonunda aradan gecen bunca zamanin ardindan ismine yakisir bir baskiyla, buyuk ciltler halinde tekrar yayinlanmaya basladi. 



Seride ismiyle yapilan gondermeyle (Gibbon'in meshur eseri 'The History of the Decline and Fall of the Roman Empire') de anlasilabilecegi gibi uzayda-bambaska bir gezegende gecen Roma imparatorlugu vari bir imparatorlugun kurulusu-yukselis hikayesi merkezde yer almakta. Cevresinde de Araplari, Uzak Dogululari ve Afrikalari temsil eden baska kavimlerle dolu bir gezegende gecen maceralar ve bir tarafta yuksek teknoloji eseri aygitlarla ote yandan kilic ve mizraklarla yapilan fantastik savaslar. 

Bugunden okundugunda 60'larda yaratilan bu hikayeler oldukca  naif gelse de sadece Lawrence'in birbirinden harika panelleri icin bile okunmaya deger.