5 Haziran 2019 Çarşamba

SHAZAM - 6 Tanri eder mi?


Super kahramanlarin hizla yukselise gectigi 40'larin basinda Fawcett yayincilik da bu karli isten payini almak icin yeni superler  yaratmaya koyulur. Uretilen bazi kahramanlardan sonra Bill Parker bir grup kahraman yaratir, her biri bir mitolojik kahramanin gucune sahiptir. Editor mudahalesiyle bunlar supermenvari tek bir kahramanda birlestirilir : Captain Thunder. Isim kullanimda oldugundan zamanla Captain Marvel'a evrimlesir. 


Billy Batson, "SHAZAM!" buyulu kelimesini soyleyince bir super kahramana donusmektedir. Kelime 6 "tanrinin" isimlerinin basharfleridir aslinda : Solomon, Hercules, Atlas, Zeus, Achilles ve Mercury. Boylece Kaptan Marvel Suleyman'in bilgeligine, Herkul'un gucune, Atlas'in dayanikliligina, Zeus'un kudretine, Asil'in cesaretine ve Merkur'un hizina sahip olur. 





Her ne kadar Superman'le kiyaslansa da yuz ve vucut hatlari her zaman daha karikaturize cizilir; hikayeleri de cok daha mizah agirliklidir (o yuzden yeni sinema uyarlamasi orjine sadik bir yorumdur). 



Cocuklar icin uretilmis ucuz bir pulp kahraman yaratmanin serbestligi, esnekligi -ve guzelligi- burada ortaya cikmaktadir hemen; sayilan "tanrilar"dan cogu Yunan panteonuna aittir ama bir kismi yanyana dusunulemeyecek isimlerdir : bir Titan olan Atlas ile Zeus gibi, yahut Herkul'un ve Achilles'in panteonda olmayan sadece birer yari-tanri olmasi gibi. Daha da ilginci kelimenin istenilen sekilde soylenebilmesi icin digerlerinde Yunanca orjinal isimleri kullanilirken son Tanri'da Hermes yerine Roma'li karsiligi Mercury'nin tercih edilmesidir (dogru bir tercih olmali zira SHAZAH kulaga pek hos gelmiyor simdi ). En guzeli ise bu mitolojiyle ilgisi olmayan Ibrahimi dinlerin peygamber figuru Solomon'un buraya monte edilmesi (belki de wisdom - bilgelik karsiligi olarak kullanilan Solomon'un Yunan mitolojisinde bir kadin olan Athena ile temsil edilmesi yuzunden ya da yine kelimenin kulaga hos gelmemesi yuzunden ). Populer kultur ogeleri genellikle oldukca esnek ve modulerdir, kimse Solomon'un burada ne isi var diye sorgulamaz; uygun bir koken kolaylikla icat edilir. 

Bu tanrilardan kimi zaman "olumsuz yaslilar" vs gibi bahsedilse de bizzat Kaptan Marvel kimi zaman 6 Tanri gucune sahip oldugunu vurgulamaktadir. Ornegin gercek Yunan Tanrilari ile yaptigi kavga esnasinda :  



Benim hesabima gore 4 Tanri ancak etse de eglenceli karakterdir Shazam :) 


Kaynak : The Classic Era of American Comics, Nicky Wright


1 Haziran 2019 Cumartesi

Naziler Guiness Icer mi?

John Gilroy meshur Guiness reklam afisleri/posterlerinin arkasindaki yetenekli illustrator isim. 

Gilroy yeni pazarlar bulma cabasindaki Irlanda firmasi icin senelerce (yaklasik 35 yil) calismis, iki ana kampanyaya imza atmis. Ilki Guiness'in insanlar icin iyi oldugu, onlara guc ve saglik kazandirdigi temasi uzerine cesitlemeler. Artik klasik olmus afislerden bir kaci: 



Ikincisi ise Guiness ve hayvanlar temali afisler. Hayvanlari kullanmak bir sirki gezerken aklina gelmis Gilroy'un. Burnu ustunde Guiness'i dengeleyen deniz aslani ve meshur Gusiness Tukan kusu boyle dogmus, degisik hayvanlarla varyasyonlarini uretmis Gilroy. 




Bu iki tema uzerien ceistlenmis onlarca ikonik afisi var Gilroy'un ama benim ilk defa gorduklerim Nazi Almanyasini potansiyel bir pazar olarak goren sirket icin oraya yonelik uretilmis-planlanmis calismalari. Henuz savas baslamamisken (1936'da) yapilmis afisler. Burada da iki temayi; 'Guiness ve hayvanlar' ve 'Guiness sizin icin iyidir'i Nazi Almanyasi esliginde ve Almanca takip edebiliyoruz. 


Nazi bayraklariyla donanmis zeplinlerle, meshur slogan Almancaya cevrilmis

Swastika bayraklariyla donanmis Berlin Olimpiyat Stadyumu ustunde Tukan kuslari : Guiness sonunda geldi. 






16 Mayıs 2019 Perşembe

Planetary

Planetary, Warren Ellis'in Authority ile birlikte ayni donemde yarattigi John Cassaday'in cizdigi sadece 27 sayilik oldukca basarili bir superkahraman/bilim-kurgu cizgi romani. 

Kendi tabirleriyle olaganustu olaylar arkeologlari olan kahramanlarimiz tuhaf-paranormal olaylari arastirip bilgi toplayan, kataloglayan bir gruptur. Gruba yeni katilan Elijah ile birlikte hem grubun tarihine hem de karsilastiklari olaylarin gizemine yavas yavas girmekteyiz: Elijah'in gizemli gecmisi, grubun kurucusu dorduncu adamin kimligi, yavas yavas anlatilan asil kotulerin hikayesi...

Ama esasen tum hikaye cizgi roman tarihine gonderilmis bir selam, uzun suren bir saygi durusundan ibaret. Daha ilk bolumde kahramanlarimiz Doc Brass'i bulur, yuzyilinin basindan beri kendi okkult grubuyla kotuluklere karsi mucadele eden Brass aslinda cizgi roman dunyasindaki tum super kahramanlarin bir nevi atasi sayilabilecek Doc Savage'den baskasi degildir. Orjinal Savage'in Man of Bronze diye anilmasindan dolayi bir telif problemi cikmasin diye "Brass" adi verilmistir. 

Savage'in takiminda da yine pulp tarihin kahramanlarinin bir geciti, bir ozetidir adeta : Tarzan, Asyali villian arketipini Hark , Bret Leather ise tum ilk maskeli kahramanlar The Green Hornet, The Shadow ve The Spider'in bir karisimidir. 


Pulp kahramanlarin populer kulturde aslinda kendi yerlerini biraktiklari  super kahramanlara karsi (Justice League benzeri bir ekibe karsi) dunyayi savunmasina sahit oluruz. 


Hem Savage ve arkadaslarinin hem de kahramanimiz Elijah'in dogumgunleri ise aynidir: 1 Ocak 1900. Bugun dogan bir baska birine daha atif yapilir hikayede; 20. yuzyilin ruhu olarak dogan (bu yuzden yuzyilla uyumlu olarak elektirige dayanan gucleri olan)  yazar Ellis'in The Authority icin yarattigi Jenny Sparks. Surec icerisinde birbirlerini baglayan bu tuhaf tesadufun gizemini de ortaya cikarmaya calisirlar. 

Kahramanlarimiz hemen her bolum populer kulturun ve cizgi romanin yeni yorumlariyla, yeniden kurgulanmis orjin hikayeleriyle karsilasmaya baslar. 

Fantastik Dortlu'nun hikayesini bambaska bir acidan dinleriz. John Constantine ve diger gizemli Vertigo kahramanlarini, Superman,Wonder Women ve Green Lantern'in hikayeleri yeni bastan takip etme imkani buluruz. 




Super kahramanlarin gizli kimliklerinin olmasinin adetten oldugu gunlerde Thor'un da bir gizli kimligi vardir elbette.Her ne kadar bugun bize sacma-yabanci gelse de meshur cekici Mjolnir'i ise bir sopa-baston seklinde kamufle etmektedir.


Bastonun cekice donusmesini buyu diye gecistirmeyip bilim kurgu temeline oturtmayi dener Ellis (bence harika bir bulusla) ve basarili da olur. Sherlock Holmes'den Frankenstein'a Gorunmez Adamdan Drakulaya Viktoryen donemin hala karanliklarda saklananan canavarlari ile de tanisiriz. John Stone ise James Bond/Nick Fury karisimi bir ajan tiplemesine gondermedir. Bu saygi durusu mutlak bir  takdir etme, yuceltme biciminde degildir elbette yeri geldiginde populer kulturu acimasizca elestirdigi de olur Ellis'in. 

Tum bunlarin disinda alttan alta devam eden bir de buyuk hikaye vardir : Alternatatif Fantastik Dortlu grubu uzaya degil evrenler arasi yapiya yapmaya calistiklari yolculuk sirasinda buyuk gucler kazanmis ve hikayemizin ana kotuleri olmustur. (Evrenler arasi boslukta yolculuk etme ve bunu gerceklestirebilecek bir tur uzay gemisi Ellis'in The Authority'de de kullandigi bir fikirdir) 

Tum hikaye boyunca Planetary ve Fantastik Dortlu arasindaki mucadele de adim adim ilerler. 

Kapaklar: 







6 Mayıs 2019 Pazartesi

The Goddamned

Jason Aaron'in Cain'in hikayesini bambaska bir sekilde anlattigi cizgi roman "The Goddamned" okundugunda yakin zamanlarda cekilmis benzer konulu bir filmi hatirlamamak mumkun degil: Aronofsky'nin Noah filmi. 



Film Nuh'un hikayesini alisilmisin disinda bir bicimde anlattigi icin hem tuhaf bulunmus hem de kimi dini cevrelerce elestirilmisti. Oysa Aronofsky'nin yaptigi extra-Biblikal denen Bible disindaki (kimi apoktifal olarak nitelenen, ortadoks Hristiyanlarca kabul edilmeyen) kaynaklarin anlattigi hikayeyi perdeye tasimasiydi. Bu literaturun en onemli sahislarindan birinin yani Enoch'un filmin anahtar karakteri olmasi da bosuna degildi. 

Jason Aaron da cizgi romanda ayni seyi yapmakta ve ektra-Biblikal kaynaklari hikayelestirmekte. Yine bu literaturun onemli  kisisi Enoch'a da gonderme yapmakta: buna gore tekerlek-demiri isleme gibi teknolojileri Enoch'un zamanindan beri gormedigini soylemekte Cain (zira bu mitolojiye gore insanlik bu bilgileri bizzat Enoch'a borculudur). 



Devler olarak nitelenen Nephilim de benzer bir literaturun urunudur, "dusmus" meleklerin yoldan cikarak insanlarla uremesinden dogan bu yari-ilahi yaratiklar bir yanlariyla insanlari bir yanlariyla ilahi yaratiklari/dunya otesi katmanlari temsil etmektedir. Hic bir insanin veya doga olayinin olduremedigi Cain de bu yuzden kendini ancak bir Nephilim'in oldurebilecegine inanmaktadir. 


Islami mitolojideki Harut Marut da kendilerine insani nefisler verildiginde yoldan cikan (dusen) ve insanlarla nesilleri karisan meleklere denk gelmektedir. (Aslinda bu fikri en guzel degerlendirip yeniden yorumlayan ise Garth Ennis ve Preacher'da kullandigi Genesis fikridir bence. Tum hikaye bir melegin yoldan cikmasiyla baslar )

Son olarak Cain'in sikca silah olarak kullandigi cene kemiginin de Biblikal mitolojide onemli bir yeri oldugunu vurgulamak lazim; Bible kahramani Samson bir essegin cenekemigini silah olarak kullanarak buyuk bir Filistin ordusunu yenmistir bu mite gore. 



Devami henuz gelmese de The Goddamned ilk albumu hem cizimleri hem de hikayesiyle Amerikan comics dunyasinda gormeye cok aliskin olmadigimiz bir eser. Cok katmanli gondermeleriyle daha cok bir BD albumu tadi birakti bende. 


  





22 Nisan 2019 Pazartesi

Slaine

Conan, bugunlerdeki gibi tekrar cikacak mi, satacak mi, devam edecek mi sorularina muhatap olmadigi 70'ler ve 80'ler boyunca buyuk bir sukse yaratmisti. Pesinden de taklitleri, filmleri ve filmlerinin kopyalari geldi elbette. 

Cizgi roman dunyasinda da Conan ruzgarini yakalamak icin degisik Kilic & Buyu cizgi romanlari yapildi, cogu basit Conan taklitleri olarak unutuldu gitti ama bunlardan biri oldukca basarili oldu : Slaine. 

Slaine,  UK'in Amerikan barbarina verdigi cevapti, 83 yilinda 2000AD dergisi icin yaratilmisti. Yillarca da hem derginin vazgecilmezi oldu hem de disarida yayinlanan (ozellikle Avrupa'da) ve sevilen ender 2000AD islerinden biri oldu. Amerika yayin hayati ise berbat renklendirmeler ve kotu kapaklar yuzunden pek basarili gecmedi. (Turkiye'de bir gazete ekinde yayinlandigini ogrendim ama kac macerasi yayinlanma sansi buldu bir bilgim yok) 

Slaine ilk bakista Conan benzeri bir barbar gibi gozukmesine ragmen, okumaya baslayinca oldukca degisik unsurlar barindirdigi anlasilmakta. Herseyden once yazari Pat Mills'in klasik Ingiliz kara mizah anlayisi sayesinde oldukca eglenceli bir metin Slaine; yaninda gezdirdigi cuce Ukko ile diyaloglarindan panellere serpistirilmis Conan gondermelerine kadar mizah dozaji oldukca yuksek bir cizgi roman. 

Slaine'in kral secilmesine arka planda kil olan Conan :) 

Ikinci olarak her ne kadar Slaine iyi bir savasci olsa da asil ozelligi, asil gucu kimi zaman gecirdigi spasm sayesinde vucuduna kanalize ettigi Tanrica Danu'nun gucuyle gecirdigi Hulkvari donusum ve kazandigi kuvvet. Bu kimi zaman kontrol edilemez, yonlendirilmez ve Hulk'unkinden de oldukca vahsi bir donusumdur. 



Ucuncu onemli bir ayrim mitolojinin - ozellikle Kelt/Irlanda mitolojisinin- cizgi romanin eksenine oturmasi. Sadece bir-kac antik tanri adi anmanin otesinde hikayenin ana omurgasinin bu mitolojiye dayanmasi ve ana tanrica Danu hikayesi uzerinden ilkel toplumlarin anaerkil yapida olmalari olasiligini tartismasi ve bu baglamda donemin feminizm tartismalarina gonderme yapmasi.    

Son ayrim ise 2000AD bir temel olarak bir bilim-kurgu dergisi oldugundan Slain'in de maceralari kendi mitolojik dunyasiyla sinirli olmamasive uzay zaman siniri gozetmeksizin bilim-kurgu icerikli fantastik maceralar da yasamasi.  

Yayin hayati olarak da ikiye ayirmak lazim Slaine'i : oncelikle uzun sure yayinin surdugu siyah-beyaz donem. Bu donemde sonralari Preacher (Vaiz)'in kapak ressami Glenn Fabry'nin ve 2000AD'nin istikrarli ressamlarindan Italyan Belardinelli'nin  harika cizgileriyle can bulur.



Ikinci donem ise 89'da Simon Bisley ile acilir. Siyah beyaz cizgi romana alismis 2000AD okuyucusuna oldukca alternatif renklendirmesiyle bambaska bir atmosfer yasatir Bisley.




Kapaklar: 




Bazilari oldukca kotu Amerikan kapaklari









22 Mart 2019 Cuma

Siyasal Islamcilar Comics okursa...

Lacivert dergisinin son sayısındaki başlıklardan biri : “Süper kahramanların gizli Yahudi kimlikleri”. Yazının giriş cümleleri ise şöyle: 

Küresel bir pazara dönüşen süper kahraman karakterleri evrensel değerleri temsil ediyor görünebilir ancak büyük kısmının kimliklerinin arka planı çoğu mülteci Yahudi yazarçizerlerinin gelenek, kültür ve inanç kodları ile işlendi. Özellikle ilk süper kahramanların…

Dergi Siyasal İslamcı bir çizgide yayın yapmakta ve bu ideoloji için ‘Yahudi’ demenin ne demek olduğu bilindiğinde ve de böyle iddialı cümlelerle yazıya başlandığında tumturaklı başlığın içeriğini dolduracak sağlam bilgiler, kanıtlar bekliyor insan doğal olarak. Ama yazıyı detaylı okuduğumuzda tek bulabildiğimiz çizgi roman dünyasına oldukça yabancı bir kalemin önyargılarından ve kulaktan dolma bilgi kırıntılarından inşa ettiği bir komplo teorisi. Örnekler verelim hemen: 

Aslında bu öncü Yahudi çizer neslinin tıpkı kendi halkları gibi yüz yüze kaldıkları, gerçek kimliğini gizleyerek toplumla kaynaşma mecburiyeti ürettikleri çizgi roman karakterlerinin çift kimlikli yapısının da temellerini oluşturacaktı. Bunların çizdiği ilk süper kahramanlar da kendi ortamlarına uyum sağlamak için tıpkı gerçek hayattaki çizer ve tasarımcıları gibi asıl kimliklerini büyük ölçüde gizlemek ve ikili bir hayat yaşamak durumundaydılar.

Yazarın Superman ve Batman gibi kahramanların çift kimlikliklerini oluşturan tek nedenin Yahudilerin yeni kıtada kimliklerini gizlemesi olarak sunması daha önceki çift kimlikli- gizli kimlikli kahramanlardan haberi olmadığını göstermekte. Bu kahramanlar yoktan var edilmediler, koskoca bir literatürün öncülleri olan kimi çizgi roman kahramanlarının ve pulp hikâye-roman kahramanlarının üstlerine inşa edildiler. Kızılmaske, The Shadow, Doc Savage, Mandrake, Zorro, The Spider gibi kahramanlar gizli kimlikler, maskeler, taytlar, pelerinler, sidekickler, gizli üstler gibi süper kahraman çizgi romanlarının temel unsurlarını kullanmaya Superman ve Batman’den önce çoktan başlamıştı bile. Pek çok çizgi roman kahramanı gibi Superman ve Batman de bu öncüllerinden aldıkları kimi unsurları harmanlayarak ortaya çıktılar. Ama yazar bunları görmezden geliyor zira ya çizgi roman dünyasına uzak olmasından ya da önyargılarından dolayı çıktığı yolda amaçlarına uygun bir hikaye kurguluma derdinde.



20'nci yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren ortaya çıkmaya başlayan üstüngüçlere sahip karakterlerin asıl esin kaynağının, gerçek köklerinden ve yurtlarından koparak yabancı oldukları bir topluma uyum sağlamaya çalışan göçmen Yahudiler olduklarını söylemek hiç de abartılı sayılmaz.

Elbette abartı sayılır hem de büyük ve cahilce bir abartı zira tek süper güçlü kahramanları yaratanlar Yahudi kökenliler değildir, aynı dönem kimi bugüne dek varlığını sürdüren kimi tozlu sayfalarda kalan pek çok kahraman yaratılmıştır. Üstün güçlü kahraman prototipi ise insanlık kadar eskidir. En eski mitlerimizden, efsanelerimizden itibaren Gılgamış’tan Herkül’e Samson’dan Zaloğlu Rüstem’e kadar insanüstü güçlerle donanmış kahramanların hikâyelerini tekrar tekrar anlatmaktadır insanlık.

1930'lara gelindiğinde çizgi roman başlı başına bir sektör olma yoluna girmiş ve bu sektörü büyük ölçüde 1910-20 arasında ABD'ye gelen Yahudi göçmenlerin çocukları yönlendirmeye başlamıştı. The Spirit adlı süper kahramanın çizeri Will Eisner, Superman'ı çizen Jerry Siegel ve Joe Shuster, Batman'ın Bob Kane takma adını kullanan çizeri Robert Kahn ve Örümcek Adam, Hulk, Fantastik Dörtlü'nün tasarlayıcıları Jack Kirby adıyla bilinen Jacob Kurtzberg-Max Ginsburg ikilisi ile geçtiğimiz haftalarda 95 yaşında ölen Stan Lee ya da gerçek adıyla Stanley Martin Lieber bunların başlıcalarıydı.

Yazar kurgusuna uygun olarak saydığı isimleri kalabalıklaştırmak için nesil farklarını göz ardı ediyor. Tüm isimleri bir araya yığıp sayarken Yahudi olmayıp çizgi romana yön veren bir sürü başka ismi elbette atlıyor. Saydığı isimlerin kimisi için Yahudilik gerçekten kimliklerinin bir parçası iken kimisi için ise sadece ailelerinin geçmişinde kalan bir hatıra olmaktan öteye bir anlamı yok. Ama yazar için aradaki farkları yok sayıp hepsini ayni kefeye koymak, genelleme yapmak daha kestirme bir yol.  

Dolayısıyla dünyanın insanüstü güçlerle donanmış bu yeni kahramanlarının geri plandaki kodları büyük ölçüde çizerlerinin kimliklerinin yanı sıra Eski Ahit'e, Kabala'ya veya efsanevi dinî figürlerin güncel bir yorumuna dayanıyordu. 20'nci yüzyılda ortaya çıkan bu kurgu süper kahramanların ilk esin kaynağını ise Yahudi efsanelerinde Golem adıyla geçen kilden yapılmış ve alnına konulan bir yazılı muska ile hizmetkâr ve koruyucu hâline gelen insansı ancak ruhu olmayan bir varlık oluşturuyordu. Spirit'in çizeri Will Eisner bunu açıkça şöyle ifade ediyordu: "Praglı Yahudileri korumak için bir haham tarafından şekillendirilen Golem, tüm süper kahraman mitolojisinin öncüsüdür. Asırlardır Avrupa'da baskı ve zulümlere uğrayan Yahudiler kendilerini karanlık güçlerden koruyabilecek bir kahramana ihtiyaç duyuyorlardı. Bu kahramanı ise Siegel ile Shuster icat etti: Superman…"

Eisner’in yorumu bir çizgi roman üstadı olarak elbette önemlidir ama adi üstünde bir yorumdur, kişisel bir görüştür; mutlak hakikat olmaktan uzaktır. Daha önce belirttiğimiz gibi süper kahramanların kökenlerine bakmak için mitolojinin kendisine bakmak yeterlidir. Her biri farklı düzeyde farklı güçlere sahip Tanrıların hikayelerini, birbirleriyle, ölümlülerle ve yari-tanrilarla mücadelelerini anlatan Yunan Mitolojisinden İskandinav mitolojisine eski çok tanrılı hikayelerdir süper kahramanların kökenleri. Bunda dolayıdır ki Thor’dan Loki’ye Herkül’den Ares’e sayısız mitolojik figür çok doğal bir biçimde süper kahramanların dünyasına eklemlenmiştir. Golem bir yaratıcıya bir kahraman yaratmak için belki ilham vermiştir ama böyle bir genelleme yapmak saçmalıktır.  



İki göçmen çocuğu Jerry Siegel ve Joe Shuster'in 1934'te tasarladıkları ve 1938'de Cleveland'da yayınladıkları Action Comics'in birinci sayısıyla sahneye çıkan Çelik Adam yani Superman, süper kahramanların ilk ve en İbrani özelliklere sahip olanıydı. Yok olmaktan kurtulması için ailesi tarafından bir sepet içinde Nil Nehri'ne bırakılan Hz. Musa'nın modern bir uyarlamasıydı adeta. Bu ilk süper kahraman ve ailesinin orijinal adı da İbranice'den alınmıştı: Kal-El "Tanrının Nuru" ya da ışığı anlamına geliyordu. Superman'ın babasının adı olan Jor-El de yine İbranice "or" (ışık, aydınlık) ve "El" (Tanrı) kelimelerinden esinleniyordu. Çizerleri bu karaktere Hz. Musa'nın tüm temel özelliklerini yansıtıyordu: Yok olmanın eşiğinde bir toplum ve medeniyet; nehire bırakılan sepete karşılık uzaya salınan küçük bir mekikle ailesinden kopan yalnız çocuk; türünün son umudu, faziletli bir birey, halkı için fedakâr, seçilmiş kişi; karşısında en güçlü orduların ve silahların etkisiz kaldığı, yenilmez ve bir millet için ilham kaynağı olacak güçlü bir kahraman… Üstelik bu kahraman Yahudi dinindeki "Tikkun Olam"adı verilen "dünyayı düzeltme, ihya etme" kavramının da büyük bir temsilcisiydi.

Beşiğe koyma miti dışında Superman’le Musa’nın hiçbir ortak özelliği yoktur. Musa halkını kurtarmak misyonunu üstenmişken Superman halkını zaten kaybetmiştir. Kendine bambaşka bir gezegende yeni bir misyon inşa etmektedir.  Musa bir dini ve siyasi bir lider olma yolundayken Superman’in bununla en ufak ilgisi yoktur. Beşik miti ise Musa’ya ait olduğu kadar birçok başka kültüre de ait genel bir motiftir. Yahudilerin bu motifi Sargon’un doğum hikâyesinden aldıkları bilinmektedir. İnsanlığın ortak malı bir kültürel motiftir. Campell meşhur kitabi Kahramanın binbir yüzünde sıraladığı kahramanın ortak hikâyeleri, motifleri sıralamasında ilk motif kahramanın doğuş hikayesinin olağan üstü olmasıdır.  Bu ya bakire bir doğumdur ya bir kaçış-kehanet söz konusudur, ya da benzeri bir olağan üstü motiftir. Yaşamı sıra dışı olacak kahramanın doğuş hikayesi de sıra dışı olmalıdır. 

Yahudi süper kahramanların ilk ilham kaynağı olan kilden yapılmış koruyucu dev adam Golem efsanesi bu defa doğrudan The Thing olarak beliriyordu. Üstelik Taş Adam'a dönüşen Benjamin Jacob Grimm karakteri adından da açıkça anlaşılacağı gibi Yahudi kimliğini gizlemek zorunda kalmıyor ve ilk doğrudan Yahudi süper kahraman oluyordu. 

Yazarın fantastik dörtlü ve The Thing i okumadığı anlaşılmakta, "The Thing" Yahudi kimligine ragmen tastan bir bedene sahip olsa da iradesi olan bir insandır neticede. Ve de buyuk bir dramin icindedir. Golem ise yaratıcısının komutlarını yerine getirmek için tasarlanmış, kendi iradesine sahip olmayan, ruhsuz bir bedeni simgeleyen robotumsu bir yaratıktır. Aralarında yüzeysel bir benzerlik dışında en ufak ortak yan bulunmamaktadır.  


Balığın karnında hayatta kalan Hz. Yunus kıssasından ilhamla hikâyesi oluşturulan ve Rimbor adlı gezegenden gelip bir uzay balinası sayılabilecek ultra enerji varlığı tarafından yutulduktan sonra kozmik güçlere kavuşan, Superman'ın çizeri Siegel'in eseri Jo Nah ya da Ultra Boy; yazar Paul Levitz tarafından bir İbrani gibi tasarlanan ve radyoaktif bir meteor nedeniyle insanüstü büyüme gücüne kavuşarak Colossal Boy'a (Devasa Delikanlı) dönüşen Gim Alon; Atom Smasher'a dönüşen Albert Rothstein; Firestorm adlı kahraman olan Martin Stein; Dr. Harleen Quinzel'ken süper güçlerle donanan Harley Quinn; Alice Cohen tarafından yönlendirilen bir Golem olan Monolithe mesela… Küresel Muhafızlar'a katılarak süper kahraman Seraphin'e dönüşen Chaim Lavon; Katolik bir baba ile Yahudi bir annenin oğlu olan Wesley Dodds ya da süper kahraman adıyla 1940'larda çizilen DC Comics'in Sandman'ı; dindar olmamakla birlikte Yahudi kimliği bilinen Songbird lakaplı Melissa Gold; Reformcu Yahudilik hareketi mensubu Jef ve Rebecca Kaplan çiftinin oğlu olarak doğan ve Wiccan'a dönüşen Billy Kaplan; X-Men topluluğundan asıl adı Wanda Maximoff olan ScarlettWitch ve Quicksilver lakaplı Pietro Maximoff da İbrani kimlikleri ihmal edilmemiş ya da Yahudilikle akrabalık bağı bulunan birçok süper kahraman arasında burada zikredebildiklerimizin bir kısmı.

Yazar artık çok bilinen kahramanlardan yeterli derecede isim bulamamış, ya da bulduklarından üretmek istediği komplo teorileri için yeterli malzeme bulamamış olacak ki artık yüzlerce süper karakterin bulunduğu Amerikan çizgi roman evrenlerinden B ve C listelerinden internetten bulduğu isimleri saymaktadır; bunların çoğunu okumadığına bahse girilebilir. Oysa uzun suredir arz-talepler göre hareket eden bir sektör olan çizgi roman piyasası ve artık çeşitliği yansıtma derdinde olan yayınevleri her dinden her etnik kökenden ve cinsel kimlikten kahramanlar yaramaktadır zaten (buna bol miktarda Müslüman karakter de dahildir). 

Süper kahramanların Yahudi geleneği mirası Jewish Publication Society tarafından 2008'de yayınlanan Ariel Kaplan imzalı From Kraków To Krypton (Krakov'dan Kripton'a) adlı bir kitapta işlenmekten de geri kalmadı. 2009'da Up, Up and Oy Vey: Yahudi Tarihi, Kültürü ve Değerleri Çizgi Roman Kahramanlarını Nasıl Etkiledi adlı bir kitap yayımlayan Brooklynli haham Simcha Weinstein da birçok ünlü süper kahramanın çizerlerinin Yahudi olduğunu ve karakterlerinin Yahudi değerlerinden, Hz. Musa ve Hz. Davut gibi büyük zatlar ile Golem ve Samson gibi efsanevi figürlerden esinlenerek oluşturduklarını belirtiyordu.

Yahudilik kimliği adına hareket eden bazı kalemlerin süper kahramanları sahiplenmek istemesinin anlaşılır bir yönü vardır; nihayetinde ortada oldukça başarılı bir is vardır ve ovunmek icin bunu kendi dini-milli kimlikleri adına sahiplenmek isteyenler her zaman çıkacaktır. Ote yandan çizgi roman da diğer sanat dalları gibi zaman zaman propaganda amacıyla kullanılmıştır elbette. Lakin yazarın da ayni iddiaya destek vermesinin nedeni basta söylediğimiz gibi bu “yabancı” kahramanların aslında nasıl Yahudi kültür ve değerlerinden neşet ettiğini, nasıl “Yahudi” olduklarını (büyük Yahudi komplosunun bir parçası olduklarını) ispat etmek istemesidir. Oysa bunu ispat edemediği gibi kahramanların Yahudi değerleri adına neyi savunduklarını da gösterememiştir: klasik donem kahramanları hemen herkes tarafından savunulabilecek, benimsenebilecek evrensel ahlaki prensiplerin yanındadır. Sevilmelerinin bir nedeni de budur.   

.

16 Mart 2019 Cumartesi

Batman; 90'lar

Batman, 90'larda oldukca realist, ayaklari yere basan, bazen de sirf bu yuzden tekduze maceralarla baslar. Bu surecte bu gunlerde oldukca aliskin oldugumuz fantastik, okult ya da bilim-kurgusal unsurlar minumum duzeydedir. Karsilastigi dusmanlar da -bugun cogu unutulmus- siradan insanlardir. Fantastik-super gucleri, paranormal ozellikleri olmayan ama bol miktarda psikolojik sorunlari olan suclular. 

Kendini Alice Harikalar Diyarindaki Kupa Kralicesi sanan Queen of Hearts, Olimpos tanrisi Zeus sanan Maxie Zeus, ona inanan ve kendini onun buyusune kaptiran Harpy ya da bir Bonnie and Clyde uyarlamasi sayilabilecek 'Crash and Burn'



ya da sadece iyi bir suikastci olan Headhunter:



Ama neyse ki sonraki sayilarda once meshur  "Knightfall", "Knightquest" ve "KnightsEnd" hikaye uclemesi ve pesinden Kelley Jones kapaklari ve cizimleri gelir de Batman cok daha enteresan olur.

Kapaklar: