28 Kasım 2019 Perşembe

Sherlock Frankenstein

Sherlock Frankenstein son donemlerin populer superkahraman serisi Black Hammer evreninden dort sayilik bir mini dizi. Yeni bir Sherlock Holmes uyarlamasi-yorumu. 

Seride kahramanimiz Sherlock Holmes'un Viktorya donemi Ingiltere'sinde sucla savasan bir deha iken once olumsuzluge kavusmasi (bir nevi Frankestain olmasina) ve sonrasinda Ameriaka'da superkahramanlarla savasan bir villiana donusum hikayesi ele alinmakta. Kendi basina da okunabilecek, Black Hammer evrenine baslangic yapilabilecek guzel bir seri.

Alternatif kapaklar oldukca guzel -favorim elbette Mignola-.






22 Kasım 2019 Cuma

Fantagor Press

Buyuk usta Richard Corben ana akim cizgi roman yayinevlerine cesitli isler (hem kapak hem icerik)  yapmis olsa bile cogunlukla Heavy Metal dergisi icin uretim yapti. Daha sonraki yillar kendi yayinevini ( Fantagor Press) kurdu ve dergilerde kalmis islerinin bir kismini cizgi roman formatinda yayinlamaya calisti. Ama uretimleri hem icerik hem de atmosfer olarak Amerikan cizgi roman pazarina cok uymadigindan olsa gerek bu cizgi romanlar cok fazla ses getirmedi yahut maddi basari saglamadi. Zaten malzeme olarak da comics formatina uygun isler degildi. 

Bunlara bugun ulasmak oldukca guc olsa da ustayi okumak -hele kendi renklendirdigi isleri- cok keyifli: 




16 Kasım 2019 Cumartesi

Ennis'den Superkahraman Hikayesi

Preacher ve The Boys'dan tanidigimiz Ennis, superkahraman hikayeleri yerine kendi deyimi ile daha ayagi yere basan karakterleri yazmayi seviyor. Ama bu kariyeri boyunca hic super kahraman hikayesi yazmadi demek degil; iste onlardan biri Authority ekibi icin yazdigi iki kisa hikaye:   "Kev" and "More Kev".

Kev aslinda bir asker, SAS gorevlisi. Devletin verdigi tum kirli isleri -kimi zaman beceriksizce eline yuzune bulastirsa da- sorgulamadan yapmakta. Isler cigrindan cikinca da yolu Authorty ile kesismekte. 

Ennis bir askerlik ve savas tarihi hayrani, hem Preacher  hem de The Boys'da konuyu bir sekilde savas tarihine baglayip askerlik hikayeleri de katmisti ana hikayeye. Yine ayni seyi yapmakta esasen; anlatilan aslinda Kev'in hikayesi. Authority tamamen geri planda kalmakta. 

Ama bu sayilarin asil onemi kapaklari ile sevdigimiz Glenn Fabry'nin uzun sure kapak resssamligina agirlik verdikten sonra bastan sona kendisinin cizdigi ender cizgi romanlardan olmasi.   







9 Kasım 2019 Cumartesi

Süper Kahramanlarımızın Kısa Tarihi

Süper Kahramanlarımızın Kısa Tarihi

Ülkemizde çizgi roman okuyucusu oldukça erken bir tarihte süper kahramanlarla tanıştı. Ama tercihi genelde ya eli kılıçlı tarihi kahramanlar ya da fumetti (yahut fumettilere ilham olmuş Amerikan pulp) çizgi romanları oldu. Tüketici beğenisiyle şekillenen piyasada istikrarlı bir şekilde yayınlanabilen süper kahramanlar ise uzun yıllar boyunca bir elin parmaklarını geçmedi. 



Belki de bu yüzden çizgi romancılarımız uzun yıllar süper kahraman üretmedi, bu türe pek yaklaşmadı. Buna teşebbüs edebilecekleri bir mecra bulmak da başka bir sorundu elbette. Gazeteler yerli üreticilerden birbirinin kopyası kılıçlı kahramanlar talep ediyordu, çizgi romanımızın bir başka üretim merkezi mizah dergilerinde ise zaten ciddi hikayelere nadiren yer veriyordu.
  
Bu yüzden süper kahramanlara yaklaşımımız çoğunlukla parodi ağırlıklı bir mizahi üretimle başladı. Gırgır ve türevleri mizahi dergilerde ve çocuk dergilerinde karikatürlerle, bantlarla başlayan “kahraman parodisi” süper kahramanları da içeriyordu. Bunlar kısa zamanda parodi çizgi romanlarını da doğurdular. En Kahraman Rıdvan (1980) doğrudan belli bir karakterin parodisi olmaktan ziyade değişik durumlarda kendini değişik kahramanlarla özdeşleştiren Rıdvan’ın maceralarını içeriyordu ve elbette süperler de Rıdvan’ın özendiği, taklit etmeye çalıştığı kahramanlar portföyü arasındaydı. Çizeri Bülent Arabacıoğlu’nun değme Frankofon kalitesinde ürettiği çizgilerle uzun yıllar Gırgır ve ardıllarında Rıdvan’ı maceraları devam etti. 




Kaptan Türk, Betermen ve daha nice çizgi kahramanlar-bantlar parodi formatında üretildi ama bunlar arasında belki de en orijinali bir Süpermen parodisi olan Fevkalbeşerdi. Memo Tembelçizer’in yazıp çizdiği Fevkalbeşer Osmanlı’da yaşayan bir süpermendi. Clark Kent misali gizli kimliğiyle (Kemalettin Kunt) Havadis-i Gündelik gazetesinde çalışmakta ve icap ettiğinde Fevkalbeşer kimliğiyle suçlularla boğuşmaktaydı. Yine Süpermen hikayesinde olduğu gibi Lamia Langırt isminde platonik bir aşkı bile vardı. 

Bu damar/gelenek bugün bile sürmektedir, en güzel güncel örneği Kutluhan Perker'in yarattığı Hulki karakteridir kanımca. Sinirlenince devasa bir canavar Hulk'a dönüşmek yerine küçülen (ama yine yeşile donen) Hulki abidir kahramanımız. Eğlenceli bir Hulk parodisi olduğu gibi aynı zamanda büyük şehirlerin keşmekeşinde, gündelik hayatın zorluklarında sıkışmış insanın çaresizliğine de gönderme yapmaktadır.  



Gerçek süper kahraman üretimimiz ise (fanzinleri saymazsak) çok sonraları geldi: Yazar Hakan Tacal ve çizer Mahmud A. Asrar tarafından yaratılan çizgi roman karakteri Pırılkız prototip bir süper kahramandır.  “Iman Ltd” ise yazar Hakan Tacal ve çizer Yıldıray Çınar tarafından yine aynı dergide yaratılmıştır ( Rodeo Strip dergisinde 2004-2005). 



Aynı evrende geçen hikâyeler hem senaryo hem de çizimleriyle (hem de crossover mantığıyla) klasik süper kahraman çizgi romanlarıdır. Ama kurgusal bir mekân-zamanı baz aldığı için yerel değil evrensel anlamda (ve herhangi bir comic book şirketinde yayınlanabilecek kalitede) üretimlerdir. Bu anlamda ilk yerli diyebileceğimiz süper kahraman ise belki de yine Tacal-Çınar tarafından yaratılan Karasaban’dır (2003). Karabasan’ın yerel mitolojiden beslenmesi bu alanda kendisine ayrıcalıklı bir yer açmasına neden olur. 



Yerel mitolojiden beslenen başka başarılı çizgi roman kahramanlarımız da var; örneğin Deli Gücük (2009) gibi. Ama Deli Gücük bir süper kahraman mıdır? 

Süper kahramanın formüle edilmiş, herkesin üzerinde anlaşabileceği bir tanımı yok. Kelimenin doğası gereği insanüstü güçlere sahip bir kahraman olarak tanımlansa bile biliyoruz ki kimi zaman insanüstü güçlere sahip olmak bile gerekmiyor. Batman, Ironman gibi kahramanlar aradaki farkı insani özelliklerinin limitlerini olabilecek en üst sınıra çıkartarak ya da teknoloji desteğiyle kapatmaktadır. Yahut mitolojinin yarı-tanrısı Herkül kendi bağlamında bir süper kahraman değilken Marvel evrenine eklemlendiğinde bir süper kahraman muamelesi görmekte. Burada bağlamın ve kahramanın evreninin nasıl konumlandığının önemi artmakta. Zira en önemli iki çizgi roman üreticilerinden Kurt Busiek ve Eric Larsen bile örneğin Flash Gordon'un süper kahraman olup olmadığı konusunda anlaşamadığını görmekteyiz. Evet normal insanlardan daha beceriklidir, teknolojik gadgetlara sahiptir ama ancak diğer bazı kahramanlarla (Mandreke ve Kızılmaske) team-up yaptığında (adeta bir süper kahraman takımı gibi) bir süper kahraman sayılabilir (bu bile tartışmalıdır). 

Bu bağlamda aslında oldukça enteresan bir karakter olan (belli bir kıyafeti, görünüşü, kimliği ve güçleri olmasına rağmen Deli Gücük'ü süper kahraman saymama taraftarıyım (bir gün Karabasan evrenini crossoverla ziyaret etmediği surece). 

Süper kahramanların müthiş beyazperde başarısından ve çizgi roman piyasasının yeniden hareketlenmesinden sonra artık ülkemizde de yeni karakterler yaratılmakta.  Kasap (2017) ve Vamp (2016) gibi oldukça başarılı yeni dergiler denenmekte.  


Ama hakkının yeterince teslim edilmediğini düşündüğüm bir başlık ise yalnızca Otlak dergisinde iki macerasını görebildiğim Gülleci (2015) karakteri. Afşin Kum’un yazdığı Mam Cici’nin çizdiği Gülleci belli yaşın üstündeki herkesin hatırlayacağı tebeşir atan öğretmen klişesi üstüne bina edilmiş. Bu yeteneğine fizik bilgisini de ekleyen Enver öğretmen artık maskeli bir kahramana dönüşmüştür.   



Bütün bu yeni denemeler ümit verici olsa da bugüne değin hem hikayesiyle hem de çizimleriyle Karabasan kalitesini yakalayabilen yerli bir örneğe henüz denk gelmedim. Ama umuyorum ki bu denemeler devam eder.  


7 Kasım 2019 Perşembe

Angela

Angela ile Guardians of the Galaxy'nin Bendis sayilarinda karsilastim.


Ama bir gariplik vardi; hem ismi hem de orjin hikeyesini anlatirken kurdugu orgu ne Bendis anlatimina ne de genel Marvel hikayelerine uyuyordu. Zira ana akim cizgi romanlarda teolojik cagrisimlar yapabilecek hikayeler ya ustu ortulu anlatir ya da etrafindan dolasilarak. Oysa Angela, Heaven - Cennet denilen bir yerden nasil oldugunu bilmedigi bir sekilde geliyordu ve nasil dunyada Cennet hakkinda hikayeler anlatiliyorsa Cennet'de de Dunya hakkinda hikayeler duymustu.



Isin aslini kapaktaki notla aydinlandi, meger tum Angela kurgusu ve orjini  1993'de Neil Gaimann tarafindan yaratilmis. Todd McFarlane, Spawn icin degisik yazarlari davet ettigi sayilarindan birinde  Gaiman Angela ve diger bazi yan karakterler yaratmis.



Isin trajikomik yani ise Marvel'dan benzer sikayetler yuzunden ayrilip Image kurucularindan biri olan McFarlane'in benzer bir sekilde Angela karakterinin ustune yatmasi ve Gailman'la davalik olmasi... Mahkemeyi kazanan Gailman sonraki surecte Angela karakterini de Marvel'a satar. Olayin detaylari icin :

https://en.wikipedia.org/wiki/Angela_(comics)