27 Temmuz 2020 Pazartesi

The Boys - Yeniden

Su siralar ikinci sezonunu bekledigimiz The Boys'un dizisinin de buyuk basari kazanmasi sonucu cizgi roman evrenindeki hikayenin devaminin gelmesi belki de kacinilmazdi.


 

Ilk sayilari yayinlanan The Boys: Becky bizi hikayeyi sonlandirdigimiz zamanin 12 sene sonrasina tasimakta. Hughie Iskocya'ya donmus mutlu bir yasam surmektedir ama hersey Butcher'in yazmis oldugu bir gunlugun eline ulasmasiyla altust olur. Kurtuldugunu sandigi kabuslari kendisini kovalamaya baslar. 

Ennis hikayede her zaman yaptigi iki seyi yine cok iyi yaparak guzel bir baslangic  yapmis; birincisi gunluk konusmalar, donen geyikler ustunden guncel olaylara iliskin fikirlerini kahramanlara soyletmek (woke kulturu, Brexit yahut Trump'in Baskanligi) 




; ikincisi ise gunluk uzerinden The Boys'un karanlik-vahsi-gore gecmisinden perdeler sunmak. Ennis, surekli kazanmasina alisilmis kahramanlarin arketiplerinin yenilmesi, dayak yemesi, iskence gormesinde pornagrafik bir haz duyuldugunu coktan kesfetmis durumda lakin olabilecek hemen herseyi gosterdigi icin bu sefer kendini ve asil seriyi asmak durumunda ilgiyi canli tutabilmek icin. 

Ilk iki sayida bunu basardigini soylemek mumkun.   





   

2 Temmuz 2020 Perşembe

Top 10

Alan Moore'un gorece az bilinen calismalarindan biri Top 10. 






99-2001 arasi 12 sayi cikmis kisa bir superkahraman anlatisi, devami da bazi kisa spinofflarla gelmis. Icinde yasayan her karakterin bir super gucu oldugu bir sehrin (Neopolis) ve bu sehirdeki bir polis gucunun basindan gecenler konu alinmakta. Bu ozel yeteneklerin kimisi diger ana akim cizgi romanlardan hemen ilk bakista taniyacagimiz ozellikler kimisi ise oldukca yeni/orjinal fikirler. Kisacik bir seri icin adeta bir fikir fabrikasi gibi onlarca karakter uretmis Moore (bazi karakterleri detaylica taniyoruz bazilarinin ise sadece ismini ogrenebiliyoruz ). Seri hem 80'li 90'li yillarin klasik polisiye dizilerinin havasini yakalamis hem de sonuc olarak yerli yerinde bir mizah/superkahraman parodisi anlayisina sahip surukleyici bir eser ortaya cikmis. Elbette bu faktorlere Gene Ha'nin harika cizimlerini de eklemek gerek.  

Super kahraman enflasyonu basta Kurt Busieck'in Astro City'si tadini verse de Astro City daha cok siradan insanla super kahramanlarin iliskisi uzerine insa edilmis bir eser oldugundan Top 10 cok daha farkli bir yerde durmakta. 

Seri icinde 3 karateri oldukca sevdim;

Ilk karakterimiz John "King Peacock" Corbeau; Peacock yani Tavuskusu ismini inanclarindan oturu tasimakta. John bir Yezidi ve inandigi Melek Tavus'la dogrudan iletisim halinde. Boylece karsisindaki rakiplerin, engellerin en zayip noktasini ogrenmekte. 

Ozellikle ISID sonrasi Yezidiler Bati dunyasinda daha cok duyuldu/tanindi ama ondan once Moore'un boyle bir karakter yaratmis olmasini tebrik etmek gerek. Mitolojiye, gnostik-ezoterik inanclara duskunlugunu bir kez daha ortaya koymakta boylece: John'un, Tanriya inanip inanmadigi sorgulaninca verdigi cevap carpici: Ona gore aslinda Tanri insanlara inanmamakta ve herseyi Melek Tavus'a birakip cekimis durumda. 




Ikincisi Robyn "Toybox" Slinger; surekli yaninda tasidigi oyuncak kutusunda cesitli boyutlarda/yeteneklerde oyuncaklar tasimakta ve bunlari kontrol edebilmekte. Bu yonuyle Ingiliz cizgi romaninin unutulmaz karakterlerinden The House of Dolmanne yapilmis bir gonderme adeta. Moore'un Ingiliz cizgi romanindaki yerini goz onune alinca olasi bir durum. 




Orjinal Dollman'in yeniden yorumlanmasi

                 Orjinal Dollman'in guncel yorumu

Son olarak ana karakterlerden degil ama bir yan karakter: sehrin taksi suruculerinden biri; kor oldugu ve cokca da kazaya karistigi halde Zen gucleriyle taksiyi surdugunu iddia etmekte. Sadece Daredevil misali bir radar algisindan bahsetmiyoruz, insanlari zaman-mekan denklemi icerisinde olmasi gereken yere goturdugunu iddia eden (cogu zaman da kimsenin inanmadigi) bir surucu:  Bob "Blindshot" Booker